Kardiyoloji - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Kardiyoloji

Kent Sağlık Grubu izmir Kardiyoloji Kliniğimizde kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisi yapılmaktadır. Bu hastalıkların başında aritmi, kalp krizi, kalp spazmı, aort ve diğer damar hastalıkları, doğumsal kalp delikleri ve diğer damar anomalileri, kalp kapak hastalıkları, kalp yetmezliği gelmektedir. Kliniğimizde deneyimli bir ekip ve güçlü teknik altyapı ile önemli birçok kalp cerrahisi girişimleri başarıyla uygulanmaktadır.


Kent Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'miz SGK anlaşmalıdır.

SGK Kapsamındaki Hekimlerimiz:

Doç Dr. Murat TÜMÜKLÜ 

Uzm. Dr. Mustafa ZUNGUR

Uzm. Dr. Seyyed Hamed MOGHANCHI ZADEH

SGK Kapsamı Dışı Hekimlerimiz:
Yar. Doç. Dr. Hakan ERİKÇİ






Tetkikler

 İzmir Kent Sağlık Grubumuzun kalp ve damar hastalıklarına tanı koyma işleminde yararlandığı muayene ve tetkikler aşağıdaki gibidir.

EKG

Kalbin elektriksel sisteminin durumunu, ne kadar hızda attığını, ritm bozukluğu olup olmadığını, daha önceden ya da o anda kriz geçirilip geçirilmediğini gösterir. Dinlenme anında çekilen EKG’de damar tıkanıklığı tanısı koyma şansı düşüktür. (%40 tan az oranda fayda sağlar.) 24 saat kayıt yapan EKG cihazına “Holter EKG” denir. Holter EKG, ne zaman gelip geçeceği belli olmayan ritim bozuklukları ve bayılma nedenlerinin araştırılmasında kullanılmaktadır.

EFOR TESTİ

Hastalarda dinlenme anında EKG normal ise; ilaçla, koşturarak ya da bisiklete bindirerek kalbin zorlandığı durumlarda hastalık bulgusu oluşup oluşmayacağı ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu test sonucu, her zaman “hastalık var” anlamına gelmez. Buna “yalancı pozitiflik” denir. Bu duruma özellikle 30-40 yaş arası kadın hastalarda sıklıkla rastlanmaktadır. Testin normal çıkması da kalpte hiçbir problem ortaya çıkmayacağının garantisini vermez.

EKOKARDİYOGRAFİ

Ekokardiyografi, kalbin ultrasonudur. Kalp çalışırken, ağrısız kansız bir şekilde kapaklarda darlık ya da kaçak olup olmadığı, varsa ciddi olup olmadığı, kalpte delik olup olmadığı ve kalbin kasılması dolaylı olarak kalp damarlarının durumu görüntülenmektedir. Bazı durumlarda (kalpte delik arama, kalbin içinde pıhtı şüphesi ya da normal ekonun yetersiz görüntü verdiği durumlar gibi) özel bir görüntüleyici uçla (prob) ekokardiyografi yapılmaktadır. Buna “transözefagiyal ekokardiyografi” denir. Bu tetkik, normal ekokardiyografiden çok daha kaliteli görüntü sağlanmaktadır.

SİNTİGRAFİ

Burada sadece canlı kalp hücrelerinin kullanabileceği zararsız miktarda radyasyon yayan maddeler kullanılarak, kalp kasının canlılık durumu ve damarlarda darlık olup olmadığı anlaşılmaktadır. Bu test, kalbin kanlanması ile direkt ilişkilidir. Kalbi ya egzersiz ya da çeşitli ilaçlarla zorladıktan sonra radyoaktif madde kana verilmektedir. Kalp damarları normal ise bu madde hücrelere eşit sürede ulaşır ve alınan görüntülerde kalbin her tarafı aynı anda boyanır. Eğer 3 kalp damarından herhangi biri veya ikisinde daralma ya da tıkanma varsa bu damarın beslediği alana yeterli kan, dolayısıyla radyoaktif madde gidemeyeceği için bu kısım alınan görüntülerde daha geç boyanır ya da hiç boyanmaz.

ANJİOGRAFİ

Anjiografi, diğer adıyla “koroner anjiografi”, bacak ya da kol atardamarından kalbe ulaşmak ve normal filmde görünmeyen kalp damarlarını görünür hale getirip hareketli filmini çekmektir. Anjio, öncekiler gibi sadece bir tetkiktir, kalbe herhangi bir müdahale yapılmamaktadır. Burada damar tıkanıklığı olup olmadığı kesin olarak saptamaktadır.


KORONER ANJİO BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ (MULTİSLİCE BT, KANSIZ ANJİO)

Diğer yöntemlerden farklı olarak bu yöntemde, hastanın koluna takılan serum iğnesi ile otomatik bir alet kullanılarak hastaya opak madde (bu madde, damarı filmde görünür hale getirir) verilir. Alınan görüntüler, bilgisayar aracılığı ile 3 boyutlu hale getirilip değerlendirilmektedir. Bu işlem, çok gelişmiş özel bir bilgisayarlı tomografi ile radyoloji uzmanlarınca yapılmaktadır. Hastanın nefesini tutabileceği bir süre içinde (yaklaşık 20 saniye) tetkik yapılmaktadır. Yatış gerektirmemesi ve çok kısa sürede yapılabilmesi, en büyük avantajıdır. Ancak bu işlemin sağlıklı yapılabilmesi için kalp atışlarının hızlı olmaması, dakikada 60 civarı olması istenir. Yüksek kalp hızlarında tetkik kalitesi düşmektedir. Burada bir problem saptanırsa, koroner anjiografi istenebilir.

Sık Sorulan Sorular

Kalp hastalıkları medya başta olmak üzere çeşitli platformlarda neden bu denli ön planda tutuluyor?
Türkiye’de ölüm nedenlerinin yaklaşık %55’i kalp-damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Bu hastalıkların tanısı, hayati önem taşımaktadır. Yapılan testler ile kalp hastalığı riski taşıyan kişiler tespit edilip, önleyici tedbirler sayesinde olası hastalığın önüne geçilebilmektedir.

Kaç türlü kalp hastalığı vardır ve her hastaya aynı tedavi mi uygulanıyor?
Kalp, elektrikle çalışan birbirine yapışık iki pompaya benzetilebilir. Bu pompanın benzin boruları, kalbin damarları (“koroner arterler” olarak adlandırılır), elektrik tesisatı iletim sistemi, silindir ve pistonlar da kalbin kasları ve kapakları olarak düşünülebilir. Hangi kısımda problem varsa, hastalığın tablosu da farklılaşır. Ancak bu kısımlardan birinin hastalığı, diğer bölümü etkileyerek onu da bozabilmektedir. Örneğin kalp damarlarında tıkanıklık, hem kalbin bir bölümünün çalışmasına engel olabilir hem de kapağa yakınsa kapağın çalışmasını etkileyebilmektedir.
Koroner arter hastalığı (kalp krizi ve kalp spazmı), aort ve periferik arter hastalığı (aort ve diğer damar hastalıkları), doğumsal kalp hastalıkları (kalp delikleri ve diğer damar anomalileri), kalp kapak hastalıkları (doğumsal ve romatizmal kapak hastalıkları), kalp ritm bozuklukları ve damar hastalıkları, bu grupta tanı ve tedavisi uygulanan kalp hastalıklarıdır.

Bu hastalıklar, önceden yani kriz geçirmeden anlaşılabilir mi?
Evet. Özellikle şeker ve tansiyon hastaları, 45 yaş üstü erkekler, menopoz sonrası kadınlar, kolesterolü yüksek olanlar, eklem romatizması geçirmiş olanlar ve ailesinde (anne, baba, kardeş) kalp hastalığı öyküsü olanlar, kalp hastalıklarının daha sık görüldüğü kişilerdir. Bu kişilerde erken tanı önemlidir ve tetkikler bu kişiler için hayati öneme sahiptir.

Hangi şikayetler, kalp hastalığı belirtisi olabilir?

• Göğüste baskı şeklinde kola sırta ya da çeneye yayılan ağrı (Çoğu hasta, “üzerimden bir kamyon geçiyor” diye tanımlıyor.),
• Mide bölgesinde bütün vücudun soğuk terlemesinin eşlik ettiği ağrı,
• Özellikle yürümekle, soğuk havaya çıkmakla ya da ağır yemekle ortaya çıkan göğüs ağrısı ya da nefeste daralma,
• Nefes darlığı ile birlikte olan bacaklarda şişlik,
• Sırt üstü yatınca kötüleşen, oturunca geçen nefes darlığı,
• Çarpıntı ve bayılma.

Yukarıdaki belirtiler yoksa ne zaman kontrolden geçilmelidir?

• Eğer uzun süredir sigara ve/veya alkol kullanıyorsanız,
• Diyabet ya da hipertansiyon hastası iseniz,
• Kolesterolünüz yüksek ise,
• Akut eklem romatizması geçirdiyseniz,
• Stresli ve hareketsiz bir yaşamla birlikte fazla kilolu iseniz,
• Ailenizde 45 yaşından küçük kişide kalp krizi, bypass öyküsü, balon stent öyküsü varsa
• Erkeklerde 45, bayanlarda 55 yaşını geçtiyseniz,

Tetkikleri yaptırmanızı ve doktor muayenesini ihmal etmemenizi öneririz.

Anjiografi damar tıkanıklığını kesin olarak gösteriyorsa her hastadan neden anjio istenmiyor?

Çünkü anjio, radyasyonlu olan ve hastanın 24 saat hastanede kalmasını gerektiren pahalı bir işlemdir. Ölüm riski, on binde bir gibi düşük olmasına rağmen diğer tetkiklerden daha risklidir. Bu nedenle göğüs ağrısı şikayeti olan bir kişide genellikle daha ucuz ve kolay olan efor, eko, sintigrafi gibi yöntemlerle başlanmaktadır. Bunlarda bir problem varsa anjio önerilir. Bu testler normal çıkarsa, damarda problem görülme riski son derece düşüktür. Açıkçası anjiografi, hastalık bulgusu saptanılan hastalarda kullanılan bir yöntemdir.

Kapak hastalıklarının tanısında hangi yöntemler kullanılıyor? Her kapak hastası ameliyat olmak zorunda mı?

Kapak hastalıklarına muayene (kalpte üfürüm yani normalde duyulmayan yabancı sesler) ve ekokardiyografi ile tanı konmaktadır. Bazen “kalp kateterizasyonu” denilen anjio benzeri yönteme de başvurulabilmektedir.

Kapak hastalıklarının çoğu uzun süre belirti vermeyebilir. Şikayetler, en sık nefes darlığı ya da çarpıntı şeklinde olmaktadır. Şikayeti olmayan bir kişide de kapak hastalığı olabilir. Bunların ortaya konmasında ekokardiyografi önemli rol oynar. Üzerinde önemle durulması gereken diğer bir konu, her kapak hastalığı olan kişide kapağa müdahale gerekmediğidir. Ekokardiyografide her hastada kabul edilebilecek miktarda kapakta kaçak saptanabilir. Öncelik, hastanın kendi kapağı ile yaşamasını devam ettirebilmektir. Ancak kapak hastalığı, kalbe zarar vermeye başladıysa ki; bu ekokardiyografide belli olur, cerrahi müdahaleye karar verilebilir. Kapak hastalıklarına müdahale zamanını belirleyen en önemli faktör, kapak hastalığının ciddiyeti ve kişide şikayete neden olup olmadığıdır. Genellikle en önemli şikayetler; 2-3 kat merdiven çıkma, düz yolda hızlı yürüme, kişinin eskiden rahat yapabildiği işleri zorlanarak yapması ya da yapamamasıdır. Böyle şikayetlerle gelen kapak hastalarında cerrahi tedavi gerekip gerekmediği incelenir. Kapağın değişmesi ya da tamiri gerekmiyorsa, ilaç tedavisi ve ekokardiyografi takibine alınabilmektedir.

Çarpıntınız varsa ne yapmalısınız?

Hastalarda en sık görülen şikayet, çarpıntıdır. Her çarpıntı, kalp hastalığı ya da kalp krizi anlamına gelmez. Stres, ateş yüksekliği, panik ataklar, tiroid problemleri de önemli çarpıntı sebepleridir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız, şikayet anında en yakın sağlık kuruluşuna başvurup EKG çektiriniz. EKG, hem zaman hem para kaybını önemli derecede azaltır, hem de en kısa sürede tanı koyulmasını sağlamaktadır. O esnada çektiremediyseniz ya da gidinceye kadar çarpıntınız geçtiyse size Holter EKG takılır ve 24 saatlik sürede ritm bozukluğu yakalanmaya çalışılır. Eğer çarpıntı; bilinç kaybı, bayılma, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve soğuk terleme gibi durumlara yol açıyorsa, mutlaka bir kardiyolog muayenesini önerimekteyiz.

Muayeneye gelirken nelere dikkat etmelisiniz?

Doktorun amacı sizi ve varsa hastalığınızı en kısa sürede ve en iyi şekilde tanımlamaktır. Bu nedenle hastalığınızı bilmeniz, şikayetinizi açıkça ve günlük hayatta kullandığınız dil ile anlatmanız, başka bir hastalığınızın olup olmadığını söylemeniz, tansiyon hastası iseniz kan tahlili yapılacak olsa bile ilacınızı içerek gelmeniz (ilacınızı içmediğiniz zaman tansiyonunuz zaten yüksek çıkacaktır. Bu durum, size ek fayda sağlamayacaktır). Önceden yapılmış tahliller ve film raporlarını getirmeniz, yan etki yapmış ilaç varsa, ismini ya da ona ait bir kutu, reçete vs. getirmeniz yararlı olacaktır. Ayrıca hastalığınızla ilgili aklınıza takılan her türlü konuyu doktorunuza sormaktan çekinmeyiniz.