Girişimsel Radyoloji - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Girişimsel Radyoloji

Sadece ciltten küçük girişimler ile yapılan ya da damar içerisinden gerçekleştirilen ameliyatsız tedaviler Girişimsel Radyoloji’nin temelini oluşturur. Tıpta ameliyat gerektiren hemen hemen tüm hastalıklar için cerrahiye alternatif olarak ya da ameliyatı tamamlayacak, başarısını artıracak bir Girişimsel Radyolojik işlem geliştirilmiştir. İç hastalıklarının çoğunda ortaya çıkan hasarların ya da kanser gibi sistemik hastalıkların tedavisinde de tedaviyi tamamlayıcı ya da tam tedavi sağlayan ileri teknoloji ürünü çok gelişmiş Girişimsel Radyolojik yöntemler mevcuttur.






Girişimsel Radyologlar, tıbbın en modern gereçleri olan görüntüleme araçlarını (MR, BT, ultrason ya da anjio gibi) tam anlamıyla kullanmayı bilen doktorlar olarak yetişir ve bunun üzerine damar içinden ve ciltten sadece iğne girişi ile ulaşılıp yapılan tedaviler konusunda uzmanlaşır. 


Kent Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kliniği’nde ultrason, anjiografi, MR ya da BT gibi ileri radyolojik görüntüleme yöntemleri aracılığıyla ciltteki küçük bir delikten girilerek hastanın iç organlarındaki, beynindeki ya da damarlarındaki hastalık iyileştirilebilmektedir. Girişimsel Radyoloji hekimi, yüksek teknolojik görüntüleme araçlarını kullanarak, gelişmiş cihazlar ile hastalıklı alana ulaşarak, tedaviyi uygulamaktadır. Bu işlemler, ciltteki küçük bir delikten girilerek yapıldığı için hasta hızlı bir iyileşme göstermekte ve genellikle bir gün içerisinde taburcu olmaktadır. 

Ameliyatsız Kanser Tedavisi

Kanser tedavisinde ameliyatsız olarak uygulanan birçok girişimsel radyolojik yöntemden yararlanılmaktadır. Bunların bir kısmı direkt tümörü yok etmeye yönelik tedaviler, diğer bölümü de tümöre bağlı ortaya çıkan organ fonksiyon bozukluklarını düzeltmeye yönelik tedaviler olarak özetlenebilir.

Direkt kanserli dokuyu ya da tümörü yok etmek için en sık kullanılan girişimsel radyolojik yöntem ablasyon tedavileridir. Sıklıkla ısı uygulaması ile gerçekleştirilen ablasyon tedavilerinden RF (Radyofrekans), mikrodalga ve lazer ablasyon tümörü ısıtarak yok ederken; kriyoablasyon tedavisinde tümör çok şiddetli soğuk uygulanarak dondurulur ve yok edilir. Benzer bir uygulama da ethanol ile kimyasal ablasyondur. Ancak günümüzde kullanımı azalmıştır.


Özellikle karaciğer, böbrek, akciğer ve kemik tümörlerinde cerrahi seçenek yerine kullanılabilen ablasyon tedavileri uygun hastalarda cerrahi uygulamalar kadar başarılı sonuçlar vermektedir. Kent Hastanesi’nde kanser bulunan tüm organlara yönelik farklı ablasyon yöntemleri ile ameliyatsız yapılan girişimsel tedaviler uygulanmaktadır.


Direkt tümörü yok etmek amaçlı tedavilerden bir başka grup da kemoembolizasyon ve radyoembolizasyon yöntemleridir. Halk arasında nokta atış yöntemi olarak da bilinen bu özel teknikler sıklıkla karaciğerde çok sayıda tümör olması durumunda ameliyatsız tedavi için kullanılmaktadır. Kasıktan anjio işlemi ile girilerek karaciğeri besleyen ana atardamara ulaşıldıktan sonra çok ince kateterler ile karaciğer içerisinde tümörü besleyen dallara dek gidilerek yapılan bu tedaviler özel eğitime sahip uzmanlık ve teknik gerektirir. Radyoembolizasyonda içerisinde sadece tümör dokusuna etki edecek güçte radyoaktif madde yüklü özel mikroküreler kullanılır.


Kemoembolizasyonda ise; önceden ilaç ile doyurulmuş teknoloji ürünü mikroküreler, tümör içerisindeki kılcal damarlara enjekte edilerek tüm ilacın sadece tümörlü dokuya verilmesini sağlar. İlaç tümörün içerisinde kalır ve yavaş yavaş salınır. Ayrıca tümör besleyici dalları da kapandığı için tümörün beslenmesi de ortadan kalkar. Bu özel teknikler ile Kent Hastanesi’nde kanser hastalarına ameliyatsız girişimsel tedaviler uygulanmaktadır.


Kanserde tümöre bağlı ortaya çıkan organ fonksiyon bozukluklarını düzeltmeye yönelik girişimsel radyolojik tedaviler ise çok çeşitlidir. En sık kullanılanlar safra yolu tıkanıklığına bağlı oluşan sarılığı yok etmek için yapılan stent ve kateter uygulamalarıdır. Benzer şekilde, idrar yolu tıkanıklıklarında da stent ve kateterler (nefrostomi) uygulanır. Kansere bağlı hangi kanalda tıkanma olursa ona yönelik bir girişimsel işlem mevcuttur. Örneğin; yemek borusu tıkandıysa buna yönelik stent uygulanabilir ya da bağırsaklarda yine benzer şekilde girişimler yapılabilir. Yine kansere bağlı kanama ortaya çıkması halinde de girişimsel olarak kanayan damara anjiyo ile ulaşıp bunun tıkanması ve tedavisi yapılmaktadır.


Kanserde tümöre bağlı ortaya çıkan ağrının giderilmesi amacıyla uygulanan çeşitli girişimsel radyolojik tedaviler de mevcuttur. BT (bilgisayarlı tomografi), ultrason ya da anjiografi eşliğinde görüntülenerek yapılan bu tedavilerde RF (radyofrekans) ya da kimyasal ablasyon teknikleri ile özel cihazlar kullanılarak ağrı kontrolü sağlanmaktadır.


Kanser hastalarında tüm bu ameliyatsız tedavilerin yanında Girişimsel Radyoloji Kliniği’nde; teşhisten diğer tedavilerin düzenlenmesine dek tanımlanabilecek geniş spektrum içerisinde, tanı amacıyla yapılan iğne biyopsilerinden, kemoterapi için gerekli santral kateterlerin uygulanmasına; karın içinde ve akciğer zarlarında oluşan sıvı birikimlerinin boşaltılmasından, kansere bağlı toplar damar tıkanıklıklarının açılması ve filtre ile pıhtı atmasının önlenmesine dek çok sayıda tedavi yöntemleri mevcuttur. Tanımlanan bu tip girişimlerin hepsi, Girişimsel Radyoloji Kliniği’nin günlük rutin uygulamaları içerisinde yer almaktadır.

Girişimsel Radyolojik Tedaviler

Günümüzde teknoloji insan vücudunun içerisini görüntülerken çok ince materyaller ile hastalığı iyileştirebilen cihazların gelişmesini de sağlamıştır. Girişimsel Radyoloji bilimi, vücudun içerisini görüntülerken, tedavide ileri teknoloji ürünü cihazların kullanılabilmesi için ortaya çıkmıştır.


Tıptaki bilimsel ve teknolojik ilerleme sonucu gelişen Girişimsel Radyoloji; ultrason, anjiografi, MR ya da BT gibi ileri radyolojik görüntüleme yöntemleri aracılığıyla ciltteki küçük bir delikten girerek hastanın iç organlarındaki, beynindeki ya da damarlarındaki hastalığın iyileştirilmesidir.


Girişimsel Radyoloji hekimi, yüksek teknolojik görüntüleme araçlarını kullanarak, gelişmiş cihazlar ile hastalıklı alana ulaşarak, tedaviyi uygulamaktadır. Bu işlemler, ciltteki küçük bir delikten girilerek yapıldığı için hasta hızlı bir iyileşme göstermekte ve genellikle bir gün içerisinde taburcu olmaktadır. 

Girişimsel Radyolojik Tedaviler ve Uygulandığı Hastalıklar 

• Beyin damar hastalıklarına yönelik girişimsel radyolojik işlemler: Genellikle beyin kanamasını ve felç durumunu engellemek için yapılır.
• Beyin damarlarında oluşmuş baloncukların (anevrizma) damar içerisinden tedavileri
• Beyin içerisinde doğuştan gelen damar yumaklarının (AVM) kılcal damarlar içerisinden ilerlenerek tıkanması
• Yeni ortaya çıkmış inme-felç durumunda saatler içerisinde girişim yapılarak tıkalı beyin damarının açılması
• Beyin beslenmesini engelleyen ya da felç riski yaratan şah damarı, beyincik damarı darlıklarının damar içerisinden koruyucu filtreler eşliğinde balon ve stent aracılığıyla açılması
• Şeker hastalarında ayaklarda beslenme bozukluğuna bağlı oluşan rahatsızlıkların (cilt değişiklikleri, morarma, yara, ülser) damar içerisinden tedavisi


Damar hastalıklarına yönelik girişimsel radyolojik işlemler:

• Kadın hastalarda rahimde yer alan miyomların besleyici damarlarının tıkanması ile ameliyatsız olarak ortadan kaldırılması prensibine dayanan uterin myom (fibroid) embolizasyon girişimleri,
• Özellikle bacak damarlarındaki darlık ve tıkanmalara bağlı yürüme güçlüğü ve ağrı çeken ya da ayak yaraları olan hastalarda tıkalı damarların balon ve stentle açılması,
• Böbrek damarlarında darlık ve buna bağlı ileri derece yüksek tansiyonu olan hasta damarların girişimsel radyolojik yöntemlerle açılması,
• Vücudun ana atardamarı aortun balonlaşması (aort anevrizması) durumunda damar içerisinden özel kılıflı stent ile damarın onarılması,
• Hemodiyaliz hastalarında diyaliz için açılmış damar fistüllerinde zamanla oluşan darlık ve tıkanmaların açılması,

• Toplardamar tıkanması durumunda buna bağlı oluşabilecek akciğere pıhtı kaçması (pulmoner emboli) ihtimaline karşı ana toplardamara (Vena Cava) filtre yerleştirilmesi,
• Toplardamar yetersizliğine bağlı oluşan  varis ve venöz yetmezlik durumlarında görüntüleme eşliğinde damar içerisinden yapılan lazer ve girişimsel uygulamalar ile tedavi,
• Diğer embolizasyon işlemleri kanamalarda kullanılır ya da hasta dokunun ya da organdaki kitlenin besleyici damarlarının tek tek tıkanması, kan dolaşımından dışlanması ile anormal dokunun tedavisi,
• Mide, bağırsak kanaması, iç kanama, akciğer kanaması ve organ yaralanmasına bağlı kanamalarda anjiografide damar içerisinden ilerleyerek kanayan damarın tıkanması ve kanamanın durdurulması
• Koroner damarlar dışında vücudun tüm damarlarına yönelik anjiografi ve girişimsel işlemleri içerir.

Kanser hastalarında tümör tedavisine yönelik girişimsel radyolojik işlemler:
• Özellikle karaciğer tümörlerinde ve karaciğere sıçramış kanserlerde damar içerisinden tümöre dek ilerleyip özel ilaçların kanserli dokuya verilmesi ve damarların tıkanması (kemoembolizasyon) tedavileri
• Benzer yöntemler kullanılarak tümör dokusuna nokta atış girişimleri ile radyoaktif madde uygulanan radyoembolizasyon tedavileri
• Karaciğer, böbrek ya da akciğer yerleşimli tümörlerde ameliyat ile tedavi şansı yoksa ciltten iğneyle tümöre ulaşıp özel enerji uygulamaları (radyofrekans, mikrodalga gibi) sayesinde kanserli dokunun kurutulması
• Kanser hastalarının ileri derece ağrı çekmesine neden olan sinir tutulumlarını kurutmaya yönelik görüntüleme eşliğinde girişimler ile ağrı kontrolü işlemleri

 
Ciltten iğne ile girilerek yapılan özel girişimsel tedaviler:

• Uzun yatış gerektirmez ve hastalar çoğunlukla kısa bir gözlem ardından taburcu olurlar.
• Karın boşluğu ya da göğüs boşluğunda oluşmuş her türlü apse ve sıvı birikimlerinin ciltten özel cihazlar ile boşaltılması.
• Böbrek kistlerinin hastaya zarar vermesi durumunda ciltten boşatılıp tedavisi (apse drenajı)
• Böbrek ve idrar yolu tıkanıklıklarında idrarın vücuttan atılamayıp böbreğe zarar vermesini engellemek için ciltten boşaltılması (nefrostomi) ya da mesaneye geçişin sağlanması (antegrad üreteral stent)
• Karaciğer, safra yolu ya da pankreas hastalıklarında safra yolu tıkanması halinde safranın vücuda zarar vermesini engellemek için ciltten boşaltılması ya da balon ve stent ile içerideki tıkanıklığın açılması
• Özellikle karaciğerde görülen parazit kistlerinin (kist hidatik) ciltten boşaltılıp özel bir tedavi ile kurutulması
• Vücudun herhangi bir yerinde oluşan tümörlerin, nodüllerin, kitlelerin yapısını anlamak için görüntüleme eşliğinde ciltten iğne ile yapılan biyopsi işlemleri

Lazerle Varis Tedavisi

Lazerle varis tedavisi, ameliyata gerek kalmadan varislerin ortadan kaldırıldığı bir yöntemdir. Günümüzde Girişimsel Radyoloji alanındaki gelişmeler sayesinde vücuttaki farklı damar içi tedavileri ameliyatsız gerçekleştirmek mümkün olmuştur. Lazerle varis tedavisi, bacaklardaki kıvrıntılı, büyük, ağrı yapan ve estetik yönden rahatsızlık veren varislerin damar içerisinden lazer dalgaları ile iyileştirilmesidir. Varis tedavisinde klasik yöntem ameliyattır ancak günümüzde Lazerle Varis Tedavisi hızla yaygınlaşmakta ve mevcut çalışmalara göre de çok başarılı sonuçlara ulaşmaktadır.


Batı dünyasında belirli merkezlerde her yıl binlerce hasta lazerle varis tedavisi yöntemi ile şifa bulmaktadır. Girişimin başarı oranı çok yüksektir ancak başarı tamamen uygun hasta seçimine ve iyi değerlendirmeye bağlıdır. Bacaklarında varis yakınması olan hastaların yaklaşık %60-70’i bu tedaviden yarar görebilir. Tedavi öncesinde ve tedavi sırasında ileri teknolojide bir Doppler Ultrasonografi cihazıyla bu alanda uzmanlaşmış bir hekimin işlemi yapması gereklidir.


Lazerle Varis Tedavisi Nasıl Gerçekleşir?

Teknolojik ilerlemeler ile varis tedavisi için hasta açısından daha konforlu tedavi seçenekleri geliştirilmektedir ve bunlar içerisinde en yaygın kullanım alanı bulan “Endovenöz Lazer” (Toplardamar-içi Lazer) yöntemi olmuştur. Bu tedavide girişimi yapan hekim öncelikle Doppler ultrasonla planlayarak ve birebir görerek “vena safena magna” adı verilen ana yüzeysel toplardamarımıza ince bir iğne ile ulaşır ve kateter yerleştirerek lazer telini ilerletir. Doktor toplardamar boyunca ultrasonla görerek damar çevresini lokal anestezi ile uyuşturur ve göz koruyucu gözlükler takılarak lazer cihazını çalıştırır. Daha sonra yetmezliği olan toplardamar kasıktan diz seviyesine kadar lazer ile kapatılır.


Bazı hastalarda toplardamar yetersizliği farklı bir damardan ortaya çıkmış olabilir, bu durumda fonksiyonu bozulmuş damara yönelik lazer uygulamaları yapmak da mümkündür. Lazer tedavisi ile altta yatan temel sorun giderildikten sonra özellikle diz altındaki sınırlı varis bölgeleri için çok ince bir iğne ile köpük skleroterapi tedavisi uygulanır.


Günümüzde çeşitli cerrahi yöntemlerin yerine hasta açısından daha konforlu, güvenli ve hızlı iyileşme sağlayan cilt üzerinden tedaviler geliştirilmektedir. Endovenöz lazer tedavisi de bu tip yöntemlerdendir ve klasik cerrahi varis ameliyatına göre çeşitli avantajlara sahiptir. Bunlar;


• Öncelikle endovenöz lazerle varis tedavisine hasta yürüyerek gelir, işlem sonrası yürüyerek evine gider, hastanede yatması gerekmez.
 Lazer işlemi tamamen lokal anestezi ile yapılır, hasta konforu için merkezimizde anestezi hekimi tarafından hafif bir sedasyon da uygulanmaktadır ancak sadece lokal anestezi ile bile hasta birkaç kez iğne batması dışında belirgin ağrı hissetmez.
 Girişim, Doppler ultrason ile birebir görerek yapıldığı için hasta güvenliği ve işlem başarısı yüksektir, yara izi yoktur.


Batı ülkelerinde son yıllarda giderek artan sıklıkta kullanılan bu yöntem, Kent Hastanesi büyesinde gerekli inceleme ve değerlendirmeler sonrası tam koşulları yerine getirilerek uygulanmakta ve yaygın hasta memnuniyeti ile karşılaşmaktadır.




Varis Tedavisinde Kullanılan Diğer Yöntemler Nelerdir?

 Cerrahi işlemler
 Radyofrekans ablasyonla tedavi (RF)
 Mekanokemikal ablasyon (MOCA)
 Buharla ablasyon tedavisi
 Özel yapıştırıcı ile damar kapatan sistemler
 Köpük uygulamaları yapan cihazlar ile tedavi

Toplar Damar Yetmezliği

Günümüzde yaşam ve çalışma koşulları nedeniyle uzun süre ayakta kalmak kaçınılmazdır. Ancak uzun süreli ayakta durmaya ve bacak kaslarının giderek zayıflamasına bağlı gelişen sorunlar, hem bacak sağlığımızı etkiliyor; ödem, şişlik, ağrı ve kramplara neden oluyor, hem de estetik açıdan hoşlanmadığımız varis ve kılcal damar belirginleşmesi gibi sonuçlar doğuruyor. Bu rahatsızlıklar ilerlediğinde ise bacak sağlığı daha da bozuluyor. Cilt değişiklikleri, yumuşak doku etkilenmesi ve yara oluşmasına kadar giden, yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan tehlikeli bir hastalık seviyesine ulaşabiliyor.


Bacaklarımızda oluşan rahatsız edici varislerin, kılcal damar genişlemelerinin ve ödemin nedeni toplardamar yetmezliğidir. Bu tıp dilinde “venöz yetmezlik” olarak adlandırılır. Bacaklarımızdaki kirli kan, biz hareket ederken bacak kaslarımızın kasılmasıyla yukarı doğru pompalanır ve kalbe ulaştıktan sonra akciğere giderek temiz kan haline dönüşür. Normal koşullarda bacaklarımızdaki kirli kan bacak kaslarının pompa etkisi ile kalbe doğru ilerlerken toplardamar içerisindeki küçük kapakçıklar sayesinde yerçekimi yüzünden tekrar geriye kaçmaz. Bazı durumlarda toplardamarlarımızdaki bu kapakçıklar verimli çalışamaz, hasar görür ya da yükü kaldıramaz, bu durumda kalbe doğru ilerlemesi gereken kirli kan yerçekimi etkisiyle geri kaçar ve bacak yüzeysel toplardamarlarında birikir ve istemediğimiz varisler ortaya çıkar. Bacaklarımızdaki varisler en sık olarak  “vena safena magna” adı verilen ana yüzeyel toplardamarımızın yetersizliği ve kanının geri kaçması ile oluşur.

Tanı Nasıl Konulur?
Özellikle akşamları belirginleşen bacak ağrısı, ödem, şişlik, kaşıntı ve kramplar toplardamar yetmezliğinin ve varisin birer göstergesidir. Bunun yanında bacaklarda küçük kılcal damarlarda kırmızıdan mora doğru farklı renklerde belirginleşmeler, kıvrıntılı kalın varisler ve özellikle ayak bileği seviyesinde ciltte renk değişikliği olması belirgin toplardamar yetersizliğinin birer göstergesidir. Kişinin kendisinin rahatlıkla fark edebileceği bu bulguların doktor tarafından muayenede belirlenmesi ardından toplardamar yetersizliğinin derecesini, tipini ve etkilenme düzeyini belirlemek için ayrıntılı Doppler Ultrasonografi incelemesi gereklidir. Doppler ultrason incelemesinde yapılacak tespitlere göre tedavi planlaması yapılabilir. Varislerin başarıyla tedavi edilmesi için bu konuda özellikli çalışan bir radyolog tarafından detaylı bir Doppler ultrason incelemesi ile sorunların ortaya konulması ve toplardamar sisteminin haritalanması gereklidir. Bu değerlendirmede öncelikle bacak toplardamar sistemleri incelenir, yüzeysel damarlara doğru olan kaçaklar, ana dallardaki geriye kaçışlar belirlenir, dereceleri saptanır ve ciltte gerekli işaretlemeler yapılarak hastalık lazerle tedavi için uygun özelliklerde ise planlama gerçekleştirilir.