Guatr | Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Guatr

Tiroid bezinin büyümesine “guatr” denir. Tiroid bezinin aşırı çalışması, yetersiz çalışması, büyümesi veya içinde “nodül” denilen yuvarlak veya elipsod yapılanmaların oluşması gibi durumların her biri ayrı bir guatrdır. Guatr, genellikle başarıyla tedavi edilebilen hastalıklardandır. Erken tanı önemlidir. 






Tiroid bezinin büyümesi yani guatr, tiroid hormonunun az üretilmesi (hipotiroidi) veya çok üretilmesi (hipertiroidi) ile birlikte olabilir. Guatr hastalarında tiroid hormonu gereğinden fazla üretiliyorsa buna “zehirli guatr (toksik guatr)” denir.

Guatr oluşumunda iyot eksikliği önemli rol oynar. Ancak, iyot eksikliği olmayan toplumlarda dahi guatr görülebilir. Boynun ön kısmında yer alan ve “tiroid bezi” olarak bilinen organımız tiroid hormonlarını yapmak için iyot kullanır.  Bu hormonlar doğumdan önce anne karnındaki fetüsün ve bebeklik ve erken çocukluk dönemindeki çocukların sağlıklı beyin ve sinir sistemi  gelişimleri için çok önemlidir.  Gebe kadınların iyot gereksinimi gebe olmayanlara göre %66 oranında artar. Bu nedenle gebelerin ve emziren annelerin yeterince iyot almaları çok önemlidir. Tüm insanlar gibi gebeler de iyodu tiroid bezlerinde depolarlar. Bu küçük bezde sadece çok az miktarda iyot depolanabildiği için fazlası vücuttan atılır.

Nodüler ve Multinodüler Guatr

Büyümüş tiroid bezi içinde nodül ismi verilen yumrular bulunabilir. Bu hastalığa “nodüllü guatr” denir. Eğer tiroid bezinde hem iri hem de birden çok yumru mevcutsa buna da “multi nodüler guatr” adı verilir. Nodül içermeyen guatr ise, “diffüz guatr (basit guatr)” olarak adlandırılır.


Nodül varlığında;  

Nodülün kanser olup olmadığı

Nodül veya nodüllerin “otonom” yani başına buyruk çalışarak aşırı hormon üretimi ile “hipertiroidi” denilen hastalığa yol açıp açmadığı

İri nodüllerde rastlanan nefes borusuna baskı yapıp yapmadığı


incelenir.


Tanı ve Tedavi

Guatrda elle yapılan muayeneden sonra en önemli tetkik, tiroid ultasonografisidir. Nodül sınırlarının düzensiz oluşu, hipoekojenite, toplu iğne başı gibi kalsiyum çökeltilerinin görülmesi ve aşırı kanlanma gibi bulguların varlığı, kanser belirtisi olabilir. Bu durumda öncelikle o nodüle ince iğne aspirasyonu (İİAB) uygulanmalıdır. 

İnce iğne aspirasyonu, nodül değerlendirilmesinde son yılların altın kuralı haline gelmiştir. Yeterli alınabilmiş bir aspirat, deneyimli bir sitopatalog tarafından incelendiğinde güvenilirlik oranı % 97’ye kadar çıkmaktadır. Kanserli veya kuşkulu nodüller için ameliyat tercih edilir.  1 cm’nin altındaki nodüllere “mikronodül” denir. Bunlar ultrason kriterleri iyiyse, 6 ay - 1 sene aralıklarla izlenebilirler. 

İnce iğne aspirasyon sitolojisinin kanser veya kanser kuşkusunu belirttiği tüm nodüller ameliyat edilmelidir. Kitle etkisi ile nefes borusuna baskı yapan iri nodüllü vakalar ise, kanser kuşkusu olmasa bile ameliyat edilmelidir. İğne aspirasyonu iyi çıkmış tüm nodüller, kullanılan yöntemin % 3-5 hatalı sonuç vereceği göz önüne alınarak, ultrason ile izlenmeye devam edilmelidir. Nodül % 20 oranında veya daha fazla büyüyorsa, iğne biyopsisi tekrarlanmalı veya ameliyat düşünülmelidir. Nodüllerin büyümesine engel olmak için verilen tiroid hormonu tedavisi genellikle yararlı olmamakta, yaşlı kişilerde ve menopozlu kadınlarda çok hafif doz fazlılığı bile osteoporoza ve kalpte ritim bozukluklarına yol açmaktadır. Nodüllü hastalarda TSH denen uyarıcı hormon hafif veya biraz yüksekse, onu normal sınırlara indirmek için böyle bir tedavi yararlı olabilir.


Mekanik bası yapan hayli iri nodüllü hastalarda cerrahi tedavi tercih edilir. Hastanın tiroid hormonları normal ise, cerrahi hemen uygulanabilir, ancak birlikte hormon üretimi fazlalığı da varsa önce ilaçlar ile hormon seviyeleri normale getirilmeli ve sonra ameliyat edilmelidir.


Hastanın nodülü veya nodülleri otonom, yani aşırı çalışan nodüllerse; bu durum T3, T4 ve TSH kan testleri ile belirlenir ve tiroid sintigrafisi ile nodüllerin sıcak nodül olup olmadığı araştırılır. Sıcak nodüller genellikle kanser olmadığından, iğne biyopsisine gerek olmayabilir. Tek sıcak nodül varsa, radyoiyod verilerek tedavi edilir. Ancak sıcak nodül çok büyükse (5-6 cm) veya çok sayıda sıcak nodül varsa cerrahi tedavi öngörülür. Bu hastalar, birkaç haftalık ilaç kullanımı ile “ötiroidi” denilen normal hormon düzeylerine kavuşturulup, ameliyat edilmelidirler. Ameliyata uygun olmayan hastalar da radyoaktif iyot ile tedavi edilebilir.