Yüksek Kolesterolün Tedavisi - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Yüksek Kolesterolün Tedavisi
Yüksek Kolesterolün Tedavisi
Şeker hastalığı, hipertansiyon (kan basıncı yüksekliği), sigara içimi gibi, yüksek kolesterol düzeyleri de damar harabiyeti ve damar sertliği yapabilir. Ancak, şeker hastalığı ve hipertansiyonda tedavi kriterleri çok az değişirken, kolesterol yüksekliğinin tedavisindeki kriterlerde zaman içinde belirgin değişiklikler olmuştur. Bunun en önemli sebebi yapılan yeni çalışmaların sonucunda ve ışığında tedavi kılavuzlarının gözden geçirilip güncellenmesidir. Ancak konunun medyada gündeme getiriliş şekli pek çok hastanın kendisine kolesterol tedavisi gerekip gerekmediği konusunda şüpheye düşmesine sebep olmuştur.
Yayım Tarihi : 17 Mayıs 2017 | Kategori : Sağlık Haberleri

Aslında tartışmaların çıkış noktası 2013 yılında Amerikan Kardiyoloji Derneği tarafından yayınlanan “kalp damar hastalıklarını önlemede kolesterol tedavisi” kılavuzu olmuştur denebilir. Bu kılavuz, hem Amerikan toplumu verilerine dayanması hem de hastaların risk sınıflamasında ölümcül olmayan damar hastalıklarını da risk analizine dahil etmesi nedeniyle çoğu hastaya kaçınılmaz olarak kolesterol düşürücü ilaç tedavisi önermekteydi. Ancak 2016 yılında Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin yayınladığı ve ülkemizin verilerini de içeren “Kalp Damar Hastalıklarını Önleme Kılavuzu” bu konudaki soru işaretlerini gideren, detaylı hazırlanmış ve hastaları pek çok özelliğine göre değerlendirmesi nedeniyle gereksiz ilaç kullanımını en aza indiren gerçekçi öneriler içermektedir. Bu kılavuz kolesterol yüksekliğinin tedavisinde öncelikle hastaların; yaş, cinsiyet, sigara, kan basıncı, “iyi kolesterol” olarak bilinen HDL-kolesterol ve eşlik eden hastalıklarına göre (şeker hastalığı, kalp damar hastalığı, hipertansiyon, böbrek yetmezliği, geçirilmiş felç gibi) çok yüksek, yüksek, orta ve düşük riskli olarak “risk skorlaması” ile gruplara ayrılmasını öngörmektedir. Hastanın girdiği risk grubuna göre hedeflenecek “kötü kolesterol” olarak adlandırılan “LDL-kolesterol” düzeyleri de değişmektedir. Düşük riskli gruptan çok yüksek riskli gruba doğru bir sıralama yapıldığında tahmin edilebileceği gibi hedeflenecek “LDL-kolesterol” düzeyleri giderek düşer. Buna göre düşük ve orta riskli gruplarda sağlıklı beslenme ve egzersiz yapma gibi hayat tarzı değişikliklerinden sonra eğer hedef “LDL-kolesterol” değerleri halâ tutturulamadı ise ilaç gerekliliğine karar verilmektedir.

HASTALAR RİSK GRUPLARINA GÖRE AYRILMALI

Öte yandan hedeflenen LDL-kolesterol değerleri oldukça düşük olduğundan, çok yüksek ve yüksek riskli hasta grupları hemen hemen her zaman ilaç tedavisi gerektirir. Kalp damar hastalığı, beyin damar tıkanıklığına bağlı felç, bacak damarı tıkanması, ciddi böbrek yetmezliği olan hastalar ile şeker hastalığı olup beraberinde hipertansiyon ya da sigara içimi gibi ek risk faktörü olan hastalar çok yüksek riskli kabul edilmişlerdir. Yüksek riskli grupta ise çok yüksek riskli olmayan şeker hastaları, orta düzeyde böbrek yetmezliği olan hastalar, “ailevi hiperkolesterolemi” hastaları ve risk skoru yüksek çıkan hastalar yer alır. “Ailevi hiperkolesterolemi” toplumda yaklaşık 250 kişide bir görülen bir çeşit kalıtsal kolesterol yüksekliğidir ve bu kişilerde genellikle LDL-kolesterol 200 mg/dl üzerindedir. 

AİLE ÖYKÜSÜ ÖNEMLİ

Kalp damar hastalığı için erkekte 55 yaş, kadında 65 yaş altı erken kabul edilir. Bu hastaların çoğunun aile öyküsünde erken yaşta kalp damar hastalığına bağlı kalp krizi, felç hatta ölüm yer almaktadır. Bunlar ilaç tedavisi ile önlenebilecek ya da geciktirilebilecek ciddi problemler olmasına karşın hastaların çok azının ilaç kullandığını görmekteyiz. Bunun muhtemel sebebi medyada yer alan tartışmalarda ilaç kullanımı gereken hastalar hakkında yukarıda bahsettiğimiz şekilde risk grubuna göre bir ayrım yapılmadan, tüm hastalar aynı kategorideymiş gibi genel yorumların yer almasıdır. 

HER HASTAYA ÖZEL YOL HARİTASI ÇİZİLMELİ

Sonuç olarak kolesterol tedavisinin nasıl yapılması gerektiği konusunda her hastaya özel bir yol haritası çizilmesi gereklidir ve güncel kılavuzlar bu konuda bir açığı kapatarak yüksek kolesterol tedavisine netlik kazandırmıştır. Son yıllarda hastalıklarda tedaviden çok “önleyici tıp” ön plana geçmiştir. Örneğin kalp damarları tıkanan bir kişiye “koroner bypass” ameliyatı yapılması hayat kurtarıcı bir tedavi olabilir ama kalp damarlarının tıkanmasını önleyici tedbirler almak ve bu durumun gelişmesinin önüne geçmek daha kıymetlidir. Bu anlamda düşündüğümüzde damar harabiyetini önlemek için nasıl ki şeker hastalarına kan şekeri ayarını, hipertansiyon hastalarına kan basıncı kontrolünü, sigara içenlere sigarayı bırakmasını öneriyorsak, kolesterol yüksekliği olanlarda da risk grubuna göre damar hastalığı gelişmeden ilaç tedavisini önermekteyiz. Kolesterol yüksekliği olan hastalarımızın tıptaki bu yeni gelişmeler ışığında kardiyoloji ya da endokrinoloji bölümlerince tekrar değerlendirilmesi ileride gelişebilecek potansiyel kalp damar hastalığı problemlerinin önüne geçebilir.