Baş dönmesi ve denge kayıpları - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Baş dönmesi ve denge kayıpları
Baş dönmesi ve denge kayıpları
Baş dönmesi; insanın yaşadığı çevrede hareket yanılsamasıdır. Kişinin çevredeki cisimlerin veya kendisinin hareketli imiş gibi hissetmesi ve bundan rahatsızlık duymasıdır. Oldukça şiddetlidir ve kişiyi derin paniğe sevk eder. Dengesizlik ise;  kişinin bulunduğu ortama göre dengesini sağlayamama ve hareketli olduğu hissine kapılmasıdır. İkisi arasındaki fark önemlidir. Çünkü bunlara yol açan hastalıklar ve tedavileri arasında ciddi farklılıklar vardır.
Yayım Tarihi : 10 Ağustos 2017 | Kategori : Sağlık Haberleri

Tüm Kulak Burun Boğaz hastalarının yaklaşık %5’i denge bozukluğundan yakınmaktadır. Yaş ilerledikçe bu oran %15’e kadar çıkmaktadır. Özellikle ileri yaş grubunda en sık görülen yakınmalar arasında yer almakta ve kişinin günlük ihtiyaçlarını gidermesinde ciddi sorun olmaktadır. Ayrıca buna bağlı düşmeler, kemik kırıkları, kafa travmaları gibi baş dönmesi- denge bozukluğunun ikincil sorunları da ciddi problemlere, bazen yaşamsal komplikasyonlara  yol açmaktadır.


Dengemizi,  göz, kulak ve derin duyu dediğimiz gövde  yapılarından gelen uyarılar sayesinde buluruz.


Denge bozuklukları; kulak kökenli olabileceği gibi, beyin, merkezi sinir sistemi, göz, eklemler, boyun rahatsızları ve tüm vücudu ilgilendiren sistemik hastalıklar (hipertansiyon, diyabet, vitamin eksiklikleri, hormonal bozukluklar vb.) sonucu da gelişebilir. Tüm bu nedenlerin arasında ayırıcı tanı yapılması çok önemli olup, her bir nedenin tedavisi değişiklik gösterir.


Hastadan detaylı hikayenin alınmasından sonra,  tam bir Kulak Burun Boğaz muayenesi ve bunu takiben, bu konuda uzmanlaşmış doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan denge testleri, işitme testleri tedavinin esasını teşkil eder.

En sık kulak kaynaklı gelişen baş dönmeleri şunlardır:

 

BPPV (Benign Paroksismal Pozisyonel baş dönmesi):  


Baş ve/veya gövdenin ani hareketi ile başlayan, yaklaşık 1 dk. civarında süren ancak oldukça şiddetli baş dönmesi ile seyreden bir hastalıktır. Genellikle yataktan kalkarken veya yatakta dönerken olur. İşitme kaybı sıklıkla bulunmaz. Bulantı ve kusma eklenebilir. Hastanın yaşam kalitesini oldukça etkiler. Ataklar arasında hasta kendini iyi hisseder. Herhangi bir nörolojik yakınma (kuvvet kaybı, kol ve bacakların his kusuru, yüz felci, bilinç bulanıklığı vb) bulunmaz.


En sık rastlanan baş dönmesi etkenidir. Kişiyi oldukça rahatsız etmesine rağmen, altta yatan neden hayati tehlike yaratmaz. Dengemizi sağlayan unsurlardan olan yarım daire kanalları içine iç kulaktan yer değiştiren bir takım kristallerin kaçması sonucu meydana gelir. Hekimin yapması gereken, hangi yarım daire kanalına kaçtığının belirlenmesi ve ona uygun tedaviyi düzenlemesidir.


Tedavi; iç kulakta yer değiştiren kristallerin tekrar yerine oturtulan manevralarla yapılır. Tutulan yarım daire kanalına göre manevralar düzenlenir. Yapılan manevraların etkinliği %90 civarındadır, %10-15 hastaya ikinci bir manevra gerekebilir.

Daha sonra hastaya dikkat etmesi gereken önlemler anlatılmalıdır.

 

 

 

MENİERE HASTALIĞI: 


Şiddetli gerçek baş dönmesi, bulantı kusma, eşlik eden kulakta dolgunluk, dışa doğru basınç hissi, kulak çınlaması ve işitme kaybı ile beraber olan bir iç kulak hastalığıdır. Ataklar halinde gelir. Ataklar arasında hasta kendini rahat hisseder.


Baş dönmesi
, oldukça şiddetlidir. En az 20 dk. sürer. Ne zaman geleceğini önceden tespit etmek zordur ve kişinin günlük hayatını engeller. Yatma ihtiyacı doğar, hastaların büyük bir kısmı acil servise başvurur. Bulantı-kusma, terleme, cisimlerin gözün önünden kayması gibi yakınmalar beraberinde izlenir. Ortalama 3-4 saat sürer, ancak 1 gün bile devam edebilir.


İşitme kaybı
, başlangıçta ataklar sırasında olup, daha sonra geçmesine rağmen, ataklar devam ettikçe işitme kaybı giderek artar.


Çınlama
genellikle düşük frekanslı olup, motor gürültüsü veya rüzgâr sesi gibi tanımlanır. Baş dönmesi atağından hemen önce veya atak sırasında artış gösterir.


Kulakta dolgunluk
, sanki kulak zarı dışarıya itiliyormuş gibi bir his verir. Basınç hissi şeklindedir. Dışarıdan gelen sesler, bozuk ve distorsiyone şekilde duyulur ve hastayı oldukça rahatsız eder.


Hastalığın kesin nedeni bugün için kesin olarak bilinmemektedir. Ancak genetik, bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklar, enfeksiyon hastalıkları, stres, travma gibi birçok neden olabilir. Ancak oluşan mekanizma iç kulaktaki endolenf adı verilen sıvının basıncının artmasına bağlıdır. Bu sıvı ya fazla üretimden, ya da üretilmiş sıvının emilip atılmasındaki azalmadan dolayı artar.


Hastalık %46-50 oranında bir kulakta başlar ve kendini gösterir. Ancak hastalık ilerledikçe, ortalama 8 yıl sonra, öteki kulakta da şikâyetler başlayabilir.  


Hastalar açısından oldukça endişe verici durumdur, çünkü hastanın günlük ve fiziksel ihtiyaçlarını gidermesini engeller.


Acil tedavide, baş dönmesi ve kusması olan hastada damar içi sıvı ve baş dönmesini engelleyici ilaç verilir.


Uzun süreli tedaviye başlarken en önemli unsurlardan biri, hastanın başvurduğu andaki işitme düzeyidir. Tedavi basamaklar halinde yapılır. Önceleri tıbbi tedavi ile
başlanıp, hafif derecede bir idrar söktürücü, tuz kısıtlaması, stres ile mücadele ve ilaç tedavisi yapılır. Hastalığın durumuna göre, kulak içine, kulak zarından ilaç verilmesi (intratimpanik steroid veya gentamisin), eğer gerekiyorsa cerrahi tedavi uygulanır. Hastaların %90’ı bu tedavi biçimlerinden birine cevap vermektedir. Çok az hasta grubunda, iç kulağı total fonksiyon dışı bırakan cerrahi işlemler uygulanabilir.


ENFEKSİYONLAR: 


Özellikle iç kulağı ve denge sinirini tutan enfeksiyonlarda, şiddetli baş dönmesi meydana gelir. Hastalığın durumuna göre işitme kaybı eşlik edebilir. Ayrıca uzun süreli orta kulak enfeksiyonlarının, iç kulak ve denge kanallarında yaptığı hasar sonucu denge bozukluğu izlenebilir.

Orta kulak kronik enfeksiyonlarında, hastalığın iç kulağı tutması ya da orta kulak ile iç kulak arası kemiklerde erime yapması önemli nedenlerden biridir ve tedavisi cerrahidir.

 

DARBELER ve TRAVMALAR


Başa ve kafa kemiklerine gelen darbeler, bazı durumlarda ise genel vücut travmalarından sonra denge bozuklukları ortaya çıkabilir. Çoğu durumda kulak kemiğinde kırık da bulunabilir.  Ancak her vakada izlenmez. Bazı durumlarda ise travmaya kalıcı ya da geçici yüz felci de eklenebilir. İşitme darbenin durumuna göre etkilenir. Orta kulak tipi travmalar sonrası cerrahi olarak işitme düzeltilebilirken, iç kulağı etkileyen travmalarda kalıcı tipte işitme kaybı ile karşılaşabiliriz. Bunların sonucu ortaya çıkan baş dönmesinin tedavisi uzun zaman gerektirir.

 

İLAÇLARA BAĞLI: 


Bazı ilaçların işitme ve denge sistemi üzerine olumsuz etkileri vardır. Bazıları sadece işitme, bazı ilaçlar ise denge sistemini etkilerler. Özellikle gentamisin veya streptomisin grubu ilaçlarda bu risk daha fazladır. Çoğu durumda işitme ve denge kaybı kalıcıdır. Hastanın uzun süre bu denge bozukluğunu telafi edici egzersiz ve manevralar yapması gerekir. Genellikle ilaç tedavisinin katkısı bulunmaz.

Daha önceden kulak rahatsızlığı veya işitme kaybı olan hastalar bu tür işitme kayıplarına daha duyarlıdır, bu nedenle endikasyon dışı ilaç kullanmamak çok önemlidir.

 

Bunların dışında;


SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI: 


En sık karşılaşılan durumlardan biri migrendir. Ayrıca damar tıkanıklıkları, beyin ve beyincikte yer alan tümörler, multipl skleroz, Parkinson hastalığı, yaş ile beraber beyinde meydana gelen değişiklikler sayılabilir. Hastaların çoğunda, denge bozukluğu yanında ek, ellerde kollarda uyuşma, konuşmada bozukluk, kuvvet azlığı, görme ve konuşma bozukluğu sinir sistemi bulguları da vardır.


GENEL HASTALIKLAR: 
Kansızlık, tiroid bezi fonksiyon bozuklukları, vitamin eksiklikleri (B12 vit ve folik asit), hormonal bozukluklar, görme bozuklukları, ilaç kullanımı sırasında ortaya çıkan durumlar, kalp ve damar hastalıkları, tansiyon oynamaları (ani yükselme ve düşme), vücutta kusma ve ishal gibi ani sıvı kayıpları sayılabilir.


PSİKOLOJİK DURUMLAR: 
Özellikle şiddetli stres (sınav stresi vb.), panik atak, depresyon, endişe gibi durumlarda denge bozuklukları izlenebilir.

 

Denge bozukluğu olan hastaların önce dikkatli bir hikâyesi alınmalıdır. Bu konu teşhis ve tedavide en önemli aşamadır. Daha sonra tam Kulak Burun Boğaz muayenesi, özellikle kulakların incelenmesi ve işitme testleri yapıldıktan sonra, denge testleri yapılarak hastalığın kaynaklandığı olası yerler tespit edilir. Denge bozukluğunun tedavisinin bu konuda uzmanlaşmış kişiler tarafından yapılması daha uygundur. Hastalığın durumuna göre, ilaç tedavisi, denge egzersizleri veya cerrahi tedavi uygulanır.

Bazı durumlarda değişik branş hekimlerinin ortak çalışması gerekebilir.

Prof. Dr. Onur Odabaşı

Kent Sağlık grubu

KBB Uzmanı