Çocuklarda İştahsızlık - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Çocuklarda İştahsızlık
Çocuklarda İştahsızlık
İştah,    bir   besinin  isteyerek  ve  keyif  alarak yenilmesidir. İştahsızlık ise bu yeme isteğindeki azalmaya verilen addır. Çocukluk çağında iştahsızlık ve yeme sorunlarıyla doktora başvuran çocukların oranı yüzde 20-30 dolaylarındadır. Çocuklar hayatlarının ilk 3 yılında ömür boyu sürecek beslenme alışkanlığını oluşturur.  Çocuğun  iyi büyüyebilmesi için   yeterli beslenmesi, nitelik ve nicelik olarak  uygun  gıda alması, sindirim ve emilim  işlevlerinin  normal olması gerekir.
Yayım Tarihi : 22 Ocak 2018 | Kategori : Sağlık Haberleri

Düzenli ve dengeli beslenme  alışkanlıkları olan  çocuklar, daha sağlıklı olurlar, sık sık hastalanmazlar,  okulda daha başarılı olurlar, daha az davranışsal sorunlarla karşılaşırlar. Genellikle en sık 3 nedene bağlı iştahsızlık görülür:

 

Hastalıklara bağlı gerçek iştahsızlık

 

Yanlış beslenme alışkanlıkları

 

Psikolojik iştahsızlık

 

İştahsızlık  bazı hastalıklar sonucu olabilir, Fizyolojik rahatsızlıklar iştahsızlık üzerinde en az psikolojik sorunlar kadar etkilidir. Bu durumlar gerçek hastalık  iştahsızlığına sebep olurlar. Örneğin; ateşli yangı hastalıkları, gripal enfeksiyonlar sırasında, demir eksikliği anemisi, bağırsak parazitleri,  bademciklerin büyük olması,  geniz eti,  gastro - özefageal reflü hastalığı,  diş çıkarma,  kronik hastalıklar (kronik böbrek hastalığı, astım gibi kronik solunum yolu hastalıkları, kanserler vb. )  gibi durumlar da çocuklarda görülen  gerçek iştahsızlığın nedenleri arasında yer alırlar.


Gerçek iştahsızlık olmayıp da yanlış  beslenme  alışkanlıkları nedeniyle yemek yemeyen  çocuklarda  ebeveynler tarafından iştahsız olarak  görülür. Oysa bu çocuklar canlarının istediklerini yerler, istemediklerini yemezler.  Genellikle düzensiz- öğünsüz beslenmeye alışmışlardır. Kuru gıdalar, fast food, abur-cubur dediğimiz yiyecekler yerler, öğün saatlerinde sofraya oturup yemek yeme alışkanlığı edinmedikleri için sürekli bir şeyler atıştırmak veya bakan kişiler tarafından yemesi için sürekli bir şeyler sunulması, yemek saatinde acıkıp iştahla yemek yemesini engeller.


Doğumdan sonraki aylarda bebekler ciddi sağlık sorunları olmadığı takdirde anne sütü veya mamalarını iştahla alırlar. Bebekler için ilk aylarda en sağlıklı ve doğru besin mutlaka anne sütüdür, 4-6. aylardan itibaren anne  sütüne  ilave  ek gıda verilmeye başlanır. Çocukların ileri yaşlarda beslenme ve iştahsızlık sorunları daha çok  (6 ay- 1 yaş arası)  bu  dönemdeki  hatalardan kaynaklanır, ek gıdalara  başlarken gösterilen  tutum, sabırsız ve gergin davranışlar yaşamının geri kalanında  beslenme  sorunlarına yol açabilir. Anneler bu döneme geç başlarsa,  katı mamalara geçiş gecikeceği için, çocuk, pütürlü sebzeler, meyve püreleri,  katı yiyeceklerden hoşlanmaz, ağzını açmaz ya da ağzına verileni tükürür veya yutmayarak ağzı içinde tutar, anne memesi veya biberon yerine kaşıkla beslenme alışkanlığını da edinemez. İşte bu devre çok kritiktir, çocuk annesinin duygusal zaafını yakaladığında,  canı isterse yer, istemezse annesine direnebilir. Büyüme evresinde çocukların kişilikleri de gelişir, ‘’ben’’ kavramı  gelişir. Özellikle 1-3 yaş arası ben-egosu baskındır. Ellerini kullanmayı sever, her şeyi almak, mamasını besinlerini kendisi almak ister. Anne titiz davranış gösterip çevreyi kirleteceği endişesi ile bu arzusunu reddederse anne ve çocuk arasında inatlaşmalar başlar ve yemek saatleri kavga saatlerine dönüşür.


Anne ve çocuğa bakan kişi ile çocuk arasındaki inatlaşmalar  iştahsızlık  sorununu artırır. Çocukların mideleri  boyut  olarak  hemen hemen yumrukları  kadardır. Önüne  bir  tabak  dolusu yiyecek konulduğunda,  doğal olarak  yemeği bitiremeyecektir.  Çocuk annenin istediği kadar  besini  tüketene kadar anne  tarafından zorlanırsa, çocuk bu  zorlamaya genellikle  kusma ile tepki  verir. Anne  bu tepkiye sinirlenince de çocukta iştahsızlık, yemeği reddetme, ürkeklik ve sinirlilik  davranışları  gelişir. Kesinlikle ıisrarcı olunmamalıdır. 


*Çocuklar damak tadını geliştirmeye  uygun beslenmelidir.  Yaşamın ilk 3 yılında  beslenme alışkanlıkları oluşur. Taze yiyecekler vermek, yüksek yağ içeren besinler, yapay tatlandırıcılar, işlem görmüş ve paketlendirilmiş hazır gıdalardan uzak tutmak gerekir. Kahvaltı yapmaya alıştırmalıdır. (yumurta, peynir, yoğurt, meyve suyu, tahıl)


*Parmak  ya da  lokma  boyutunda  olan ve bebeğinizin elinde tutarak ağzına  götürebileceği  yiyeceklere parmak gıda denir. Parmak  gıdalar çocuk için keşfetme  imkânıdır.  Yemeğe dokunur, koklar, sert, yumuşak, ekşi, tatlı, tuzlu farklarını ayırt etmeye  başlar,  kendisini besliyor olmak zevk ve mutluluk verir kendine olan güvenini, motor gelişimini, el-göz koordinasyonunu  destekler. 8-9 ay civarında bardaktan içmeye başlayabilir. 9-12 ay civarında eline kaşık verip yemek sırasında oynamasına izin vermek gerekir.  Böylece çocuk kendi kendine bireyler yapmanın  zevkini  tadar.

 

İştahsızlık  durumunda  yapılan  yanlışlardan birisi de  çocuğa  taviz (rüşvet )  vermektir.  ‘’ yemeğini  yersen sana şunu alacağım ‘’  gibi tavizler verilir, hatta bazen ‘’ne olur yemeğini ye ‘’ gibi yalvarma davranışları yapılırsa  sorun daha da derinleşir. Yemeğini yemediği  zaman, bir  sonraki  öğün saatine  kadar bir şey yiyemeyeceğini  söylemek   şeklinde  kural   koymak   uygun olur.


*Yemek saatleri düzenli  olmalı, aralarda  iştahını  kesecek  besinler ile  ödül  olarak şeker ve çikolata  gibi tatlı  besinler  verilmemelidir.

 

*Çocuk  önüne  konulan yemek  çeşidini  istemezse kesinlikle  ısrarcı olunmamalı, zorlamamalı,   çocukla inatlaşmamalıdır. Baskı   yaparak yemek yedirmeye  çalışmak çocuklarda  o besin hakkında  olumsuz  düşüncelere  neden  olur. Ebeveynlerin otoriter değil anlayışlı olmaları, ancak  belirli kurallarının  da  olması gereklidir.


*Çocuklar  gördüklerini  taklit ederler, sağlıklı  beslenme  alışkanlıkları ile  çocuklara örnek olunmalıdır.


*Yemek  sırasında çocuğun  dikkatini  yemekten uzaklaştıracak  televizyon, video, tablet bilgisayar, telefon  gibi yöntemlerin  kullanılması kesinlikle doğru değildir. 


*Gereksiz  vitamin ve mineral desteğinden kaçınılmalı, doktor tarafından  eksikliği saptanan vitamin ve  mineraller yerine konmalıdır.