Meme Kitlelerinde DTM Etkinliği

Meme Kitlelerinde DTM Etkinliği
Günümüzde meme kanseri tanısını koyma doktorları en çok zorlayan konulardan birisi olmaya devam ediyor. Dijital Tomosentez Mamografi (DTM) bugün için meme kanseri tanısında altın standart olma yolunda ilerlemektedir.

Doğru tanı konulmasını kolaylaştıran bu yöntemle hasta hem zamandan kazanmakta hem de ağır psikolojik baskıdan kurtulmaktadır.

Günümüzde meme kanseri tanısını koyma doktorları en çok zorlayan konulardan birisi olmaya devam ediyor. Dijital Tomosentez Mamografi (DTM) bugün için meme kanseri tanısında altın standart olma yolunda ilerlemektedir. Mamografik çekimin teknik olarak bilgisayar ortamında 3 boyutlu görüntüye çevrilmesi, meme kanserinin tanısı konusunda çok yardımcı olmaktadır. Tomosentez yardımıyla bilgisayar ortamında ince kesit ve 3D olarak elde edilen görüntüler, üst üste binen dokuları ayrıştırarak, maskelenen kitleleri ortaya çıkarmaktadır. Yapılan geniş kapsamlı karşılaştırılmalı çalışmalarda bilhassa 40-49 yas arası kadınlarda DTM’nin etkinliğinin yüksek olduğu saptanmıştır. Meme dokusunun daha yoğun olduğu bu yaş grubunda standart 2 boyutlu dijital mamografiye oranla kanserli kitleyi tanımakta yüzde 2 oranında daha belirleyici olduğu gözlenmiştir. Tanı konusunda doktoru en fazla zorlayan unsurlardan biri olan yanlış pozitiflik ise bu yöntemle yüzde 15 gibi önemli bir oranda azalma göstermiştir. İri ve yüksek yoğunluktaki memelerde kanserli kitlenin normal dokunun içinde saklanma riski de, doğru tanı konulmasını zorlaştırmakta ve hastaların sık sık geri çağrılmasına yol açmaktadır. 2014 yılında yayımlanmış 454 bin hasta üzerinde yapılmış bir araştırmada (Friedewald ve arkadaşları) tümü 2 boyutlu ve DTM tekniğiyle değerlendirilmiştir. Sonuçta incelemeye DTM eklendiğinde kanser yakalama oranı tüm yaş gruplarında yüzde 29 oranında artış göstermiş, yine bu kanserlerden yüzde 41’inin patolojik incelemede invazif tip olduğu saptanmıştır.