Şişmanlık ve Kilo Verme | Beslenme ve Diyet - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Şişmanlık ve Kilo Verme

Şişmanlık ve Kilo Verme

Şişmanlık nedir?

Şişmanlık, besinlerle alınan enerji miktarı ile enerji harcanması arasındaki kronik dengesizliğe bağlı olarak beden yağ kütlesinin, yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boya göre ağırlığın arzu edilen düzeyin üzerine çıktığı multi-faktöriyel bir hastalıktır. 

Şişmanlığa neden olan etkenler nelerdir?

Kalıtımsal faktörler, enerji alımı ve harcanmasındaki dengesizlikler, fiziksel aktivite azlığı, hormonal etmenler, psikolojik sorunlar, şişmanlığa yol açan en büyük etkenler olarak sıralanabilir.

Şişmanlığın sebep olduğu hastalıklar nelerdir?
Şişmanlık ile birlikte kalp hastalıkları,

  • Yüksek tansiyon,
  • Diyabet (şeker hastalığı),
  • Safra kesesi hastalıkları,
  • Kemik-eklem rahatsızlıkları,
  • Solunum rahatsızlıkları,
  • Adet düzensizlikleri,
  • Kısırlık gibi hastalıkların oluşum riski de artmaktadır.

 

Şişmanlık Nasıl Teşhis Edilir? 

Şişmanlığın teşhisi için beden kitle indeksi (BKİ) denilen bir formül kullanılmaktadır. Bu kilogram olarak vücut ağırlığının boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile bulunmaktadır. Eğer BKİ, 25 Kg/m2 den az ise sağlıklı, 25-30 arası ise aşırı kilolu, 30’ dan fazla ise şişman, 40 dan fazla ise aşırı şişman veya ölümcül şişman olarak tanımlamaktadır. Ayrıca vücut ağırlığının ideal ağırlığa göre %120 artması şişmanlık tanımında yer almaktadır.

 

Beden Kitle İndeksi Ölçümü Kilo Fazlalığını Değerlendirmede Yeterli Midir?

Beden kitle indeksi ile yapılan sınıflandırma sağlık risklerini belirlemek açısından tamamen yeterli olmayabilir. Çünkü beden kitle indeksi vücut yağ dağılımı hakkında bize çok iyi bilgi vermez. Obeziteye bağlı artan riski belirleyen önemli faktörlerden birisi de yağın vücutta nerede biriktiğidir. Deri altında ve özellikle kalça bölgesinde biriken yağ dokusunun (armut tipi obezite, kadın tipi şişmanlık olarak da adlandırılır) obezite ilişkili diyabet, yüksek tansiyon, lipid bozuklukları vb hastalıklara neden olma riski düşük olarak kabul edilir.

 Öte yandan, göbek bölgesinde biriken yağ dokusunun (elma tipi obezite, erkek tipi şişmanlık olarak adlandırılır) Obezite ilişkili hastalıklar açısından daha fazla risk oluşturduğu gösterilmiştir.

Yağ dağılımının esasen riskli karın bölgesinde olup olmadığını değerlendiren pratik yöntemlerden birisi bel çevresi ölçümüdür. Bel çevresi için değişik kılavuzlar farklı değerler vermişse de her ırkın kendine özgü değerlerinin belirlenip kullanılması daha uygundur. Türk Toplumu için erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm üzerindeki bel çevresi ölçümlerinin kardiyovasküler hastalık riskini arttırdığı bildirilmiştir.

 

Hangi Durumlar Şişmanlığa Neden Olur?

Çok sayıda genetik, çevresel, fizyolojik, biyokimyasal, sosyokültürel ve psikolojik faktör birbiri ile ilişkili olarak şişmanlık oluşumuna neden olmaktadır. Bu faktörler içinde aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliği en önemli nedenler olarak kabul edilmektedir. Dünyadaki obezite sıklığındaki artıştan sorumlu tutulan başlıca çevresel faktörler sunlardır:

  • Yaşamı kolaylaştıran ve enerji harcamayı engelleyen teknolojik ilerlemeler (motorlu taşıtlar, yürüyen merdiven, asansör, internet ve bilgisayar teknolojisi vb.)
  • Beslenmenin bir sanayi haline gelmesi, daha dayanıklı ve daha ucuz ürünler elde etmek için doğal yaşamda yeri olmayan besin katkılarının kullanılmaya başlanması (trans yağlar, nişasta bazlı şekerler gibi)
  • Hazır gıda tüketiminde artış ve hızlı beslenme tarzı

Tüm dünyada özellikle çocukluk çağı obezitesindeki artışın sadece genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak derecede fazla olması nedeniyle, obezitenin oluşumunda çevresel faktörlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir. Obezitenin gelişmesinde dikkat edilmesi gereken faktörlerden biri de yaşamın ilk yıllarındaki beslenme şeklidir. Yapılan çalışmalarda, obezite görülme sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara göre daha düşük oranlarda olduğu, anne sütü verme süresinin, tamamlayıcı besinlerin türü, miktarı ve başlama zamanlarının obezite oluşumunu etkilediği bildirilmektedir.

Kilo Almaktan Nasıl Kaçınabiliriz?

Ne yazık ki günümüz yaşam koşulları bizleri daha az enerji harcama ve daha fazla enerji almaya doğru itmektedir. Üstelik beslenme biçimimizde aşırı kalori almanın dışında da önemli değişiklikler olmaktadır. Hazır beslenme alanında kullanılan katkılar muhtemel daha başka mekanizmalarla da kilo alımını tetiklemektedir. Kilo almaktan korunmak için günlük kalori ihtiyacınız kadar beslenmek ve mutlaka egzersiz yapmak gereklidir. Özellikle hazır gıdalardan ve restoran yemeklerinden uzak durulmalıdır. Haftanın en azından 4-5 günü toplam süre en az 150 dk/hafta olacak şekilde egzersiz yapılmalıdır. Ayrıca yürüme mesafesindeki yerler içim taşıt kullanılmaması, otobüsten bir durak önce inilmesi, asansör yerine merdiven kullanılması, arabanın mümkün olduğunca uzak yerlere park edilmesi yararlı olabilir. Egzersiz yapmayı bir yaşam biçimi olarak benimsemek ve sürdürmek önemlidir.

Çevresel faktörler ve uyaranların yeme alışkanlıklarına ve davranışına etkisi iyi bilinmektedir. Özellikle görsel uyaranlar bu konuda çok önemlidir. Yeme davranışını tetikleyen her türlü görsel uyaranı ortadan kaldırmak, kilo kontrolünde önem taşır. Alışveriş alışkanlığını değiştirmek de önemlidir. Mesela daha fazla çiğ meyve ve sebze tüketecek biçimde alışveriş yapmak, yoğun kalori içeren gıdaları satın almamak, bu stratejilerin başında gelir. Yine ev ortamında yemek yenilen tabakları küçültmek, yemek yenilen ortamda televizyon bulunmamasını sağlamak gibi bazı küçük değişiklikler de önemli sonuçlara yol açar. Böylece, yemek yemenin, farkında olunmadan yapılan bir eylem gibi algılanması engellenir.

 
Şişmanlığın çocuklarda görülme sıklığında artış var mıdır?

Son yıllarda şişman çocuk sayısında çok hızlı bir artış, hatta patlama söz konusudur. Bu nedenle, eskiden erişkin yaşlarda görülen "tip 2 şeker hastalığı", artık çocukluk veya ergenlik çağında da görülebilmektedir. Fransa'da son 10 yılda çocuklarda şişmanlık sıklığı 5 kat, ABD'de ise 1976 yılından bu yana 2 kat arttığı gözlenmekte, Türkiye'de de çocukluk çağındaki şişmanlık hızla artmaktadır.

Çocuklarda şişmanlığa neden olan faktörler nelerdir?
Çocuklarda genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörlerdeki değişiklikler de şişmanlığa yol açmaktadır. Hareketsiz bir yaşam biçimi, televizyon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, karbonhidrat ve yağlı gıdaların ağırlık kazandığı fast food beslenmenin artması, şeker, çikolata ve hazır gıda ürünlerinin reklamları, çocuklarda şişmanlığın artmasına neden olmaktadır. Nitekim, günde iki saatten fazla televizyon seyreden çocukların %52'sinde aşırı kilo, %28'inde ise şişmanlık saptanmıştır.

Çocukların kilo almaması için neler yapılmalı?
Bebekleri anne sütüyle beslemeye özen gösterilmelidir. Bebeklik döneminde anne sütüyle beslenen çocuklarda obezite, %15-25 oranında daha az görülmektedir.  

Anne-baba sağlıklı beslenmeyi öğrenmeli ve evde uygulamalıdır. Böylece çocuklar da sağlıklı beslenmeyi öğrenirler. Aile, günlük beslenmede yağ ve karbonhidrat miktarını azaltmalıdır. Aile, çocuğu kısıtlayıcı diyetlere sokmamalıdır. Çocuklara abur cubur yememesi, acıktığı zaman ve yavaş yemesi öğretilmelidir. Çocuğun aileyle birlikte yemek yemesi sağlanmalı, mutlaka kahvaltı önemi aşılanmalıdır. Çocuklara çok su içmesi öğretilmelidir. Çocukların kendi odalarına veya yattıkları odaya televizyon konmamalıdır.
 
Çocuğa ödül olarak şeker, çikolata gibi kalorisi yüksek gıdalar verilmemelidir. Aynı şekilde ceza verilirken de besin alımının kesilmesi veya besinlerin yasaklanması doğru değildir. 

Okullarda çocuklara oyun ve jimnastik alanları sağlanmalıdır. Okul kantinlerinde sağlıklı besinlere yer verilmelidir. Çocuklara bisküvi ve kek yerine meyve yeme alışkanlığı kazandırılmalı, kantinlerde yüksek kalorili ve fast food ürünü gıdalara yer verilmemeli,  gazoz ve kola gibi  içecekler yerine, sadece su veya maden suyu satışı sağlanmalıdır. Öğle yemekleri verilen okullarda, kilo aldırmayan ve sağlıklı yemeklerin çıkması için çaba gösterilmelidir. İngiltere'de ve Singapur'da yapılan okul çalışmaları sayesinde obezite ile mücadelede başarılı sonuçlar elde edilmiştir. 

Çocukluk döneminde kilolu olanların erişkin yaşlarda da kilolu olma riski var mıdır?
3-10 yaş arasında aşırı kilolu olan çocukların %50'sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma riski vardır. Ergenlik çağında aşırı kilolu olanların ise %70-80'inde ileri yaşlarda aşırı kilo gelişmektedir. Bu nedenle çocukluk çağından itibaren fazla kilolarla mücadele etmek gerekmektedir.

Çocuklarda görülen şişmanlık ile erişkinlerde görülen şişmanlık arasında fark var mıdır?
Evet, her iki dönem arasında belirgin farklar vardır. Çocuklar, kilo aldığında yağ hücrelerinin sayısı artarken; erişkinlerde ise yağ hücrelerinin sayısında artma olmaksızın, her bir yağ hücresi büyümektedir.
 
Çocuklarda şişmanlık nasıl tedavi edilir? 
Çocuklardaki şişmanlığın tedavisinde büyüklerde olduğu gibi önce hormonal veya genetik bir bozukluğun olup olmadığı araştırılmalıdır. İnsülin direnci veya tiroit yetmezliği ilk akla gelenlerdir. İnsülin direnci, çocuklarda ileride şeker hastalığı oluşma olasılığının da yüksek olduğunu gösterir. Tiroit hormonları için TSH ve serbest T4 ölçümleri yapılmalıdır.

Tedavide iş, çocuğa ve daha çok anne-babaya düşmektedir. Çocuğun hareketi artırılmalı, yağ ve enerji düzeyi düşük gıdalar yemesi sağlanmalı, yeme alışkanlığı değiştirilmeli ve aile üyeleri de sağlıklı beslenmeyi öğrenmelidir. Bunların dışında çocuğun çok televizyon seyretmesine izin verilmemelidir. 


Şişman çocuklarda günlük kalori alımının %25'inden fazlasının, yemek saatleri dışındaki atıştırmalardan kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu nedenle çocukların atıştırmaları önlenmelidir.

Şişman çocuklarda ergenliğe erken girme, sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu çocuklarda yürümede gecikme, kemik yaşının akranlarına göre ileri olması, vücutta pişikler ve deri iltihaplan sıklıkla görülmektedir. Yağ dokusu artışına bağlı olarak karında çatlaklar oluşabilmektedir. Erkek çocuklarında memelerde aşırı büyüme gözlenmektedir.

 

Çocuklarda şişmanlığı önleyecek diyet ilkeleri nelerdir?
Bebeklerin 1 yaşına dek anne sütüyle beslenmesi, çok önemlidir. Ek besinlere erken başlamak, süte bal koymak, fazla muhallebi yedirmek çocukta kilo artışına neden olur. Hazır bebek mamalarına su konulmalı ve bisküvi eklenmemelidir. Biberon yerine kaşıkla beslenme tercih edilmelidir.

1-6 yaş arasında, ailenin beslenme tarzı kilo alımında çok önemlidir. Ailenin sağlıklı beslenme konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Çocuğa ödül olarak şeker ve çikolata verilmemelidir. Çocuğun mutlaka sabah kahvaltı etmesi, öğün kaçırmaması ve hareketli olması sağlanmalıdır.

6-18 yaş döneminde çocuklar, makarna ve pilav gibi karbonhidratlı gıdaları tercih ederler, sebze yemeklerini pek sevmezler. Bu nedenle aile dengeli bir beslenmede, öğün atlamamakta, sebze ve meyveden zengin bir diyette ısrar etmeli ve hububatlara ağırlık verilmelidir.  Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, beyaz makarna yerine kepekli makarna tüketilmelidir. Çocuğun spor yapmaya teşvik edilmesi, diyet kadar önemlidir. 

Yoğun çalışma gerektiren sınav dönemlerinde öğrencilerdeki kilo alımını önlemek için nasıl beslenmelidir? 
Sınav döneminde ve özellikle üniversiteye hazırlanan öğrencilerde  yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk ve çok fazla stres vardır. Bu nedenle düzenli ve sağlıklı beslenemeyen, abur-cubur tüketen öğrenciler kilo almaktadır. Bu durum, sınav başarısını da düşürmektedir. 

Hafızayı güçlendirmek için Omega-3 alımını artırmak ve bu amaçla da haftada 3 kez balık tüketmek, sebze ve meyveyi artırmak, ceviz, badem veya fındık yemek, kahvaltıda yumurtayı unutmamak yararlı olacaktır. Ayrıca kalsiyum desteği için yağsız süt ve ayran mutlaka içilmelidir.

Sınava hazırlanan öğrencilerde kansızlık, kalsiyum ve magnezyum gibi mineral eksikliği olup olmadığı da araştırılmalıdır. Demir eksikliği olan öğrencilerde isteksizlik, konsantre olamama çok sık görülür. Bu tür eksiklik varsa doktorun önerdiği şekilde ilaç alınması ve besin desteği gerekebilmektedir.

Düzenli kahvaltı etmek de önemlidir. Öğrencilerin çoğu, kahvaltı etmeden okula gitmektedir. Kahvaltı etmek, başarıyı artırmaktadır. Kahve ve çayı fazla içmek veya kola alışkanlığı ise hafızaya zarar vermektedir. Bunun yerine bol su veya taze meyve suyu içilmelidir. Her gün yarım saat yürüyüş yapmak da sınav başarısını artırmaktadır.