Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar | Üroloji - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar sosyal bir sorun olarak görülmektedir. Sorunun temelinde kişilerin bu tür hastalıklardan korunmak için gerekli tedbirleri almaması, bu hastalıklar hakkında yeterli bilgi sahibi olmaması ve bilinçli davranmaması yatmaktadır. Hastalık teşhis edildiğinde, hastanın sadece kendisi değil, cinsel eşi de muayene olmalı ve mecburiyse tedavi edilmesi gerekmektedir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nasıl Yayılır?

Bu hastalıklara bazı bakteri ve virüsler neden olmaktadır. Bu mikroorganizmalar, vücudun sıcak ve nemli bölgelerinde üreyip çoğalma özelliğine sahiptir. Bu bakteri ve virüsler, cinsel ilişki sırasında vücut sıvıları yolu ile bir kişiden diğerine geçirilirler. Ayrıca bazı türleri hastalık etkeni ile bulaşmış kan ve kan ürünlerinin nakli ile bulaşmaktadır. Etken ile bulaşmış iğnelerin ortak kullanımı sonrası da hastalık bulaşabilmektedir. Daha ender olarak ise mikroorganizmayı taşıyan anneden bebeğe gebelik boyunca, doğumda ya da emzirme sırasında transfer edilebilmektedir. Bu hastalıklar, günlük hayattaki sıradan vücut temasları el sıkışmak, aynı tuvaleti kullanmak ya da aynı giyeceği giymek gibi yollarla bulaşmamaktadır.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Hangi Yakınmalara Neden Olur?

Aşağıdaki yakınma ya da belirtiler cinsel yolla bulaşan bir hastalığın belirtisi olarak görülebilmektedir;

• Penisten akıntı (beyaz ya da sarı ve koyu kıvamda)
• İdrar yollarında idrar yaparken yanma, kaşıntı veya ağrı
• Cinsel organlarda ve bu organların bulunduğu vücut bölgesindeki ciltte, ağızda ya da rektumda yara, siğil, su kesecikleri şeklinde şişliklerin ortaya çıkması
• Sık idrar yapma isteği
• Cinsel organların bulunduğu vücut bölgesinde ağrı, yanma ya da kaşınma
• Dışkılıma sırasında yanma ya da ağrı
• Kötü kokulu vajinal akıntı
• Adet zamanı dışında görülen kanama
• Ağrılı cinsel ilişki
• Uzun dönemde tedavi edilmemiş erkekte veya kadında üreme kanallarını etkileyerek kısırlığa ve dış gebeliğe neden olabilir.

Kimler Risk Altındadır?

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, tüm sosyokültürel ve ekonomik seviyedeki kadın ve erkeklerde görülebilmektedir. Çok eşli cinsel yaşam, cinsel aktivitenin erken yaşta başlaması bu tip hastalıklar ile karşılaşma riskini artırmaktadır. Damar içine ilaç enjekte edilirken, kirli iğnelerin kullanılması, kan ve kan ürünleri nakli yapılması da bulaşma riski içermektedir.

Sık görülen hastalıklar hangileridir ve nasıl tedavi edilirler?

Klamidya ve Gonore (Bel Soğukluğu): Cinsel yolla bulaşan bakteri kökenli hastalıkların en sık görülen tipleridir. Erkeklerdeki en önemli belirti penisten gelen beyaz-sarı renkli yapışkan akıntıdır. İdrar yaparken yanma ve penisten beyaz-sarı akıntıya neden olabilmektedir.

Kadınlarda adet dönemi dışında kanama, vajinal akıntı ve karın alt bölgesinde ağrı şeklinde belirtilere neden olabilmektedir. Bazen hiçbir belirtiye rastlanmamaktadır. Hasta bir erkekten cinsel eşine bir tek ilişki ile yüzde 50, daha fazla ilişkide yüzde 90, hasta bir kadından cinsel eşine bir tek ilişki ile yüzde 20, daha fazla ilişki ile yüzde 60–80 bulaşma riski bulunmaktadır. Akıntı ya da idrardan alınan örneklerin incelenmesi ile teşhis edilp antibiyotikler ile tedavi edilmektedirler. Eş tedavisi uygulanmaktadır, eşlerden birinin tedavi edilip diğerinin edilmemesi hastalığın tekrarlaması anlamına gelmektedir. Ayrıca gebe kadında bel soğukluğu düşüklere ve erken doğumlara neden olabilmektedir. Doğum sırasında bebeğe bulaşıp bebeğin gözlerinde iki taraflı akıntı ile başlayan, körlüğe kadar varabilen hastalığa yol açmaktadır.

Cinsel Organ Siğilleri (Genital Siğil): Human Papilloma Virüsün sebep olduğu bu siğiller “kondiloma akuminata” olarak da bilinmektedir. Bu hastalığı olan bir kişi ile cinsel ilişki yoluyla bulaşmaktadır. Kuluçka dönemi, 1–6 aydır. Penis, vajina, genital bölge ve anüsde ağrısız, farklı büyüklükte, karnabahara benzeyen üzeri pürtüklü siğiller şeklinde ortaya çıkar. Tedavi edilmezse sayıları çok artıp tüm penisi kaplayabilmektedir. Özel bir ilacı yoktur, küçük cerrahi girişim (kimyasallarla eritme, yakma, kesip çıkarma, dondurma, lazer) ile ortadan kaldırılmaktadırlar. İlk tedavi sonrası tekrar etme olasılığı bulunabilmektedir. Bu virüsün kadınlarda rahim kanserine neden olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır.

Genital Herpes: Bu hastalığın etkeni Herpes Simplex Virüs Tip 2 dir. Seks esnasında virüs ile enfekte cilt bölgesinden direkt olarak diğer kişinin cildine bulaşmaktadır. Bu virüsün bir diğer tipi olan Herpes Simplex Virüs Tip 1 çoğunlukla seksüel olmayan cilt teması ile bulaşmaktadır ve ağız-dudak çevresindeki uçuklardan sorumludur. Özel bir ilacı olmadığı için tedavisi zor ve uzun sürebilmektedir.


Trikomoniasis:
Cinsel yolla bulaşan bakteri kökenli bir diğer hastalıktır, genç ve seksüel olarak aktif genç bayanlarda daha sık görülmektedir. Bazen hiçbir belirti vermez. Bayanlarda kötü kokulu sarı-yeşil köpüklü vajinal akıntı, vajinal kaşıntı ve kızarıklık, cinsel ilişki sırasında ağrı, sık idrara çıkma ve karın alt bölgesinde rahatsızlık şeklinde belirtiler verebilmektedir. Erkeklerde penis akıntısı, sık idrara gitme ve ağrılı idrar yapmaya neden olabilmektedir. Antibiyotikler ile kolaylıkla tedavi edilir.


AIDS (Kazanılmış İmmun Yetmezlik Sendromu):
HIV (Human Immunodeficiency Virus) virüsün neden olduğu, günümüzde tedavisi olmayan, öldürücü bir hastalıktır. Vücudun bağışıklık sistemine saldırarak hastalık yapmaktadır. Seks sırasında bulaşmaktadır. Ayrıca virüsü içeren kan ve kan ürünlerinin nakli, virüs ile bulaşmış iğne ve keskin aletlerin cildi keserek yaralanması ile (kan yoluyla) bulaşıp, mikroorganizmayı taşıyan anneden bebeğe gebelik boyunca, doğumda ya da emzirme sırasında transfer edilebilmektedir. İlk bulaşma anında çoğu kişide belirti vermez ya da grip benzeri belirtiler olabilir, bu belirtiler de 1 ila 4 hafta içinde kaybolmaktadır. Virüs vücutta yıllarca hiçbir belirti vermeksizin kalabilmektedir. Bu durumda tanı ancak kan testleri ile konabilir. Kan testi virüs alındıktan sonra en erken üçüncü ayda pozitif çıkar. Özel bir tedavisi henüz keşfedilememiştir, antiviral ilaçlarla kişinin hayatı uzatılmaya çalışılmaktadır.


Sifiliz (Frengi):
Potansiyel olarak hayatı tehdit edici ve seks ile bulaşan bakteri kökenli bir hastalıktır. Hastalığın ilk belirtisi, penis ya da vajinada ortaya çıkan ağrısız, krater şeklinde bir tür yaradır. Fakat ağız kenarında, ellerde ve anüste de görülebilmektedir. Penisilin ile etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Eğer tedavi edilmezse uzun dönemde hastalık bir sonraki aşamaya geçer ve merkezi sinir sistemini tutabilmektedir.

Hepatit (Sarılık): Karaciğeri hasta eden virüs kaynaklı bir hastalıktır. Hepatit B ve Hepatit C cinsel yolla bulaşan tipleridir. Seks, enfekte (bulaşmış) kan ve kan ürünlerinin nakli, virüs ile bulaşmış iğne ve keskin aletlerin cildi keserek yaralaması ile (kan yoluyla) bulaşmaktadır, mikroorganizmayı taşıyan anneden bebeğe gebelik boyunca, doğumda ya da emzirme sırasında transfer edilebilmektedir. İlk bulaşma anında çoğu kişide belirti vermez veya grip benzeri belirtiler olabilmektedir. Hepatit virüsü taşıyan kişilerin üçte birinde herhangi bir belirti bulunmamaktadır. Hastalığın ilk belirtileri yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bitkinlik, iştah azalması, bulantı ve ishal şeklinde ortaya çıkmaktadır. Karaciğer tutulduğunda idrar renginin çay gibi olması, karın ağrısı, ciltte ve gözün beyaz kısmında sararma (sarılık) belirtileri kendini göstermektedir. Daha sonra karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma, siroz, karaciğer kanseri ve takiben ölüm olabilmektedir. Hepatit B için aşılanma en önemli korunma yoludur. Hepatit C için aşı henüz bulunmamaktadır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan nasıl korunabilirsiniz?

• Enfekte (mikroorganizmayı vücudunda taşıyan) kişilerle cinsel ilişkide bulunulmamalıdır.
• Enfekte olmayan kişilerle tek eşli bir cinsel ilişki yaşanmalıdır.
• Yaşam boyunca cinsel ilişkide bulunduğunuz kişilerin sayısını azalılmalıdır.
• İstikrarlı ve doğru bir şekilde prezervatif kullanılmalıdır.
• Damar içine ilaç enjeksiyonu yapılıyorsa daha önce kullanılmamış iğneler kullanılmalıdır.