Beyin ve Bağırsak - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Beyin ve Bağırsak
Beyin ve Bağırsak
İnsan vücudu, ağırlıklı olarak da insan bağırsağı; bakteriler, mantarlar, parazitler ve virüsler gibi çeşitli mikroorganizmaları içerir ve vücudumuzdaki hücrelerin sayısının 10-100 katı kadar olan, 100 trilyondan fazla bakteriyi bulundurur. Bunların toplam ağırlıkları bir buçuk - iki kilo civarındadır. Yani insan, % 10 insan ve % 90 mikrobiyal hücrelerin oluşturduğu bir süper organizmadır denebilir. İnsanlarla birlikte yaşayan bu özel türlerin tamamına “mikrobiyata” diyoruz.
Yayım Tarihi : 20 Mayıs 2019 | Kategori : Sağlık Haberleri

Bedenimiz uzun süreli ortak evrimsel süreçten sonra, bağırsak bakterileri ile karşılıklı yarar sağlayan bir yaşamı paylaşır hale gelmiştir. Peki nedir bu yararlar? Ağız yoluyla aldığımız besin ve sıvıların içindeki zararlı bileşikleri, toksinleri, kanserojen faktörleri, alerjenleri temizlerler. Bağısıklık sistemimize destek olurlar, birçok hormonal kimyasal üreterek şekerimizi, yağlarımızı, kilomuzu ayarlarlar, çeşitli vitaminler üretirler ve sindirimi kolaylaştırırlar. Her geçen gün yararları konusunda yeni bir bilgi gelmektedir.

Bağırsak mikroorganizmalarının (probiyotikler) miktarı ve çeşitliliğindeki bir değişiklik, bütün bu işlevleri azaltabilir; enteral ve diğer hastalıklara yol açabilir.

Özellikle yaş ve beslenme, enfeksiyon ve hastalıklar, uygunsuz antibiyotik kullanımı bağırsak mikrobiyatası üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir ve sağlığa zararlı etkilere neden olur. Birçok yeni araştırma, bağırsak mikrobiyatasındaki bozulmanın; depresyon, anksiyete ve nörodejenerasyon (Parkinson, Alzheimer gibi) gibi pek çok merkezi sinir sistemi hastalığının patolojisine katkıda bulunduğunu ileri sürmektedir.


Beyin ve bağırsak;
çeşitli yollarla birbiriyle bağlantı kurabilir. Bağırsak ve beyin arasındaki iletişimi yönlendiren çeşitli mekanizmalar vardır: Doğrudan nöronal (sinir hücreleri yoluyla) iletişim, endokrin (hormonal) sinyal iletişim araçları, bağışıklık sistemi gibi yollarla iletişim kurarlar. Bu iletişimi mikroorganizmalar, bağırsağın içinde ve dışındaki reseptörlere bağlanan kimyasal maddeler üretmek suretiyle yaparak vücutta nörofizyolojik değişikliğe neden olabilirler.

Bağırsak mikrobiyotasının beyin üzerinde etkisi vardır ve davranışları (anksiyete, depresyon, öğrenme ve hafıza, sosyalite gibi), birçok hastalığın alt yapısını oluşturan bağışıklık sistemini, kan-beyin bariyeri bütünlüğünü, sinir hücresi yapımı ve sinir kimyasallarının üretimini etkilediği kabul edilmektedir. Kanıtlar, bağırsak mikrobiyatasının bozulması durumunda, nörolojik hastalıkların ilerlemesini etkileyebileceğini ve hatta hastalığın oluşumunu başlatabileceğini düşündürmektedir. Yaşlanan bağırsak mikrobiyatasında azalan çeşitliliğin, nörodejenerasyon gelişiminde önemli bir faktör olabileceğinin farkına varılmıştır.

Yaş, nörodejeneratif hastalığın gelişmesinde ortak bir faktördür ve probiyotikler; yaşlanmanın birçok zararlı etkilerini engellemektedir.

Özellikle yaş ve beslenme, enfeksiyon ve hastalıklar, uygunsuz antibiyotik kullanımı bağırsak mikrobiyatası üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.

Prebiyotik gıdalar ise bağırsaklarımızdaki probiyotik bakterilerin oluşumunu artıran besinlerdir. Bunlar bizim Akdeniz mutfağımızda yaygın olarak kullanılan sebzeler, meyveler, kuru baklagiller, tam tahıllar, yağlı tohumlardır. Mümkün olduğu kadar taze, organik ürünler tüketilmelidir.


Peki probiyotikten zengin besinler nelerdir?

Doğal yoğurt, probiyotikli yoğurt, tarhana, kefir, ayran, fermente et ürünleri, şalgam suyu, turşu, boza gibi besinler probiyotikten zengindir.

Yediklerimizin bağırsak florası üzerinde doğrudan etkisi vardır. Aşırı yağlı ve şekerli modern beslenme tarzları bağırsak florası üzerinde yıkıcı bir etkiye sahiptir. Yine gereksiz antibiyotik kullanımının da sadece bağırsak değil vücuttaki diğer organlarda yaşayan yararlı bakterilerin üzerinde de yok edici etkisi vardır.

Normal doğum ve anne sütü bebeklerin bağırsak florası için son derece önemlidir. Normal doğum desteklenmelidir ve yeterli süre anne sütü verilmelidir.