Genel Bilgi | Böbrek Nakli Merkezi - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Genel Bilgi

Genel Bilgiler
KENT HASTANESİ BÖBREK NAKLİ MERKEZİ


Kent Hastanesi bünyesinde yer alan Böbrek Nakli Merkezimizde; Türkiye'de böbrek nakli işlemini ilk kez gerçekleştiren Hacettepe Üniversitesi’nde böbrek nakli eğitimlerini aldıktan sonra ABD'nin önde gelen böbrek nakli merkezlerinde üst ihtisaslarını tamamlamış olan ‘’böbrek nakli ekibimiz’’ ile hizmet vermekteyiz.

Kent Hastanesi Böbrek Nakli Merkezimizde, SGK (Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur) mensubu hastalarımıza da özel hastane konforunda tedavi hizmeti sunmaktayız. 

Kent Hastanesi Böbrek Nakli Merkezimizin hedefi kronik böbrek yetmezliği hastalarını hemodiyalize bağlı yaşantıdan ve kadavra böbrek bekleme listesinden çıkarmak, tekrar sağlıklı ve üretken yaşantılarına dönmelerini sağlamaktır. Ülkemizde böbrek naklini yaygınlaştırmak ve organ bağışının tanıtımını yaparak halkı bu konuda bilinçlendirmeyi amaçlamaktayız.

Nakil için merkezimize başvurmanız halinde; ameliyat öncesi tetkikleriniz birkaç gün içinde tamamlanacaktır ve sağlığınıza sıra beklemeden kavuşmanız için tüm hastane çalışanları size yardımcı olacaktır.


Kent Hastanesi ‘’organ nakli’’ni desteklemektedir.

Böbrek Nakli Tarihçesi

Dünyada ilk başarılı böbrek nakli 1954 yılında Harvard'da Dr. Joseph E. Murray tarafından gerçekleştirilmiştir. O zamana kadar böbrek naklinde aşılamamış bir sorun olan doku uyuşmazlığını Dr. Murray, tek yumurta ikizleri arasında yaptığı bu böbrek nakli ile ilk defa aşmayı başarmıştır. Böbrek yetmezliği nedeniyle her geçen gün ölüme giden Richard Herrick'in imdadına ikiz kardeşi Ronald yetişmiş ve Dr. Murray'in bir böbreğini kardeşine nakletmesine izin vermiştir. Böbrek vericileri arasında Richard Herrick'in yeri çok farklıdır. O bir bilinmezler ve sorular yığınının içinde böbreğini kardeşine bağışlayarak tarih yazan bir öncüdür. Kardeşinin nakilden 8 yıl sonra hayata veda etmesine karşın verici Richard 79 yaşına kadar sağlıklı bir ömür geçirmiştir.

Dr. Murray 1990 yılında bu başarısından dolayı Nobel Tıp Ödülü’ne layık görülmüştür. Dr. Murray'e Nobel Ödülü’nü getiren bu keşfi ile dünya üzerinde umutsuzca bekleyen yüz binlerce böbrek hastasına yaşamın kapılarını yeniden aralayacak umudu ortaya çıkmıştır. Dr. Murray'nin ilk başarılı böbrek naklini geliştirmesinden sonra böbrek yetmezliği insanoğlunun hükmedebildiği hastalıklar grubuna dâhil olmuş ve gelişmeler çığ gibi artmıştır. Böbrek naklindeki en önemli engel alıcının bağışıklık sistemidir. Nakledilmiş böbreği kendisinden olmayan bir yabancı doku kabul eden alıcının bağışıklık sistemi bu yeni dokuyu reddetmek ister. Kortizon ve diğer bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanıma girmesi sonrasında organ reddi çok önemli oranda kontrol edilebilir bir sorun olmuştur.

Türkiye'de ilk canlı vericiden böbrek nakli Hacettepe Üniversitesinde 3 Kasım 1975 tarihinde Prf. Dr. Mehmet Haberal tarafından bir annenin oğluna bağışladığı böbreğin nakli ile gerçekleştirilmiştir. Ülkemizdeki ilk kadavradan böbrek nakli yine aynı ekip tarafından Almanya'dan gönderilen bir kadavra böbreğinin bir Türk gencine nakledilmesi ile gerçekleştirilmiştir.

06.03.1980 tarihinde T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı organ naklinin dinen caiz olduğuna dair resmi görüşünü açıklayarak organ bağışı ve naklinin dinen önünü açmıştır.


Kent Hastanesi ''organ nakli''ni desteklemektedir.
Böbrek Nakli
Kronik böbrek yetmezliği böbrek fonksiyonlarının kalıcı olarak kaybıdır ve son dönem böbrek yetmezliği ile sonlanır. Son dönem böbrek yetmezliği her milyonda 60–160 kişiyi etkiler. Diyaliz ve böbrek nakli öncesi zamanlarda bu durum ölümle sonuçlanırdı.

Son dönem böbrek yetmezliğinin en yaygın nedeni şeker hastalığının bir komplikasyonu olan diyabetik nefropatidir ve bunu kronik iyi kontrol edilmemiş hipertansiyon gibi damar hastalıklarının neden olduğu nefropatiler, böbreğin en küçük fonksiyon gören yapısı olan glomerülü tutup onun fonksiyonunu bozan glomerulonefrit adı verilen böbrek hastalıkları, böbrekte birden çok kistlerle karakterize bir hastalık olan polikistik böbrek hastalığı ile interstisyel nefrit hastalığı izler; son üçü daha az yaygındır ve görülme sıklıkları zaman içinde anlamlı bir değişiklik göstermemiştir.

Böbrek yetmezliği gelişen bir hastada üç tedavi seçeneği söz konusudur: hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek nakli. Sizin için en iyi tedavi biçiminin hangisi olduğuna doktorlarınız karar verir. Böbrek nakli ya da böbrek transplantasyonu cerrahi bir müdahaledir. Vericiden cerrahi bir operasyon ile çıkarılan sağlıklı tek bir böbrek son dönem böbrek yetmezliği gelişen kişiye gene cerrahi bir operasyon ile nakledilir. Böbrek nakli, hayatını tehdit eden bir başka hastalığı olmayan son dönem böbrek yetmezliği gelişmiş hastalarda yaygın bir şekilde uygulanan ve son dönem böbrek yetmezliğinin kabul edilmiş en iyi tedavi şeklidir. Başarılı bir böbrek nakli geçiren hastalar daha iyi bir yaşam kalitesine kavuşurlar. Nakil sonrası diyaliz gereksinimi ortadan kalkar ve diyaliz işlemlerinin oluşturduğu fiziksel ve psikolojik zorluklardan kurtulan kişi kendini daha enerjik ve özgür hisseder, beslenme ile ilgili kısıtlamalar azalır, başarılı bir böbrek nakli yapılan hastaların kısa ve uzun dönem sağ kalım şansı diyaliz tedavisi altındaki hastalara kıyasla daha uzundur.

Böbrek nakli operasyonu için hastanın uygun bir vericiye ihtiyacı vardır. Bu verici canlı ya da kadavra (yaşamı sona ermiş) olabilir.

Canlı Vericiden Böbrek Nakli:
Verici sizin yakın ya da uzak akrabalarınızdan biri olabileceği gibi, yakın bir arkadaşınız veya böbreğini ihtiyacı olan bir hastaya bağışlamak isteyen herhangi bir bağış sever de olabilir. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre 4. dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından böbrek alınıp hastaya nakledilebilir. Ülkemizdeki geçerli yasalara göre akraba olmayan canlı verici adaylarının bağışı ancak belli bazı kıstasların varlığı durumunda kabul edilebilir, bununla birlikte bu durum sosyal ve etik açıdan sorunlara neden olabileceği için ülke genelinde uygulanması çok yaygınlaşmamıştır.

Gönüllü kişide yapılan ayrıntılı bir tıbbi değerlendirme ile bir böbreğinin alınmasında herhangi bir sakınca ya da engelin olup olmadığı araştırılır. Tıbbi değerlendirmenin içeriği şu şekildedir:

• Vücuttaki kalp, akciğer, sindirim sistemi gibi hayati önem taşıyan organların fonksiyonları ve yapıları değerlendirilir. Bu değerlendirme organ nakli ekibindeki nefrolog tarafından ve onun liderliğinde gerçekleştirilir.

• Böbreklere yönelik incelemeler yapılarak böbreklerin yapısı, işlevsel durumları, böbreği besleyen damarlarının durumu, idrar boşaltım yolları ile ilgili kontroller yapılır.
• Ruhsal durumu psikolog tarafından değerlendirilir ve gerçekten gönüllü olup olmadığı, verici üzerinde herhangi bir sosyal baskının varlığı sorgulanır.

Eğer tüm incelemeler uygunsa gönüllü kişinin böbrek bağışlamasında bir sakınca olmadığına karar verilebilir.

Kadavradan Böbrek Nakli: Kadavra vericilerin çoğunu genellikle trafik kazası, beyin kanaması, beyin tümörü veya kalp krizi gibi ciddi hastalıklar nedeniyle yoğun bakımda izlenen, solunum cihazına bağlı ve beyin hasarı nedeniyle beyin ölümü gerçekleşmiş ve tıbbi açıdan kanıtlanmış beyin ölümü tanısı alan hastalar oluşturur. Beyin ölümü gelişen bu kişilerin organlarının alınabilmesi için ailelerinin izin vermesi yasal bir zorunluluktur. Yapılan incelemeler ile organı alınan kadavra vericinin herhangi bir bulaşıcı hastalık, günümüz olanakları ile saptanabilen bir kanser veya böbrek hastalığına sahip olmadığı göstermelidir. Uygun şartlarda çıkartılan ve özel koruma sıvılarında korunan böbrekler beyin ölümü gerçekleşen kişiden alındıktan sonra en kısa sürede alıcıya nakledilmeye çalışılır. Ülkemizde kadavradan organ bağışı son derece az olduğu için uzun bekleme listeleri vardır.

Her iki tip böbrek naklinin kendine özgü avantajları ve dezavantajları mevcuttur. Gelişmiş ülkelerde canlı vericilerin sayısı artmaktadır. Canlı vericilerin kullanılmasıyla kadavra başarısına göre biraz daha yüksek başarı oranları elde edilmiştir. Canlı bağış bazı hastaları uzun bekleme listesinden ve hatta diyalizden koruyabilmektedir. Günümüzde, dünyadaki tüm böbrek nakli operasyonlarının %20-25’i canlı vericilerle uygulanmaktadır. Vericilerin çoğu genetik olarak akrabadır. Yine de, küçük ama giderek artan sayıda olguda, vericiler genetik olarak ilişkili değildir ve eş, arkadaş veya duygusal olarak bağlı diğer kişileri içermektedir. Canlı vericilerin yakın akraba olması tercih edilir. Yakın akrabalarda (kardeş, anne, baba, çocuk) uyumlu böbrek olma olasılığı daha fazladır. Akraba olmayan kişilerde uyumlu böbrek bulunması olasılığı düşüktür. 18 yaşından küçükler böbrek vericisi olarak kullanılamazlar. Bir insanın böbrek vericisi olması için gönüllü olması gereklidir, hiç kimseden zorla organı alınamaz. Etik ilkeler canlı vericilerin zorlanmamış olmasını ve herhangi bir mali kazanç sağlanmamasını zorunlu kılar. Canlı bağış olağanüstü değere sahip bir “hediye” olarak düşünülmeli ve uygun bir verici bulunduğunda hemen gerçekleştirilmelidir.


Canlı vericinin avantajları:
Kadavra böbreğe göre daha iyi sonuçlar (uzun ve kısa dönem).
Uyumlu erken işlev ve kolay kontrol.
Nakil operasyonu için uzun bekleme süresini ortadan kaldırır.
Bağışıklık sistemini baskılamak için daha az saldırgan bir ilaç tedavisi gereksinimi.
Vericiye duygusal kazanç sağlar.
Dünya çapında böbrek nakli oranını arttırır.

Böbrek nakli yapılabilmesi için ilk şart kan grubu uyumluluğudur. Aşağıdaki tablo hangi kan grubunun hangi kan grubundan böbrek alabileceğini göstermektedir. Rh faktörü böbrek naklinde önem taşımaz


Gerek canlı vericiden, gerekse kadavradan yapılan başarılı böbrek nakli ameliyatlarında diyaliz tedavilerinde olduğu gibi böbrek fonksiyonlarından bazıları değil, tamamı yerine getirilir. Canlı vericiden alınan böbrekte bir yıllık yaşam beklentisi % 95 ve 5 yıllık % 85’tir. Kadavradan alınan böbrekte ise bir yıllık yaşam beklentisi % 83 ve 5 yıllık % 68’dir.

Kent Hastanesi ''organ nakli''ni desteklemektedir.
Böbrek Nakli Ameliyatı
Operasyon genel anestezi altında yapılır. Genel anestezi sırasında tamamen uykuda olacağınız için operasyon boyunca herhangi bir şey hissetmez ve ağrı duymazsınız. Operasyondan önce anestezi uzmanı tarafından tıbbi değerlendirmeniz yapılır ve nasıl bir anestezi planı yapılacağına karar verilir.

Operasyon boyunca size uykuda kalmanızı sağlayacak anestezi etkisi gösteren bir ilaç uygulanır. Bu ilaç damar yolu aracılığı ile verilebileceği gibi ağız yolundan solunum yollarına takılan bir tüp aracılığı ile de verilebilir.

Operasyon boyunca anestezi ekibi sizin kalp atışlarınızı, kan basıncınızı ve kan oksijen seviyelerinizi sürekli takip edip kontrol altında tutar. Kan basıncınız kolunuza takılan bir tansiyon aygıtı yardımıyla gözlenirken kalp atışlarınız göğsünüze yerleştirilen elektrotlar aracılığı ile kontrol edilir. Kan oksijen seviyeleri pulse-oksidometre adı verilen aygıtlar ile takip edilir.

Anestezi ekibi size anesteziyi uygulayıp uyuttuktan sonra cerrahi ekip operasyona başlar.

Eğer canlı bir vericiden böbrek alınacaksa önce verici ameliyathaneye alınır ve nakil yapılacak böbreğin çıkarılıp hazırlanması süreci tamamlanır.

Nakledilecek böbrek vericiden çıkarıldıktan sonra -alıcıya takılmadan önce- vücut dışında masa üzerinde çeşitli solüsyonlarla yıkanır, nakil için gerekli kontroller yapılır ve soğutularak bekletilir, bu sırada alıcı diğer odada anestezi almış ve nakil operasyonu için hazırlanmış durumda beklemektedir.

Böbrek nakli operasyonunda fonksiyon görmeyen böbrekleriniz yerinde bırakılır. Bununla birlikte fonksiyon görmeyen böbrekleriniz yüksek tansiyona ya da kontrol altına alınamayan tekrarlayan enfeksiyonlara neden oluyorsa çıkarılması söz konusu olabilir. Bu durum operasyondan önce belirlenir ve size bildirilir.
Operasyonda nakil edilen böbrek –eğer bu duruma engel olacak bir durum yok ise- genellikle karnınızın sağ alt bölgesinde sağ bacağınızın hemen üzerindeki pelvis adı verilen vücut bölgesine yerleştirilir.

Nakledilen böbreğin önce arteri daha sonra veni pelvisteki damarlarınıza anastomoze (ağız ağıza getirip ağızlaştırma veya birleştirme işlemi) edilir.

Ardından yeni böbreğin üreteri (böbreğin meydana getirdiği idrarı idrar kesesine taşıyan tüp şeklinde yapı) idrar keseniz ile anastomoz edilerek operasyon tamamlanır.

Operasyondan sonra bir süre derlenme odasında anestezi ekibi tarafından kontrol altında tutulursunuz ve uyanma sürecinizin normal seyredip etmediği gözlenir. Herhangi bir sorun olmadığı kanaatine varıldığında servise çıkarılırsınız.

Kent Hastanesi ''organ nakli''ni desteklemektedir.
Ameliyat Sonrası Komplikasyonlar
BÖBREK NAKLİ OPERASYONU KOMPLİKASYONLARI
Böbrek nakli gibi önemli bir ameliyat geçiren tüm hastalar ameliyat sonrası ender de olsa bazı komplikasyonlarla karşı karşıya kalabilirler. Bu nedenle sizde bu komplikasyonlardan herhangi biri ortaya çıkarsa endişelenmemelisiniz. Transplantasyon ekibiniz komplikasyonlar açısından ellerinden geleni yapacaklar ve sizi yakından takip edip ortaya çıkan komplikasyonları hızla tedavi etmeye çalışacaklardır.
İdrar kanalında nekroz ve darlıktan ve böbrek damarlarında tıkanıklık ve darlık gelişebilme olasılığından da bahsedelim. Akut rejeksiyon ise nakil sonrası günlerde başlayabilir ve takip eden aylar ve yıllar içinde de azalan sıklıkla olsa da görülebilir.

Operasyona Bağlı Komplikasyonlar
Operasyon sırasında ya da sonrasındaki ilk saatlerde operasyon alanında kanama olabilir.
Aynı dönmede toplardamarlarda bir pıhtı oluşup sistemik dolaşıma geçebilir.
İdrar kanalından idrar kaçağı ve iltihap ortaya çıkabilir.
Nakledilen organ çalışmayabilir ya da geç işlev görmeye başlayabilir.

Red (rejeksiyon) Nedir?
Böbrek nakli sonrasında görülebilecek en ciddi komplikasyon böbrek reddidir. Vücudun bağışıklık sistemi bakteriler ya da yabancı cisim gibi tüm yabancı madde ve dokulara karşı vücudu savunur. Bu savunma sistemi başka bir kişiden nakledilen dokuları da "yabancı" olarak algılayabilir ve bu yabancı dokuyu ortadan kaldırma çabasına girebilir. Bu komplikasyonun ortaya çıkma riskini en aza indirmek için nakil öncesi kan ve doku tipi uyumlarınıza bakılır ve operasyondan sonra bağışıklık sisteminizi baskılayıp kontrol altına alan ilaçlar kullanılır. Bununla birlikte bu ilaçlara rağmen nakilden sonraki herhangi bir zamanda rejeksiyon ortaya çıkabilir. En sık ilk üç ay içinde görülür. En önemli nedeni bağışıklık sistemini baskılamak amacı ile kullanmakta olduğunuz ilaçların kan düzeylerinin yetersiz kalmasıdır. Rejeksiyon yeni organınızı hemen kaybedeceğiniz anlamına gelmez. Hekimleriniz rejeksiyon tipine göre gerekli tedavi alternatiflerini size uygulayıp organı korumaya çalışacaklardır.

Üç tip rejeksiyon vardır:
1. Hiperakut Rejeksiyon; organ nakli tamamlandığında hemen ortaya çıkan rejeksiyon tipidir. Çok ender ortaya çıkar. Operasyon öncesi hekimleriniz tarafından yapılan değerlendirme ile buna neden olabilecek kan tipi uyumu ve vücudunuzda nakledilen böbreğe karşı önceden oluşmuş olan antikorların varlığı araştırılmıştır.
2. Akut Rejeksiyon; nakil ameliyatından sonraki birkaç gün içinde ortaya çıkar. Bu günler içinde vücudunuz nakledilen böbreğe karşı reaksiyon geliştirir ve böbreği yabancı bir doku olarak algılamaya başlar.
3. Kronik Rejeksiyon; nakilden aylar hatta yıllar sonra ortaya çıkabilen, yavaş ilerleyen rejeksiyon tipidir.

Rejeksiyon Nasıl Saptanır?
Rejeksiyon atağı olayın başlangıcında, yani erken dönemde saptanabilirse önlenebilir. Bu olayın ilk belirtileri sıklıkla organ nakli ekibiniz tarafından yakalanır. Bu nedenle kontrollerinize zamanında gitmeniz çok önemlidir. Hekimleriniz kan testleri (kan kreatinin düzeyi yükselir) ve gerekirse nakledilen böbrekten ultrasonografi eşliğinde biyopsi alarak rejeksiyonu tanılayabilirler.

Rejeksiyon Nasıl Tedavi Edilir?
Uygun ve zamanında başlanan bir tedavi ile rejeksiyon ataklarının çoğunun önüne geçilebilir. Bazı ataklar evde tedavi edilebilirken bazıları hastanede yatmayı gerektirir. İlk yapılacak şey bağışıklık sistemini baskılayan ajanların kan düzeylerini incelemektir. Gerektiğinde doz ayarlaması yapılır ya da ek ajanlar başlanabilir, devamlı kullandığınız ajan değiştirilip bir başka ajana başlanabilir. Daha ender olarak uygulanan plazmaferez gibi bazı tedavi biçimleri de söz konusudur.

Rejeksiyondan Nasıl Korunulur?
En başta gelen şart düzenli olarak aldığınız bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlarınızı organ nakli ekibinizin size önerdiği şekilde, belirtilen dozda, düzenli ve her gün aynı saatte almanızdır. Kendi kendinize doz ya da kullanım şeklini değiştirmemeli eğer bir endişeniz varsa ekibinize danışmadan kendiniz önemsiz olduğunu düşündüğünüz değişiklikler bile yapmamalısınız.
Rejeksiyon önleyici ilaçların amacı bağışıklık sisteminizi nakledilen böbreğe zarar vermeyecek kadar baskılamaktır. Bununla birlikte aynı anda organizmayı enfeksiyonlara karşı savunmasız bırakmayacak ve ilaçların istenmeyen yan etkilerini ortaya çıkarmayacak bir doz ve kullanım şekli de hedeflenir. Bu hedefe ancak organ nakli ekibinizle iletişim içinde olarak ulaşabileceğinizi unutmamalısınız.
Ek olarak kullandığınız ilaçın içindeki ajanın kan düzeylerini ve böbrek fonksiyonlarınızı size belirtilen size belirtilen aralıklarla kontrol ettirmelisiniz. Ağız yolu ile alınan bu ilaçların bağırsaklardan emiliminin azaldığı ishal, kusma gibi rahatsızlıklar olduğunda organ nakli ekibinize haber vermeli ve onların yönlendirmelerine göre davranmalısınız.

Kent Hastanesi ''organ nakli''ni desteklemektedir.
Böbrek Nakli Operasyonu Sonrası İyileşme Süreci
İyileşme süreci boyunca serviste hekimleriniz ve hemşireleriniz tarafından bir süre tıbbi gözlem altında tutulursunuz. Düzenli olarak hayati bulgularınız (tansiyon, nabız, ateş), çıkardığınız idrar miktarı, yara iyileşmeniz ve olası diğer istenmeyen durumlar açısından yakın takip altında bulundurulursunuz.

Yeni böbrekleriniz aynı kendi orijinal böbrekleriniz gibi idrar yapmaya başlar. Bu idrar üretimi operasyondan hemen sonra başlayabileceği bazen bir ya da iki haftayı da bulabilir. Canlı vericiden nakledilen böbreğin fonksiyonlarına başlaması daha hızlı olurken kadavradan nakledilen böbreğin fonksiyonlarının başlaması biraz daha uzun zaman alabilir. İdrar çıkış miktarı operasyon sırasında takılan bir idrar sondası aracılığı ile takip edilir. Sondanın çıkarılma süresi iyileşme sürecine göre değişir. Operasyondan birkaç gün sonra Doppler Ultrasonografi ile böbreğinizin kanlanması ve anatomik durumu kontrol edilir. Bu ağrılı bir inceleme değildir ve radyoloji uzmanları tarafından gerçekleştirilir.

Başarılı bir böbrek nakli operasyonundan sonra bağışıklık sisteminiz yeni böbreğinizi yabancı bir doku olarak algılayıp reddetmeye çalışır. Bu tepki beklenen ve normal bir durumdur. Bağışıklık sisteminizin bu reaksiyonunu baskılamak için operasyondan hemen önce ve operasyondan sonra devamlı olarak bağışıklık sisteminizi baskılayan ilaçlar almaya başlarsınız. Sürekli bağışıklık sistemini baskılayan ajanların kullanımı vücudu enfeksiyonlara karşı daha hassas duruma getirdiği için hekimleriniz size ayrıca antibakteriyel, antiviral ve antifungal ilaçlar verecektir. Bu ilaçların ve immun sistemi baskılayıcı ajanların kullanımı ile ilgili organ nakli hemşiresi size detaylı bilgilendirme yapar ve eğitimler verir.

Yara yerinizde ağrı olması operasyondan sonraki ilk günlerde beklenen bir durumdur, bu durum ağrı kesici ilaçlar ile hafifletilmeye çalışılır. Dikişleriniz operasyondan yaklaşık 2-3 hafta sonra operasyon yaranızın iyileşme durumuna göre alınır.

Operasyon sırasında nakledilen böbrek ile idrar keseniz arasındaki üreter adı verilen tüp şeklindeki yapının içine DJ stent adı verilen bir tür ince plastik boru yerleştirilir. Bunun amacı böbrek ile idrar kesesi arasındaki idrar akımını rahatlatmak ve iyileşme sürecinde anastomoz yapılan dokulara yardımcı olmaktır. DJ stent operasyondan bir süre sonra, hekiminizin uygun gördüğü bir zamanda, lokal anestezi altında sisto-üretroskopi adı verilen bir işlem ile çıkarılır.

Kent Hastanesi ''organ nakli''ni desteklemektedir.
Tek Böbrekle Yaşamak
Böbrekler sağlıklı bir yaşam için gerekli birçok görev üstlenirler. Ancak tek bir böbrek de bu görevleri rahatlıkla yerine getirebilir. Mevcut tek böbreğin sağlıklı olması durumunda bu kişiler hayatlarını eksiksiz ve sorunsuz şekilde yaşarlar.

Neden bazı insanlar tek böbreklidir?
Bazı insanlar tek böbrekli doğarlar. Yaklaşık 750 kişiden birisi tek böbrekli doğar. Doğuştan tek böbreklilik erkeklerde daha sıktır ve sol böbreğin yokluğu daha sıktır.
Diğer sebeplerin başında bir böbreğin cerrahi olarak alındığı ve kişinin tek böbrekli bırakıldığı durumlardır. Kişinin böbreklerinden birisi tıkanıklık, tümör ya da kaza sonucu ciddi yaralandığı için ameliyat ile alınmak zorunda kalabilir. Böbreklerden bir tanesi sevdiğiniz bir kişiye bağışlanabilir.

Hatırlatma : çift böbrekleri doğarsınız ancak mutlak ihtiyacınız tek bir böbrektir. Sağlıklı tek böbrek iki böbreğin görevini rahatlıkla yerine getirebilir. Bir kişi ancak iki böbreği de alındığı zaman hayatını devam ettirmesi için diyaliz ya da böbrek nakli gerekir.
Donör nefrektomi (nakil için canlıdan bir böbreğin alınması ameliyatı) nedeniyle oluşabilecek riskler çok düşüktür. Bunun sebebi olarak vericilerin tam sağlıklı bireyler olmaları ve ameliyat öncesinde çok iyi hazırlanıp araştırılmalarıdır. Çalışmalar donör nefrektomi nedeniyle ölüm riskinin 10,000 donör nefrektomi başına ancak 1 ya da 2 olduğunu ortaya koymaktadır.

Böbrek tek kalınca nasıl değişime uğrar?
Tek kalan sağlıklı bir böbrek hızla büyür ve çift halindeki böbrek boyutlarına göre daha büyük boyutlara ulaşır. Bu nedenle tek böbrekler normalden daha büyük ve ağır olduğu için travmaya daha yatkın kabul edilebilirler. O nedenle tek böbrekli kişilerin şiddetli temasların olduğu sporlardan kaçınmalarında yarar vardır. Bu tip sporlara boks, güreş, futbol ve binicilik örnek olarak gösterilebilir. Bu tip sporları tek böbreği olan bir kimse yapmak istediğinde ekstra koruma kıyafetleri giymesi tavsiye edilir. Bu kişilerin tek böbreklerini kaybetmenin ciddi sonuçlar doğuracağının bilincinde olması gerekir.

Tek böbrekli kişileri ileride bekleyen sorunlar varmıdır?
Genelde tek böbrekli kişiler bu sebepten dolayı özellikle erken dönemde hiç ya da çok nadiren sorun yaşarlar. Tek böbrekli doğanları ve çocuklukta bir böbreği alınmak zorunda kalınan hastalarda yaklaşık 25 yıl sonra idrarda yüksek protein düzeylerine ve böbrek fonksyonlarında bazı değişikliklere rastlanabilir. Hipertansiyon beklentisi biraz daha yüksek olmakla birlikte böbrek fonksiyon değişiklikleri hafif düzeydedir ve yaşam beklentisinde bir fark yoktur.

Tek böbrekli olmak diyet yapmayı gerektirir mi?
Tek ve sağlıklı bir böbreği olan bireylerin özel bir beslenme tarzına ya da diyete gereksinimleri yoktur. Bu kişilere toplumun tüm kesimine önerilen sağlıklı beslenme şekli ve yaşam tarzı önerilir

Tek böbreği olan bir kişi ne sıklıkla doktor kontrolüne gitmelidir?
Yıllık idrar testi ve tansiyon ölçümü yılda bir kez yapılmalıdır ve böbrek fonksiyonları birkaç yılda bir kontrol edilmelidir. Aslında bu öneriler çift böbrekli sağlıklı bireyler için de önerilen yıllık check up protokollerinden farklı değildir.

Kent Hastanesi ''organ nakli''ni desteklemektedir.
İlaç Kontrol Listesi
Aşağıdaki kurallar bütün ilaçlara uygulanır:

İlaçlarınızı her gün aynı zamanda alınız.
Daha iyi hissetseniz bile dozu hiçbir zaman kendi başınıza değiştirmeyin ya da kesmeyin.
Eğer kazayla önerilenden fazla bir doz alırsanız, doktorunuza hemen bildiriniz.
İlacınızın sadece sizin için olduğunu unutmayınız.
Etikette belirtilen son kullanma tarihinden sonra hiçbir ilacı kullanmayınız. Kullanılmayan ilaçları transplant servisine geri götürünüz
İlacınızı alırken ortaya çıkan yeni ya da alışılmadık herhangi bir yan etkiden doktorunuzu ya da transplantasyon ekibini haberdar ediniz.
Doktorunuzun izni olmadan reçetesiz satılan ilaçlardan almayınız.
İlaçlarınızı serin, kuru, ışık almayan ve çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayınız.
Doktorunuz ya da eczacınız aksini söylemediği takdirde ilaçlarınızı buzdolabında saklamayınız.
Hafta sonları veya uzun tatillere girmeden önce veya uzun seyahatlere giderken yanınızda yeteri kadar ilaç olduğundan emin olun.

Kent Hastanesi ''organ nakli''ni desteklemektedir.
İlaç - Yan Etkileri
Bağışıklığı Baskılayıcı İlaçlar :
Vücudunuz nakledilen böbrek dokusunu yabancı olarak algılar ve bağışıklık sisteminiz bu yabancıya karşı vücudu korumak üzere saldırıya geçer. Bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar bağışıklık sisteminizin yanıtını zayıflatarak nakledilen böbreğin reddine engel olur. Bununla birlikte, aynı zamanda, bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar sizi enfeksiyonlara karşı daha eğilimli kılar. Bu yüzden böbrek reddini engellemek ve enfeksiyona karşı yeterli savunmayı sürdürebilmek için bir dengeye ihtiyaç duyulur.
Neyse ki, nakledilmiş bir organı korumak için gereken bağışıklığı baskılayıcı ilaç miktarı ameliyat sonrasındaki ilk aylardan sonra düşer. Yine de bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar, transplantasyondan sonraki birçok yıl boyunca gereklidir ve hiçbir zaman, doktorunuzun izni olmadan, dozları atlamamalı ve ilaç miktarını azaltmamalısınız.

Bağışıklığı baskılayıcı (immunsupresif) ilaçlar transplantasyon ameliyatından sonra ömür boyu kullanılacaktır. Hastaların bu ilaçlara karşı değişik reaksiyonlar vermeleri yüzünden, her bir bağışıklığı baskılayıcı rejim hastanın kişisel ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Eğer diğer hastalar sizden farklı ya da daha çok veya daha az ilaç alıyorlarsa endişelenmeyin. Bu gibi durumlarda transplantasyon ekibinize danışmalısınız. Çoğu kişinin verilen tüm yan etkileri yaşamadıklarını ve zamanla dozunuzun azaltılarak daha az yan etki yaşayacağınızı unutmayınız.
Bazı bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar yaşam boyu kullanılırken bazıları sadece red (rejeksiyon) dönemlerini tedavi etmek amacıyla kullanılırlar.

Uzun Süreli Kullanılanlar:
Mikofenolat Mofetil (Cellcept )
Prednisolone (Deltacortril)
Takrolimus (Prograf)
Siklosporin (Sandimmun Neoral)
Sirolimus (Rapamune)
Mikofenolik asit (Myfortic)
Kortikosteroidler (prednisolone ve metilprednisolone)
Everolimus ( Certican )

Kortikosteroidler (kortizon) organ reddini önlemek için ömür boyu kullanılabildiği gibi uygun hastalarda sorun olmadığında ameliyatan sonraki 6 ay içinde kesilebilirler de. Kısa süreli ve yüksek dozlarda kullanımları rejeksiyon tedavisinde gerekir. Kortikosteroidler böbrek üstü bezlerinden doğal yollarla üretilir ve çoğu dokunun normal fonksiyonu için gereklidir. Vücut 24 saatlik bir ritim içinde kortikosteroid üretir; sabahın erken saatlerindeki en yüksek konsantrasyonu gün boyunca bir düşüş izler. İşte bu nedenle, sabahları ilk olarak kortikosteroid ilaçlarınızı almanız gerekir; böylece vücudunuzun doğal ritmini yakalayabilirsiniz. Bazı hastalar kortizonu sabahları tek doz bazıları da sabah-akşam olmak üzere iki kere alabilirler. Kortikosteroidler genellikle siklosporin veya takrolimus ile kullanılırlar.

Kortikosteroidleri Kullanma :
Kortikosteroid dozunuz kilonuza, tıbbi durumunuza ve transplantasyondan sonra geçen zamana göre hesaplanacaktır. Tabletleri öğünlerle birlikte alınız. Tabletleri, eğer günde bir kez alıyorsanız, sabahları kahvaltıda alınız.

Yan Etkileri : Kortikosteroidlerin kısa süreli yan etkileri aşağıdakileri içerir;
Enfeksiyona karşı artan yatkınlık, yara iyileşmesinde bozulmalar
Ateş ve enfeksiyonun diğer belirtilerini baskılama
Kan şekerinin artması
Mutluluk halinden sinirlilik ve uykuya meğile kadar değişen ruh hali değişiklikleri
Bazı hallerde depresyon
Uzun dönemde kortikosteroidlerin yan etkileri, ihtiyaç duyulan toplam tedavi dozu ile ilişkili olma eğilimi gösterir. Toplam tedavi dozuna bağlı olarak kortikosteroidler, aşağıdakilere sebep olabilir:
Vücut yağı dağılımında bir kayma (Ensede yağlanma - şişkin yanaklar, kamburlaşmış sırt)
Kemik incelmesi ve zayıflaması, kas güçsüzlüğü
Yüksek kan basıncına eğilim
Deri kalınlığında azalma ve kolay berelenmeye yatkınlık
Diyabet
Gözde katarakt
Aknede ya da yüz tüylerinin büyümesinde bir miktar artış
İştah artışı ve sonucunda kilo alımı
Gastrointestinal yan etkiler, ülser veya mide yanması.

Bu yan etkiler listesi oldukça korkutucu gözükse de, bugünlerde organ reddini engellemek için kullanılan düşük dozdaki kortikosteroidlerle bu kötü yan etkilerin geçmişe göre çok daha az görüldüğünü vurgulamak gerekir. Diğer bağışıklığı baskılayıcı ilaçlarla kıyaslandığında kortikosteroidler bazı avantajlara sahiptir: kemik iliğini baskılamazlar, diğer ilaçlarla birleşim içinde kullanılabilirler ve nakledilen organ üzerine doğrudan zararlı etkileri yoktur.

Önlemler :
Eğer gebelik ya da emzirme dönemindeyseniz bu ilacı almanın yararları, size ve bebeğinize vereceği potansiyel zararlarla karşılaştırılmalıdır. Gebe olduğunuzu düşünüyorsanız doktorunuz veya transplantasyon ekibinize hemen danışın. Kortikosteroidler diğer ilaçlarla kombinasyon içinde kullanılabilirler.

Takrolimus (Prograf) :
Siklosoprin gibi takrolimus da T-hücrelerinin işlevini bloke eder ve bunların böbreğinize saldırarak zarar vermesini engeller. Takrolimus, genellikle kortikosteroidler ve/veya cellcept ile kombinasyon halinde alınır; vücudunuzda dolaşan takrolimus konsantrasyonu bir kan testi ile ölçülür ve sonuçlara göre dozu ayarlanır. İlacınızın dozu giderek azaltılacaktır.
Takrolimus aldığınız ilk birkaç ay boyunca sık sık kan testi olacaksınız; böylece ilacın etkisi kadar yan etkileri de izlenebilecektir.
Takrolimus (Prograf) Kullanımı (0,1-1 ve 5 mg'lık kapsüller)
Dozunuz kilonuza, kan düzeyinize, tıbbi durumunuza, laboratuar test sonuçları ve herhangi bir yan etkinin varlığına göre hesaplanacaktır. Günlük toplam miktar bölünmeli ve 12 saatlik aralarla iki doz halinde alınmalıdır. Kapsülü paketinden çıkarıp bol su ile hemen yutunuz. Kapsüller, öğünlerden bir saat önce veya iki-üç saat sonra alınmalıdır.
Kan tahlili yapılacak ziyaret gününüzde kan örneğinizi verene kadar takrolimus almayınız. Yanınızda ilacınızı getirmeyi unutmayınız ki, kan testini yaptırır yaptırmaz içebilirsiniz.

Yan Etkileri: Takrolimusun yan etkileri şunlardır;
Böbrek fonksiyonlarında bozukluk
Yüksek tansiyon
Uyku düzensizliği
Diyabete yatkınlık
Ellerde ve ayaklarda uyuşukluk ve karıncalanma
El titremesi (tremor)
Baş ağrıları

Bu yan etkilerin çoğu takrolimusun dozu düşürülerek ortadan kaldırılabilir ya da azaltılabilir. Muhtemelen bu yan etkilerin hepsini birden ya da en azından çoğunu yaşamayacağınızı ve zamanla aldığınız doz düştükçe daha azının ortaya çıkacağını unutmayın.
Takrolimus sık kullanılan birçok ilaçla ve meyve sularıyla etkileşim gösterir. Herhangi bir yeni ilacı almadan önce her zaman doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizin onayını alınız. Bunlara eczanelerden reçetesiz olarak alabileceğiniz ilaçlar da dahildir. Eğer gebelik ya da emzirme dönemindeyseniz bu ilacı almanın yararları, size ve bebeğinize vereceği potansiyel zararlarla karşılaştırılmalıdır. Gebe olduğunuzu düşünüyorsanız doktorunuz veya transplantasyon ekibinize hemen danışın.
Transplant ekibiniz ilacınızı siklosporinden takrolimusa veya takrolimustan-siklosporine değiştirebilir. Bu devam eden doku reddini engellemek veya yan etkileri ortadan kaldırmak amacı ile yapılır. Takrolimus ve siklosporini aynı anda asla almayınız.

Siklosporin (Sandimmun Neoral) :
Dozunuz kilonuza, kan düzeylerinize, tıbbi durumunuza, laboratuar test sonuçlarına ve herhangi bir yan etkinin varlığına göre hesaplanacaktır. Eğer siklosporini günde iki kez alıyorsanız, dozlarınız 12 saatte bir olmalıdır. Kan tahlili yapılacak ziyaret gününüzde kan örneğinizi verene kadar siklosporin almayınız. Yanınızda ilacınızı getirmeyi unutmayınız; böylece kan testini yaptırır yaptırmaz ilacınızı alabilirsiniz. Kapsülleri her gün aynı saatte almalısınız. Kapsülleri kabından çıkarır çıkarmaz yutun. Greyfurt suyu ile asla almayınız.

Yan Etkileri : Siklosporinin bazı yan etkileri şunlardır;
Böbrek fonksiyonlarında bozukluk
Yüksek tansiyon
Dişeti kalınlaşması
Kan yağlarında artış
Kıllanmada artış
El titremesi (Tremor)
İshal, kusma ve bulantı gibi gastrointestinal sorunlar
Karaciğer fonksiyon bozuklukları
Baş ağrıları

Bu yan etkilerin çoğu siklosporin dozu düşürülünce azalacak ya da yok olacaktır. Muhtemelen bu yan etkilerin hepsini birden ya da en azından çoğunu yaşamayacağınızı ve zamanla aldığınız doz düştükçe daha azının ortaya çıkacağını unutmayın.

Siklosporin sık kullanılan birçok ilaçla etkileşim gösterir. Herhangi bir yeni ilacı almadan önce her zaman doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizin onayını alınız. Bunlara eczanelerden reçetesiz olarak alabileceğiniz ilaçlar da dahildir. Eğer gebelik ya da emzirme dönemindeyseniz bu ilacı almanın yararları, size ve bebeğinize vereceği potansiyel zararlarla karşılaştırılmalıdır. Gebe olduğunuzu düşünüyorsanız doktorunuz veya transplantasyon ekibinize hemen danışın.

Kent Hastanesi ''organ nakli''ni desteklemektedir.