Meme Kanserinde Sık Sorulan Sorular | Meme Sağlığı Merkezi - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Meme Kanserinde Sık Sorulan Sorular

  • 1) Meme kanserinin görülme sıklığı nedir, en çok hangi yaş grubunda görülür?

Meme kanseri, dünya istatistiklerine göre bir kadının ömründe sık karşılaşabileceği kanser türüdür ve günümüzde sekiz kadından birinde görülmektedir. Yıllar geçtikçe maalesef görülme olasılığı artmaktadır. En sık görülme yaşları ise dünya genelinde 50-60 yaş grubudur. Irklar arasında en sık beyaz, en az ise siyah ırkta görülmektedir, ancak bu ırkta hastalığın gidişi hızlı olmakta ve tedavi sonuçları pek yüz güldürücü olmamaktadır.

  • 2) Türkiye açısından durum nedir?

Türkiye’de görülme sıklığı Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika da görüldüğü kadar sık değildir. Ancak Türkiye Meme Hastalıkları Federasyonu’nun yaptığı çalışmalar ve klinik gözlemimize göre ülkemizde görülme yaşı daha erken, 40’larda başlamaktadır. Bu nedenle bizler meme kontrolünün ülkemiz kadınlarında 50 yaşından sonra değil 40 yaşlarından itibaren başlamasını savunuyoruz.

  • 3) Meme kanserinin erken yakalanabilmesi için öneriniz nedir?

Avrupa topluluğunda meme taramaları 50 yaşta mecburi olarak mamografi ile yapılmaktadır. Ülkemiz de Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Ketem’ adı ile anılan kanser tarama üniteleri kurulmuş, bu ünitelerde müracaat eden vatandaşlarımıza mamografi yapılmaktadır. Ancak mecburi değildir, müracaat eden kişilere yapılmaktadır. Yine ülkemizden yayınlanan epidemiyolojik çalışmalar sonucunda meme taramaları 40 yaşından itibaren yapılabilmektedir. Mamografinin hastalığı ortaya çıkartma olasılığı yüzde 75’dir. Bu tetkike meme ultrasonu da yapılması ilave edilirse tanı olasılığı yüzde 90’a çıkmaktadır. Bazı meme kanserleri görüntüleme yöntemlerinde belirti vermeyebilir, bu tiplerin atlanılmaması için de fizik muayene dediğimiz hekim tarafından elle yapılan palpasyonun da görüntüleme yöntemleri ile beraber yapılması önerilmektedir.

Her kadın 20 yaşlarından itibaren memelerini kontrol etmelidir. Özellikle bu işlemin menstruasyondan sonraki ilk banyoda sabunlu iken yapılması kitlelerin hissedilmesini kolaylaştırır.

  • 4) Meme kanserinin başlıca nedenleri nelerdir?

Meme kanserinin tam nedeni bilinmemektedir. Yapılan istatistik çalışmalar ve hayvanlarda yapılan deneyler kadınlık hormonu olan östrojen hormonuna meme dokularının hassasiyeti olduğu kabul edilmektedir. Yine hayvan deneylerinde herpes virüslerinin de hastalığa sebep olabileceği gösterilmiştir. Tahmin edeceğiniz gibi insanlarda bu tür deneyler yapılamayacağı kesindir, bu nedenle de bu görüş bir hipotez olarak ifade edilebilir.

  • 5) Akraba evlilikleri meme kanserine yol açan nedenler arasında mı? Kadınlık hormonu, geç evlilik, geç doğum, tek doğum ya da hiç doğum yapmamış olmak, ırk gibi faktörlerin meme kanseri oluşumunda etkileri nelerdir?

Aile evliliği o ailedeki tüm hastalıkların görülme sıklığını artırdığı biyolojik bir gerçektir. Anne ve babadan gelebilecek resesif genler o kişide birleşirse dominant olur ve hastalık ortaya çıkar. Bu görüşün ispatı için gösterilen örnek Yahudiler kendi ırklarından başka kişilerle evlenmedikleri için dünyada en sık meme kanserinin görüldüğü topluluktur.

Kadınlık hormonu östrojenin uzun süre veya yüksek dozlarda kullanılmasının meme kanseri riskini yükselttiği bilinmektedir. Doğum kontrol haplarının kullanımına çok genç yaşlarda başlanması ve uzun süre kullanılması ile menopoz sonrasında hormonun yerine konulması tedavisinin (HRT) uzun süre yapılması da istatistik çalışmalar sonucunda meme kanseri oluşma sıklığını artırdığı göstermiştir.

Tüp bebek çalışmalarında da yüksek doz östrojen kullanıldığı bilinmektedir. Bunun da fizyopatolojik olarak meme kanserinin oluşmasını artırdığı düşünülmekte olup uygulanan tedavi sayısı arttıkça olasılığın da artıyor olması doğaldır. Tüp bebek çalışmaları son yıllarda rutine girmiştir, istatistiksel çalışmalar için 15 yıl gibi bir zamana ihtiyaç olduğundan bu görüş de bilimsel olarak ispatlanmamıştır. Ancak klinik izlenimimiz maalesef hastalığın görülme yaşının aşağı çekildiği, kitle görülme sıklığının arttığıdır.

  • 6) Her kadının belli aralıklarla elle meme muayenelerini yapması öneriliyor. Kadının eline tümör geldiğinde bu erken tanı mıdır?

Her kadın 20 yaşlarından itibaren memelerini kontrol etmelidir. Özellikle bu işlemin menstruasyondan sonraki ilk banyoda sabunlu iken yapılması kitlelerin hissedilmesini kolaylaştırır. Bu işlemin ayda bir yapılması gerekir, her banyodan sonra yapılması doğru değildir, yanıltıcı sonuçlar ortaya çıkartır. Ayrıca memelerde simetri olup olmadığı, çekilme varlığı, meme başının çökmesi veya meme basında yaraların olup olmadığının gözlenmesi gerekir. Yine izlenmesi gereken bir başka bulgu da meme basından kendiliğinden gelen akıntılardır. Özellikle kanlı meme başı akıntısı kanserin ilk bulgusu olabilir. ‘Her ele gelen kitle erken evre midir?’ sorusuna yanıt; 4 santimetreden küçük kitleler eğer koltuk altında herhangi bir patoloji yoksa kanserse erken olma olasılığı yüksektir.

  • 7) Her ele gelen kitle kanser midir?

Her ele gelen kitle tabii ki kanser değildir, kenarları düzenli, hareket edebilen kitlelerin kanser olma olasılığı azdır. Bu tür kitlelerin kadınlarda sık gördüğümüz kistik yapılar veya iyi huylu yavaş büyüyen özellikle genç yaşlarda ortaya çıkan fibroadenom olarak isimlendirdiğimiz kitle olma olasılığı yüksektir. Unutulmaması gereken biyolojik gerçek insanın hem anneden hem de babadan gen almasıdır. Bu nedenle baba tarafındaki hastalıklar da bizler için önemlidir ve sorgulanmalıdır.

  • 8) Kitle gelişmeden meme kanserinin tespit edilmesi mümkün müdür?

Kitle gelişmeden memede kanser gelişme olasılığını tespit etmemiz mümkündür. İşte bu nedenle tarama modelleri geliştirilmiştir. Mamografide görülebilen ultrasonda tespit edilmeyen gruplaşmış mikokalsifikasyon kümeleri veya distorsiyon olarak ifade edilen düzensiz bölgeler riskli sahalar olarak kabul edilir. Bu bulguların ileri tekniklerle incelenmesi veya sık olarak kontrol edilmesi gerekir. Şunu da unutmamak gerekir ki insan elinin orta büyüklükte bir memede 1 cm’nin altında olan kitleleri hissetmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle belirli aralıklarla meme kontrolünün yapılmasını tavsiye ediyoruz.

  • 9) Risk grupları kimlerdir? Sadece anne, teyze, kız kardeşi mi sorgulanmalı?

Tüm kadınların mamografi yaptırması idealdir. Bizler için hastalık ne kadar küçük yakalanırsa tedavimiz o kadar kolay, kısa ve başarılıdır. Halkımız tarafından yanlış bilinen bir durum hastalığın genetik olarak anne tarafından geldiğidir. Unutulmaması gereken biyolojik gerçek insanın hem anneden hem de babadan gen almasıdır. Bu nedenle baba tarafındaki hastalıklar da bizler için önemlidir ve sorgulanmalıdır. Ailede erkekler de, iki kuşakta meme kanseri olan kadınlar en yüksek risk gurubunu oluşturur. Bunu annesinde meme kanseri olanlar takip eder. Bilinen gerçeği unutmamak gerekir meme kanseri tespit edilenlerde hastalığın sebebinin genetik olanların oranı çalışmalarda yüzde 10 ile 20 arasında değişmektedir. Yani ailede hastalığın olmaması hiçbir zaman garanti değildir. Genetik araştırmayı ailede yukarıda değindiğim durumlar varsa BRCa1 ve 2 genlerinin araştırılması uygun olur.

 

  • - Genetik dışındaki riskler ise doğum yapmamış olmak veya geç doğum (32 yaşından sonra) yapmak,
  • - Az doğum yapmak,
  • - Erken menars (ilk kirlenme), geç menopoz,
  • - Uzun doğurganlık ömrü,
  • - Uzun süre veya yüksek doz östrojen kullanmak,
  • - Obezite, (aşırı şişmanlık),
  • - Sık alkol kullanmak,
  • - Bol kızartma ve aşırı yağlı gıda ile beslenme,
  • - Mamografide mikrokalsifikasyon ve distorsiyon içeren sahaların olması,

- Yapılan tetkiklerde hastada Duktal karsinoma insitu, atipik duktal hiperplazi, ıntra duktal papillom gibi tanı olması şeklinde özetlenebilir.

  • 10) Kimlerde hangi kanser varsa kadın risk grubundadır diyebiliriz?

Meme kanseri geni ile endometrium (rahim) kanseri, over (yumurtalık) kanseri ve kolon (kalın bağırsak) kanseri genleri aynı kromozom üzerinde yerleşir. Bu nedenle bunlar ailede varlığı sorulması gereken hastalıklardır. Bu kanserlerin birinin kişide olması halinde diğerlerinin de araştırılması önemlidir.

  • 11) Türkiye’de gen tetkikleri yapılabiliyor mu? Kimler bu testi yaptırmalı? Bu testi yaptırmanın önemi, yararı nedir?

Son yıllara kadar ülkemizde gen çalışmaları yapılan merkezler yok denecek kadar azdı. Ama bugün aşağı yukarı tüm gelişmiş üniversite hastanelerinde bu tetkikler ve genetik danışmanlık yapılabilmektedir. Ayrıca bazı özel genetik merkezlerinde de başarılı şekilde testler gerçekleştirilmektedir. Bu testler BRCa1 ve 2 testleridir. Eğer BRCa1 ve 2’de gen mutasyonları varsa gerek cerrahi gerekse medikal korunma yöntemleri mevcuttur. Hastayla tartışılarak korunma tedbirleri alınmalıdır. Unutulmaması gereken de halk sağlığının birinci prensibi hastalıklardan toplumları korumaktır.