Beslenmenin Aynası Cilt - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Beslenmenin Aynası Cilt
Beslenmenin Aynası Cilt
Derimiz dış ortam ile vücudumuz arasındaki en önemli korunma bariyeridir. Ona yalnızca dışarıdan uyguladığımız ürünler ve işlemler ile bakmamız yetmez. Aldığımız besinler de deri sağlığında önemlidir.Yasımız ilerledikçe hücrelerimizde oluşan birtakım kimyasal değişiklikler onların yıpranmasına ve ölmesine neden olur. Bu süreçlerde hücrelerimizi koruyan vitamin, mineral ve çeşitli antioksidanları besinler ile alırız. Bunların eksikliklerinde derimizde bazı değişiklikler meydana gelir. Saçlarda dökülme, tırnaklarda kırılma, ciltte kuruluk ve kırışıklıklarda artış olması seklinde olabilir. Özellikle vejetaryen beslenme biçimi ve günlük tempoda vücut sağlığımız için gerekli besinleri alamama sonucunda derimiz etkilenebilir. Gerekli durumlarda dışarıdan besin takviyesi alınması önerilir.
Yayım Tarihi : 06 Kasım 2017 | Kategori : Sağlık Haberleri

“Yüksek glisemik indeksli yiyeceklerin ve yağlı sütün sivilceyi arttırdığı gösterilmiştir.”

Bize en çok sorulanlardan biri sivilcelerin yediğimiz yiyecekler ile ilişkisi olup olmadığıdır. Yapılan çalışmalarda yüksek glisemik indeksli, yani kan şekerinde hızlı yükselmeye neden olan yiyeceklerin ve yağlı sütün sivilceyi arttırdığı gösterilmiştir. Yüksek glisemik indeksli yiyeceklere baktığımızda beyaz ekmek, pirinç pilavı, patates, patlamış mısır, mısır gevreği, meyveli içecekler, kavun ve ananas bulunur. Çikolatanın sivilceyi arttırdığına dair yanlış bir bilgi vardır. Çikolatanın sivilceyi arttırmasındaki neden, içeriğindeki kakao değil, sekerdir. Yeri gelmişken balığın, içerdiği omega 3 yağ asidi ile sivilceyi azalttığını belirtelim.

“Çikolatanın sivilceyi arttırdığına dair yanlış bir bilgi vardır. Çikolatanın sivilceyi arttırmasındaki neden, içeriğindeki kakao değil, şekerdir.”

Bir diğer sorulan soru ise deri yaslanmasının besinler ile ilişkisidir. Deri yaslanmasının nedenlerine baktığımızda genetik özelliklerin yanı sıra, ultraviyole ısınları, sigara, alkol ve madde bağımlılığının, hormonal düzensizlikleri, sistemik hastalıkları ve stresi görürüz. Tüm bu nedenlerin temelinde ise hücresel düzeyde “oksidatif hasar” dediğimiz bir yıkım süreci vardır. Besinler yolu ile aldığımız antioksidanlar hücrelerimizi bu hasardan koruyan en önemli kalkanlardır. Doğal, vitaminler ve antioksidanlardan zengin, düşük kalorili beslenme deri yaslanmasını geciktirir. Besinleri tüketirken antioksidanların kaybolmasını engellemek için onları renkleriyle, taze veya az pismiş olarak tüketmeliyiz. Bunun yanı sıra bol bol sıvı almalıyız.

Antioksidanlar arasında A, D, C ve E vitaminleri ile, koenzim Q10 bulunur. A vitamini eksikliğinde deride kuruluk ve kırışıklığa yatkınlık gelişir. A vitamini yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık yağında (ton ve morina balığı karaciğeri), havuç ve brokolide bulunur. D vitamini ise güneş ışığı ile deride sentezlenmektedir.

“Kolesterol tedavisinin nasıl yapılması gerektiği konusunda her hastaya özel bir yol haritası çizilmesi gereklidir.”

Güneşten kontrollü elde ettiğimiz D vitaminini mantardan da alabiliriz. C vitamini taze sebze, meyvelerde ve özellikle turunçgillerde bulunur, eksikliğinde kırışıklıklar erken oluşur. Özellikle sigara içen kişilerde C vitamini gereksiniminin arttığını belirtelim. Her bir sigara vücuttan 25 mg C vitamini tüketir. C vitamini E vitamini ile birlikte ultraviyole ısınlarına bağlı leke gelişimini önlemektedir. E vitamini ıspanak, avokado, mısır, bitkisel yağ, soya ve fındıkta bulunur.

Günesin zararlı etkilerinden korunmada güneş koruyuculara yardım eden besinler; yumurta, zeytin, fındık, yoğurt, baklagiller, elma, kayısı ve vişnedir. Deniz kıyısında daha az kırışıklıklarımız olsun istiyor isek bu besinlerden zengin beslenip, margarin, yağlı süt, tereyağı, kırmızı et ve şekerden uzak durmalıyız. Yaslanma karşıtı olan polifenol ise yeşil çay, kahve çekirdeği, kırmızı şarap, nar, baharat ve tahıllarda bulunur. Bir antioksidan olan koenzim Q10 balık, kabuklu deniz hayvanları, ıspanak, sert kabuklu yemişlerde vardır. Genel olarak antioksidan içeriği yüksek gıdaları sayacak olursak; taneli ufak meyveler (böğürtlen, dut, kiraz gibi), sert kuru yemişler (fındık, ceviz gibi), ıspanak, pancar, kırmızı lahana, kırmızı biber, zencefil, erik, limon, kivi, üzüm ve yulaf diyebiliriz.

“Ağız içinde aftı olan hastaların sert, tuzlu, baharatlı kuruyemişler, çikolata, narenciye, alkol, incir, peynir, ceviz, domates tüketimiyle şikayetleri artabilir.”

Beslenmenin deri açısından bir diğer önemi de bazı hastalıkların şiddetini arttırabilmesidir. Sedef hastalarında alkol ve gluten içeren yiyecekler (buğday, arpa, çavdar), vitiligo (alaca) hastalığında eksi gıdalar hastalığın şiddetini arttırabilir. Roza (gül) hastalığı olanların acı, baharatlı gıda ile çay, kahve gibi sıcak içecek tüketiminden uzak durması gerekir. Ağız içinde aftı olan hastaların sert, tuzlu, baharatlı kuruyemişler, çikolata, narenciye, alkol, incir, peynir, ceviz, domates tüketimiyle şikâyetleri artabilir. Dermatitis herpetiformis hastalığında ise gluten içeren yiyecek tüketimi ile kasıntı ve yaralarda artış gözlemlenir. Burada bahsettiğimiz gibi uzun süreli deri hastalıkları olan hastaların, şikâyetlerinin besinler ile ilişkilerini öğrenmeleri için mutlaka cilt doktorlarına danışmaları gerekmektedir.

Vejetaryen ve vegan beslenme tarzı demir ve vitamin B12 eksikliği yapabilir. İleri yaslı, çocuk, hamile ve emziren vejetaryenlerde çinko eksikliği görülebilir. Bu eksikliklerde saçlarda dökülme, cilt kuruluğu, cilt lekesi gelişmesi, ağız yarası, yaralarda geç iyileşme, dudak kenarlarında kuruluk, tırnaklarda kırılma gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Vejetaryen olan hamile kadınlarda tiroid fonksiyonlarında azalma ve buna bağlı olarak ciltte ve saçlarda kuruluk ile dökülme, tırnaklarda incelme iyot eksikliğinin yol açtığı sorulardır. Dolayısıyla bu tarz beslenmeyi tercih eden kişilerin cilt ile ilgili şikâyetleri olduğunda dermatologlara başvurmaları, gerekli ise vitamin ve mineral takviyesi almaları önerilir.

Yetersiz protein alımı ile biotin, niasin, A, B12, C ve D vitaminleri ile selenyum, çinko, demir, bakır ve esansiyel yağ asitinden fakir beslenmenin saç dökülmesinde artışa neden olabileceğini belirtelim. Bu saydığımız maddelerinden bazılarının eksiklikleri kan tetkikleri ile değerlendirilemeyebilir. Saç dökülmesi şikâyetiniz var ise öncelikle dermatoloğunuz tarafından muayene edilmeniz gerekir.


Uzm. Dr. Sinem KARACA

Kent Sağlık Grubu Dermatoloji Uzmanı