Doruk Kemik Kitlesi - Sağlık Kenti Blog - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Doruk Kemik Kitlesi
Doruk Kemik Kitlesi
Kemikler vücut iskeletinin çatısını olusturan canlı kolon ve sütunlardır. Insan vücudunda kemik gelisimi 30 yasına kadar devamlı artıs gösterir buna “modeling” adı verilir. Otuz yasından sonraysa kemik dokusu bir yandan yapılırken bir yandan da yıkıma ugrar. Bu döneme ise “remodeling” adı verilir. Yani kemik dokusu hayat boyunca belirli bir denge içerisinde hem yapılmakta hem de yıkılmaktadır.
Yayım Tarihi : 07 Haziran 2017 | Kategori : Sağlık Haberleri
Doruk Kemik Kitlesi: Iskeletteki kemik miktarına “kemik kitlesi” adı verilir. Insan kemik kitlesi 30 yasına kadar artar ve bu yaslarda en yüksek ölçüye varır. Bu nedenle 30 yasındaki kemik miktarına “doruk kemik kitlesi” adı verilir. Doruk kemik kitlesi, kisinin hayatı boyunca ulasabilecegi en yüksek kemik miktarı olarak tanımlanır ve bu evreden sonra kemik miktarını arttırmak içinyapılan girisimlerin etkisi son derece sınırlıdır. Bu nedenle saglık kemiklere sahip olmak ve hem kemik erimesi hem de kırık riskinden korunmak için doruk kemik kitlesinin mümkün oldugunca yüksek tutulması önem arz etmektedir. Doruk kemik kitlesi osteoporoz ve kemik kırık riskinin en önemli belirleyicisidir. Bunun anlamı doruk kemik kitleniz ne kadar düsükse, yani 30’lu yaslardaki kemik miktarınız ne kadar az ise, özellikle kadınlarda post menopozal dönemde osteoporoza yakalanma riski o kadar fazla demektir.

Doruk kemik kitlesi bankadaki birikim hesabına benzer. Bankadaki birikiminiz ne kadar fazla ise issiz kalsanız bile sorun yasamazsınız. Ancak hesap ne kadar kısıtlı ise en ufak bir olayda ekonomik sorun yasarsınız. Tıpkı bunun gibi 30 yaslarındaki kemik kitleniz ne kadar az ise sizin kemik erimesi ya da diger bir deyisle osteoporoza yakalanma ihtimaliniz o kadar yüksek demektir.

Doruk kemik kitlesini etkileyen faktörler nelerdir?

Dogum tartısı: Düsük dogum tartılı bebeklerin yetiskin dönemdeki kemik mineral yogunlugu ve kemik kitlesi normal dogum tartılı bebeklerden daha düsük olmaktadır. Ayrıca anne karnındaki bebeklerin büyüme hızları yalnızca doğum tartısının düsmesine degil aynı zamanda doğum tartısı normal olsa bile kemik yoğunluğunu etkilemektedir. Bu bilgi kemik saglıgının ve osteoporozdan korunmanın daha anne karnındayken baslaması gerektigini açıkça göstermektedir.


Genetik faktörler:
 Doruk kemik kitlesi en çok genetik faktörlerce belirlenir (yaklasık %75) buna karsın yüzde 25 kadarı ise diyet ve egzersiz gibi çevresel faktörlerden etkilenir. Minyon yapıdaysanız, genetik olarak doruk kemik kitleniz iri yapılı bayanlara göre daha düsük olacak demektir. Bunun anlamı ufak yapılı narin yapıdaki bayanların daha fazla osteoporoz riski taşıdıkları ve bu kisilerin korunmada (egzersiz, beslenme vb.) daha dikkatli olmaları gerektigidir.

Cinsiyet: Ergenlik dönemi öncesi kızların ve erkeklerin kemik kitleleri benzer ölçüdeyken,

gençlik ve yetiskinlik döneminde erkeklerin kemik miktarı kadınlardan oldukça fazla hale gelir. Yetiskin döneminde doruk kemik kitlesi tipik olarak erkeklerde kadınlardan daha yüksektir. Bu nedenle osteoporoz riski kadınlarda erkeklerden çok daha yüksektir.


Hormonal faktörler:
 Hem erkeklik hormonu (testosteron) ve hem de disilik hormonu (östrojen) kemik miktarını çok belirgin olarak arttırır. Ergenlige girmekle birlikte hem kızlarda hem de erkeklerde kemik yogunlugu 3-4 kat artar.

Kadınlık hormonu olan östrojen doruk kemik kitlesinde önemli etkilere sahiptir. Kadın vücudu östrojene ne kadar uzun süre maruz kalmışsa doruk kemik kitlesi ve kemik yogunlugu o derecede artıs gösterir.

Örnegin ilk menstrüel siklusu erken yasta baslayan ve geç menopoza giren ya da östrojen içeren dogum kontrol hapı kullanan kadınların kemik yogunlukları daha yüksektir.


Bunun aksine, ilk menars yası geç olan ya da aşırı derecede düsük vücut agırlıgı veya asırı egzersiz nedeniyle erken yasta mestrüel siklusu olan genç kadınlarda (balerin, manken vs) ve erken yasta menopoza giren bayanlarda doruk kemik miktarı belirgin olarak düsmektedir. Kadınlarda 30 yasından sonra menopoza kadar kemik kitlesi çok degismezken (yıllık yaklasık yüzde 0.3 kayıp) ancak menopozun ilk yıllarından sonra bile hızlı bir kemik kaybı ortaya çıkmaktadır (yılda yüzde 3 kayıp). Buna karsın erkeklerde bu sekilde keskin bir azalma ortaya çıkmamaktadır.

Kadınlarda hali hazırdaki doruk kemik kitlesinin erkeklerden düsük oldugu da akılda tutulursa, post menopozal dönemde kemik erimesi ya da diger bir deyisle osteoporozdan neden daha çok kadınlar muzdarip oldukları kolayca anlasılır.


Bilinmesi gereken diger önemli bir nokta kemik yogunluk ölçümünde osteoporoz saptanması için kemik kitlesinin en az yüzde 30-40 azalmıs olması gerektigidir. Menopozla birlikte yıllık yüzde 3 kadar kemik kaybı oldugu göz önünde tutulursa, post menopozal osteoporoz için en az 5-10 yıl adetten kesilmis olmak gerekir. Eger ailesel özellik ya da kronik hastalık gibi bilinen bir risk faktörü ya da faktörleri yoksa kemik yoğunluk ölçümü için menopozdan sonra 5-10 yıl geçmelidir.


Beslenme:
 Kalsiyum kemik saglıgı için temel bir besindir. Yeterli kalsiyum almayan genç kadınlarda doruk kemik kitlesi düsüktür ve ileri yaslarında kalça kırık riski belirgin bir biçimde artar. Saglıklı ve yeterli kemik dokusu için anne karnında iyi beslenmeye dikkat edilmeli, hele çocukluk, ergenlik ve gençlik döneminde kalsiyum, fosfor ve basta D vitamini olmak üzere vitaminler yeteri kadar alınmalıdır. D vitamininin en iyi formu günes ısıgı aracılıgıyla ciltte üretilenidir. Bu nedenle uygun zaman dilimi ve saatte günesten yararlanılmalıdır.


Fizik aktivite:
 Düzenli fizik aktivite yapan genç kızların ve erkeklerin doruk kemik kitlesi daha yüksektir. 30 yas ve üzeri kadın ve erkekler düzenli egzersiz yapmalıdırlar. Cinsiyetten dolayı kadınların doruk kemik kitlesi erkeklerden daha düsük oldugundan, saglıklı kemik kitlesi için, fizik aktivite diger bir deyisle egzersiz, genç kızlarda da en az erkekler kadar hatta onlardan daha fazla önemlidir. En iyi fizik aktivite yöntemi vücudun yer çekimine karsı yaptıgı, agırlık tasıma özelligi olan egzersizlerdir. Bunlar, yürüyüs yapma, hafif düz kosu, merdiven çıkma, teniz oynama, dans etme ve agırlık çalısması biçiminde sıralanabilir.


Yasam tarzı:
 Sigara genç adölesanlarda düşük kemik kitlesi yanında alkol kullanımı ve hareketsiz yasam gibi diger saglıksız davranıslarla iliskilidir. Genç yasta sigara kullanan bireylerin daha sonraki yaslarında daha agır sigara kullanıcısı olduğu gösterilmistir. Genç yasta asırı alkol kullanımının da kemik saglıgını olumsuz etkilediği gösterilmistir.


Özetleyecek olursak doruk kemik kitlesine ulasıldıktan sonra kemik kütlesini artırmak için yapılan girisimlerin etkisi sınırlıdır. Bu nedenle günümüzde osteoporoz artık çocukluk çağının önlenebilir bir hastalıgı olarak tanımlanmakta ve doruk kemik kitlesini maksimumda tutmaya yönelik çalısmalar koruyucu hekimlikte önem kazanmaktadır.