Obezite | Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Obezite

Vücutta aşırı miktarda yağ birikimi ve depolanması bulunması durumudur. Obezite, tedavi edilmesi gereken  metabolik bir sendromdur. Obezite geleneksel yöntemler ile tedavi edilebilen basit bir fazla kilo sorunu değildir, yüksek sağlık riskleri taşıyan ciddi bir klinik hastalık ve tehlikeli bir toplumsal sağlık sorunudur. Çünkü, obezite birçok hastalık için de önemli bir risk faktörüdür.




 

Vücut ağırlığı çoğu insanda stabil seyreder; çünkü enerji homeostazisi nedeniyle enerji alımı ve tüketimi uzun süre boyunca bir birini karşılar. Vücut yağ miktarındaki değişimlere yanıt olarak beyin, vücut ağırlığındaki değişime direnç gösteren kompansatuar adaptasyonları tetikler. Örneğin kilo kaybı açlığı arttırıp ve metabolik hızı baskılarken; kilo alma aksi yönde cevaplar oluşturur. Bu homeostatik sistem vücudu kilo almadan ziyade kilo kaybına karşı korur. Bu sistemin anlaşılması günümüzde anti-obezite ajanların gelişmesine yol açmaktadır.

Obezite tanısında kullanılan kriterler daha çok hastalık oluşturan vücut ağırlığının belirlenmesine yöneliktir. Beden Kitle İndeksi (BKİ) ve bel çevresi ölçümü, obezite tanısı için genellikle yeterlidir. Bununla birlikte obezite değerlendirilmesinde farklı testler de uygulanabilmektedir.  

Beden Kitle İndeksi

Vücut kitle indeksi insanlarda vücut yağ fazlalığının değerlendirilmesi için en yaygın kabul edilmiş parametredir. Vücut kitle indeksi tedavinin etkinliğinin ve kişinin taşığı riskin değerlendirilmesi için klinik çalışmalarda ve epidemiyolojik (toplumsal) araştırmalarda özellikle kolay uygulanabilirliği nedeniyle kullanılmaktadır.

Beden Kitle İndeksi = Vücut ağırlığı (kg) / boy (m)2 olarak formülize edilmiştir.

Beden Kitle İndeksi, tek başına kesin tanı koydurabilen bir yöntem değildir, bu nedenle  klinik ortamda kişinin yaş, cinsiyet, kas kitlesi, etnik kökeni ve vücut yapısı çeşitli antropometik ölçümler ile incelenerek risk oranları belirlenebilir. 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenmiş sınıflamaya göre;

 • 18.5 altında BMI Az kilolu
 • 18.5 - 24.9 Normal Kilo 
 • 25.0 - 29.9 Fazla Kilo 
 • 30.0 - 39.9 Obez 
 • 40.0 'ın üzeri Morbid (ciddî) Obez olarak belirlenmiştir.

Obezitede Risk Faktörleri

Kalıtım veya genetik yatkınlık, hormonal ve metabolik faktörler, psikolojik problemler aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları, yetersiz fiziksel aktivite, yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyokültürel etmenler, gelir durumu, sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetlerin uygulanması, sigara-alkol kullanma durumu ve doğum sayısı obezite oluşumunda başlıca risk faktörleridir.   

Çağımızın önemli sağlık sorunlarının başında obezite gelmektedir. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de obezite görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Yetişkinlerde obezitede artış kadar önemli bir artış da çocukluk dönemi obezitesinde görülmektedir. Özellikle çocuklarda obezite prevalansında görülen artışın nedenleri, artan teknoloji ile beraber kolaylaşan yaşam biçimine bağlı fiziksel aktivitede azalma ve modern yaşamdaki beslenme alışkanlıklarındaki değişimdir. Fast food ve sağlıksız besinlerle karbonhidrattan ve rafine şekerden zengin, bitkisel liflerden fakir, aşırı yağlı beslenme şekli, günümüzde obeziteye yol açan önemli faktörlerden biridir. 

Obezite Tedavisi

Birçok hastalığın oluşumunda risk faktörü olan obezite; spor, hareketli bir yaşam tarzı, her yaşta doğru ve sağlıklı beslenme ile önlenebilmektedir. Düzenli kontrol ve doğru tedavi ile obezite önlenebilir, daha uzun ve kaliteli bir yaşama sahip olunabilir.   

Obez kişilerin çoğu hızlı ve kolayca zayıflamayı isterler ama bunu gerçekleştirmek kolay değildir. Kilo verilmesi ve verilen kilonun korunması uzun süreli davranış değişikliği, dengeli ve sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılmasına bağlıdır. Bu amaca yönelik olarak tedavide ana nokta enerji alımının azaltılması ve enerji harcanmasının artırılmasıdır. Obez ve toplu kişilerin en uygun tedavi için klinisyenlerin, tıbbi beslenme uzmanlarının, egzersiz fizyologlarının, psikiyatristlerin ve bariyatrik cerrahi girişim yapan cerrahların işbirliği yapmaları gerekir. Vücut ağırlığında %10 kadar bir azalma bile obeziteyle ilişkili risk faktörlerinde çok önemli oranda azalma sağlamaktadır. Bu nedenle güncel tedavi önerileri hastada %10’luk kilo kaybına odaklanmış olup, aynı zamanda amaç kilo kaybının uzun süre idamesinin sağlanmasıdır. Obezite tedavisine odaklanmış hastalar genellikle kısa sürede gerçekçi olmayan kilolara ulaşmaya çalışırlar. Bu durum başarılamadığında tedaviyi bırakma veya nüksler sıktır. Gerçekten de istatistiksel verilere göre obezite tedavisi uygulanan ve kilo veren kişilerin %95’inden fazlası yeniden kilo almaktadır. Bu anlamda sağlıklı kilo vermek kadar verilen kilonun idamesinin sağlanması da tedavinin çok önemli bir mihenk taşıdır. Bu yüzden daha tedavi başlangıcında gerçekçi hedefler belirlenmelidir. Gerçekçi bir hedef olarak 6 ayda %5-10 kilo kaybı amaçlanmalıdır. Obezite tedavisinde diyet (sağlıklı beslenme) tedavisi, fiziksel aktivite (egzersiz), davranış tedavisi, ilaç tedavisi, kombine tedavi ve cerrahi gibi çeşitli tipte tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.