Kanserin Psikolojik Yönü - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Kanserin Psikolojik Yönü
Kanserin Psikolojik Yönü
Dünya Sağlık Örgütü sağlığı, yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması değil, fiziksel, sosyal ve psikolojik tam iyilik hali olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla sağlık veya hastalık, halk arasındaki yaygın inanışın aksine sadece bedensel, fiziksel yönü olan bir durum değildir. Bununla birlikte, hastalık durumunda, insanın bedensel, psikolojik ve sosyal olarak değerlendirilmesi, hastalığın tanı ve elbette ki tedavi aşamasında oldukça önem taşımaktadır.
Yayım Tarihi : 25 Eylül 2019 | Kategori : Sağlık Haberleri

Kanser, 21. yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından biridir. Kanser hastalığı bedensel zorlukların yanı sıra, hastaların sosyal yaşamlarında ve üzerinde güçlü psikolojik etkileri olabilmekte, hastalığın seyri, tedaviye uyum ve tedaviye yanıtı etkileyebilmektedir. Hastalığın gerek tanı aşamasında gerekse tedavi sürecinde hastanın benlik saygısında, bedeni ile ilgili algısında, sosyal yaşantısında, yasam kalitesinde, yaşamının işleyişinde, aile ve çevresiyle ilişkilerinde, kişisel ve sosyal rollerinde değişiklik yaratabilmektedir. Yasamı tehdit eden bir hastalığa yakalanmış olmak bireylerin uyumunu olumsuz etkileyen bir faktör olarak psikolojik zorlanmaya sebep olabilmektedir. Çünkü günümüzde kanser halen umutsuzluk, dayanılmaz ağrılar, korku ve ölümle es tutulmaktadır. Bununla birlikte tıbbi tanı ve tedavideki gelişmeler ve hastalığa yönelik bütüncül bakış açısı birçok olumsuzluğun önüne geçebilmektedir. Kanser tedavisinde ekip anlayışı, hastaların her yönü ile değerlendirilmesi ve takibi ile amaçlanan tedaviye uyum ve yanıtını artırmaktır. Bu anlayışla, kanserin psikolojik yönü bu ekibin en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır.

Kanser Hastalarının Yaşayabileceği Psikoloik Etkiler

“Sizden öncekiler başardıysa, siz de başarabilirsiniz.”

Tanı Aşaması

ilk aşamada kaygı, korku duygularının yaşanması, üzüntünün ve ağlama nöbetlerinin olması, bir dereceye kadar doğal ve son derece insani tepkilerdir. “Benim basıma neden bu geldi”, “Çok üzüldüm, hassastım, ince düşünceliydim hep bundan oldu”, “Cezalandırılıyorum”, bu ve benzeri düşünceler çoğu zaman kişiyi duygusal olarak da olumsuz etkilemekte ve gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Birçok zaman düşünce şeklimiz, algılarımız ve nasıl hissedeceğimizi de etkilemektedir.

 

Umut Her Şeyin Başıdır

Hastalık tanısını kabul etmek her ne kadar çok zor olsa da, tıpta ve teknolojideki gelişmeler, daha önceleri imkânsız gibi görünen birçok şeyi çözüme kavuşturmuştur. Dolayısıyla, tedavi öncesinde ve sırasında, gereken her şeyin tedavi ekibi içinde yer alan, gerek hekim gerekse diğer sağlık personeli tarafından yapılacağını bilmek ve tedavinin ise yarayacağına, eski sağlığa kavuşulacağına yönelik “umudu korumak ve kaybetmemek” önemlidir. Çünkü önceden niceleri bunu başardı.

Tedavi Aşaması

Tedavi aşamasında dış görünüşe, tedavinin ise yarayıp yaramayacağı veya aileye yük olunacağına yönelik düşünceler olabilir; bu düşüncelerin yarattığı kaygı ve üzüntü, zaman zaman yılgınlık, isteksizlik ve öfke yasatabilir. Bu süreçte, duygu ve düşünceleri saklamamak, bastırmamak, ayrıca tedaviyi bir süreç olarak görmek ve bu süreç sonunda sağlığa tekrar kavuşulacağına yönelik tutum ve inanç önemlidir. Tedavi boyunca, gündelik hayatı ve hobileri hekimin izin verdiği ölçüde, mümkün olduğu kadar sürdürmeye gayret göstermek, işlevselliği etkilemekte ve tedavi boyunca “bir ise yaramadığına” ve “başkasına yük olacağına” yönelik olumsuz inancı yıkmaya yarayacaktır.

 

Tedavi Sonrası Süreç

Tedaviden sonraki süreçte, kontrol aşamasında, özellikle kontrol günleri yaklaştıkça, “Hastalığım yeniden tekrarlar mı?”, “Eskisi gibi olabilecek miyim?” gibi düşünceler ve kaygı yaşanabilir. Ayrıca tedaviden sonraki süreçte, tedavi boyunca alınan duygusal ve sosyal desteğin, hayatın normale dönmesi ile beraber artık olmadığına, dolayısıyla yalnızlık, terk edilmişlik gibi hislere yol açabilir.