Hastalarımız | Böbrek Nakli Merkezi - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Hastalarımız

Çapraz Nakil
Vericileri kendilerine şifa olamayan Muşlu ve Manisalı iki hastanın yolları İzmir’de çapraz nakilde kesişti, hayatları degişti.

ÇAPRAZ BAĞIŞLA, İKİNCİ YAŞAM
Bagişların yetersizliginin yanında bazı böbrek yetmezligi hastalarının canlı donorlerinin cesitli nedenlerle organlarının kullanılamaması çaresizligiyle ortaya çıkan “Çapraz nakil” uygulamasına başvurmayı zorunlu kılarken, yöntem Turkiye’nin dogusuyla batısını “çapraz bagış”ta buluşturdu. Yolları Izmir’de kesişen biri Muşlu, digeri Manisalı iki hastanın kendilerine şifa olamayan donorlerinden gercekleşitirilen çapraz nakiller hayatları degiştirdi. Muşlu Taskin kardeşler ile Manisalı Sahinkaya çifti, “Artık biz organ kardeşiyiz, bu nakillerle akraba, aile olduk, omur boyu surecek bir bag kuruldu” dedi.
Karaciğer ve Böbrekler İzmir'de
Uşak’ta intihar girişiminin ardından beyin ölümü gerçekleşen ve tüm organları bağışlanan 19 yaşındaki Tevfik Yılmaz’ın böbreği İzmir Kent Hastanesi’nde 54 yaşındaki Ahmet Zeki İzmir’e nakledildi. 3 yıldan bu yana dialize bağlı yaşam süren,canlı verici olabilecek iki yakınından biri diyabet, diğeri bypass’lı olduğu için kadavradan bağış beklemek zorunda olan İzmir, Opr. Dr. Işık Özgü, Opr. Dr. Uğur Saraçoğlu ve Nefroloji Uzmanı Dr. Serkan Yıldız’dan oluşan ekip tarafından gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla ikinci hayata “merhaba” dedi.
Ders Gibi Bağış
Organ bağışına, bağışlayana kadar karşıydı ta ki en yakınının acil organa ihtiyacı oluncaya kadar.
Abladan kardeşe can aşısı !

DERS GİBİ BAĞIŞ
Yıllarca organ bağışına karşı çıkıp, bağışlayan yakınlarına bile karışan iki çocuk annesi Gülseher Şenel (37), 3 ay öncesine kadar sapasağlam olan kardeşi İmdat Akdemir’e (34) “böbrek yetmezliği” tanısı koyulunca O’nu kaybetme korkusu yaşadı, bir an bile tereddüt etmedi, bir böbreğini verdi. Kardeşini hemodiyalize mahkum etmeden bağışladığı böbreğiyle can aşılayan Şenel, “Çok büyük konuşmuşum. Başımıza gelince organ bağışının önemini de değerini de anladım. Kardeşime bir böbreğimi verdim, bin ders aldım” dedi.
Çapraz Nakille Çifte Mutluluk
Birbirlerinin eşlerine böbreklerini veren iki kadın, sevdikleri erkekleri makinalı yaşamdan kurtardı. Nikah masasında verilen sözler sözde kalmadı
İyi günde kötü günde kocalarının yanında oldular

HAYAT ONLARA BAYRAM OLDU
Böbrek hastası eşlerini diyalizden kurtarmak için gönüllü verici olan, ancak kan uyuşmazlığı yüzünden çaresiz kalan iki kadının yolları aynı hastanede kesişince kaderleri değişti. Nurten Saraçoğlu (40) ile Gülfer Karapınar’ın (38) birbirlerinin eşlerine donör olabilecekleri belirlendi. Yıllarca kadavradan bağış beklemekten umudunu kesen iki aile de “çapraz nakil”e karar verdi, Ali Karapınar (41) ve Mehmet Saraçoğlu (42) çocuklarının annelerinin karşılıklı verdikleri böbreklerle yeni bir hayata “merhaba” dedi. Kocalarının sağlıklarına kavuşmasının sevincini yaşayan iki kadın, “Eşlerimize can aşısı olmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

BİR SEMİNERE KATILDI HAYATI DEĞİŞTİ
İzmir’in Narlıdere İlçesi’nde oturan Ali Karapınar (41) vinç operatörüydü. Ancak Karapınar’ın hayatı 17 yıl önce böbreklerinin iflas etmesiyle alt üst oldu. Ev hanımı Gülfer Karapınar ile evli olan, Murat Can (18) ve Esra (10) adlarında iki çocuğu bulunan Karapınar için makineli yaşam başladı. 2 yıl yaşamını diyalize geçirerek sürdüren, malülen emekli olmak zorunda kalan Karapınar’a can aşısı annesi Ayşe Karapınar’dan geldi. Anne Karapınar’ın bir böbreği oğul Karapınar’a nakledildi. Ali Karapınar için diyaliz dönemi sona erdi, anne böbreğiyle yeni bir hayata başladı. Ancak Ali Karapınar ilaçlarını düzenli kullanmayı bırakıp, yüksek tansiyonuna karşı önlem almayınca 14 yıl taşıdığı anne böbreği çalışmaz hale geldi. Vücudu yıllar sonra annesinden nakledilen böbreği reddeden Karapınar, evde periton diyaliz yaparak yaşamını sürdürmeye başladı. Kan uyuşmazlığı nedeniyle eşi Gülfer Karapınar’ın donörlüğü kabul edilmeyen Karapınar, kadavradan bağış beklerken İzmir Kent Hastanesi’nde böbrek hastaları için düzenlenen seminerde “çapraz nakil” yönteminden haberdar oldu. Çaresizliğine ilaç gibi gelen bu haber üzerine Karapınar çifti Kent Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi’ne başvurarak uygun aday çıkması halinde çapraz nakil yaptırmak istediklerini bildirdi.

ÇOK BEKELEMEDİLER, ŞANS YÜZLERİNE GÜLDÜ
Karapınar çifti heyecanlı bir bekleyişe girerken, Balıkesir’in Burhaniye İlçesi’nde oturan Mehmet Saraçoğlu (42) da 7 yıldır mahkum olduğu diyalizden kurtulmak için mucize bekliyordu. Çünkü; Burhaniye Devlet Hastanesi’nde personel olan Saraçoğlu’na eşi bir çocuk annesi Nurten Saraçoğlu (40), annesi Hafize Saraçoğlu ile ablası Huriye Çengel de gönüllü donör olmuş ancak nakil için uygun bulunmamışlardı. İyileşme umutlarını kadavradan bağışa bağlayan Saraçoğlu, 5 yıl önce müjdeli haberle sevinmiş ama yedekte kalıp nakil gerçekleşmemişti. Şansını döndürmek isteyen Saraçoğlu, İzmir Kent Hastanesi’ne başvurarak kadavra listesine adını yazdırırken eşi Nurten Saraçoğlu’nun böbreğini vermek istediğini, ama uygun olmaması yüzünden çaresiz kaldığını anlatmıştı. Saraçoğlu çifti de çaresiz ve çapraz nakilden habersizdi. Yapılan tetkiklerden sonra Gülfer Karapınar ile Nurten Saraçoğlu’nun böbreklerinin birbirlerinin eşlerine uyumlu olduğu belirlendi. Saraçoğlu çiftine bu durum bildirildi. Saraçoğlu çifti çapraz nakil için olumlu karar verince Karapınar çiftine müjde verildi. İki aile bir araya gelip tanıştı. Diyalize mahkum yaşamdan kurtulmak isteyen kocalara çapraz bağış yapan eşleri yeni hayatların kapısını açtı. Gülfer Karapınar’dan alınan bir böbrek Mehmet Saraçoğlu’na, Nurten Saraçoğlu’nun bir böbreği de Ali Karapınar’a nakledildi. Nakil geçtiğimiz günlerde İzmir Kent Hastanesi’nde, Opr. Dr. Işık Özgü’nün başkanlığında Opr. Dr. Uğur Saraçoğlu, Uzm. Dr. Ebru Sevinç Ok’un yer aldığı ekip tarafından gerçekleştirildi.

Başarılı geçen nakil sonrasında önce iki çocuk annesi Gülfer Karapınar ile 16 yaşında Tayfun adlı bir oğlu olan Nurten Saraçoğlu, bir hafta sonra da “Organ kardeşi olduk” diyen eşleri şifayla taburcu oldu. Fedakar eşleri sayesinde yeni bir hayata başladıklarını belirten Ali Karapınar, “Tıptaki gelişmeler bizim gibi çaresiz hastaların en büyük umudu. Bir tesadüfle öğrendiğimiz çapraz nakil, kadavra umudu kalmayan, donörü olmayan bizim gibi hastalar için yeni hayatın anahtarı oldu. Saraçoğlu ailesiyle artık akraba olduk. Eşime de Saraçoğlu ailesine de çok teşekkür ediyorum” dedi. Mehmet Saraçoğlu da Ali Karapınar ile aynı düşüncede olduğunu belirterek, “Bu değiş tokuş olmasaydı, bu imkan bize sunulmasaydı kaderimize küserek umutsuz bekleyişte olacaktık. Eşim de böbreğini taşıdığım Gülfer Karapınar da büyük fedakarlık yaptı, onlara ve doktorlarımıza çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Öte yandan Opr. Dr. Işık Özgü, başarılı geçen nakil sonrasında hastaları ve donörleri bir hafta arayla taburcu ettiklerini söyledi. Çapraz nakillerin ailelerin anlaşması ve karşılıklı fedakarlıkla mümkün olduğunu belirten Özgü, “İki hastamız da uygun vericileri olmamasına karşın bu yöntemle nakil olma şansını yakaladı. Sağlıkları çok iyi” dedi.

Çocukluk Aşkından, Hayat Hediyesi
Ailelerinin baskısıyla 18 yaşında aşkından vazgeçtiği sevgilisi 22 yıl sonra boşanmış, iki çocuk annesi olarak karşısına çıktığında böbrek hastasıydı. Ve mazideki aşk, bir çocuk babası eski sevgiliye can oldu

ÇOCUKLUK AŞKINDAN HAYAT HEDİYESİ

İzmir’de aynı mahallede doğup büyüyen, ortaokulda birbirlerine aşık olan Melike Başaran (43) ile Hayati Güven (43) liseyi bitirdiklerinde ailelerinin baskıyla ayrıldı. Evlenip yuva kuran, birbirlerini yıllarca görmedikleri gibi haber de almayan eski sevgilileri kader 22 yıl sonra boşanmış, çocuk sahibi insanlar olarak bir araya getirdi. Unuttuğu eski sevgilisi yıllar sonra karşısına böbrek hastası olarak çıkan Melike Başaran, etik kurulun “sevgileri”ni kabul etmesi üzerine çocukluk aşkına donör oldu. Nakilden iki gün önce de nikah masasına oturan çift “ikinci hayat” mutluluğu yaşarken, “Kaderden kaçılmıyor” dedi.

Her organ nakli hastasının bir hikayesi var. Ama bu defaki hasta- donör hikayesi çok başka, kahramanları unutulmuş ilk aşk, ilk göz ağrısı, eski sevgililer. Hikaye İzmir’in Kuş Cenneti olarak bilinen Tekel Çamaltı Tuzlası’nda başlıyor. Hayati Güven 21 Eylül 1971, Melike Başaran 24 Eylül 1971 doğumlu. Güven memur, Başaran işçi çocuğu. Aynı mahalleliler. Ortaokul ikinci sınıfta birbirlerine aşık olan Güven ile Başaran ayrı ayrı okullarda okumalarına karşın ilişkilerini liseyi bitirinceye kadar sürdürüyorlar. Ancak ikisinin de ailesi bu ilişkiye karşı çıkıyor ve birbirlerinden ayrılıyorlar. Aşklarını kalplerine gömen iki sevgili kendi yollarını çiziyor, evlenip yuva kuruyorlar. Melike başaran liseyi bitirdikten sonra 1990’da evleniyor. Oya- nakış işleri yapan Başaran’ın bu evlilikten şimdi biri 20 yaşında Tolga, diğeri 13 yaşında olan Uğur adlarında iki oğlu oluyor. Çilingir olup dükkan açan Hayati Güven ise 1996’da evleniyor. Eşini çok seviyor. Yarkın (17) adını verdiği bir oğlu oluyor. Ancak güzel giden evlilik bozuluyor, Güven 2012’de boşanıyor. Boşanmayı kaldıramayan Güven depresyona giriyor. 2011 yılına kadar evliliğini sürdüren, ancak eşinin alkol problemi nedeniyle boşanmaya karar veren Melike Başaran ise çocuklarıyla birlikte boşanma kararı alıp eşinden ayrı yaşamaya başlıyor. Boşanma işlemlerini başlatıyor. Çocuklukları birlikte aynı mahallede geçen, sonra birbirlerine aşık olup ayrılan iki eski sevgili, bozulan evlilikleriyle benzer bir kader yaşarken, 2011 yılında bir gün eski ortak arkadaşlarından biri Melike Başaran’a Hayati Güven’in eşinden boşandığını, depresyona girdiğini söylüyor. Eski sevgilisinin sağlık sorunları olduğunu öğrenen Başaran, çocukluk arkadaşlarının Güven’e moral için düzenlediği doğum gününe katılıyor. 22 yılı aşkın süre bir kez bile karşılaşmayan, birbirlerinden hiç haber almayan eski iki sevgilinin yolları tesadüf eseri kesişirken, 18 yıldır tip 1 diyabet hastası olan Güven’in ortaya çıkan sağlık sorunları ikiliyi tekrar yakınlaştırıyor. Güven 4 kez göz ameliyatı olmak zorunda kalırken, en yakınındaki kişi çocukluk aşkı Melike Başaran oluyor.

İlk evliliklerinden olan çocuklarına durumu anlatan çift, aile ve çevre baskılarına karşın ilişkilerine sahip çıkıp, sağlık sorunlarını çözmeye çalışıyorlar. Son göz ameliyatında şeker hastası ağabeyini genç yaşta kaybetmesine neden olan “böbrek yetmezliği” tanısı koyulan Hayati Güven, zor günleri ilk aşkıyla aşmaya çalışıyor. Melike Başaran’ın baskısıyla nakil olmaya karar veren Hayati Güven, İzmir Kent Hastanesi’ne başvururken, önlerine yeni engeller çıkıyor. Güven bu engelleri de ilk aşkı Melike Başaran sayesinde aşıyor.

İLK AŞKI İKİNCİ HAYATIN KAPILARINI AÇTI
Nitekim, Güven’e, “ilk göz ağrım” dediği Başaran’ın bir böbreği İzmir Kent Hastanesi’nde Opr. Dr. Işık Özgü, Opr. Dr. Uğur Saraçoğlu, Uzm. Dr. Ebru Sevinç Ok ve Koordinatör Hemşire Havva Kara’dan oluşan ekip tarafından nakledilirken, çiftin sağlık sorunları nedeniyle sürekli ertelemek zorunda kaldıkları nikahları da nakilden iki gün önce 25 Ağustos’ta gerçekleşiyor. Birkaç gün arayla 44. yaşlarını kutlamaya hazırlanan çift, yepyeni bir hayata birlikte yelken açarken, çocuklarının da bu aşkı evliliği onayladıklarını, birlikte büyük bir aile olduklarını söylerken, duygularını dile getirdiler.

KADER BUYMUŞ DEMEK Kİ
Birbirlerinin hayatından çıkalı 25 yıl olduğunu belirten Hayati Güven, “Çocukluk aşkıyız. Aynı yerde doğduk büyüdük. Bunun yanında belli bir süre ilk aşk dediğimiz şeyi yaşadık. Ailelerimizin zoruyla ayrıldık. Çok ilginçtir ayrıldıktan sonra Alsancak’ta arka arkaya sokaklarda çalışmışız bir kez bile karşılaşmadık, hiç görüşmedik. Kader bizi eşlerimizden ayrıldıktan sonra, sürpriz bir şekilde bir araya getirdi. Arkasından bir şeyler ateşlendi. Onca yıl hiç karşılaşmamışken bu nasıl oluyor, kaderde varmış demek ki. Sürekli hastanelerde olduğumuz için evlenememiştik. O da gerçekleşti, sırada kır düğünü var”

SAĞLIK, HUZUR, MUTLULUKDUR BEKLENTİMİZ
Nikahsız birlikte yaşadıkları için aile ve çevresinden gördüğü baskılara, sağlık önemli diyerek karşı duran, artık çocukluk aşkının soyadını taşıyan Melike Başaran, “Kader kısmet dedikleri bu. Boşandığını, hasta olduğunu duyunca bir şekilde ulaştım. Ben ona o bana destek oldu. Bir dizi ameliyatlar yaşadık. Karşılaştığımızdan bu yana hastanelerdeyiz maalesef. Böbrek yetmezliği had safhaya geldiğinde diyalize girmesini istemiyordum. Abisini de aynı hastalıktan kaybetmişti. Hiç düşünmedim, başka kişiye de araştırmadık. Ben donör olacaktım, ama bu kez karşımıza etik kurul çıktı. Eğer nakil öncesi evlenmiş olsaydık, çıkar ilişkisi şüphesine karşı 2 yıl beklememiz gerekecekti. Biz de hikayemizi etik kurula anlatmak istedik. Çok zordu, çapraz sorgulama yaptılar. Hayatımda hiç takılmadan pürüzsüz cevaplar verdim. Çıkarken de dedim ki, son sözüm olumlu cevap almak istiyorum. Yaşamayı hak eden bir insan, dedim. Benim yaptığımı herkes de yapmalı. Ben yıllardır onun emanetini taşıdığıma inanıyorum, yıllar sonra bir araya gelmemiz, bu yaşananlar kader değil de nedir?”
Karaburun’da yaşayan çiftin soz sözleri ise “Onun için yaşamak güzel bir şey”, “Bundan sonra birbirimize sıkıca sarılıp hayatımıza devam edeceğiz” oldu.

DOKTORLARI NE DİYOR
Opr. Dr. Uğur Saraçoğlu, böbrek nakli için başvuran çiftin karşılarına “iki eski arkadaş” olarak geldiklerini belirterek, “Yasa ve yönetmelikler gereği alıcı- verici arasında akrabalık, aile bağı yoksa arkadaşınız çok uzaktan akrabanız da olabilir, o zaman etik kurula girmeniz gerekiyor. Etik kurul iki kişi arasında çıkar ilişkisi olup olmadığına bakıyor. Bu araştırma sonucunda bir karar veriyor. Organ nakli yapılabilir ya da yapılamaz diye. Bu hastalarımızda süreç böyle işledi. Etik kurula gönderdik. Etik kurul süreci bitti. Onayı geldi. Biz sanıyorum operasyonu yapmadan iki gün önce evlendiler diye biliyorum. Sağlıkları iyi gidiyor. En hassas dönemler. Hastanede yakın izlemdeler. Hafta sonu taburcu edebiliriz” dedi.

Nefroloji Uzmanı Dr. Ebru Sevinç Ok da Hayati Güven’in böbreklerini şeker hastalığı yüzünden kaybettiğini söyledi. Dr. Ok, “Ülkemizde böbrek yetmezliğinin en sık nedenlerinden biri şeker hastalığı. Hastamız 18 yıllık diyabet hastasıydı, böbrek yetmezliği dışında bazı problemleri daha vardı. Diyalize hiç girmeden organ nakli yapmak için hazırlıklara başladık ve bu gerçekleşti. Durumu iyi; insüline devam edecek” diye konuştu.

Değiş Tokuş Hayatlar
Balıkesirli Ali Yavaş (60) böbrek nakli için çocuklarının donör olmasını kabul etmedi, eşi Hatice Yavaş’la da (56) kan grupları uyuşmayınca canlı vericisi kalmadı. İzmirli 32 yasındaki Serhat Salha da aynı çaresizliği yaşadı. Canını bile vermeye hazır annesi Şükran Salha (56) gönüllü donör oldu ancak nakil için uygun bulunmadı. “Bir ömür diyalizle geçmez” diyerek nakil olmak isteyen ama canlı donörleri olmayan, kadavradan yıllarca umutsuzca bağış beklemek istemeyen iki hastanın imdadına “çapraz nakil yöntemi” yetişti. İki aile bir araya gelip, tanıştı.Kararlarını verince Ali Yavaş’a, Serhat Salha’nın annesi Şükran Salha’nın, Serhat Salha’ya da Ali Yavaş’ın eşi Hatice Yavaş’ın böbreği nakledildi.
Fedakar Kocalar
İzmir Menderes’e bağlı Tekeli Köyü’nde oturan Zeynep Akınsu (48), 2004 yılında böbrek yetmezliğine yakalandı. Eşi Mehmet Akınsu gönüllü verici oldu ancak kan grupları uymayınca Zeynep Akınsu’nun adı kadavra bekleme listesine yazıldı.

Akınsu çifti gibi kan uyuşmazlığı nedeniyle verici çaresizliğine düşen bir başka çift de Balıkesir Bigadiç’te yasayan böbrek hastası Salise Yücel (43) ile esi oto elektrikçisi Mülayim Yücel (48) oldu. 2000 yılında böbrek yetmezliği teşhisi konulan iki çocuk, iki torun sahibi Yücel, iki senedir diyalizle yaşamını sürdürüyordu. Yazıldığı kadavra bekleme listesinden de umudunu kesince, Akınsu çifti gibi İzmir Kent Hastanesi’ne başvurdu. Kan uyuşmazlığı nedeniyle donör olamayan iki fedakar koca, çapraz nakil sayesinde eşlerini makineli yasamdan kurtardı. Simdi hepsinin yüzü gülüyor.
İyi Günde Kötü Günde
Nurten Saraçoğlu ile Gülfer Karapınar böbrek hastası eşlerini diyalizden kurtarmak için gönüllü verici oldu, ancak kan uyuşmazlığı onlara bu mutluluğu yaşatmadı. İkisi de çaresizdi ta ki yolları Kent Hastanesi’nde kesişinceye kadar. Yollarının kesişmesi kaderlerini değiştirdi. Nurten Saraçoğlu ile Gülfer Karapınar’ın birbirlerinin eşlerine donör olabilecekleri belirlendi. Yıllarca kadavradan bağış beklemekten umudunu kesen iki aile “çapraz nakil”e karar verince, Ali Karapınar ve Mehmet Saraçoğlu çocuklarının annelerinin karşılıklı verdikleri böbreklerle yeni bir hayata başladı.
Hayat, Kaldığı Yerden
İkisi de kadın, ikisi de anne. İkisi de 17 yıldır böbrek hastası, ikisi de 11-12 yıldır diyalize bağımlıydı. 2 çocuk sahibi 41 yaşındaki Seval Ertikli ile 57 yaşındaki 3 çocuk 5 torun sahibi Ayşe Türkoğlu’nun ortak noktaları sadece böbrek yetmezliği, diyaliz mahkumiyeti değildi. Çaresizlikti. Çaresizliklerinin anlamı ise canlı donörlerinin bulunmamasıydı. Kimi zaman umutlu, kimi zaman umutsuzdular. Bazen kaygıları ağır basıyordu bazen heyecanları. Yorulmuşlardı… Yıllardır kulakları telefonda hep bir müjde bekliyorlardı, gelmiyordu. Ya bağış böbrekle özgürlüklerine kavuşacaklar, doya doya su içebileceklerdi ya da… Onlarınki diyalize mahkum bir ömür olmuştu. Böyle gitmesin istiyorlardı, gitmedi de… Müjde önce 8 Aralık’ta Türkoğlu’na geldi, 5 gün sonra 13 Aralık’ta da Ertikli’ye. İkisine de yeni yaşam muştulanmıştı. Soluksuz geldiler, ameliyat masasına yattılar. Ve iki kadın birbirlerinden habersiz ikinci hayatlarına başladı, İzmir Kent Hastanesi’nde. “Yaşam hediyesi” bağış organlar yılların yorduğu bedenlerine can kattı, diyalizli yaşamla vedalaştılar. Dudaklarından “Mucize… mutluyuz… çok teşekkür ederiz…” sözcükleri döküldü. İkisinin son, yeni ortak noktaları ise yollarının kesiştiği İzmir Kent Hastanesi oldu. İkinci yaşamlarının yeni adresi…
Tarlada İkinci Hayat
Balıkesir’in Dursunbey İlçesi’ne bağlı Yunuslar Köyü’nde çiftçilik yapan Mehmet Ali Demir, baş dönmesi, kusma, el ayak şişmesi, halsizlik, bitkinlik şikayetleriyle doktora başvurduğunda bir böbreğinin doğuştan küçük ve çalışmadığını, diğerinin de iflas ettiğini öğrendi. Kesin çözüm olarak böbrek nakli olması gerektiği söylenen Demir periton diyalize başladı. Ancak bu yöntem Demir’in çalışmasına engel oldu, sosyal yaşamı kalmadı. Nakil olmaya karar verdi ancak bağışlar yetersizdi, beklemeye de tahammülü yoktu, eşi Fatma Demir gönüllü donör oldu. Mehmet Ali Demir hayat arkadaşından nakledilen böbrekle ikinci hayata, 5 ay sonra da eşi Fatma Demir ile tarlalarda çapa sallamaya başladı. İki çocuk annesi Demir, “Bana eski halinize dönersiniz, demişlerdi de inanmamıştım. Şimdi eşimle birlikte tarlalarda çalışıyoruz, yevmiyemizi alıyor, oturup yiyoruz. Hiçbir sıkıntımız yok.” dedi.