Kalbini Şifana Aç, Asla Pes Etme - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Kalbini Şifana Aç, Asla Pes Etme
Kalbini Şifana Aç, Asla Pes Etme
4 Şubat Dünya Kanser günü… Kemoterapi görürken yazmak ilaç gibi geldi, kanseri yenince hastalar için yaşadıklarını bir kitapta topladı
Yayım Tarihi : 04 Şubat 2021 | Kategori : Sağlık Haberleri
3.evre meme kanseri tanısının ardından Kent Onkoloji Merkezi’nde başlayan kemoterapi sürecinde hastalığını unutmak için hikayeler yazan İzmirli iş kadını Canan Yemez’e (56) bu çabası ilaç etkisi yaptı. Kanseri alt eden Yemez, bu kez tanı ve tedavi süreçlerinde yaşadıklarını, duygularını kaleme aldı, hasta ve yakınları için bir başucu kitabı yazdı. 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde hastalara kitabıyla mesajlar veren Yemez, “Bu kitapla amacım hasta psikolojisini ortaya koymaktı. Şifa da aşka benzer, aramayan bulamaz. Tüm hastalara şifa olsun bu kitap” dedi.

Bir aile şirketi olan nakliyat  firmasında yöneticilik yapan, 2 çocuk 3 torun sahibi Canan Yemez’e Ocak 2015’te meme kanseri tanısı koyuldu. Kitle saptanan sağ memesi ve koltukaltı lenf bezleri alınan Yemez, Kent Onkoloji Merkezi’nde kemoterapi görmeye başladı. Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürbüz Görümlü’nün takibinde tedavisi sürerken, saçlarının dökülmesiyle başlayan fiziksel ve ruhsal değişim karşısında bocalayan iş kadını Yemez, kendisini bu kaotik ortamdan çıkaracak yollar aramaya başladı. Facebook’ta arkadaşlarına kemoterapiyi tarif eden kısa bir yazı yazdığını ve bu yazının büyük ilgi gördüğünü belirten Yemez, hem ilk kitabı “Kemo kafası” hasta ve yakınlarına yönelik yazdığı “Kalbini şifana aç. Asla Pes etme” başlıklı ikinci kitabı ile ilgili şunları söyledi;

“Mememdeki kitle elime geldiğinde kanserden şüphelenmiş, şüphelerimde de haklı çıkmıştım. Ameliyat ve ardından kemoterapi geldi. Arkadaşlarıma facebook’tan bilgi veriyordum, onlara ilk kemoterapinin bendeki etkisini yazdım.  İçime ejderha üflüyormuş gibi yandığımı, bütün damarlarımda da o ateşin dolandığını hissettiğimi yazdım. O on satırlık yazı ilgi gördü, belki de beni sevdikleri için desteklediler. Bu ilgi teşvik etti ve hikaye yazma serüvenim böyle başladı. Artık kemoterapiyi değil yazacağım hikayeleri düşünüyordum. Bu tedavi sürecinde geçmişe bir içsel yolculuk yaptım. Bu kitapta kanserle ilgili hiçbir şey yazmamıştım. Kemoterapinin bende yarattığı o kafa o arafta olma duygusuyla yazmıştım hikayelerimi. Ama yazmak bana çok iyi gelmişti, tedavimi aksatmamamın doktorum Doç. Dr. Görümlü’nün önerilerine harfiyen uymamın yanında hikaye yazmanın beni moral açısından yükselttiğini ve tedavimi olumlu etkilediğini biliyorum. 16 hikayenin yer aldığı “Kemo kafası” adlı kitabımı tamamlarken kanseri yenen, bu mücadeleden zaferle çıkanlar arasındayım artık. İkinci kitabım ‘Kalbini şifana aç. Asla pes etme’ ise teşhis konduktan sonra adım adım tüm yaşadıklarımı anlatıyor. Genellikle kanser defteri kapanınca insanlar o kötü, zorlu günleri hatırlamamak için yazmayı tercih etmiyorlar. Ben o süreçte neler hissettiğimi, çevremde olup biteni nasıl algıladığımı tüm samimiyetimle anlatmaya çalıştım. Amacım hasta psikolojisini ortaya koymaktı. Kanser yaşayanların ve yakınlarının faydalanabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Umutsuzluğun içinde kıvranan tüm kanser hastalarına ufuktaki ışığı görebilme gücünü vermesini diliyorum. Şifa da aşka benzer, aramayan bulamaz. Aşk gibi Şifa da insanın kalbine gizlenmiş sizin onu bulmanızı bekliyor olabilir.”

Öte yandan Kent Onkoloji Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, Canan Yemez’in kemoterapi sürecinde hikayeler yazmasının onu moral açısından güçlü kıldığını söyledi. Görümlü, “Hastalarımızdan bu süreçte sevdikleri şeylerle ilgilenmelerini, bir şeylerle meşgul olmalarını istiyoruz, öneriyoruz. Gerçekten de kişiyi mutlu kılan meşguliyetler tedaviyi olumlu etkiliyor. Hastamız Canan hanım da bunun en canlı örneği” dedi.

KİTAPTAN;

“Üçüncü kemo ve hastanedeyim. Bana benzeyen bir yığın kadın var burada. Hepimiz birbirimize benziyoruz ve birbirimizi gözlerimizle seviyor, destekliyoruz. Peruk da taksa, makyaj da yapsa, eşarp da taksa kemo alan bir kadının tepeden tırnağa her şeyi değişiyor ve aynılaşıyor. Bedenin üst tarafında bir şişlik, kaşlar kirpikler seyrek, bakışlarına sinmiş bir hüzün. Belki de biz birbirimizi hemen anlıyor ve tanıyoruz. Artık saçlarım yok, gittiler. Kemoterapi alıp saçlar, kirpikler kaşlar gidince, hepimiz bir birimize benziyoruz.”

 

“Ani organ kayıplarında psikiyatriste gitmeli hastalarım,” demiş doktorum. “Gittim. Kendimi yeniden yaratmak için gittim. İyi ki gittim. Grup terapisinde bir tek ben kanser hastasıydım ve şunu gördüm ki herkesin kanseri kendine.

Katılan her birey hayatının en acılı dönemini yaşıyor ve kendini doğru toparlama derdinde. Muhteşem bir birliktelik.”