Dermatoloji - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Dermatoloji

Kent Sağlık Grubu Dermatoloji Kliniğimizde deri, saç, tırnak, oral mukoza (ağız içi), dil rahatsızlıkları ve zührevi hastalıkların tanı ve tedavisi gerçekleştirilmektedir. Kozmetik ve estetik dermatoloji uygulamaları (Lazer epilasyon, lazer lipoliz, peeling, PRP ve selülit tedavisi, Akustik Dalga Terapisi (AWT), cilt rejuvenasyonu ve leke tedavisinde yeni bir dönem başlatan Platelet Rich Plasma (PRP) yöntemi, botoks ve dolgu vb. kozmetolojik uygulamalar deneyimli dermatolog ve kozmetologlarımız tarafından yapılmaktadır. 

 



Alerjik deri hastalıklarında dermatolojik muayene sonrası gerekli laboratuvar testlerinin yanı sıra “prick test” ve “patch (yama)” test yöntemleri uygulanmakta, değerlendirilmektedir. Sonuçlar hastanın yaşam koşulları ile karşılaştırılıp, korunma tedavisi olan çözümler üretilmektedir.


Küçük girişimler gerektiren yüzeysel deri tümörleri, siğiller, et benlerinin  tedavisi, kryoterapi (sıvı nitrojen ile dondurma) ve elektrokoterizasyon işlemleri ileri teknoloji ürünü cihazlarla modern tasarlanmış müdahale odasında uygulanmaktadır.

Alerjik Cilt Hastalıkları

Alerji, benzer koşullarda başka insanlara zarar vermeyen maddelere karşı vücudun gösterdiği aşırı bir duyarlılıktır. Her dört kişiden birinde yaşamlarının bir döneminde alerjik hastalıklar görülmektedir. Anne veya babası alerjik olan kişide herhangi bir şeye karşı alerji gelişmesi riski %30, hem anne hem de babası alerjik olan kişilerde ise bu oran % 50-60’a çıkmaktadır. Genetiğin yanında hava kirliliği, endüstriyel kimyasal maddeler, sigara dumanı ve enfeksiyon gibi faktörler de alerji gelişmesine katkıda bulunmaktadır. 

Alerjik deri hastalıkları, en sık rastlanan cilt rahatsızlıklarıdır. Serum hastalığı, Quincke ödemi, kurdeşen, egzema, kontakt dermatit, alerjik cilt hastalıklarının başında gelir. Bu hastalıklarına yol açan etkenlerin çok iyi analiz edilmesi gerekir. Bu amaçla bazı alerji testleri yapılır. Gerekli görülürse hasta bulunduğu çevreden bir süre uzaklaştırılabilir. Çiçek tozları, çeşitli besin maddeleri, ev tozları, bazı ilaçlar ve parazitler, alerjik deri hastalıklarına neden olabilir. 

Alerjik deri hastalıklarında dermatolojik muayene sonrası gerekli laboratuvar testlerinin yanı sıra “prick test” ve “patch (yama)” test yöntemleri kliniğimizde uygulanır, değerlendirilir. Sonuçlar hastanın yaşam koşulları ile karşılaştırılır, korunma tedavisi olan çözümler üretilir.

Cilt Kanserleri

Tüm kanser türleri arasında en sık görülün deri kanserleridir. Özellikle güneş ışığının etkisiyle açık tenli kişiler ve özellikle sanayi kollarında çalışanlarda deri kanseri gelişimi riski daha yüksektir. Yanıklar, tekrarlayan röntgen, arsenik ile katrana maruz kalmak ve ailesinde deri kanseri öyküsünün olması da diğer riskler arasında yer alır. Erken dönemde cerrahi olarak tedavi edilme şansı oldukça yüksektir.

Malin melanom, dünyada görülme sıklığı oranı en hızlı artan kanser türüdür. Ultraviyole ışınlarının neden olduğu kesinlik kazanmış olan bu kanser türünde erken tanı hayat kurtarıcıdır. Erken tanı için önerilen üç ayda bir kişisel deri muayenesinin yanı sıra yıllık dermatolojik muayenedir. Deri kanseri gelişim riski yüksek olan kişiler daha dikkatli olmalıdır: 

Riski yüksek olan kişilerin kendi derisini incelemesi ve şüpheli durumlarda doktora başvurması, erken tanı için önemlidir. Deri kanserleri gelişim riskini azaltmak için ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden korunabilme yöntemlerini bilmek ve uygulamak, koruyucu etki sağlayacaktır. Öncelikle geniş kenarlı şapka, ultraviyole koruyuculu gözlük, sıkı dokunmuş giysiler kullanılması gerekir. Güneş ışınlarının yeryüzüne dik ulaştığı saatlerde (10:00-16:00) güneşe çıkılmamalıdır. Güneşe çıkılacaksa güneşe açık bölgeler için ultraviyole A ve B ışınlarına karşı koruyucu özelliği olan ürünlerin dışarı çıkmadan 20 dakika öncesinde sürülerek gerekirse 2 saatte bir tekrarlayarak kullanması önerilir. Altı aylıktan küçük çocukların ise güneş altında bırakılmaması önerilmektedir. 


Deri kanserleri gözle görülebilen kanserlerdir ve diğer kanser türlerinde olduğu gibi erken dönemde fark edilirse yayılmadan tamamen tedavi edilebilir. Deri kanserlerinin en sık görülenleri bazal hücreli kanser, skuamöz hücreli kanser ve melanomdur. En sık görülen deri kanseri bazal hücreli karsinomdur ve iyi seyirlidir. Melanom, deri kanserleri arasında en az görüleni olmasına rağmen en tehlikeli deri kanseri türüdür. Diğer organlara yayılım gösterebilen melanom, tüm cilt kanseri ölümlerinin çoğunluğunu oluşturur. Melanom, deriye rengini veren melanin pigmentini yapan melanosit adı verilen hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla oluşan deri kanseridir. Genellikle kahverengi veya siyah renktedir, ancak bazı melanomlar pembe-kırmızı da olabilir. Melanom deride doğuştan var olan veya sonradan ortaya çıkan benlerin renk ve sekil değiştirmesi seklinde oluşabileceği gibi normal deride yeni oluşan bir renk koyuluğu seklinde de başlayabilir. Vücudumuzdaki benler, iyi huylu tümörlerdir ve sadece doğumda değil çocukluk ve gençlik dönemlerinde de ortaya çıkabilir. Benlerin çoğu probleme yol açmaz, ancak fazla sayıda beni olan kişilerde melanom gelişme riski daha fazladır. Doğumda var olan benlerde melanom gelişme riski benin büyüklüğüyle doğru orantılı olarak artar. Yirmi cm’den büyük olan doğumsal benlerde yasam boyu melanom gelişme riski %2-6’dır. Melanomun başlıca belirtileri, var olan bende asimetri, sınır düzensizliği, karışık renkli görünüm ya da hızla büyümedir. Büyüklüğü 6 mm’den fazla olan benler daha sıkı izlenmelidir. Erken dönemde tanı konduğunda tedavi edilebilir bir kanser türü olan melanom, geç kalınırsa hızlı yayılım göstererek tedavi sansını azaltan ve yasam süresini kısaltan ölümcül bir seyir izler. Bazal hücreli ve skuamöz hücreli deri kanserlerinin başlıca belirtisi, deride iyileşmeyen bir yara oluşmasıdır. Uzun süre kendiliğinden iyileşmeyen bir yara varlığında deri kanseri olasılığı düşünülmelidir. En önemli risk faktörü güneş ya da ultraviyole ısınlarıdır. Bu tür kanserler güneş ısınlarına açık bas, yüz ve boyun bölgelerinde daha sıklıkla ortaya çıkarlar. Organ nakli hastalarında skuamöz hücreli deri kanseri gelişme riski artmıştır.

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi deri kanserlerinin tedavisinin başarılı olması da erken tanıya bağlıdır. Herkesin kendi vücudunu iyi bir şekilde gözlemlemesi ve belirli aralıklarla hekim muayenesi önemlidir. Uzun süre iyileşmeyen bir yara ya da var olan bir bendeki değişiklik durumunda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Dermatoskop olarak adlandırılan (deri yüzey mikroskopisi) bir alet yardımıyla deri üzerindeki lekeler ya da benler büyütülerek incelenir. İzlenmesi gereken benler digital dermatoskopi ile kayıt altına alınarak sonraki muayene bulgularıyla karşılaştırılabilmesi sağlanır. Kuşkulu olanlardan kesin tanı için deri biyopsi alınarak histolojik olarak incelenmesi gerekir. Bu şekilde lezyonun kötü huylu olup olmadığı saptanabilir.

 

Deri kanserlerinin tedavisi kanserin türüne göre değişebilmekle birlikte, amaç kanserli dokunun cerrahi olarak tamamen çıkarılmasıdır. Deri kanserlerinin tedavisinde kullanılan diğer tedavi yöntemleri ise kriyoterapi (dondurarak tedavi), radyoterapi, topikal kemoterapi, sistemik kemoterapi ve immünoterapidir. Bazal hücreli kanserler ortaya çıktıkları bölgede tekrarlama eğilimindedirler ve uzak organlara yayılmazlar. Skuamöz hücreli kanserler de benzer seyir göstermekle birlikte, uzak organ ve lenf bezlerine yayılabilirler. Melanomlar ise ölümcül seyirli olup, erken tedavi edilmemeleri durumunda lenf bezlerine ve uzak organlara yayılabilir. Deri kanseri geçiren hastalarda yasamın ilerleyen yıllarında başka bir deri kanseri olma olasılığı artmıştır. Bazal hücreli karsinom hastalarına tedavi sonrası her yıl yılda bir kez, skuamöz hücreli kanser hastalarına ise ilk 2 yıl 3-6 ayda bir, sonraki 3 yıl her 6-12 ayda bir ve daha sonra ömür boyu yılda bir kere ayrıntılı deri muayenesi yapılmalıdır. Melanom hastalarında takip evreye göre değişir. Melanom tedavi ve takibinin dermatolog, plastik ve rekonstrüktif cerrah ve medikal onkologlardan oluşan multidisipliner bir grup tarafından yapılması idealdir.

Pigmente Lezyonları Tanımlama 
Dijital dermatoskopi ile nevüs kontrolü, deri kanserlerinin erken tanısında uygulanan bir yöntemdir. Erken evrede çıplak gözle melanomu iyi huylu benlerden ayırabilmek (tanı duyarlılığı) % 60-75 arasında mümkünken, dijital dermatoskopi yöntemi ile % 90’ların üzerindedir. Benlerin belli aralıklardaki değişimlerinin saptanması ve incelenmesi bilgisayar ekranında kolayca yapılır. Hasta doktoru ile beraber bu değişimleri ekranda aynı anda eski bulgularla karşılaştırarak görebilir. Cerrahi olarak çıkartılamayan doğumsal benleri olan çocukların, çıkartılamayan çok sayıda displastik (atipik görünümlü) benleri olan ve deri kanseri risk grubundaki kişilerin dermatolojik muayenesinde çok yardımcı bir tanı yöntemidir.



Mesleki Cilt Hastalıkları

Endüstriyel iş kollarında çalışanlarda; kimyasal maddeler, ilaçlar, boyalar, çimento vs. ciltle temas ettiğinden birçok cilt hastalığı oluşabilir. Beyaz yakalı ofis çalışanlarında ise; strese bağlı cilt rahatsızlıkları, egzama, susuzluk, merkezi ısınma ve havalandırmanın etkisiyle  cilt kuruluğu ve kırışıklık, bilgisayarın yaydığı iyonlu radyasyon ışınlarının etkisiyle göz yorgunluğu, hareketsiz çalışma koşullarıyla birlikte vücutta ödem, varis, sırt ağrıları, kilo alma ve sellülit  gibi sorunlarla sık karşılaşılmaktadır. Akne ve akneiform erüpsiyon, kimyasal depigmentasyon (mesleksel lökoderma), mesleki dermatoz, kontakt dermatit, irritan kontakt dermatit, bot dermatiti, çimento yanığı, cilt kanseri, en sık görülen mesleki cilt hastalıklarındandır. 

Mikrobik Cilt Hastalıkları

Mikropların yol açtığı deri hastalıklarıdır. Doktora başvurulmalıdır. 

Çıbanlar

Etken, stafilokok bakterisidir. Kaşıntılı hastalıklar, yağlı deri yapısı, aşırı terleme, derinin ve vücudun direncini düşüren diyabet, alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, çıbanların oluşumunu tetikleyebilir. Önce kırmızı ve ağrılı bir şişlik oluşur, 3-4 gün içerisinde beyaz iltihaplı baş oluşur ve iz bırakarak iyileşir. Çıbanın başı oluşmadan patlatmak şeklinde zorlama doğru değildir, çıbanın zedelenmesi daha da yayılmasına yol açabilir. Çok sayıda çıbanın aynı anda birlikte çıkması ve yaygınlaşması, “Karbunkül, şir-i pençe, aslan pençesi” diye adlandırılan ciddi deri rahatsızlığıdır. Çıbandan daha yavaş ilerler, daha geç olgunlaşıp açılır ve sonrasında iz bırakır. Antibiyotik tedavisi gerektirir. 

Arpacık (Hordelum)

Göz kirpiklerinin diplerinden bakteriyel mikrop girişi nedeniyle oluşur. Sık sık tekrarlayabilir. Ağrılı, iltihaplı şişlik oluşur. Antibiyotik tedavisinin yanı sıra ılık  pansuman yapılması yararlıdır. 

Yılancık

Genellikle “streptokok” adlı bakterinin neden olduğu mikrobik bir hastalıktır. Ağrı, ateş, titreme gibi bulguları vardır. En sık yerleşme yeri, yüz ve bacakların dizden aşağı kısmıdır. Bunun nedeni, ayak parmak aralarındaki tedavi edilmeyen mantar hastalıklarıdır. Deri bütünlüğü bozulmuş yara, kesik vb. noktalardan veya kaşıntıyla oluşan çatlaklardan deriye giren mikroplar nedeniyle oluşur. Bu bölgeler, aniden şişerek, kızarır. Ağrı, ateş ve halsizlik görülür. Eğer ayak mantarları tedavi edilmezse; yılancık, sık sık tekrarlanır ve  bacak, “fil bacağı” görünümüne dönüşür. Yılancık hastalığına benzeyen, ancak geniş alanda değil, çizgi şeklinde kızarıklık ve şişmeyle bulgu veren “lenfajit hastalığının” oluşum nedeni, tıpkı yılancık hastalığında olduğu gibi derideki mikropların girişine uygun yara, kesik vb. giriş kapılarıdır. Antibiyotik tedavisi uygulanır. Hastalığın tekrar oluşumunun önlenmesi için deriye mikropların giriş noktaları belirlenip, bunların tedavisi önemlidir. 

Dolama (Perioniksis, Paronişi)  

Genellikle “streptokok” adlı bakterinin tırnakların çevresinde iltihaba neden olduğu mikrobik bir hastalıktır. Tırnak etlerinin koparılması, manikürde zedelenme dolama oluşumunu tetikleyen faktörlerdir. Önce kızarıklık, şişme ve apse oluşur. Apsenin açılıp boşaltılması ve tırnak çevresine antibiyotikli ilaçların uygulanması ile tedavi edilir. 

Yalama (Perleş)

Dudakların köşelerinde kızarıklık, sızlama ve yanmaya yol açan kronik bir rahatsızlıktır. Dudak kenarlarından tükürük sızması nedeniyle bölgenin sürekli nemli kalmasıdır. Daha çok bebeklerde ve takma dişi olan yaşlılarda görülür. 

Pişik: Bacaklar, kasık, kalça, koltuk altı, göğüs altı ve ayak parmak aralarında görülür. Nemli bölgede sürtünme, tahrişe ve kızarıklıklara neden olur, bu aşamada önlem alınmazsa bakterilere ve maya mantarlarının etkisiyle soyulmalarla beyaz ve peynirimsi bir görüntü alır. Erken dönemde yalnızca kuru tutulup, iyi havalandırılması bile yeterli olabilir. Fakat ilerlemiş durumlarda doktora başvurulmalıdır. Tekrar oluşumların önlenmesi için büklüm yerlerinin iyi kurulanması, kuru tutulması yararlıdır. Bebeklerde sık alt değiştirme ve zaman zaman altlarının havalandırılması pişik oluşumunu önemli ölçüde engeller.

Impetigo: Etkeni genellikle stafilokok ve streptokok bakterileridir. Çocuklarda sık görülür. Genellikle yüzde görülür. Bulaşıcıdır. Küçük su dolu kabarcıklar şeklinde başlayıp iltihaplı bir hal alır. Sonrasında ise sarı kabukların oluştuğu görülür. Hızla çevresine yayılır. Sabunlu suyla kabukların temizlenmesi ve antibiyotikli ilaç kullanımı ile tedavi edilir. 

Köpek Memesi: Koltuk altı ve kasık bölgelerinde, ergenlik döneminde ortaya çıkan özel ter bezlerinin iltihabıdır. Ter bezleri, kıl ağızlarına açıldığı için; kılları zedeleyebilecek ağda ve tıraş sonrası bu bölge bakterilerin girişine açık kalır. Hastalık, bu bölgede ağrılı ve kızarık  şişlikle başlar. Doktor tarafından açılırsa rahatlar ve iz bırakarak iyileşir, açılmazsa yerinde sert bir topak olarak kalabilir. Antibiyotik ve antiseptik ilaçların kullanımı gerekir. 

Saç Hastalıkları

Saç Dökülmeleri

Dermatoloji hastalarının önemli bir bölümünü saç hastalıkları oluşturur. En sık karşılaştığımız saç hastalıkları ise saç dökülmeleridir.

Saç dökülmesi en çok tarama ve yıkanma esnasında belirginleşir. Günde 50-100 saç telinin dökülmesi normaldir. Bu sayının üzerindeki dökülmeler normal değildir ve bir dermatolog tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Saç dökülmelerine neden olan faktörler 

 • Ateşli hastalıklar, 
 • Tiroid hastalıkları, 
 • Demir eksikliği, 
 • Sağlıksız beslenme ve yanlış diyet programları
 • Kanser ilaçları (kemoterapi)
 • Tüberküloz ilaçları
 • Genetik faktörler
 • Hormonal değişiklikler 
 • Saçların sık şampuanlanması, taranması ve fırçalanması 
 • Psikolojik etkenler ve stres, 
 • Saç bakımı için kullanılan uygun olmayan ürünlerin kullanılması,  
 • Çok sık fön çekilmesi, 
 • Saçların sıkı toplanması, 
 • Saç derisinde oluşan hastalıklar

Tedavi

Saç dökülme sorunu ile karşılaşıldığında tıbbi nedeninin bulunması için mutlaka dermatolog  muayenesi önemlidir. Muayene ile saç dökülme tipinin ne olduğu ve saç dökülmesine neden olan bir hastalık olup olmadığı tespit edilebilir ve doğru tedaviye başlanabilir. Dökülme, eğer hastalık ve ilaç gibi faktörlerden kaynaklanmıyorsa, saçlar için besleyici krem, tonik, şampuanlar gibi destekleyici ürünler yine dermatolog tarafından önerilebilir. 

Saç Mezoterapisi

Saç mezoterapisi, saç kıllarının büyümesini uyaran çeşitli vitamin ve minerallerin belirli oranlarda karışım halinde hazırlanması ve bu karışımın saçlı deriye enjekte edilmesi yöntemidir.  Çok ince iğneler yardımıyla 1 cm aralıklarla tüm saçlı deriye uygulanır. Bu işlemin, kişinin ihtiyacına göre 2-3 haftada bir, 8-10 seans tekrarlanması gerekebilir. Genellikle 3. seans sonrasında saç dökülmesinin durdurulması ve sonrasında folliküllerden yeni kıl çıkışının uyarılması amaçlanır.


Saçlarda PRP Yöntemi 

PRP yönteminde hastanın kendi plazması ayrıştırılarak, hastanın saçlı derisine enjekte edilir. Plateletler ya da diğer adıyla “trombositler” vücudumuzdaki hasarlı dokuların onarımını sağlayan büyüme faktörlerini yapısında bulunduran kan bileşenleridir. Uygulama tarzı ve uygulama sonuçları, saç mezoterapisi ile benzer olmakla birlikte mezoterapinin uygulanamadığı hastalara tercih edilir. Özellikle doğum sonrası emzirme dönemi saç dökülmesinin yoğun olduğu bir dönemdir. Bu dönemde emziren annelere PRP yöntemi rahatlıkla uygulanabilir. Saç ekimi öncesinde de özellikle erkeklere saç mezoterapisi ya da PRP uygulamasının saç ekiminde başarı oranını arttırdığı bilinmektedir. 

Genetik Saç Dökülmesi

Genetik faktörlerden kaynaklanan saç dökülmesi, en sık görülen saç dökülme nedenidir. Kadınlarda nadirdir, saçın tepe kısmında incelme ve seyrekleşme görülür, kellik oluşmaz. Erkeklerde ise, genetik saç dökülmesi daha sıktır ve saçların tepe kısımlarında seyrekleşme, incelme ve son safhada kellik oluşumuna yol açar. Buna “androgenetik alopesi” adı verilmektedir. Genellikle 20’li yaşlarda başlar ve yaşla birlikte dökülme artar. Dökülmenin aktif olduğu genç yaşlarda haricen sürülen losyonlar ya da ağızdan alınan ilaçlar dökülmeyi azaltabilir ancak tümüyle durdurmaz. 

Bölgesel Saç Dökülmesi(Saçkıran)

Bölgesel saç dökülmesi (Saçkıran), sıklıkla çocuklarda görülmektedir. Saçkıran hastalığında saçlı derinin bir bölümünde bölgesel saç kaybı oluşur. Genellikle dairesel açılmalar görülür. Saçlı deri dışında kaşlarda, sakal ve bıyık bölgesinde ve nadiren vücut kıllarında da bölgesel dökülmeler görülebilir. Hastalığın nedeni, strese vücudun verdiği bir tepki olarak değerlendirilmektedir. Tiroid hastalıkları ve kansızlık durumunda da saçkıran oluşabilir. Saçkıran, genellikle kalıcı saç kaybına neden olmaz, ancak tedavisi uzun sürebilir. Tedavide saç köklerini uyarmayı sağlayan kremler ve losyonların kullanımının yanı sıra saçsız alana kortizon takviyesi yapılabilir. 

Saç Ekimi

Saç dökülmesinin azaldığı dönemlerde tedavi için saç ekimi yapılabilir. Bu yöntemle saçların dökülmeyen ense bölümünden alınan saç kökleri, dökülmüş alanlara uygulanır.


Erkeklerde görülen saç dökülmelerinde erken dönemde yapılan saç ekimi; saç dökülme sürecinin uzun yıllar sürebilmesi, saç ekiminden sonra yeni kel alanların oluşabilmesi ve yeni bir cerrahi işlem gerektirebilmesi nedeniyle önerilmemektedir. Genetik tip saç dökülmeniz varsa, erken dönemlerde losyon, mezoterapi veya PRP gibi enjeksiyon yöntemleri daha uygun olacaktır. Dökülmenin azaldığı ve kel alanların oluşmaya başladığı dönemlerde saç ekimi düşünülebilir.

Saçlarda Kepek

Kepek, kafa derisinin pul pul dökülmesidir. Deri pullar halinde kabarır, kopar ve saça karışır. Saçta küçük beyaz taneler halinde görülebilir, omuzlara dökülebilir. Kepek, bulaşıcı değildir. Pullanma halindeki ölü deri hücreler, her gün deriden atılmaktadır. Kafada saçın varlığı, bu pulların fark edilmeden kaybolmasını önler. Bu yüzden birikip, görünen parçalar halinde koparlar. Derideki hücrelerin dönüşüm hızı iç ve dış birçok faktöre bağlıdır. Güneş yanığı (soyulma şeklinde) bu dönüşümü hızlandırır. Derinin iltihabi hastalıkları (dermatit) sıkıntı ve üzüntülerde güneş yanığı gibi tesir yapar. Bu etkenlere karşı derinin tepkisi değişiktir. Kepeğin nedeni, sebore veya seboreik dermatit (kulaklar, burun, kaşlar, kirpikler, göğüs, omuzlar gibi fazla yağ salgısı olan bir bölgede meydana gelen dermatit) olabilir. Kafa derisinde iltihap varsa ya da sulanıyorsa, bunun tedavisi için doktora başvurulmalıdır. Dermatit oluşma eğilimi, kalıtımla geçtiği için bu durumun ortaya çıkması engellenemez.

Kepek olması, kafa derisinin hassas bir dönemde olduğunu gösterir. Saç derisinin uyarılıp, daha fazla hassaslaşmasına yol açacak şeylerden kaçınılması gerekir. Bu nedenle kuvvetli fırçalama ve tarama, pulları parmakla tek tek koparma durumu kötüleştirir.


Kepek Tedavisi

Saçlar, 2-3 günde bir şampuanla yıkanmalıdır. İlaçlı bir şampuan, kullanılmamalıdır. İçindeki antiseptik madde, kafa derisini tahriş edip durumu kötüleştirebilir. Saçlar asla gereğinden fazla (bir defadan fazla) yıkanmamalı, şampuan saçlarda 1 dakikadan fazla bekletilmemeli, kuvvetle masaj yapıp fırçalanmamalı ve sert bir şekilde taranmamalıdır. Eğer seboreik dermatidiniz varsa, doktor iltihap çözücü bir steroid krem veya losyon önerebilir.

Tırnak Hastalıkları

Sağlıklı bir tırnak; parlak, pürüzsüz yüzeyli, esnek ve dış etkenlere dirençlidir. Vücuttaki değişik hastalıklar, fiziksel etkenler, ilaçlar, doğrudan tırnakları tutan hastalıklar, tırnaklarda bozukluğa neden olurlar. Tırnaklardaki bu bozukluklar, hem estetik kusur oluşturur, hem de tırnakların işlevlerini bozar.

Tırnaklarda Kırılma

Tırnakların sürekli ıslak kalması, aseton vb kimyasal maddelerle sürekli teması, sık yapılan manikür gibi çevresel faktörlerin yanı sıra mantar, tiroid hastalıkları, vitamin eksiklikleri, kansızlık, tırnak çevresindeki ciltte egzema ve sedef hastalığı tırnaklarda kırılmalara ve şekil bozukluklarına yol açabilir.
 
Tırnaklarda Renk Değişiklikleri 

Tırnakların renk değişimi, önemlidir ve hastalık belirtisi olarak değerlendirilir. En sık görülen renk değişikliği, beyazlaşmadır. Beyazlaşmanın nedeni; manikürdeki zedelenmeler, mantar hastalıkları, bazı ilaçlar veya kimyasal maddeler ve vitamin eksiklikleri olabilir. Sararma; bazı mantar hastalıkları, bazı ilaçlar veya tırnaklara yerleşen bazı boyalarla ilgili olabilir. Turuncumsu renk daha çok sedef hastalığında görülür. Sigara kullanan kişilerin tırnaklarında genellikle sararma veya koyulaşma görülür. Tırnaklarda kahverengi koyulaşmalar, genellikle kalınlaşmanın olduğu durumlarda oluşur.  Kalınlaşma olmaksızın bu renkler görüldüğünde; mantar hastalıkları ve bakteri oluşumu söz konusu olabilir. Tırnaklarda koyu kırmızı veya siyaha yakın lekeler varsa tırnak altı kanama incelenmelidir. Bu aynı zamanda “melanoma” türü kanser belirtisi de olabilir. Bu nedenle tırnaklardaki renk değişimleri önemsenmeli ve doktora başvurulmalıdır.
 
Tırnak Mantarı

Tırnak plağında kalınlaşma, sarı-kahverengi renk değişimi şeklinde görülen tırnak mantarı,  hem el hem de ayak parmaklarındaki tırnaklarda ortaya çıkabilir. Ayak parmaklarındaki yapısal bozukluklar, sürekli nemli kalması, aşırı terleme, dar ayakkabılar tırnak mantarı oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Tırnak mantarı tedavisi uzun süreli bir tedavidir. Tırnağa sürülen özel cilalar ve ağızdan alınan mantar ilaçları ile tedavi edilmelidir. Ağızdan alınan ilaçlar 3-4 ay süreyle kullanılmalıdır. Son yıllarda tırnak mantarı tedavisinde lazer yöntemleri kullanmaktayız. Lazer tedavisi haftada 1 seans olmak üzere toplam 4 seans yapılmaktadır.


Tırnaklarda Kalınlaşma

En sık görülen şekil bozuklarındandır. Tırnak, kalınlaşma ile birlikte kolay parçalanabilir hale gelmektedir. Genellikle mantar hastalıkları neden olmaktadır. Kalınlaşma ayak tırnaklarındaysa ayakkabı giymeyi dahi zorlaştırabilir ve ağrı yapabilir. Sedef hastalığı tırnaklara yerleştiğinde, mantar hastalığını çok andıran bir kalınlaşmaya yol açabilir. Bazı kalıtsal bozukluklarda ve elle çamaşır, bulaşık yıkanması gibi tırnakların kimyasal maddelere maruz kalması da tırnaklarda boşluk oluşumuna ve tırnak kalınlaşmasına sebep olabilir. 


Dolama(Tırnak Çevresinde İltahaplanma)

Genellikle “streptokok” adlı bakterinin tırnakların çevresinde iltihaba neden olduğu mikrobik bir hastalıktır. Tırnak etlerinin koparılması, manikürde zedelenme, ev işleri, sık ıslanma ve kuruma dolama oluşumunu tetikleyen faktörlerdir. Önce kızarıklık, şişme ve apse oluşur. Apsenin açılıp boşaltılması ve tırnak çevresine antibiyotikli ilaçların uygulanması ile tedavi edilir. 

Tırnak Batması

Tırnak batması dar ve sivri burun ayakkabı giymek, tırnakları çok kısa kesmek, yanlış pedikür uygulamaları sonucunda oluşabilir. Tırnakların yan kenarları kıvrılarak cildin içine girer ve batan tırnağın etrafındaki ciltte kızarıklık, kabarıklık meydana gelir. Enfeksiyonlara neden olabilir. Tırnak batması tedavisi öncesi aktif enfeksiyon varsa öncelikle enfeksiyon tedavi edilmelidir. Hafif derecede bir tırnak batması varsa tırnağı batan kısmından ayırmak için tel, gazlı bez kullanılarak rahatlama sağlanır. Ancak batma derecesi fazla ise, tırnak kenarında sık sık iltihabi şişlikler oluyorsa tırnağın batan kısmı çıkarılarak tedavi edilebilir. Tırnak batma probleminde önemli olan, tırnağın doğru kesilmesini sağlamaktır.

Zührevi Hastalıkları

Cinsel temasla bulaşan hastalıkların erken tanı ve tedavisi toplum sağlığı ve koruyucu tıp açısından çok önemlidir.

Frengi (Sfiliz)

Cinsel temasla deri ve mukozalardan bulaşan bu bakteriyel hastalık, ilk belirtilerini deri ve mukozalarda yara, döküntü, kızarıklık şeklinde gösterir. Bu aşamada tanı konulup yeterli tedavisi yapılmazsa, kalp-damar ve santral sinir sisteminde ölümcül komplikasyonlara yol açar. Tedavi sonrası iki yıl boyunca serolojik (kan) takiplerinin yapılması yasalarla zorunlu kılınmıştır.
 
Bel Soğukluğu (Gonere)

Üretra, rektum gibi cinsel temasın olduğu, mukozal bölgelerde temastan iki-dört gün sonra akıntı ile belirtilerini gösterebildiği gibi, çoğu hastalar, asemptomatik taşıyıcıdır. Tedavi uygun yapılmadığında iç genital organların enfeksiyonu, kısırlık, eklem iltihabı gibi birçok komplikasyona yol açar.
 
Klamidya Enfeksiyonları 

En sık görülen bakteriyel cinsel temasla bulaşan hastalıktır. Asemptomatik taşıyıcılık oranı çok yüksektir. Kadın ve erkekte dış genital organlarda ağrısız yara, ağrılı, ateşli lenf düğümü iltihapları, akıntı gibi belirtileri vardır. Tedavisiz kalırsa iç genital organlarda koplikasyonlara yol açar.
 
Genital Siğiller (Kondiloma Akumantium)

Papillomavirüs enfeksiyonu, toplumda asemptomatik taşıyıcılık oranı çok yüksek olan, bağışıklık sistemi uygun kişilerde siğillerle kendini gösteren viral hastalıktır. Bazı tipleri kadınlarda rahim ağzı kanseri için risk oluşturur. İlaç tedavisinin yanı sıra elektrokoterizasyon veya kryotrapi ile takip ve tedavileri yapılır. Ayrıca herpes simpleks enfeksiyonları (uçuk), hepatit (sarılık), AIDS (HIV enfeksiyonu) gibi viral hastalıklar, pediküloz (bitlenme) ve uyuz (gale) gibi paraziter hastalıklar sıklıkla cinsel temasla bulaşmaktadır.

Akne Tedavisi

Akne (Sivilce)

Genellikle, “ergenlik sivilcesi” adını alan akne, ergenlik çağındaki gençlerde görülür. Akne, yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili kronik bir deri hastalığıdır. Akne oluşumu, gençlerin en duyarlı dönemlerine rastladığı için psikolojik yönden rahatsızlıklara yol açar. Akne, yağ bezlerinin tıkanması sonucu oluşur. Tıkanmaya neden olan tıkacın ucu sertleşerek siyahlaşır ve bu siyah noktalara tıp dilinde «komedon» adı verilir.

Belirtileri

Yüz, omuzlar, sırt ve göğüs bölgelerinde sertçe, siyah noktaların oluşumudur. Bu oluşumlar genellikle yüzde olur. Yağlı bir tıkaç olan komedonda çok sayıda akne basili vardır. Tepesi siyah noktacıklı olan bu komedonların sıkılması sonucu, akne basillerine diğer basiller de katılır ve aknenin bulunduğu yerde iltihaplı bir oluşum belirir.


Tedavisi

Saçlar ve yüz, sık sık ilaçlı sabunla yıkanıp temizlenmelidir. Aknelerin borakslı suyla temizlenmesi iyi sonuçlar verir. Diyetteki şekerli gıdaları mümkün olduğu kadar azaltmakta yarar vardır. Erinlik çağındaki akneler genellikle kendiliğinden iyileşmektedir. Bu nedenle, aknelerin bulunduğu bölgelerin temiz tutulması yeterli bir tedavi yöntemidir. İnatçı vakalarda bir doktor tedavisi öngörülmelidir.


Yüzdeki ve Ciltteki Siyah Noktalar 

Siyah noktalar, ergenlik sivilcelerinin ilk basamağıdır. Siyah noktaları çok olan kişilerde siyah noktalara yönelik soyucu kremlerin kullanıldığı bir tedavi uygulanır. Ancak ilaçlar,  yaş ve siyah noktaların sayısı gibi faktörlere göre mutlaka dermatolog tarafından belirlenmelidir. 

Dermokozmetik İşlemler

Cilt güzelliği, önemlidir. Yıllar, izlerini en çok ciltte bırakır. Yaşlanma, ciltte yapısal ve moleküler bozulma ile beraber fonksiyonel bir bozukluğa neden olur. Bu bozulma; kırışıklık, renk değişiklikleri ve gevşekliği de içeren klinik değişikliklerle sonuçlanır.  Cildin yaşlanmasına sebep olan birçok faktör vardır. Güneş, çevre kirliliği, stres, sigara kullanımı, beslenme düzensizliği ve serbest radikallerin yarattığı zararlar ciltte kollajen ve elastinlerin bozulmasına yol açar. Zamanla cildin kalitesi bozulur ve kırışıklıklar oluşur; gözaltı ve yanak bölgesindeki hacim kaybı ile daha çökmüş bir görüntü gelişir. Genetik olarak belirli bir hızda yaşlanmaya programlanmış olduğumuzdan cilde gösterilecek özen yaşlanmanın ertelenmesine yardımcı olur.

Cilde hacim ve gençlik kazandıran tedaviler ile artık yıllara medya okumak mümkün. Nörotoksin enjeksiyonu ve dolgunlaştırıcı maddeler, yaşlılık belirtilerini ortadan kaldırmada etkili bir işleve sahiptir. Sundukları çabuk etki ve hızlı iyileşme avantajları sayesinde günümüzün hala en çok rağbet gören yaşlanma karşıtı tedavileri olarak karşımıza çıkar. Fakat bu süreçte uygulanan tedaviler istenmeyen sonuçlar da doğurabilir. Uzman hekimlerce doğru şekilde uygulanması gereken işlemlerdir.

Kent Hastanesi Dermatoloji Kliniği’nde dermokozmetik ve estetik uygulamalar, deneyimli dermatolog ve kozmetolog tarafından gerçekleştirilir.


Lazer Epilasyon Yöntemi


Lazer epilasyon, vücuttaki istenmeyen tüylerin kalıcı olarak yok edilmesi yöntemidir. Farklı cihaz ve tekniklerle uygulanabilir. Günümüzde özellikle çok yoğun çalışan insanların hayat konforunu ve kalitesini arttırmak amacı ile sıklıkla tercih ettiği bir yöntem olmakla birlikte tıbbi nedenlerle de uygulanmaktadır. Cinsiyet farkı gözetmeksizin, hem erkek hem de kadınlara uygulanabilir. 14 yaşını doldurmuş ve son 1 yıldır adet gören genç kızlar için de uygulanabilir bir yöntem olması son yıllarda annelerin kızları için tercih etmesini sağlamıştır.  Lazer epilasyon yöntemi; kalıcı veya uzun dönemli epilasyon  sağlar. Tüm vücut bölgeleri için güvenilirdir. Konforlu bir yaşam ve hijyen ortamı sağlar. Hızlı ve etkili bir yöntemdir. Alerjik bir yan etkisi yoktur, cildi tahriş etmez, kalıcı yara izi bırakmaz. Kanserojen değildir. Batık kılların ve kıl dönmesinin en etkili tedavi yöntemidir.


Lazerle Varis Tedavisi

Lazerle varis tedavisi, belirgin ve hoş olmayan bir görüntü yaratan damarların yok edilmesidir. Lokal anestezi ile tek seansta acısız uygulama olanağı sağlar.

Lazerle Cilt Yenileme
Fraksiyonel lazer uygulaması sivilce izi, kırışıklık, leke, çatlak, geniş gözenek tedavilerinde kullanılan bir yöntemdir. Güneşin etkisini azalttığı mevsimlerde yapılması tercih edilir. İyileşme süresinin kısa ve etkisinin yüksek olması sebebiyle tercih edilen tedavi seçeneğidir.


Ablatif Lazer Tedavisi
Ablatif lazer cihazı kontrollü şekilde deri tabakalarının yakılmasını ve kozmetik olarak daha iyi bir görünüm elde edilmesini sağlar. Leke, çil tedavisi, siğil ve ben alımı, göz ve ağız çevresi kırışıklıkları tedavisinde kullanılmaktadır. Ben alımı işlemi öncesinde mutlaka dermatolojik muayene yapılmalı ve benin lazer işlemi için uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.
 
Akustik Dalga Terapisi(Awt)

Akustik Dalga Terapisi (AWT), selülitin başlıca iki nedeni üzerine etki gösteren tek uygulamadır. Cilt, yağ ve kas dokusuna etki ederek selülitin kalıcı tedavisini sağlarken, bölgesel incelme ve toparlanma etkisi de yapar.


Platelet Rich Plasma (PRP) Yöntemi  

Cilt rejuvenasyonunda, saç dökülmesinde ve leke tedavisinde yeni bir dönem başlatan Platelet Rich Plasma (PRP) yöntemi, hastanın kendi kanının kullanılması ile uygulanır. Hastadan alınan kan, santrifüj cihazından geçirildikten sonra kanın trombositlerden yoğun olan özel kısmı hastanın cildine ya da saçlı derisine enjekte edilir. Trombositten zengin olan plazmanın enjeksiyonu ile çeşitli büyüme faktörlerinin ve sitokinlerin salınımı arttırılır. Böylece cilt gençleşmesi ve lekelerin giderilmesi sağlanır. Saçlı deriye uygulandığında da saç folliküllerinin uyarılması ile saç dökülmesinin durdurulması amaçlanır.


Kimyasal Peeling

Kimyasal peeling sadece kış mevsiminde belli ilaçlarla uygulanabilen cildi kontrollü soyma ve ciltte kontrollü hasar yaratma yöntemidir. Deriye çeşitli asidik ve bazik kimyasal ajanlar uygulanır. Amaç, deri tabakalarında istenilen derinliğe kadar hasar oluşturmak ve rejenerasyon sırasında yara iyileşmesinin avantajlarından faydalanarak çeşitli lezyonların tedavisini sağlamaktır. Yara iyileşirken deri eklerinden göçle başlayan epidermal onarım ve yeni dermal bağ dokusunun oluşması ile deride daha genç bir görünüm oluşur. Sadece cilt bakımı için uygulanabildiği gibi leke tedavisinde ve özellikle akne skarlarının tedavisinde önemi büyüktür. Özellikle mezoterapi veya dermaterapi ile kombine edildiğinde başarı oranı oldukça yüksektir.


Dermaterapi

Kış mevsiminde nemini yitirmiş ve canlılığı azalmış olan cilde uygulanacak hyaluronik asit cildin nemini tekrar kazanmasını sağlayacak, pürüzsüz ve ışıltılı bir görünüm kazanmamıza yol açacaktır. Hyaluronik asit; normalde de deride bulunan kollajen ve elastin doku arasındaki suyun tutulma derecesini arttırarak ciltteki su dengesinin sağlanmasını sağlar. Doğal hyaluronik asit vücutta sürekli yenilenmektedir. Derinin yaşlanması ile beraber hyaluronik asit üretimi giderek yavaşlar; böylece cilt nemini ve hacmini kaybeder, nemsiz, kuru, cansız ve mat bir hal alarak yaşlılık belirtileri gösterir. Zamanla gelişen hacim kayıpları sarkmalara neden olur. Hyaluronik asidin yerine konması ile cilt hem eski nemini ve ışıltısını geri kazanır hem de yerçekiminin etkisi ile oluşan sarkmaların giderilmesini, cildin hacminin yerine gelmesini sağlar. Doğru ellerde doğru şekilde uygulanması ve düzenli takiplerle yaşlılık belirtileri geciktirilebilir.

Ciltteki Su Dengesinin Sağlanması

Kış mevsiminde nemini yitirmiş ve canlılığı azalmış olan cilde uygulanacak hyaluronik asit cildin nemini tekrar kazanmasını sağlayacak, pürüzsüz ve ışıltılı bir görünüm kazanmamıza yol açacaktır. Hyaluronik asit; normalde de deride bulunan kollajen ve elastin doku arasındaki suyun tutulma derecesini arttırarak ciltteki su dengesinin sağlanmasını sağlar. Doğal hyaluronik asit vücutta sürekli yenilenmektedir. Derinin yaşlanması ile beraber hyaluronik asit üretimi giderek yavaşlar; böylece cilt nemini ve hacmini kaybeder, nemsiz, kuru, cansız ve mat bir hal alarak yaşlılık belirtileri gösterir. Hyaluronik asidin yerine konması ile cilt hem eski nemini ve ışıltısını geri kazanır hem de yerçekiminin etkisi ile oluşan sarkmaların giderilmesini, cildin hacminin yerine gelmesini sağlar. Doğru ellerde doğru şekilde uygulanması ve düzenli takiplerle yaşlılık belirtileri geciktirilebilir.


Ciltteki Kırışıklıklar

Kaşlar kaldırıldığında alında oluşan yatay çizgiler, kaşlarınızı çattığınızda her iki kaş arasında oluşan dikey çizgi veya güldüğünüzde göz çevresinde oluşan ve kaz ayağı olarak da bilinen kırışıklıklar “botulinum toksin, botoks” yardımı ile giderilebilir. . Botoks, tıbbi kullanım için arıtılmış ve işlenmiş Clostridium botulinum mikrobunun özünden doğal yollarla elde edilen Botulinum Toksin A’dır. El, ayak, koltuk altı terlemelerinde ve özellikle yüzdeki kırışıklıkların giderilmesinde kullanılır. Kolayca uygulanabilir. Botoks, belirli kasları dondurarak etkili olur. Etkisi, 1-14 gün içinde görülmeye başlanır. 6 ay sonra uygulamanın tekrarlanması gerekebilir. Botoks işlemi, mutlaka deneyimli ve uzman bir doktor tarafından uygulanmalıdır.


Mezoterapi

Sellülit, rejüvenasyon, saç dökülmesi gibi durumlarda kullanılır. Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılan mezoterapi, teknik olarak dolaşım düzenleyici, yağ eritici ve yağ taşıyıcı ilaçlarla belirli vitaminlerin bir karışım halinde cilt altına mezoderme çok ince iğnelerle verilmesidir. Sellülitli alanda kan akımının ve lenfatik dolaşımın düzenlenmesiyle, yağ depozitleri çözülür, yağ hücreleri yağlarını yakmaya başlar ve sertleşmiş bağ dokusu düzelir.


Saç Mezoterapisi

Saç mezoterapisi, saç kıllarının büyümesini uyaran çeşitli vitamin ve minerallerin belirli oranlarda karışım halinde hazırlanması ve bu karışımın saçlı deriye enjekte edilmesi yöntemidir.  Çok ince iğneler yardımıyla 1 cm aralıklarla tüm saçlı deriye uygulanır. Bu işlemin, kişinin ihtiyacına göre 2-3 haftada bir, 8-10 seans tekrarlanması gerekebilir. Genellikle 3. seans sonrasında saç dökülmesinin durdurulması ve sonrasında folliküllerden yeni kıl çıkışının uyarılması amaçlanır.


Saçlarda PRP Yöntemi

PRP yönteminde hastanın kendi plazması ayrıştırılarak, hastanın saçlı derisine enjekte edilir. Plateletler ya da diğer adıyla “trombositler” vücudumuzdaki hasarlı dokuların onarımını sağlayan büyüme faktörlerini yapısında bulunduran kan bileşenleridir. Uygulama tarzı ve uygulama sonuçları, saç mezoterapisi ile benzer olmakla birlikte mezoterapinin uygulanamadığı hastalara tercih edilir. Özellikle doğum sonrası emzirme dönemi saç dökülmesinin yoğun olduğu bir dönemdir. Bu dönemde emziren annelere PRP yöntemi rahatlıkla uygulanabilir. Saç ekimi öncesinde de özellikle erkeklere saç mezoterapisi ya da PRP uygulamasının saç ekiminde başarı oranını arttırdığı bilinmektedir. 

Pediatrik Dermatoloji

Yenidoğanın deri bakımı, çocuklukta görülen bulaşıcı deri hastalıkları (siğiller, impetigo vs.), atopik dermatit, bebek bezi egzemaları, alerjik döküntüler ve deri testleri, ergenlik akneleri, ben takiplerinin muayeneleri tanı ve tedavileri uzman dermatologlar tarafından yapılmaktadır.

Deri bariyerini oluşturan lipidler zarar gördüğünde cildimiz kurur veya atopik ekzemada olduğu gibi genetik olarak deriye nem veren bir madde eksikliğinde de yaşam boyu kurudur. Bu koruyucu bariyer zarar gördüğünde, cilt su kaybeder. Bu durum ciltte kuruluk ve kaşıntıya sebep olur. Savunmasız deri bariyeri cildi tahrişe neden olabilecek irritanların vücuda girişine engel olmakta zorlanır ve bu durum daha fazla kaşıntıya sebep olur. Cilt kuruluğu her yaşta görülebilirken daha çok ileri yaş veya genetik olarak atopik yatkınlığı olan çocuklarda görülmektedir.

Cilt kuruluğunu önlemek için

• Banyo ılık suyla yapılmalı, uzun sürmemeli ve gerekmedikçe haftada 2-3 ile sınırlandırılmalıdır.
• Banyolarda sabun yerine syndet diye tanımlanan derinin lipid ve asit yapısını bozmayan ürünler kullanılmalıdır.
• Kese ve lif kullanılmamalı, temizleyici ürün vücuda elle sürülmelidir.
• Banyodan sonra, yumuşak havluyla deriyi tahriş etmeden kurulamalı ve ilk 3 dk içinde nemlendiriciyi yaygın bir şekilde sürmeliyiz.
• Kolonya, alkol gibi maddelerin, kaşıntı giderici jel ve sulu pudraların deriyi kurutarak kaşıntıyı daha da arttıracağını unutmamalıyız.
• Yüksek ısılı ve düşük nemli ortamların da deri kuruluğu ve kaşıntıya yol açabileceği akılda tutulmalıdır.

Atopik Dermatit

Bebeklik ve çocukluk çağında en sık görülen deri hastalıklarından biri atopik dermatit/alerjik egzamadır.

Atopi kelimesi; genetik olarak alerjik hastalıklara yatkınlık anlamına gelir. Halk arasında "alerjik bünye" diye de tarif edilir. Genellikle atopik kişilerin ailelerinde saman nezlesi, astım gibi alerjik hastalıkların varlığı söz konusudur. Bebeklikte egzama ile kendini gösteren atopi, önlem alınmaz ise erişkin yaşta solunumsal alerjiler, astım ve el egzamalarına ilerleyebilir. Atopik dermatit/alerjik egzaması olan çocuklarda genetik olarak, deriye nem veren bir madde eksiktir ve yaşam boyu deri kurudur.

Ciltteki bu kuruluk arttığında kaşıntı oluşumu söz konusu olur. Atopik dermatit/alerjik egzama çocukların %15 - % 30’unda gözlenebilmektedir. Atopik dermatit/alerjik egzamanın tetikleyicileri arasında çeşitli alerjen maddeler, bakteriler, tahriş edici maddeler (deterjan vb.), mevsimsel değişiklikler ve stres yer alır. Yiyecek alerjenleri ağızdan veya temas yoluyla egzamayı alevlendirebilir. Özellikle tavuk yumurtası, inek sütü, soya ve fıstık sık karşılaşılan alerjenlerdir. Hava yoluyla gelen ev tozu akarları, polenler de atopik dermatit/alerjik egzamayı şiddetlendirebilmektedir. Bu alerjen maddelerin de deriden emilebildiğine dair kanıt vardır, bu durum deri testi ile de gösterilebilir.