Prof. Dr. Aytekin AKYÜZ - Doktorlarımız - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..
Profesör Doktor
Aytekin AKYÜZ
Uzmanlık Alanları
Nöroloji
Yabancı Dil
İngilizce

Uzmanlık Alanı
Beyin,Omurilik, Sinir ve Kas Hastalıkları Uzmanı

Akademik Ünvanı
Profesör Doktor

Yabancı Dil
İngilizce

Eğitim ve Çalıştığı Kurumlar
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi

Mesleki İlgi ve Aktiviteler
Baş Ağrıları
Beyin Damar Hastalıkları
Alzheimer
Parkinson
Epilepsi
Klinik Nörofizyoloji
EMG-EP

Dernekler
Türk Nöroloji Derneği
Türkiye Klinik Nörofizyoloji EEG-EMG Derneği

Klostrofobi ve MR Korkusu
İçimizdeki ya da dışımızdaki korkutucu uyaranlar karşısında varabileceğimiz 3 tip tepki vardır: donakalmak, kaçmak ya da üstüne gidip savaşmak. İlk ikisi ruhsal olarak bizi geriletir, üçüncüsü ise ileriye doğru gitmemizi sağlar. Üstüne gidip aşabilirsek ruhsal olarak olgunlaşiriz. Kelimenin kökü, Latince claustrum yani ”kapalı yer” ve phobia ”korku” dan gelir. Tetikleyen düşüncü kişinin o an orada çaresiz ve kapalı olduğu, istese de çıkamayacağı, yardım alamayacağı fikridir. Klasik psikolojideki bu öğrenilmiş, koşullanma açıklamasının yanı sıra, klostorfobi için daha biyolojik bir açıklama da vardır. Beyinde duyguları yöneten amygdala isimli alanın klostrofobik kişilerde daha küçük olduğunu gösteren araştırmalar vardır.
İlk Jinekolog Agnodice
Agnodice, Atina'da zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Zor koşullarda doğum gerçekleştiren kadınlara tanık oldukça doktor olmayı hayal etti. Kadınlar, Hipokrat döneminde doğum ve ebelik alanlarında öğrenim görme izni alsa da öğrenmeye müsaade edildiyse de, Hipokrat’ın ölümünden sonra Atina’nın devlet adamları kadınların ellerinden bu hakları aldılar ve kadın sağlıkçıları kötüleyen bir propaganda başlattılar. Kafasına doktor olmayı koyan Agnodice, bir arkadaşının hastalığını mazeret olarak kullanan Agnodice, eğitimini geliştirmek adına tıp dünyasında kadınların önemli bir rol oynadığı Mısır’a gitti.
“Stresten uzak dur” demek yetmez
Klinik Psikolog Birgül Gökçe Doering, stresin kanseri tetikleyen faktörlerden biri olduğunu vurgularken,  hastalıkla mücadelede hastaya “stresten uzak dur” demenin yetmeyeceğini  söyledi. Doering, “Sadece pozitif bakış açısı da başa çıkma yöntemi ilk aşamada işe yarasa da süreklilikte yetersiz ve eksik kalır. O nedenle pozitif bakış açısı profesyonel desteğinde akılcı yaklaşımla birlikte yararlı olur” dedi.