Kanserde Doğru Bilinen Yanlışlar - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Kanserde Doğru Bilinen Yanlışlar
Kanserde Doğru Bilinen Yanlışlar
Yayım Tarihi : 01 Eylül 2021 | Kategori : Sağlık Haberleri


Stres ve üzüntü kanser yapar
Stres ve üzüntünün kansere neden olduğunu gösteren bir çalışma bulunmuyor. Bağışıklık sistemi kanser gelişmesinde ve kanser tanısı konmuş hastaların tedavisinde önemlidir. Ancak, birebir pozitif düşünerek kanserin yenilebileceği, tedavi edilebileceği; ya da tam tersi olarak, çok depresif, stresli olunduğunda ya da çok kötü hayat deneyimi yaşandığında bazı kanserlerin daha sık görüldüğü konusunda da bir kanıt bulunmuyor.  

 

Biyopsi kanseri hızlandırır  

Biyopsiler, hastalığın tanısını koymak ve tedavisini planlamak için olmazsa olmaz girişimler. Hastalarda zaman zaman, biyopsi yapıldığında hastalığın sıçradığı, kötüleştiği ya da dağıldığına ilişkin korkular ortaya çıksa da, bu korkuları destekleyen bilimsel çalışmalar bulunmuyor. Yani bu korkular son derece yersiz. Açık cerrahi yöntemle yapılan biyopsiler de iğneyle yapılan biyopsiler de kanserin yayılmasına ya da kötüleşmesine neden olmaz. Özellikle kanserin cerrahi tedavisinde, son yıllarda elde edilen gelişmeler ve yeni teknolojiler sayesinde, bugün artık kanserlere dokunarak, “bıçak değdirerek” daha da iyi sonuç elde edilebiliyor.  

Biyopsi, kanser tanısının konulmasında çok önemli bir yöntemdir. Tanının yanı sıra bazı ilaçların etkinliği için bir takım göstergelerin saptanması ve genetik testlerin uygulanması için de yapılması şarttır. Biyopsi ile hastalığın yayılacağına dair bilimsel veriler yoktur. Ancak toplumda bu tarz söylentilerin bulunduğu ve bazı hastaların sırf bu nedenle biyopsi yaptırmak istemedikleri bilinmektedir. Bu korku oldukça yersizdir. Çünkü biyopsi kanserin yayılmasına neden olmaz.

 

Saç boyası, parfümler gibi dış etkenler kanser yapar 

Her türlü toksik maddenin hücre ve DNA’mız üzerinde olumsuz etkisi olduğunu biliyoruz. Bu yüzden toksik maddelerden ne kadar uzak durursak, o kadar sağlıklı yaşayacağımız kesin. Bununla birlikte saç boyaları ve deodorantlar gibi kozmetik maddelerin birebir kanser türleriyle ilişkisi hiçbir araştırmada gösterilmiş değil. Diğer taraftan, başta sigara olmak üzere, bazı kimyasal maddelerin kanser riskini artırdığını biliyoruz. Tütünün dışında bazı sanayi ürünlerinde kullanılan, başta asbest olmak üzere, bazı maddelerin ve petrol ürünlerinin kanser riskini artırdığını biliyoruz. Ama ticari olarak satılan kozmetik malzemelerin kansere neden olduğu bilimsel olarak gösterilmiş değil.  

 

Kanser olan hastalar mutlaka hastanede yatar ve tedavisi bu şekilde gerçekleşir

Kanser tedavisi uzun bir sürece yayılıyor. Kanser cerrahisi yapılan hastaların, mümkün olduğunca kısa süre hastanede kalması amaçlanıyor. Hem cerrahi girişim uygulanan dokuların iyileşmesi, hem de hastanın ev koşullarında yaşayabilecek duruma gelmesi için belirli bir süre beklemek gerekiyor. Son yıllarda uygulanan kanser ameliyatlarıyla, hastanede kalma süresi kısalıyor ve hasta eskiye nazaran daha çabuk günlük yaşamına dönebiliyor. Hastanın genel durumunda bir bozulma yoksa, hem radyoterapi hem de kemoterapi hastaneye yatmadan sürdürülebiliyor. Radyoterapi tedavisi, hastaları yatırmadan, sadece günde bir kez radyoterapi merkezine gelip tedavi alıp eve dönecek şekilde planlanabiliyor. Hastalar, kemoterapi tedavisinin büyük bir kısmında yine hastaneye yatmadan tedavilerini alıp evlerine dönebiliyor.  

 

Kanserden sonra iş yaşamına dönülemez

Artık birçok kanser hastasına, tedavi tamamlandıktan sonra, yaşıtları kadar yaşam beklentisi vaat edilebiliyor. Örneğin, meme kanserinde bazı koşullarla, tedavi tamamlandıktan sonra hastalığın geri gelmeme olasılığı son derece yüksek. Nedir “bu bazı koşullar”: Özellikle erken evrede yakalanan meme kanserleri ve tümörü oldukça küçük ve koltuk altındaki lenf bezlerine yayılmadığı durumlar… Tiroid ve deri kanserinde tam anlamıyla tedavi sağlanabiliyor. Ayrıca, son yıllarda geliştirilen hap şeklinde olan, yutulabilen kanser ilaçları sayesinde, hastalar günlük aktivitelerini kısıtlamadan, yaşam kalitelerini koruyarak işlerine devam edebiliyor. Bu nedenle pek çok kanser türünde hasta, hem özel hem de profesyonel yaşamını normal sürdürebiliyor.  

 

Kanser tedavisinin başarılı olması için yurt dışına gidilmelidir

Türkiye’de iyi bir kanser merkezinde, dünyanın gelişmiş ülke sınıfında olan ülkelerde nasıl tedavi planlanıyor ve gerçekleştiriliyor ise aynı etkinlikte ve aynı düşük yan etkiyle tedavi gerçekleştirilebiliyor. Hatta yabancı ülkelerden hastalar tedavi için Türkiye’ye geliyor. Buna ek olarak Türkiye’de bazı merkezler, uluslararası düzeyde yürütülen klinik araştırmalara katılıyor ve yeni geliştirilmekte olan ilaçlardan uygun hastaların yararlanmasına olanak sağlayabiliyor.  

Kanser hastasının çocuğu da kanser olur
Bazı kanser türlerinin kalıtsal olduğu biliniyor. Bazı ailelerin soy ağacını izlendiğinde, aynı ya da benzer kanser türlerine rastlanabiliyor. Bunların içerisinde en çok bilineni meme kanseri. Ancak, tüm meme kanserinin sadece yüzde 5 ile 8’i kalıtsal. 13 ile 14 meme kanseri hastasının sadece bir tanesinin soy ağacında meme kanserinin izlerine rastlanıyor. Çok özel durumlar dışında, ebeveynin kanser olmasına bağlı olarak çocuklarında da kanser görüleceği yolunda bir kural bulunmuyor.  

 

Pozitif düşünceyle kanseri yenmek mümkündür

Kanser tedavisinde pozitif düşünce son derece önemli olsa da tek başına hastalığı yenmek için yeterli değil. Hastaların hem fiziksel, hem de ruhsal sağlıklarının bütünleşik olarak korunabilmesi gerekiyor. Özellikle ameliyat, ilaç tedavisi ve radyoterapi tedavisi sırasında hastanın psikolojisi iyi olduğunda, sonuçlar da çok daha iyi oluyor ve hastalar tedaviyi telore edebiliyor.  

 

Kanser olduğu hastaya söylenmemelidir

Hasta yakınlarının, “morali bozulur, daha kötü olur” inancıyla hastadan tanıyı saklamaya çalışması yanlış bir düşünce. Öncelikle hekim tarafından hastanın talep ettiği tüm bilgilerin aktarması gerekiyor. Hastanın karar ve tercihleri büyük önem taşıyor. Hiç bir bilgiye sahip olmadan hastadan karar vermesini beklemek doğru değil. Hasta hangi durumda olduğunu bilerek kendisi için en uygun olan tedavi seçeneğini seçme, bu kararı verme hakkına sahip.

Kanser hastalığında yapılan önemli yanlışlardan biri, hastanın durumunu kendisinden gizlemektir. Tedavi sürecinin daha etkin ilerlemesi için hastanın kendi durumundan haberdar olması gerekir. Bu yüzden modern onkoloji hekimliği, alacağı kararların önemli bir kısmında hastanın bulunmasını ister. Tabi hastaya durumu anlatılırken uygun bir dille ve motive edici şekilde anlatılmalıdır. Bu süreçte psikolojik destekte alınabilir. Hastanın haberi olmadan başlanan tedavi doğru şekilde ilerlemez ve süreç eksik olur. Daha da önemlisi hasta, durumunu başka yollarla öğrenerek doktoruna ve yakınlarına karşı bir güven kaybı yaşayabilir. Bu da tedavi aşamasını zora sokar.

 

Bıçak değdiği zaman kanser yayılır

Cerrahi, birçok kanser türünde en etkin tedavi seçeneği. Tedavide elimizdeki en büyük güçlerden biri olan ameliyat klinik sonuçları da olumlu yönde etkiliyor. Hastalıklı organının ya da tümörünün çıkartılması, hastanın çok daha uzun süre yaşamasını ve hastalığın geri gelme riskinin anlamlı olarak azalmasını sağlıyor. Bu nedenle “bıçak değince kanser yayılır” düşüncesinin tam tersine, “bıçak değince kanser hastası iyileşir” fikrine inanmak gerekiyor. Yeter ki hasta ameliyat ile hastalığın çıkarılabileceği bir evrede olsun.  

 

Kanser bulaşıcıdır

“Kanser” enfeksiyon hastalıkları gibi bulaşıcı bir hastalık değil. Bu nedenle kanserli hasta ile günlük yakın temas kansere yakalanma açısından risk oluşturmuyor. Bununla birlikte, virüslerin neden olduğu bazı kanser türleri de var. Bunların öncü örneği rahim ağzı kanseri. Cinsel yolla bulaşan HPV virüsünün neden olduğu enfeksiyon sonucu riski artan rahim ağzı kanserlerinin görülme sıklığı, son yıllarda kullanılmaya başlayan aşı ile azalmaya başladı.

Kanser, bulaşıcı bir hastalık değildir. Bu nedenle kanserli hasta ile günlük yakın temasta bulunan kişi için risk yoktur. Ancak, bir takım mikroorganizmaların neden olduğu kanserler vardır ve bu organizmaların bulaşmasıyla bu kanserlere ait risk artabilse de, bu bilgi kanser bulaşıcıdır gibi bir algı oluşturmamalıdır.

Kanser hastalarının cinsel yaşamı biter düşüncesi

Kanser, cinsel ilişki ile bulaşmaz. Kemoterapi sürecinde düzenli cinsel ilişkiye engel bir durum yoktur. Ancak, kemoterapi alan hastalarda hamilelik istenen bir durum değildir. Bu nedenle, çiftlerin hastalıkla mücadele sürecinde gebelikten korunması büyük önem taşır. Kemoterapi alan bir hasta eğer gebe kalırsa, gebeliğin sonlandırılması gerekir. Gebelik sırasında kişide kanser gelişmiş ise gebeliğin sonlandırılması ya da devamı konsey tarafından değerlendirilerek karara bağlanır. 

Tedavi sırasında hastadan uzaklaşma

Kanser hastalarında, kemoterapi ya da radyoterapi bir takım yan etkilere neden olsa da onların yakınları ile temasına engelleyen bir durum söz konusu değildir. Hatta hastaların en fazla desteğe ihtiyaç duyduğu bu zorlu süreçte, yakınları onlara daha fazla ilgi göstermelidir. Böylece hasta yalnız olmadığını düşünerek, psikolojik olarak kendini iyi hissedecektir. Unutmamalıdır ki, kanser tedavisinin en önemli ayaklarından biri hastanın moralinin yüksek olmasıdır.

Şeker, kanser hücrelerininin çoğalmasını kolaylaştırır

Kanser oluşumunda şekerin direk rol aldığı ya da mevcut kanser hücrelerini beslediği yönünde elde edilen bilimsel bir bilgi yoktur. Şekerden veya şeker içeriği yüksek olan besinlerden yalnız kanser hastaları değil kanser hastası olmayan her bireyin de uzak durması gerekir. Bu yüzden şekerin kanserli hastaların hayatından çıkarılması gibi bir durum söz konusu değildir. Kanser hastaları da herkes gibi ihtiyacı kadar şeker tüketebilir. Kanserin seyri tüketilen şeker miktarının azlığı ya da çokluğuna göre değişmez. Sadece diyabet hastalarında kanser gelişme riskini bir miktar artırdığı tahmin ediliyor. Ancak uzmanlar bu etkilenmenin nedeninin şeker tüketimiyle değil, aşırı kilo ile ilişkili olduğunu düşünüyor. Çünkü aşırı kilo ve sedanter yaşam kanser riskini artırıyor.

Kemoterapiyi bırakıp bitkisel ilaçlara yönelme

Kanser hastalarının, bitkilerle hazırlanan kürleri, doktorlarının önerdikleri tedavilerin yerine düşünmeleri yanlıştır. Ayrıca kemoterapi esnasında doktora danışmadan bu bitki kürlerini kullanmak tehlikelidir. Çünkü bu bitkiler ilaçlarla etkileşerek ilaçların etkisini azaltabilir veya ilaçların etkisini vücuda zarar verecek oranda artırabilir. Bu yüzden kanser tedavisinde mutlaka onkoloji uzmanlarının uygun gördüğü tedavi ve öneriler dikkate alınmalıdır. Kanser tedavisinde sadece alternatif tıp yeterlidir: Yanlış. Kanser tedavisinde doğu tıbbı gibi alternatif tedavi yöntemleri tercih edilebiliyor. Ancak alternatif yöntemler kolaylıkla istismar ediliyor. Hastalar alternatif tedavilere yönelerek modern tıbbi tedavilerinden vazgeçebiliyor. Bu da iyileşme sürecini olumsuz etkiliyor. Ayrıca bazen uygulanan bitkisel tedaviler nedeniyle hastaların karaciğer, böbrek gibi organlarında fonksiyon kaybı gelişebiliyor ve tedavi çıkmaza girebiliyor. Bu nedenle hastaların hekimlerine başvurmadan bu yöntemleri tercih etmemesi ve modern tedavi süreçlerini asla bırakmaması çok önemli.

Kanser ölümle eşdeğerdir

Bazı kanser türlerinin seyirleri oldukça yavaş olabilir. Erken evre tümörler ve bazı kanser türleri tedaviye iyi yanıt vererek tamamen iyileşebilir. Ortaya çıktığı dokudan başka organlara yayılmış kanserlerde bile günümüz modern tedavileri ile uzun ve kaliteli bir yaşam sağlanabiliyor. Bu nedenle kanser hastalığının ölümle eşdeğer olmadığı, hastanın tedaviden mümkün mertebe yarar görebileceği bilinmelidir. Hasta, tedaviden mahrum bırakılmamalı ve kendisine tedavinin önemi hakkında bilgi verilmelidir.

Kemoterapiyi hastaları öldürür ve faydası yoktur

Kanser tedavisinde kemoterapi, hastadan hastaya değişen hedefler için uygulanır. Bunlar; kemoterapi ile hastayı tamamen hastalıktan kurtarmak, cerrahi uygulanmış olan hastada tümörün tekrar etmesini engellemek, kanserli hastanın ömrünü uzatmak ve şikayetlerini azaltmaktır. Bu nedenle “kemoterapi tamamen iyileşme sağlamayacaksa, kabul etmemek lazım” anlayışı yanlıştır. Tedavi sırasında doktor hastasına kemoterapinin olası etkilerini anlatarak ona tedavinin gerekliliği hakkında bilgi verecektir.  İleri evre kanser hastaları için kemoterapi faydalı değildir: Yanlış. Kemoterapi ileri evre kanser hastalarında kesinlikle faydalı bir tedavi yöntemidir. Uygun dozda ve miktarda verildiğinde hem hastaların yaşam kalitesi artıyor hem de yaşam süreleri uzuyor. Özellikle testis veya lenfoma gibi kanser türlerinde evre ne olursa olsun kemoterapi alınması gerekiyor

Kanserin çaresi bulundu ancak saklanıyor

 Kanser birçok mekanizmalarla ortaya çıkan kompleks bir konu. Her organa ve evreye göre tedavisi çeşitlilik gösteriyor. Kanserin kesin tedavisi ve çözümü konusunda çalışmalar hala yürütülüyor olsa da günümüzde meme, akciğer, bağırsak, yumurtalık, gırtlak gibi birçok kanser çeşidinin tedavisinde büyük gelişmeler vardır. Genel olarak kanserin oluşmasının nasıl engellenebileceğinin kesin yanıtı hala tam olarak bilinmiyor.

 

Sigara sadece akciğer kanseri riskini artırır

 Sigara akciğer kanseriyle doğrudan ilişkili olsa da aynı zamanda gırtlak, ağız, dil, dudak, mesane, pankreas ve meme gibi organlarda görülen kanser risklerini de artırıyor.

 

Her kanser hastası radyoterapi görür

 Kanser tedavisinde halk arasında ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapi hem kür sağlamada, hem de bazı şikayetleri kontrol altına almada kullanılan etkili bir yöntem. Radyoterapi doktorun uygun gördüğü durumlarda uygulanıyor ancak her kanser türünde ve her evrede kullanılmıyor. Hastanın radyoterapiye uygun olup olmadığına hekim tarafından karar veriliyor.

 

Kemoterapi hastaları sürekli maske kullanmalıdır

 Kemoterapi hastalarının sürekli maske takmasının koruyuculuk oranı oldukça düşük. Önemli olan kamuya açık kalabalık ortamlarda mikroplardan korunmak. Bu nedenle sadece kalabalık bir ortama girilecekse maske takmak yeterli.

 

Kanser tedavisinde saçlar mutlaka dökülür

 Kanser tedavisi sırasında saçların dökülmesi kullanılan ilaçların yan etkisine göre değişiyor. Bazı ilaçlarda saç dökülmesi sık görülürken bazı ilaçlarda sadece kısmi dökülme olabiliyor.

 

Tarama testleri ile tüm kanser türlerinin teşhisi mümkündür

 Tarama testleri ile hala sınırlı sayıda hastalık yakalanabiliyor. Türkiye’de Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri’nde (KETEM) birçok özel, devlet ve üniversite hastanelerinde kanser tarama testleri yaptırılabiliyor. Ülkemizde rahim ağzı, meme ve kalın bağırsak kanserleri için tarama programları bulunuyor. Tarama programları ülkeden ülkeye farklılık gösterdiği gibi kişinin risk faktörlerine göre de farklılık gösteriyor.

 

Kişisel önlemlerle kanserden korumak mümkün değildir

 Kanserin günümüzde bilinen en güzel tedavisi korunma. Kanserin oluşmaması için atılacak kişisel adımlar kanser olduktan sonra başlayan tedavi sürecinden çok daha etkili. Bu nedenle düzenli spor, uygun kilo, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma, düzenli doktor kontrolleri en uygun tedavi olarak kabul ediliyor.

 

Akıllı ilaçlar her kanser hastasına uygundur

 Kanser tedavisinde kullanılan akıllı ilaçlar; ileri teknoloji ve bilimsel araştırmalarla geliştirilmiş, sadece tümör bölgesine bağlanabilen ilaçlar. Fakat bu ilaçlar tüm hastalıklar için kullanılmıyor. Daha çok bağırsak, akciğer, mide ve yumuşak doku tümörleri için tercih ediliyorlar. Hastaların akıllı ilaç tedavisine uygun olup olmadığı kararının vermek için, alınan biyopsi örnekleri patoloji laboratuvarında değerlendiriliyor ve hastanın ilaç tedavilerine yanıt verecek grupta olup olmadığı belirleniyor. Bu karar doktor kontrolünde veriliyor.

Meme kanseri sadece kadınlarda görülür

Meme kanseri, kadınlarda daha sık görülmesinin yanında erkeklerde de görülebilen bir kanser türüdür. Ortalama 100 meme kanserinden biri erkek hastadır. Özellikle aile öyküsü olan, kalıtsal meme kanseri olan ailelerde erkeklerde meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Bu sebeple erkeklerde meme dokusunda kitle hissedilirse mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir.