Ramazan’da Sağlık - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Ramazan’da Sağlık
Ramazan’da Sağlık
Ramazan Ayı’nda; insan ilişkilerinin  yumuşaması, insanların daha çok bir araya gelmeleri, hoşgörü ve ortak değerlerin paylaşılmasının ve bu arada oruç ve yoksulların gözetilmesi gibi yapılan ibadetlerin artması insana mutluluk, moral ve rahatlama vermektedir. Bütün bu değerlerin sağlığımıza iyi yönden etkileri olduğunu biliyoruz.
Yayım Tarihi : 07 Haziran 2016 | Kategori : Sağlık Haberleri

Aynı zamanda, oruç ile bedenimize sağlığa zararlı maddelerin daha az girmesinin ve özellikle sindirim sistemimiz başta olmak üzere bazı organlarımızın biraz dinlenmesinin de sağlığımız üzerine bazı yararları olduğu söylenebilir.


Ancak, orucun sağlığımıza etkilerinin de olabileceği göz önüne alınmalıdır. Özellikle yaz aylarındaki oruç döneminde dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta vardır. Birincisi; aç kalma süresi uzun olduğu için besin dengesi daha çok etkilenecektir. İkincisi, aşırı terleme ve buharlaşma ile su kaybı daha çok olacağı için özellikle su ve elektrolit metabolizması daha çok bozulacaktır.


Bedenimiz günlük ritim içinde çalışmaktadır. Bu ritim düzeninde özellikle uyku ve beslenme önemli yer tutar. Ramazan'da sabaha karşı derin uyku fazında uyanmak ve sahur yemeği yemek gerekir. Bu durum, alışılmış uyku ritminin bozulması ve uykunun yeterli olmaması ile sonuçlanır. Sahurdan sonra tok olarak uyumak da düzenimizi bozacak, ertesi günde iş verimi bir miktar azalacak ve bazı sindirim problemleri oluşabilecektir. Burada özellikle mide bağırsak hastalarının durumu önem kazanmaktadır. Ülser, ağır gastrit ve reflü gibi hastalıkları bulunan ya da geçmişinde böyle hastalıları geçirmiş kimselerin oruç tutması önerilmez. Çünkü, uzun açlıkta sindirim sistemindeki salgılar yiyeceklerle nötralize olamadıkları için kendi organlarına zarar verip bu hastalıklara neden olabilir.


Ramazan dışında; sabah, öğle ve akşam yenen ana öğünlerle midemiz dolmakta ve yaklaşık 3-5 saat içinde boşalmaktadır. Mide boşalınca acıkma duygusu da başlar ve yine yemek yiyebiliriz. Midenin boşalmasında yenilen yemeklerin özellikleri de rol oynar. Sıvı besinler mideyi daha çabuk terk edecekleri için yeterli ve uzun süre tokluk hissi vermez. Açlık durumu ne kadar uzarsa başta kan şekeri olmak üzere metabolik olaylar o derece aksayacak ve böylece metabolik denge bozukluğu oluşacaktır. Burada rol oynayan en önemli madde kan şekerimizdir. Hücrelerin yakıtı olan kan şekeri, besinlerle alındıktan sonra kan ile hücrelere taşınır, hücrelerde oksijen ile yakılır ve sağlanan enerji ile hücrelerin yaşamsal faaliyetleri böylece devam eder. Uzamış açlık durumunda kan şekeri eksikliği depo edilmiş yerlerden bir süreliğine karşılanabilir. Ancak, kan şekeri düşmesi devem ederse bir süre sonra bazı şikayetler oluşabilir. Kan şekerinin belirgin  düşmesi hipoglisemi tablosunu ortaya çıkarır ki; halsizlik, çarpıntı, titreme, terleme, sinirlilik, baygınlık, hatta bayılma gibi belirtiler yapar. Hipoglisemi, özellikle tedavi görmekte olan şeker hastalarında sık görülen bir tablodur. Şeker hastalığı yani diyabet olanların tedavide kullandıkları tablet ya da insülinin 24 saate kadar uzayan etki süreleri vardır. Oruçta, özellikle uzun günlerde, ilaç alındıktan sonra yeteri kadar beslenememe sonucu, hipoglisemi tablosu oluşabilir. Bu durumda oruç tutmak isteyen şeker hastalarının doktorlarına danışarak tedavide gerekli değişiklikleri yapmaları doğru olur. Sonuç olarak, diyabetliler için oruç konusu; yalnızca diyet ve tek bir tablet kullanan hafif hastaların tedavide gerekli ayarlamaları yapmak koşuluyla oruç tutabileceği, birden çok ilaçla ve insülin ile tedavi gören orta ve ağır derecede hastalar için orucun doğru olmayacağı şeklinde özetlenebilir.


Oruçta, su ve tuz dengesi bozukluları da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Yeteri kadar sıvı alınamaması ve sıcakta ter ile tuz kayıplarının fazla olması tansiyon düşmelerine yol açabilir. Hipertansiyon hastaları için bu konu özellikle önemlidir. Tansiyon ilaçları da alındıktan sonra 24 saate varan etki süreleri içinde tansiyonu düşürecektir. Denge bozulunca aşırı etki nedeniyle hipotansiyon ve baş dönmeleri, bilinç kayıpları, hatta şok tablolarına sebep olabilir. Özetle; tansiyon hastalarının oruçluyken sıcak ortamlarda bulunmamaları ve aşırı efor sarf etmemeleri önerilir. Hastalığın derecesi de önemlidir, hafif seyirli hastalar bu konularda dikkatli davranarak oruç tutulabilirler. Ancak orta ve ağır hipertansiyonluların oruç tutmaları doğru değildir.


Hayati organlardan birinin yetmezliği olan hastaların oruç tutmaları da oldukça sakıncalıdır. Özellikle böbrek yetmezliği olan kişilerde bu konu önemlidir. Bedenimizde oluşan toksik (zehirli) maddeler başlıca böbrek yoluyla atılmaktadır. Bunun için de vücutta yeteri kadar su olması gerekir. Oruçta yeterli su alınmaması ve bu sıcak mevsimlerde aşırı su kaybı sonucu zaten yetersiz çalışan böbrekler daha da etkilenecek, böbrek yetmezliği tablosunun ağırlaşmasına neden olacaktır. Kalp, karaciğer, beyin, akciğerler gibi önemli diğer organların yetmezliklerinde ve orta-ağır anemi (kan eksikliklerinde) de oruç tutmanın var olan hastalıkların artmasına ve sağlığımızın bozulmasına  yol açabileceği unutulmamalıdır.


Kimler Oruç Tutmamalıdır?

• Yetişme çağındaki çocuklar
• Yaşlılar
• Orta ve ağır derecede diyabet, tansiyon, kolesterol, kalp damar hastalığı gibi kronik hastalık tedavisi görenler
• Şiddetli enfeksiyon hastalığı olanlar
• Ülser, gastrit, reflü gibi kronik mide bağırsak hastalığı olanlar
• Organ yetmezliği olanlar
• Kanser gibi önemli hastalığı olanlar ve bu konuda tedavi görenler
• Parkinson, Alzheimer gibi kronik nörolojik hastalığı olanlar
• Hamile ve emzirme dönemindeki kadınlar
• İşi gereği sürekli güneş altında çalışmak zorunda kalanlar


Oruç Tutanlara Sağlık Önerileri

• Sahur yemeğinin mutlaka yenilmesi ve sahurda özellikle tok tutacak protein ağırlıklı beslenilmesini öneriyorum. Örnek vermek gerekirse;
koyu çorbalar, yumurta, peynir, yoğurt, süt ve ayran gibi besinler tercih edilmeli; bol şekerli, hamur işi ve sulu yemekleri daha az tüketilmeli ve yemekten sonra hemen yatılmamalı.

• Oruçluyken aşırı aktiviteden kaçınılmalı, yorulmamaya dikkat edilmeli, fırsat bulunduğu dönemlerde bir süre yaratıp dinlenilmeli.
• Oruç tutan kişilerin; sıcak ortamlarda, açık havada ve güneş etkisinde kalmamaya özen göstermesi gerekmektedir.
• Oruç döneminde uzun ve yorucu yolculuklara çıkılmamalı, oruç tutan kişinin uzun süre araç kullanmaması faydalı olacaktır.
• İftar yemeklerinde aşırı miktarlarda ve hızlı yenmemeli, meyve gibi bazı yiyecekler iftardan 1-2 saat sonra tüketilmelidir.
• Sigara içen kişiler de iftardan sonra üst üste aşırı sigara içmemeye özen göstermelidir.


Herkese hayırlı ve sağlıklı bir Ramazan Ayı diliyorum.