Beslenmede 7 Süper - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Beslenmede 7 Süper
Beslenmede 7 Süper
Amacımız sadece formda olmak değil, sağlıklı olmak, öyle kalmak ve bunu sürdürülebilir kılmak. Bu bağlamda dengeli ve ölçülü bir beslenme programı ile egzersiz olmazsa olmazlarımızdan. Ancak beslenmemize ekleyeceğimiz birtakım ‘fonksiyonel besinler’ hem diyetimizi hem de genel sağlığımızı ‘iyileştiriyor’.
Yayım Tarihi : 13 Haziran 2017 | Kategori : Sağlık Haberleri


Fonksiyonel Besin Ne Demek?

Fonksiyonel besin kavramı ilk kez 1980’lerin ortasında Japonlar tarafından ortaya atılmıstır. Japonya dünyada fonksiyonel besinleri yasal olarak tanımlayan tek ülkedir.

1980’li yıllarda duyulması ve gelişmesine karsın, fonksiyonel besin kavramı, aslında yeni bir kavram değildir. Nitekim, Hipokrates 2500 yıl önce “Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun” diyerek fonksiyonel besin kavramının temellerini atmıştır.

 

Bitkisel kaynaklın fonksiyonel besinler (Fitokimyasallar)

Ispanak, pazı, roka, maydanoz, nane, havuç, kayısı, turunçgiller gibi yeşil ve sarı renkli sebze ve meyvelerde bulunan karotenoidler, domateste bulunan likopen, böğürtlen, ahududu, siyah üzüm ve kırmızı pancar gibi sebze ve meyveler ile çay, kakao ve şarapta bulunan flavonoidler, soyada bulunan fitoöstrojenler, sarımsakta bulunan organosülfür bilesikleri (allicin, alilik asit), brokoli, karnabahar ve lahanada bulunan glukozinolatlar (indol, izotiyosiyanat, sulforafan), sebzeler, meyveler, kuru baklagiller ve tam taneli tahıllarda bulunan lif, özellikle de yulafta bulunan çözünebilir lif i-glukan bitkisel kaynaklı aktif bileşiklere örneklerdir.

Yapılan çoğu çalışmada, flavonoid (quercetin, myricetin, kaempferol ve luteolin) alımının artmasıyla plazma total kolesterol ve LDL-kolesterol konsantrasyonlarının azaldığı görülmüş, quercetin açısından zengin elma ve soğan tüketimi arttığında ise koroner hastalıktan ölüm riski azalmış olarak bulunmuştur.

Özellikle “Yeşil çay” katesinlerden oldukça zengindir. Özellikle kiraz, çilek, böğürtlen, ahududu, vişne, karadut, içerisinde bulunan ve biyoaktif bileşenler olarak adlandırılan lignan, polyfenoller, antosiyaninler, ellajitaninler, flavonoidler, proantosiyanidinler, gallotaninler, fenolik asitler, stilbenoidler ve triterpenoidlere bağlı olarak birçok kansere karsı koruyucudur.

 

Hayvansal kaynaklı fonksiyonel besinler

Somon, ton, uskumru ve sardalya gibi balıklarda bulunan omega-3 yag asitleri, geviş getiren hayvanların etlerinde ve sütlerinde bulunan konjuge linoleik asit ile probiyotikler hayvansal kaynaklı fonksiyonel besinlere örneklerdir.

 

Omega 3 yag asitleri: Çoklu doymamış uzun zincirli yağ asitleridir. Omega 3 yağ asitlerinden Eikozapentaenoik Asit (EPA) ve Dokozahekzaenoik Asitin (DHA) beyin ve retinada yüksek konsantrasyonlarda bulundukları dolayısıyla bu organların işlevlerinde önemli rol oynadıkları bilinmektedir. Omega 3 yağ asitlerinin ayrıca kardiyovasküler hastalıklar, kanser, diyabet ve alzhemier gibi hastalıkların risklerini düşürdükleri, immün sistem fonksiyonlarını iyileştirdikleri, alerjik hastalıklar, romatoid artrit, egzama, seboreik dermatit, psöriazis gibi deri hastalıkları ile depresyon ve şizofreninin klinik belirtilerini hafiflettikleri bildirilmektedir.

 

Konjuge linoleik asit: Kanser ve kardiyovasküler hastalıkların riskini düşürür. Immün sistemi olumlu etkiler. Laboratuar çalışmaları ile konjuge linoleik asitin kemik mineral yoğunluğunu artırdığı gösterilmiştir.


Probiyotikler:
Probiyotik, ‘yasam için’ anlamına gelen bir kelimedir ve yararlı bakterileri içeren diyetsel destekçilerdir. Bağırsaklarda yer alan yararlı bakteriler bağışıklık sisteminin olgunlaşması ve hastalılara karsı direnç sağlaması bakımından önemlidir. Kefir ve yoğurt önemli probiyotik besin kaynaklarından. Vücudumuzdaki probiyotikleri çoğaltmanın bir yolu da, onları besleyen çoğalmalarını sağlayan ‘prebiyotik’ besinlerden destek almak. Tursu, şalgam, sirke, nar eksisi, tarhana, boza gibi besiler bağırsak florasındaki probiyotiklerin çoğalmasını sağlar.

 

Çocuklarınız için 7 kahraman besin

Beslenmede çeşitlilik ve denge çok önemli ancak, zenginleştirirken, ‘aşırıya kaçmak’ daha iyi diye ‘daha çok’ tüketmek doğru değil. Doğru miktarın, kişisel özelliklere göre değişeceğini, fazla tüketimin fazla enerji alımı demek olduğunu unutmamak gerekir. Çocuğunuzun beslenmesini süper besinlerle destekleyin, onların süper kahramanı siz olun. Hem kendimizin, hem çocuklarımızın beslenmesinde mutlaka olmasını istediğimiz süper 7 besin/besin grupları söyle:

 

1-Yumurta

Anne sütünden sonraki en kaliteli besin, çinko ve selenyum içermesi sebebiyle de bağışıklığı güçlendirmekte. Her gün bir yumurta!


2- Balık

Haftanın iki günü çocuğunuzun ağır metal içermeyen balıklardan (somon, hamsi, alabalık, levrek ) tüketmesini sağlayın. İçerdiği kaliteli yağ asitleri sebebiyle beyin ve kalp damar sağlığına olumlu katkıları var.

 

3-Çiğ yağlı tohum

Ara öğünlerinde ve doğru miktarlarda tüketilen, çinko, magnezyum ve E vitamininden zengin çiğ yağlı tohumlar (ceviz, fındık badem gibi) çocuklarımızın bağışıklık sistemini destekleyen süper besinlerden.

 

4-Yoğurt kefir

Sağlıklı ve güçlü bir bağışıklık sistemi için, sağlıklı çalışan bağırsaklara gereksinim duyarız. Probiyotiklerle (sağlığa dost bakteriler) desteklenen bir beslenme düzeni, güçlü bir bağışıklık demek.

 

5-Tam tahıllar

Ekmek seçimini tam tahıllardan yana kullanıp, öğünlerinde bulgura, rüşeyme yer vermek vücut direnci desteği için yapabileceğimiz temel değişikliklerden.


6-Kuru baklagiller

Antioksidanlar, posa ve proteinden zengin, obezite ve kanser savaşçısı bu çok değerli besin, mutlaka çocuklarımızın haftalık beslenme menülerinde iki kez bulunmalı.

 

7-Meyveler

Sadece vitamin ve mineral deposu değil, aynı zamanda yüksek antioksidan kapasiteleri ve içlerinde bulunan yararlı fitokimyasallarca zengin meyvelerle her gün çocuklarınızın hücrelerini yenileyin!