Onkolojide Psikolojik Destek | Onkolojide Destekleyici Hizmetler - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Onkolojide Psikolojik Destek

Günümüzde gelişen teknoloji, tıbbi tanı ve tedavi tekniklerine rağmen halen kanser ağrı, acı, ölüm ile eş anlamlı olarak tutulmaktadır. Halk arasında ki bu ön yargılı ve gerçekçi olmayan tutum herhangi bir kanser tanısı alan hasta ve hasta yakınını da olumsuz etkileyebilmektedir. Yaygın inanış, kişinin sağlık, hastalık ve yaşama bakış açısı kanser tanısı alan bireyde önemli bir şok etkisi yaratmaktadır. Şok, inkâr, öfke, pazarlık, depresyon, üzüntü, kabullenme ve ümit tanıya ilişkin genel olarak verilen duygusal tepkiler olarak değerlendirilmektedir. Tüm bu duygusal süreçler beraberinde birtakım olumsuz düşünceler de yaratmaktadır. Tanı aşamasında bu kadar yoğun duygu ve düşünce içinde olan hasta aynı zamanda yakınları ve sosyal çevresi içinde bir ilişkiyi sürdürmeye çalışmakta, ayrıca tedavi sürecine ilişkin kaygılı beklenti içinde olmaktadır. Bu yoğun psikolojik durum dikkate alındığında, çoğu zaman hastaya benzer duygusal süreçleri hasta yakını da yaşadığından, aile desteği çoğu zaman yeterli olmamakta ve profesyonel destek gerekmektedir.



Tanı aşaması birçok zaman psikolojik desteğe en çok ihtiyaç duyulan durum olmaktadır. Bazı ön yargılar, psikolog veya psikiyatrist görüşmelerinin önünde ciddi bir engel olmakta ve kişinin yardım arayışına gidebilecek süreci engelleyebilmektedir. Ne yazık ki halen psikolojik destek almak, olumsuz değerlendirme korkusu yaratmaktadır. Ancak, Dünya Sağlık Örgütü sağlık tanımını “fizyolojik, psikolojik, sosyal tam iyilik hali” olarak belirtmekte dolayısıyla psikolojik durum sağlığın ayrılmaz parçalarından birini oluşturmaktadır. Bu açından bakıldığında her hastalığın olduğu gibi kanserin de psikolojik boyutu bulunmakta ve bundan dolayı da psikolojik destek, kanser tanı ve tedavi sürecinin her aşamasında bir ihtiyaç olarak göz önünde bulundurulmalıdır.  

Tanı aşamasında alınacak psikolojik destek, birçok yoğun duygu ve düşünceyi deneyimleyen hastanın gerek kendi kişilik özelliklerinden kaynaklanan nedenlerden gerekse yakınlarında ve çevresinde aldığı geri bildirimlerde, moral, motivasyonun çok önemli olduğu ve “güçlü olması gerektiğine” dair söylem duygularını bastırmasına yol açabilmektedir. Kafasında birçok soru, düşünce ve duygu olan hasta, güçlü olması gerektiğine dayalı inancı, ayrıca etrafındaki insanları üzmemek, kırmamak adına bastırdığı duygular, duygusal yoğunluğu arttırmakta, yalnızlaşma, anlaşılmama, daha çok gerginlik, zaman zaman öfke patlamalarına dönüşebilmektedir. Bu süreçte alınacak profesyonel destek, aile ve yakın çevresinin dışında daha objektif ve profesyonel değerlendirme ve bakış açısı, hastanın tanıya yönelik duygu ve düşüncelerini daha rahat değerlendirebilmesini sağlayacak, ayrıca, tanı sürecinin kabullenilmesi ve tedavi uyumunu artırabilecektir.

Yoğun duygular ve halk arasındaki hastalığa yönelik yaygın ön yargıların da etkisi ile hastalığa yönelik oldukça abartılı düşüncelere sahip olunabilmektedir.  Bu durum tanı sürecine uyumu güçleştirmekte ve zaman zaman kişiler arası ilişkilerde sorunlara yol açabilmektedir. Tanı aşmasındaki psikolojik desteğin en önemli hedeflerinin başında hastanın yaşadığı duyguları sağlıklı bir şekilde ifade edebilmesini sağlamak vardır. Ayrıca tanı sürecinde hastalığına yönelik çoğu zaman olumsuz ve gerçekçi olmayan düşünce biçimini değiştirmek ve daha gerçekçi ve iyimser bir bakış açısı kazandırmak önemli olan bir diğer aşamadır. Bu süreçte olumsuz düşünceleri etki edebilecek, internet üzerinde hastalığa ve tedavi sürecine ilişkin araştırmalar yapmak veya yakın çevreden bilgi almaya çalışmak doğru bir yaklaşım tarzı olmayacaktır.

Tedavi süresince psikolojik desteğin devamı, tedavi içinde gelişebilecek olumsuz düşünce ve duygulara yönelik müdahale edilebilmesi ve tedavi sürecine uyum adına önem taşımaktadır. Tedavi süreci içinde özellikle kemoterapi ve radyoterapinin getireceği olası yan etkilere yönelik kaygı, korku yaşanabilmektedir. Bu aşamada aileye yük olunduğuna, başkasına bağımlı hale geldiğine, fiziksel görünüşün değişeceğine, tedavinin kötüye gittiğine yönelik olumsuz inançlarla mücadele etmek adına bakış açısı ve değerlendirmelerin daha gerçekçi bir şekilde ele alınması, kişinin kaybettiğine inandığı kontrol algısını sağlamaktadır. Aynı zamanda, tedavinin ve hekimin izin verdiği ölçüde günlük rutin ve hobilerin sürdürülmesi, olumlu duyguları güçlendirmektedir.

Tedavi sonrası kontrol aşamalarında, zor bir sürecin geri de bırakılmasının verdiği bir rahatlığın yanı sıra, özellikle kontrol dönemlerinde artabilen hastalığın tekrar etme olasılığına yönelik düşünceler olabilmektedir. Zaman zaman normal kabul edilse de özellikle bu kaygı, kendisi ve sevdiklerine yönelik sağlık endişelerine dönüşmekte ve günlük işlevselliğini kısmen de olsa etkilemekteyse, işlevsiz olan bu düşünce ve davranışların değiştirilmesi yaşam kalitesi açısından önemlidir. Özellikle tedaviden sonra eski günlük yaşantısına dönmeye çalışan kişinin, bu süreçte tanı ve tedavi süreci içinde aldığı aile ve sosyal desteği göremediğine dair inancı, yalnızlık, boşluk hislerine yol açabilir. Bu durumda ailenin desteği, kaliteli vakit geçirmeye çalışılması, kişinin önemsendiğine dair davranışlarda bulunulması, bu duygu ve düşüncelerden uzaklaşmasını sağlayacaktır.

 

Psikolojik destek hastalığın her aşamasında, sağlık açısından hem bir gereklilik hem de bir ihtiyaçtır. Tanı, tedavi sürecine uyum, yaşam kalitesi, tedavi etkililiği, tedavi süresince görülebilecek yan etkilere yönelik duygu ve düşünceler, ayrıca bu etkilerle başa çıkma becerisi, tedavi sonrasındaki nüks kaygısı, tedavi sonrası yaşam biçimi ve duygu, düşünce, davranış düzenlenmesi gibi alanlarda psikolojik destek önemli katkılar sağlamaktadır. Yaşam içinde her türlü olumlu ve olumsuz duruma veya olaya maruz kalabilecek kişi, bu olay ve durumları her zaman kontrol edemese de başına gelebilecek her türlü olay, durum veya hastalık karşısında her zaman kontrol edebileceği bir şey vardır.  O da başına gelenlerle nasıl baş etmeye çalıştığı, yani tutum, düşünce ve davranışlarının ne ve nasıl olduğudur. Kanser tanı ve tedavi süreci, insanın duygusal yaşamında bir kriz olarak değerlendirilebilir. Çince de kriz kelimesi tehlike ve fırsat anlamına gelen iki sözcükten oluşur. Dolayısıyla yaşanan bu kriz beraberinde duygusal gelişme ve olgunlaşma için bir fırsattır. Bu krizden kazanımlarla çıkmak, hem bu süreçte alınacak psikolojik destek, hem de kişisel çaba ve aile desteği ile mümkündür.

 


Kanserin Psikolojik Yönü 

Dünya Sağlık Örgütü sağlığı, yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması değil, fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak tam iyilik hali olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla sağlık veya hastalık, halk arasındaki yaygın inanışın aksine sadece bedensel, fiziksel yönü olan bir durum değildir. Bununla birlikte, hastalık durumunda, insanın bedensel, psikolojik ve sosyal olarak değerlendirilmesi, hastalığın tanı ve elbette ki tedavi aşamasında oldukça önem taşımaktadır.

Kanser, 21. yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından biridir. Kanser hastalığı bedensel zorlukların yanı sıra, hastaların sosyal yaşamlarında ve hastaların üzerinde güçlü psikolojik etkileri olabilmekte, hastalığın seyri, tedaviye uyum ve tedaviye yanıtı etkileyebilmektedir.  Hastalığın gerek tanı aşamasında gerekse tedavi sürecinde hastanın benlik saygısında, bedeni ile ilgili algısında, sosyal yaşantısında, yaşam kalitesinde, yaşamının işleyişinde, aile ve çevresiyle ilişkilerinde, kişisel ve sosyal rollerinde değişiklik yaratabilmektedir. Yaşamı tehdit eden bir hastalığa yakalanmış olmak bireylerin uyumunu olumsuz etkileyen bir faktör olarak psikolojik zorlanmaya sebep olabilmektedir. Çünkü günümüzde kanser halen umutsuzluk, dayanılmaz ağrılar, korku ve ölümle eş tutulmaktadır. Bununla birlikte tıbbi tanı ve tedavideki gelişmeler ve hastalığa yönelik bütüncül bakış açısı birçok olumsuzluğun önüne geçebilmektedir. Kanser tedavisinde ekip anlayışı, hastaların her yönü ile değerlendirilmesi ve takibi ile amaçlanan tedaviye uyum ve yanıtını artırmaktır. Bu anlayışla, kanserin psikolojik yönü bu ekibin en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır.

Kanser Hastalarının Yaşayabileceği Psikolojik Etkiler   

“Sizden öncekiler başardıysa, siz de başarabilirsiniz.”

Tanı Aşaması

İlk aşamada kaygı, korku duygularının yaşanması, üzüntünün ve ağlama nöbetlerinin olması, bir dereceye kadar doğal ve son derece insani tepkilerdir. “Benim başıma neden bu geldi”, “Çok üzüldüm, hassastım, ince düşünceliydim hep bundan oldu”, “Cezalandırılıyorum”, bu ve benzeri düşünceler çoğu zaman kişiyi duygusal olarak da olumsuz etkilemekte ve gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Birçok zaman düşünce şeklimiz, algılarımız ve nasıl hissedeceğimizi de etkilemektedir.

Umut Her Şeyin Başıdır

Hastalık tanısını kabul etmek her ne kadar çok zor olsa da, tıpta ve teknolojide ki gelişmeler, daha önceleri imkânsız gibi görünen birçok şeyi çözüme kavuşturmuştur. Dolayısıyla, tedavi öncesinde ve sırasında, gereken her şeyin tedavi ekibi içinde yer alan, gerek hekim gerekse diğer sağlık personeli tarafından yapılacağını bilmek ve tedavinin işe yarayacağına, eski sağlığa kavuşulacağına yönelik “umudu korumak ve kaybetmemek” önemlidir. Çünkü önceden niceleri bunu başardı.

 

Tedavi Aşaması

Tedavi aşamasında dış görünüşe, tedavinin işe yarayıp yaramayacağı veya aileye yük olunacağına yönelik düşünceler olabilir; bu düşüncelerin yarattığı kaygı ve üzüntü, zaman zaman yılgınlık, isteksizlik ve öfke yaşatabilir. Bu süreçte, duygu ve düşünceleri saklamamak, bastırmamak, ayrıca tedaviyi bir süreç olarak görmek ve bu süreç sonunda sağlığa tekrar kavuşulacağına yönelik tutum ve inanç önemlidir. Tedavi boyunca, gündelik hayatı ve hobileri hekimin izin verdiği ölçüde, mümkün olduğu kadar sürdürmeye gayret göstermek, işlevselliği etkilemekte ve tedavi boyunca “bir işe yaramadığına” ve “başkasına yük olacağına” yönelik olumsuz inancı yıkmaya yarayacaktır.

Tedavi Sonrası Süreç

Tedaviden sonraki süreçte, kontrol aşamasında, özellikle kontrol günleri yaklaştıkça, “Hastalığım yeniden tekrarlar mı?”, “Eskisi gibi olabilecek miyim?” gibi düşünceler ve kaygı yaşanabilir. Ayrıca tedaviden sonraki süreçte, tedavi boyunca alınan duygusal ve sosyal desteğin, hayatın normale dönmesi ile beraber artık olmadığına, dolayısıyla yalnızlık, terk edilmişlik gibi bir hislerine yol açabilir.

Birkaç Öneri


Tanı, Tedavi Aşaması ve Tedavi Sonrasında Şunları Dikkate Alın:

  • Asla yalnız değilsiniz! Aileniz, arkadaşlarınız ve tedavi ekibini her zaman yanınızda olduğunu unutmayın.
  • Belirsiz durumlar üzerinden varsayımlarda bulunmayın, ancak aklınıza takılanları hekiminize sormaktan çekinmeyin
  • Size keyif veren, gülümseten şeylerden asla vazgeçmeyin ve onları hep yanınızda bulundurun.
  • Güçlü olmak demek duyguları bastırmak demek değildir. Duygularınızı, düşüncelerinizi, ihtiyaçlarınızı ifade edin.
  • Gerektiğinde psikolojik destek almaktan çekinmeyin. Psikolojik destek çoğu zaman bir ihtiyaçtır.
  • Hastalığa yönelik gerçekçi ve iyimser bir bakış açısı tedaviye uyumunuzu ve tedavi yanıtı olumlu etkileyecektir.
  • Hobilerinizi sürdürmeye ve gündelik hayata mümkün olduğu kadar karışmaya çalışın.
  • Tedavi süresince aklınıza birtakım olumsuz düşünceler gelebilir, bu düşünceleri hekiminiz, psikoloğunuz veya aile bireyleri ile paylaşın. Çoğu zaman ilk aklınıza gelen düşünce gerçeği yansıtmamaktadır.
  • Tedavi sonrasında, tedavi boyunca hissettiğiniz desteği, eskisi gibi olamadığına dair bir algı ve inancınız, buna eşlik eden yalnızlık hissiniz varsa, bunları aileniz ve yakınlarınızla paylaşın, beklediğiniz davranışları kısa ve net ifadelerle belirtin.

 

Kanser Hastası Yakınlarına Öneriler 

Tanı, Tedavi Aşaması ve Tedavi Sonrası Hastanızın ve Sizin Yaşayabilecekleriniz

Kesin tanı koyulduktan sonra hem hastanız hem de sizde duruma yönelik şok, şaşkınlık ardından tedavi sürecine ilişkin kaygı, korku, gerginlik yaşamanız, yaşamda meydana gelen önemli değişimlerde psikolojik yapımızın uyum adına verdiği tepkilerdir. Bu aşamayı, yaşamınızın büyük ve önemli bir dönemi olarak görebilirsiniz. Ancak bu süreçte takınacağınız gerçekçi ve iyimser tutum, moral ve motivasyonunuzu etkileyecektir.

Destek ve Yardım Önemli

Tedavi süresi boyunca hastanız da çökkünlük, umutsuzluk, kaygı ve öfke gibi duygular yaşayabilir ve bunları şiddetli bir şekilde yansıtabilir. Lütfen bu duyguları ve ifadelerini kişisel algılamayın. Fiziksel anlamda desteğe ihtiyacı da olabilecek hastanıza ev içi veya ev dışı alanlarda da destek göstermeniz gerekebilir.

“Unutmayın! Güçlü olmak demek duyguları bastırmak demek değildir. Hastanızın duygularını ifade etmesi konusunda onu destekleyin, gerekirse cesaretlendirin.”

Kanser hastasına duygusal, fiziksel destek ve bakım vermek,  önemli ve bir o kadar da duygusal anlamda yorucu olabilir. Kendinizi tükenmiş hissederseniz, mutlaka psikolojik destek alın.

Tedavi Sonrası Yaşam

Tanı ve Tedavi aşaması bitiminde yoğun bir duygusal destek alan hastanızın tedaviden sonra bu desteğin eskisi gibi olmadığına yönelik bir algısı ve yalnızlık hissi olabilir. Bu konuda size veya etrafındaki diğer insanlara sitem edebilir veya tamamen içe çekilebilir. Bu konuda dikkatli olmanız gerekebilir.

Her Kriz Bir Fırsat Yaratır

Kanser tanısı fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da önemli bir yaşam olayı ve dönemidir. Bir başka deyişle bir krizdir. Her kriz içinde bir fırsat barındırır. Bu süreçte ki duygular ve davranışlarınız, birbirinize olan bağlılığınızı güçlendirecektir. Ayrıca hem hastanız hem de siz tedavi boyunca yaşanan sıkıntı ve acıları bir kazanıma ve deneyimlediklerinizi bir kazanıma dönüştürebilirsiniz.

Psiko- Onkoloji Birimi 

Kent Hastanesi Psiko-Onkoloji Biriminin temel hedefi hastaların tanı, tedavi aşamaları ve tedavi sonrası süreçte yaşayabilecekleri duygusal, davranışsal problemler ile çeşitli stres faktörlerinde hastalara destek olmaktır. Medikal tedavinin yanı sıra psikolojik danışmanlık süreci ile de tedaviye uyumu artırmak ve hastaların psikolojik olarak iyilik hallerine katkıda bulunmak amaçlanmaktadır.

 

 

Uzm. Psk. Hasan ARSLAN

Uzman Klinik Psikolog