Kalp Sağlığında Yöntem - Sağlık Rehberi - Kent Sağlık Grubu | Güvendiğiniz Hastane

Kalp Sağlığında Yöntem

Kalp Sağlığında Yöntem
Ateroskleroz nedeni olarak başta genetik yatkınlık olmak üzere, diyabet, hipertansiyon, kan yağları yüksekliği, sigara, stres, sedanter yaşam, obezite gibi pek çok faktör ileri sürülmektedir.

Ateroskleroz nedeni olarak başta genetik yatkınlık olmak üzere, diyabet, hipertansiyon, kan yağları yüksekliği, sigara, stres, sedanter yaşam, obezite gibi pek çok faktör ileri sürülmektedir.

 

Önemli bir diğer nokta ise ateroskerozun sistemik bir hastalık olması, koroner damarlar hastalanırken atardamar sisteminin diğer bölgelerinin de  hastalığa katılmış olmasıdır. En sık olarak beyin, bacak ve kol, böbrek damarları ve bağırsağı besleyen damarlar olaya eşlik etmektedir.

 

Kalp damarları dışındaki organlarda sorun olması hastaya yapılan bir giriş sırasında bu organlarla ilgili komplikasyonların ortaya çıkma riskini beraberinde getirmektedir. Hastanın hastanede kalış süresinin, hastaya verilen rahatsızlığının ve sosyoekonomik etkilerin en aza indirilmesi ile birlikte komplikasyon riskleri de göz önüne alındığında, “minimal invaziv” dediğimiz en az travmatik yöntemlerin hastalar ve hekimler tarafından tercih edilmesi akla çok uygun görünmektedir. Ancak bunun yanında uygulanan yöntemin hastaya yarar mı zarar mı getirdiği, bu yararın derecesi ve hastaya ne kadar sürecek bir fayda sağlayacağının da mutlaka göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

 

Koroner arter hastalığının tedavisinde önleyici yöntemler ve ilaç tedavisi temeldir. Bunun ötesinde iki yöntem hastalara yarar sağlamaktadır. Bunlar, “balon ve stent tedavisi” dediğimiz invaziv kardiyolojik yöntemler (PCI – percutaneous coronary interventions) ve koroner arter bypass cerrahisidir.

 

Peki Hangi Hastaya Hangi Tedaviyi Uygulayalım?

Sağlıklı bir yanıt verebilmek için kanıta dayalı tıp deneyimine başvurmamız gerekmektedir. “ASCERT” adındaki geniş kapsamlı bir çalışmada, 65 yaş ve üstü hastalardaki koroner bypass ve PCI uygulamalarının kısa ve orta vadeli sonuçları ele alındı. Bu çalışmaya göre; bir sene sonunda iki yöntem arasında mortalite ve morbiditede önemli bir fark olmasa da dört yıldan sonra bypass uygulanan hastalardaki ölüm oranları PCI yapılanlara göre daha düşük olarak izleniyor ve arada geçen süre uzadıkça bu fark daha da artarak devam ediyor.

 

“Hangi koroner hastasına hangi yöntemi uygulayalım?” sorusuna bir yanıt verebilmek için hastalardaki lezyonları ağırlıklarına göre sınıflandırmak gerekmektedir. Bu konudaki en kapsamlı çalışma; “SYNTAX” adı ile anılıyor. Hastalardaki koroner hastalığının yaygınlığı ve lezyonların ağırlığı arttıkça SYNTAX skoru da artıyor. Çalışma sonuçlarına göre; SYNTAX skorunun 22 ve üstünde olduğu üç damar ya da sol ana koroner arter hastalarında, işlemden sonra dört yıl geçtiğinde bypass cerrahisi sağ kalım oranında, yeni koroner girişimlerine gerek duyma oranlarında ve tüm kardiyovasküler olaylarda invaziv kardiyolojik girişimlere göre hastaya daha büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bunun yanında bypass cerrahisi daha geniş kapsamlı ve daha komple bir revaskülarizasyon sağlamaktadır. İnvaziv kardiyolojik yöntemin avantajları ise inme oranının daha düşük olması, hasta açısından daha kolay kabul edilebilir olması ve hastanın çok daha kısa sürede günlük yaşamına dönebilmesidir. Hastanın diyabetik olması, aradaki farkı daha da belirgin hale getirmekte, bypass cerrahisini daha da öne çıkarmaktadır.

 

Bu nedenle yaygın üç damar hastalarında, sol ana koroner arter tutuluşunda, diyabetiklerde ve koroner hastalığının yaygın olduğu çok bölgeyi tuttuğu olgularda bypass cerrahisi, PCI’ye göre daha avantajlıdır. Yaygın olmayan lokalize tutuluşlarda ise PCI bypass cerrahisine göre öncelikli olarak düşünülmelidir.

 

Son olarak; hastaya hangi yöntemin uygulanacağı konusunda güncel en yaygın ve sağlıklı uygulama; konunun kardiyolog, invaziv kardiyolog ve kalp damar cerrahının da olduğu bir kalp takımı tarafından ele alınması, hastaya tarafsız bir şekilde gerekli bilgilendirmenin yapılması ve son kararda hastanın ve ailesinin katılımının sağlanması şeklindedir.

 

Unutulmaması gereken önemli bir nokta da tıpta hastalıkların değil, hastaların olduğudur. Önemli olan; hastaya yaklaşırken, genel doğrular kapsamında yol alınması fakat bunun yanında hastaya özgü kişisel faktörlerin her zaman göz önünde bulundurulmasıdır.