Meme Sağlığı Merkezi - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Meme Sağlığı Merkezi

Meme kanseri, dünya istatistiklerine göre kadınlarda sık rastlanılan kanser türüdür ve günümüzde 8 kadından birinde görülmektedir. Meme kanserinin erken evrede fark edildiğinde tamamen tedavi edilebilen bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. 20 yaşından itibaren tüm kadınların ayda 1 defa kendi kendine elle muayene yapması, yılda bir kez hekim kontrolüne gitmesi ve 40 yaş üstü kadınların yılda bir kez mamografi çektirmesi hayati önem taşımaktadır.


İzmir Kent Sağlık Grubu olarak meme sağlığı bilincinin geliştirilmesi amacıyla kurduğumuz Meme Sağlığı Merkezimizde meme kanserinin ve diğer tüm meme hastalıklarının erken tanı ve tedavisi için uzman hekim kadromuz ve multidisipliner yaklaşım ile hasta odaklı hizmet vermekteyiz.

 

Meme Kanseri Risk Faktörleri

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Ülkemizde %15.7’lik bir payla kadınların hayatını tehdit eden en önemli kanser türüdür.

Unutmayın! Meme kanseriyle mücadele için risk faktörlerini bilmek ve erken tanı, ilk ve en sağlam adımdır.

Cinsiyet: Meme kanseri, kadınlarda erkeklere oranla 100 kat daha fazla görülmektedir.

Yaş: Meme kanseri görülen her 3 kadından ikisinin 55 yaş üstü olduğu tespit edilmiştir.

Aile Geçmişi ve Genetik Faktörler: Kişinin anne, kız kardeş, baba ya da çocuğunda meme ya da yumurtalık kanseri geçmişi bulunuyorsa meme kanseri riski diğer kişilere göre daha fazladır.

Kişisel Geçmiş: Daha önce meme kanseri tanısı alan ve tedavisi uygulanan kişilerde meme kanserinin yeniden görülme riski bulunmaktadır.

Adet Dönemi ve Doğurganlık: Erken adet görme (12 yaşından önce), geç menopoz (55 yaş sonrası) ve ilk doğumu geç yaşlarda yapan kadınlarda meme kanseri riski bulunmaktadır.

Genetik Değişiklikler: Bazı genlerin mutasyonu sonucu kanser riski oluşabilir. Kişinin aile geçmişinde meme kanseri bulunuyorsa, gen testi ile kansere ilişkin bulgular önceden tespit edilebilir.

Hareketsizlik: Hareketsizlik, meme kanseri riskini artırabileceği gibi diğer hastalıkların da kişide görülmesine sebep olabilir.

Kötü Beslenme: Doğmuş yağ oranı yüksek besinlerin tercih edilmesi ve sebze-meyve tüketiminden uzak beslenme alışkanlıkları meme kanseri riskini yükseltmektedir.

Obezite: Fazla kilolu olmak kanser riskini artıran bir etkendir.

Alkol Tüketimi: Sürekli alkol tüketimi meme kanseri riskini artırabilir.

Radyasyon: 30 yaşından önce göğüs bölgesine radyoterapi uygulanan kişilerde görülebilir.

Görüntüleme Yöntemleri

Mamografi

Mamografi, memenin görüntülenmesi için kullanılan en temel yöntemdir. Tüm görüntüleme ve tanı yöntemleri içinde meme kanserini en erken saptayabilen yöntemdir. Mamografi çekiminde amaç, meme kanserinin çok erken evrede saptanabilmesidir.

Mamografide görüntü elde etmek için memenin görüntü dedektörü ve kompresyon plakası arasında bir miktar sıkıştırılması gerekir. Rutin mamografide her memenin önden ve yandan iki farklı poz görüntüsü alınır. Eğer şüpheli bir bulgu varsa bu alanı daha iyi görüntülemeye ve tanı koymaya yönelik ek filmler çekilmesi gerekebilir.

Mamografi çekimine gelirken göğüs bölgesine ve koltuk altına pudra, deodorant ya da parıltılı krem gibi kozmetik maddeler uygulanmamalıdır.

Ultrasonografi (US)

Ultrasonografi (US), ses dalgaları aracılığıyla görüntü elde edilmesini sağlayan bir yöntemdir. Ultrasonografi, mamografiden farklı olarak, kesitsel bir görüntüleme yöntemidir. Meme dokusu yoğun olan kadınlarda memenin bir de US ile incelenmesi önerilir. Bu sayede mamografide meme dokusu tarafından örtülmüş küçük kanser odakları, ultrason incelemesiyle daha kolay saptanabilir.

Meme kitlelerinin iç yapısının sıvı mı (kist) yoksa katı mı olduğu yine ultrason ile anlaşılabilir. Meme kistleri çok sık görülen oluşumlardır. Basit kistler, meme kanseri açısından önemli risk oluşturmaz, ancak katı yapıdaki kitlelerin iyi ya da kötü huylu olduğunun anlaşılabilmesi için dikkatle incelenmeleri, şüpheli görünümdeyseler biyopsi yapılması gerekebilir.

  • - Radyasyon içermemesi nedeniyle ilk inceleme yöntemi olarak 35 yaşın altındaki tüm kadınlara,
  • - Memede kızarıklık, şiddetli ağrı gibi enfeksiyon bulguları olanlara
  • - Mamografiye ek olarak yoğun meme yapısı olan kadınlara
  • - Mamografide veya fiziki muayenede şüpheli bulguları olanlara
  • - Ek tümör odaklarını tespit etmek ve koltuk altını ve karşı memeyi değerlendirmek için meme kanseri saptananlara
  • - Meme şikayeti olan erkek hastalara (gerekirse mamografi ile birlikte)

Ultrasonografi (US) önerilmektedir.

 

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR)

MR cihazlarında memenin MR incelemesinin yapılmasıdır. Meme MR’ı meme kanseri tanısında en hassas yöntem olarak kabul edilmektedir. Mamografi veya ultrasonografide şüpheli bir bulgu belirlendiğinde tespit edilen bir kanserin yaygınlığının saptanması için kullanılmaktadır.

Bu görüntüleme yönteminde X ışınları yerine radyo dalgaları ve kuvvetli mıknatıslar kullanılır. Radyasyon içermez. Diğer meme görüntüleme yöntemlerine göre daha fazla bilgi elde edilebilmektedir. Yüksek risk taşıyan kişilerde yapılan MR taramasında mamografi ve ultrasonografiye göre daha belirgin sonuçlar alınabilmektedir.

 

Gentest

Günümüzde genetiğe bağlı meme kanserleri iki gen ile ilişkilendirilmiştir: 

  • - Meme kanseri geni 1 BRCA1
  • - Meme kanseri geni 2 BRCA2

 

Bu genlerin görevi meme hücrelerinin normal olarak gelişmelerini sağlamak ve kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemektir. Ancak bu genlerde bozukluk veya mutasyonlar olursa meme kanseri riskinde artış meydana gelir. Anormal BRCA1 veya BRCA2 geni taşıyan meme kanserli hastaların aile öykülerinde meme kanseri, yumurtalık kanseri veya her ikisi yer alır. Ancak, meme kanserli kadınların çoğunun aile öyküsünde meme kanserinin bulunmadığının da unutulmaması gerekir. BRCA1 ve BRCA2'nin tanımlanmasıyla meme kanseri tarama ve tedavisinde yeni teknikler geliştirilmiş ve hastalık riski azaltılmıştır.

 

Erkeklerde Meme Kanseri

Meme kanseri, erkeklerde görülen kanser türlerinin ve tüm meme kanseri vakalarının %1’inden daha azını oluşturmaktadır.

Peki sizce daha mı az riskli?

Erkeklerde Meme kanseri genellikle meme bölgesinde sert bir yumru olarak algılanır.

Erkeklerde meme kanserine karşı farkındalık daha az olduğundan çoğu vakada tanı için geç kalınabilir ve etkili tedavi yöntemleri uygulanamayabilir.

Erkeklerde Meme Kanseriyle İlgili Risk Faktörleri:

  • Radyasyona maruz kalma
  • Kişinin östrojen hormonunun yüksek seviyede olması
  • Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunması

Meme Kanseri Nedir?

Meme kanseri, genellikle süt bezleri ve kanallarındaki hücrelerin kontrol dışı büyüyerek tümör oluşturması ile başlar. Tümörün bulunduğu dokunun etrafına yayılması veya vücudun diğer taraflarına sıçraması kötü huylu bir kanser ajanı olduğu anlamına gelir.

Neden?

Alkol ve sigara bağımlılığı, obezite, sedanter yaşam, bazı hormon tedavileri ve genetik faktörlerin meme kanseri riskini yükselttiği gözlemlenmiştir.

 

Belirtiler

  • - En büyük göstergesi, memede veya koltuk altında oluşan yumru halindeki kitlelerdir. Kanserli kitleler; diğer şişliklerden sert yapılı, düzensiz kenarlı ve pürtüklü yüzeyi ile ayırt edilebilir.
  • - Tek memeden gelen kanlı ya da şeffaf renkli akıntılar
  • - Meme başı derisinde kabuklanma veya soyulma
  • - Aniden ortaya çıkan yara ve kızarıklıklar

 

Ne Yapılabilir?

Meme kanseri için risk faktörlerini bilmek ve erken tanı, hayat kurtarıcı ilk adımdır. Meme kanserinde erken tanıda bilinen etkin çözüm ise, kişilerin risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollerini uygulamasıdır.

 

Meme kanserinin erken tanısı için rutin kontroller asla ihmal edilmemelidir. Erken tanı için 20 yaşını geçmiş her kadın ayda bir kez kendi kendine elle meme muayenesi yapmalı, 40 yaşını geçmiş her kadın ise her yıl düzenli olarak ultrasonografi, mamografi ve fiziki muayene yaptırmalıdır. Her kanserde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı, tedavi için hayati bir önem taşımaktadır.

 

Kent Sağlık Grubu Meme Sağlığı Merkezi’nde meme kanseri ve diğer meme hastalıklarının erken teşhisine yönelik ileri tarama yöntemleri kullanılır. Özellikle mamografi gibi taramalarda erken evredeki kitleler saptanabilmektedir. Bu nedenle tarama yöntemlerinin erken tanıda altın standart olduğunu unutmayınız. 

Meme Kanserinde Erken Tanı

Meme kanseri, erken evrede tedavi edilebilir bir hastalıktır. Meme kanseriyle mücadelede altın standartlar; düzenli kontrol, erken tanı ve doğru tedavidir. Koruyucu önlemler, hayat kurtarıcıdır. Görünmeyeni görebilmek için erken tanıya yönelik taramaları yaptırmayı ihmal etmeyin.

Erken tanı için neler yapılabilir?

  • Kadınlar 20 yaşından itibaren kendi kendini muayene etmelidir.
  • 20-39 yaş aralığında 2 yılda bir hekime klinik meme muayenesi yaptırılmalıdır.
  • Ailesinin 2 kuşağında meme kanseri olan kişilerde erken tanı ve korunma açısından meme muayenesi yaptırmaları önerilmektedir. Klinik muayeneye ek olarak 30 yaşından itibaren meme ultrasonu ve mamografi yaptırılmalıdır.
  • 40-49 yaş aralığında meme yapısı bulgularına göre, 1 veya 2 yılda bir mamografi çekilmelidir.
  • Mamografi, 50 yaşından sonra ise her yıl mutlaka çekilmelidir.

 

Kendi Kendine Meme Muayenesi

Kadınların belli aralıklarla memelerini kontrol etmeleri, meme kanserini ileri aşamalara ulaşmadan fark etmenin ve kolay tedaviye başlangıcın ilk adımını oluşturuyor.

Her kadın kendini ayda bir kez muayene etmeli. Bu muayene, adet başlangıcından 10- 12 gün sonra yani hormon etkisinin en az olduğu dönemde yapılmalı. Kendini düzenli olarak muayene eden her kadın belli bir süre sonra kendi memelerini tanıyor ve normal meme dokusunun özelliklerini öğreniyor. Böylece yeni ortaya çıkan kitleleri erken dönemde fark edebilecek duruma geliyor. Meme muayenesi farklı şekillerde yapılabiliyor. Ayna karşısında görsel değişiklikleri değerlendirdikten sonra yatarak, el ile yapılan muayene en etkin yöntem olarak görülüyor.

Meme kanserinin erken dönem bulguları çok belirgin olmayabilir. Kanser ilerledikçe, memelerde kadının dikkatle izlemesi gereken bazı değişiklikler ortaya çıkar. Bu değişiklikler; memede veya koltukaltında kitle ele gelmesi, memenin boyutunda veya şeklinde değişiklik olması, meme başından akıntı gelmesi, memenin veya meme başının derisinde renk değişikliği ve çekinti olması ya da özellik değiştirmesi olarak sıralanır.

Bu özelliklerin çoğunun ardında kanser olmasa da gerçek nedenin bir doktor tarafından bulunması gereklidir.

 

- Öncelikle ayna karşısında ellerinizi belinize koyarak, her iki memenizin simetrik olup olmadığını kontrol ediniz. Memelerinizde görünür bir kitle olup olmadığına dikkat ediniz, meme derisinde herhangi bir çöküntü veya renk değişikliği olup olmadığını kontrol ediniz.

- Ellerinizi yukarı kaldırarak, aynı incelemeleri tekrarlayınız.

- Daha sonra yatar pozisyondayken, sağ omuz-sırt altına küçük bir yastık koyunuz. Sağ elinizi başınızın arkasına yerleştiriniz.

  • Muayeneyi sol elinizin 2-3 parmak ucu ile yapınız. Meme başı çevresinden başlayarak ve meme dokusuna hafifçe bastırarak saat yönünde dairesel hareketler ile herhangi bir duyarlılık veya kitle olup olmadığını kontrol ediniz. Daha sonra koltuk altına bakınız. Sol memenizi ve koltuk altınızı da aynı şekilde muayene ediniz.

Klinik Meme Muayenesi

20 yaşından sonra 1-3 yılda bir, 40 yaşından sonra her yıl doktor tarafından yapılan meme muayenesidir. Kadının taşıdığı risk faktörlerine ve meme yapısına göre muayene sıklığı değişebilir.


İyi Huylu Meme Hastalıkları

Memede ağrı hissedildiğinde, meme başından akıntı geldiğinde ve memede kitleler fark edildiğinde mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor. Ancak bu belirtiler her zaman kansere işaret etmiyor, çoğu zaman iyi huylu meme hastalıkları saptanabiliyor.

İyi Huylu Meme Kitleleri Nelerdir?

  • Kistler (içeriği sıvı)
  • Fibroadenom
  • Filloides

Diğer solid (içeriği katı) selim lezyonlar: Radial skar ve kompleks sklerozan lezyonlar, papillom, lipom, hamartom, yağ nekrozu, leiomyom, granüler hücreli tümörler vb.

Kistler

Meme bir salgı organı olması nedeni ile memede kist görülmesi oldukça sıktır. İçi su dolu olan kistler memedeki süt kanalı bezlerindeki genişlemeler sonucunda oluşuyor. Bunlar adetin ikinci yarısında büyüme gösterebilir ve zaman zaman ağrıya sebep olabilir. Bazen 3-5 cm çapına ulaşabilir. Memede kist fazla büyürse (2.5 cm den büyük) ağrıya neden oluyor. Bu nedenle bu tür kistlerdeki sıvı enjektörle boşaltılabilir. Meme kisti yapısı hakkında en iyi bilgi veren teşhis yöntemi meme ultrasonudur.

Fibroadenom

Memede fibroadenom, memede en sık rastlanan solid kitlelerin başında gelir. Genellikle genç yaşlarda (15 – 35 yaşlarında) ortaya çıkar. Bazen boyutları çok büyüyebilir. İlerleyen yaşlarda küçülerek geriler. Memede kitle ele gelmesi ile kendisini gösterir. Meme Fibroadenomu ağrı yapmaz. Çok nadir olgularda ağrı yakınması bildirilir. Özellikle adet öncesi dönemde ağrıya sebep olabilir.

 

Filloides 

Memede filloid tümör genellikle muayene veya mamografi çekimi sırasında ortaya çıkar. Klinik olarak fibroadenoma benzer bulgular verir. Ağrısız, sınırları düzenli kitlelerdir. Fibroadenomadan farkı hızla büyümesidir. Kesin teşhis ancak cerrahi olarak çıkartılması ile konur. İğne ile yapılan biyopsi kesin teşhis için yeterli olmayabilir.

Meme Kanserinin Tedavisi

Meme kanserinde cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormon tedavisi uygulanmaktadır. Kanser tedavisinin bireyselleştirilmesi ve hastaya özgü olması gerekir. Her meme kanseri hastasının, meme kanseri tedavisinde uzmanlaşmış multidisipliner bir ekip tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

Tedavi seçeneklerinin sırası ve önceliğinde göz önünde bulundurulan faktörler ise;

  • - Tümörün büyüklüğü ve yayılma alanı- evresi
  • - Yapısal özellikleri
  • - Cerrahi sınırları
  • - Mikrokalsifikasyon (hücre düzeyinde) oluşumların varlığı
  • - Yaş
  • - Meme başı akıntısı
  • - Memenin yapısı (yoğunluğu)
  • - Biyopsi sonucu
  • - Hastanın tercihi
  • - Kozmetik endişelere göre şekillenir.

Meme Kanserinde Cerrahi Tedavi

Meme kanserinde ilk adım, cerrahidir. Son yıllarda meme kanseri cerrahisinde mümkün olduğu kadar meme koruyucu cerrahi uygulanmaktadır. Günümüzde giderek artarak kullanılan “sentinel lenf düğümü biyopsisi” sayesinde bölgesel lenf nodlarında metastaz olup olmadığı değerlendirilebilmektedir. Böylece koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılıp, çıkarılmayacağına karar verilmektedir.

Cerrahi tedavi, kanser bulunan memenin tamamen alınması veya tümörlü dokunun çevresiyle birlikte çıkartılarak memenin korunması amaçlanır. Yapılacak olan ameliyatın türü, hastalığın durumu göz önünde bulundurularak, genel cerrah tarafından karar verilir. Meme ameliyatıyla birlikte o bölgedeki koltuk altı lenf bezleri de çıkartılabilir. Bazı durumlarda özel bir boya ile lenf yolları boyanarak (nöbetçi lenf bezi biyopsisi, sentinel nod biyopsisi ile) koltuk altı ameliyatının yapılıp yapılmayacağına karar verilir.  Bekçi lenf bezinde kanser hücrelerinin bulunmadığı belirlenirse, koltuk altındaki diğer lenf bezlerine yayılma olmadığı öngörülerek, bu bölgeye başka bir girişim yapılmadan ameliyat tamamlanır. Biyopsi sayesinde koltuk altındaki lenflerin alınması sonucu oluşabilecek kolda şişme, enfeksiyon ve ödem gibi riskler ortadan kalkar.

Kanserin erken evrelerindeki birçok kadın, erken teşhis durumunda göğüs içinde yalnızca tümör bulunan bölgenin alınmasını (lumpektomi) tercih edebilir. Mastektomi, yüksek risk grubu kişilerde meme kanserini önlemek, tedavi edebilmek için tüm meme dokusunun vücuttan çıkarılması şeklinde uygulanan cerrahi yöntemdir. Mastektomi ve lumpektomi arasında karar vermek zor olabilir. Her iki işlem aynı derecede etkilidir.

Yeni mastektomi teknikleri, göğüs derisini koruyabilir ve sonuçlar daha doğal bir göğüs görünümü sağlayabilir. “Meme rekonstrüksiyonu” denilen bir işlem uygulanarak, mastektomiyle aynı anda ya da daha sonraki bir tarihte uygulanacak ikinci bir cerrahi operasyonla memeye eski şekli kazandırılabilir.

Mastektomi ve meme koruyucu cerrahinin amaçları, meme kanseri olan ya da kanser gelişmekte olan kişilerde özellikle yüksek risk taşıyan tüm meme dokusunun çıkarılmasıdır. Yalnızca bir memeye veya her iki memeye birden mastektomi uygulanabilir.

Tümörün fiziksel olarak çıkarılması, meme kanseri tedavisinde kullanılan en etkili yöntemlerden biridir. Meme cerrahisi esnasında, meme dokusu ve yakınındaki lenf bezlerinin muayenesi, gelecekte uygulanabilecek doğru tedavi kararlarının alınmasına yardımcı olabilecek önemli bilgiler sağlar.

Meme Rekonstrüksiyonu

Meme ameliyatında kaybedilen meme dokusunun yeniden yapılandırılmasıdır. Zamanlama olarak memenin alındığı ameliyatta ya da gerekli ek kemoterapi ve radyoterapi tamamlandıktan bir müddet sonra uygulanabilir. Rekonstrüksiyon için kişinin alt karın bölgesi gibi kendi dokuları ya da protezler kullanılabilir.

İlaç Tedavisi

Meme kanserli hastada, tümörün durumuna göre ameliyattan önce veya sonra ilaç tedavisi gerekebilir. Bu tedavinin ne şekilde gerçekleşeceği tümörün özelliklerine göre belirlenir. İlaç tedavisi (kemoterapi) kanser hücrelerini öldüren ilaçlarla yapılır. Kanser oluşumunda önemli rol oynayan östrojen hormonunun yapımına karşı hormonal ilaçlar da kullanılır. Bu ilaçlar ağızdan alınabilir veya enjeksiyon şeklinde de verilebilir. Hastalık başka organlara yayıldığı takdirde ilaç tedavisinden yararlanılır.

Kemoterapinin Meme Kanserindeki Yeri 

Meme kanserinin tedavisinde kullanılan ilaçlar kemoterapiyle sınırlı değildir.  Tedavi sırasında, hormon tedavisi ve hedefe yönelik ilaç tedavileri de kullanılır. Hastalık lokal, yani memede sınırlıysa ve yayılmamış ise fakat hastalığın yayılmasıyla ilgili bir risk varsa o zamanda yine ilaç tedavisi uygulanır. Buradaki amaç, vücutta elde var olan teknolojiyle tespit edilememiş olan tümör hücrelerinin olabileceğini varsaymak ve bu hücreleri yok etmektir. Böylece hastalığın lokal olarak geri gelme ve metastaz yapma riskini azaltmak hedeflenir. Buna, ek tedavi anlamına gelen “adjuvan kemoterapi” denir.

 

Radyoterapi

Gerekli durumlarda memeye ve hastalığın yayılma riski olan lenf bezlerine yapılan ışın tedavisi olarak da bilinir. Memenin tamamen alınmadığı meme koruyucu ameliyatlardan sonra mutlaka radyoterapi uygulanmaktadır. Memenin tamamen alındığı durumlarda ise tümörün bazı özelliklerine göre veya lenf bezlerine yayılması halinde yine radyoterapiye başvurulur. Kanserli hücrelerin kemiklere yayılması durumlarında gerek görülürse bölgesel olarak radyoterapi yapılabilir. 

Meme kanserinde radyoterapinin genel amacı, hedef tümöre yüksek, çevre dokulara ise minimum düzeyde ışınlama sağlamaktır; özellikle bu bölgeye çok yakın duran akciğer ve kalbin alacağı dozları en aza indirmektir. Günümüzde gelişen teknolojilerle artık hedefe yönelik ajanlar gibi hedefe yönelik ışınlamalar da gerçekleştirilebilmektedir. Böylece çevredeki organlar da korunmakta, meme koruyucu cerrahi sonrasında da yapılan radyoterapide lokal nüks oranı çok aşağılara çekilmekte ve hatta bu yeni teknolojilerle lokal nüks genellikle görülmemektedir. Aynı zamanda cilt üzerinde de herhangi bir deformasyon oluşmamaktadır.

Bunun yanı sıra meme kanserine erken dönemde yakalanılmamışsa ya da bazı hastalarda hastalık agresif (saldırgan) olabildiği için erken dönemde yakalansalar bile metastazlar gelişebilir. Metastazlar geliştiğinde de buna karşı yine radyoterapi en önemli silahtır.             


Meme Kanserinde Sık Sorulan Sorular

  • 1) Meme kanserinin görülme sıklığı nedir, en çok hangi yaş grubunda görülür?

Meme kanseri, dünya istatistiklerine göre bir kadının ömründe sık karşılaşabileceği kanser türüdür ve günümüzde sekiz kadından birinde görülmektedir. Yıllar geçtikçe maalesef görülme olasılığı artmaktadır. En sık görülme yaşları ise dünya genelinde 50-60 yaş grubudur. Irklar arasında en sık beyaz, en az ise siyah ırkta görülmektedir, ancak bu ırkta hastalığın gidişi hızlı olmakta ve tedavi sonuçları pek yüz güldürücü olmamaktadır.

  • 2) Türkiye açısından durum nedir?

Türkiye’de görülme sıklığı Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika da görüldüğü kadar sık değildir. Ancak Türkiye Meme Hastalıkları Federasyonu’nun yaptığı çalışmalar ve klinik gözlemimize göre ülkemizde görülme yaşı daha erken, 40’larda başlamaktadır. Bu nedenle bizler meme kontrolünün ülkemiz kadınlarında 50 yaşından sonra değil 40 yaşlarından itibaren başlamasını savunuyoruz.

  • 3) Meme kanserinin erken yakalanabilmesi için öneriniz nedir?

Avrupa topluluğunda meme taramaları 50 yaşta mecburi olarak mamografi ile yapılmaktadır. Ülkemiz de Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Ketem’ adı ile anılan kanser tarama üniteleri kurulmuş, bu ünitelerde müracaat eden vatandaşlarımıza mamografi yapılmaktadır. Ancak mecburi değildir, müracaat eden kişilere yapılmaktadır. Yine ülkemizden yayınlanan epidemiyolojik çalışmalar sonucunda meme taramaları 40 yaşından itibaren yapılabilmektedir. Mamografinin hastalığı ortaya çıkartma olasılığı yüzde 75’dir. Bu tetkike meme ultrasonu da yapılması ilave edilirse tanı olasılığı yüzde 90’a çıkmaktadır. Bazı meme kanserleri görüntüleme yöntemlerinde belirti vermeyebilir, bu tiplerin atlanılmaması için de fizik muayene dediğimiz hekim tarafından elle yapılan palpasyonun da görüntüleme yöntemleri ile beraber yapılması önerilmektedir.

Her kadın 20 yaşlarından itibaren memelerini kontrol etmelidir. Özellikle bu işlemin menstruasyondan sonraki ilk banyoda sabunlu iken yapılması kitlelerin hissedilmesini kolaylaştırır.

  • 4) Meme kanserinin başlıca nedenleri nelerdir?

Meme kanserinin tam nedeni bilinmemektedir. Yapılan istatistik çalışmalar ve hayvanlarda yapılan deneyler kadınlık hormonu olan östrojen hormonuna meme dokularının hassasiyeti olduğu kabul edilmektedir. Yine hayvan deneylerinde herpes virüslerinin de hastalığa sebep olabileceği gösterilmiştir. Tahmin edeceğiniz gibi insanlarda bu tür deneyler yapılamayacağı kesindir, bu nedenle de bu görüş bir hipotez olarak ifade edilebilir.

  • 5) Akraba evlilikleri meme kanserine yol açan nedenler arasında mı? Kadınlık hormonu, geç evlilik, geç doğum, tek doğum ya da hiç doğum yapmamış olmak, ırk gibi faktörlerin meme kanseri oluşumunda etkileri nelerdir?

Aile evliliği o ailedeki tüm hastalıkların görülme sıklığını artırdığı biyolojik bir gerçektir. Anne ve babadan gelebilecek resesif genler o kişide birleşirse dominant olur ve hastalık ortaya çıkar. Bu görüşün ispatı için gösterilen örnek Yahudiler kendi ırklarından başka kişilerle evlenmedikleri için dünyada en sık meme kanserinin görüldüğü topluluktur.

Kadınlık hormonu östrojenin uzun süre veya yüksek dozlarda kullanılmasının meme kanseri riskini yükselttiği bilinmektedir. Doğum kontrol haplarının kullanımına çok genç yaşlarda başlanması ve uzun süre kullanılması ile menopoz sonrasında hormonun yerine konulması tedavisinin (HRT) uzun süre yapılması da istatistik çalışmalar sonucunda meme kanseri oluşma sıklığını artırdığı göstermiştir.

Tüp bebek çalışmalarında da yüksek doz östrojen kullanıldığı bilinmektedir. Bunun da fizyopatolojik olarak meme kanserinin oluşmasını artırdığı düşünülmekte olup uygulanan tedavi sayısı arttıkça olasılığın da artıyor olması doğaldır. Tüp bebek çalışmaları son yıllarda rutine girmiştir, istatistiksel çalışmalar için 15 yıl gibi bir zamana ihtiyaç olduğundan bu görüş de bilimsel olarak ispatlanmamıştır. Ancak klinik izlenimimiz maalesef hastalığın görülme yaşının aşağı çekildiği, kitle görülme sıklığının arttığıdır.

  • 6) Her kadının belli aralıklarla elle meme muayenelerini yapması öneriliyor. Kadının eline tümör geldiğinde bu erken tanı mıdır?

Her kadın 20 yaşlarından itibaren memelerini kontrol etmelidir. Özellikle bu işlemin menstruasyondan sonraki ilk banyoda sabunlu iken yapılması kitlelerin hissedilmesini kolaylaştırır. Bu işlemin ayda bir yapılması gerekir, her banyodan sonra yapılması doğru değildir, yanıltıcı sonuçlar ortaya çıkartır. Ayrıca memelerde simetri olup olmadığı, çekilme varlığı, meme başının çökmesi veya meme basında yaraların olup olmadığının gözlenmesi gerekir. Yine izlenmesi gereken bir başka bulgu da meme basından kendiliğinden gelen akıntılardır. Özellikle kanlı meme başı akıntısı kanserin ilk bulgusu olabilir. ‘Her ele gelen kitle erken evre midir?’ sorusuna yanıt; 4 santimetreden küçük kitleler eğer koltuk altında herhangi bir patoloji yoksa kanserse erken olma olasılığı yüksektir.

  • 7) Her ele gelen kitle kanser midir?

Her ele gelen kitle tabii ki kanser değildir, kenarları düzenli, hareket edebilen kitlelerin kanser olma olasılığı azdır. Bu tür kitlelerin kadınlarda sık gördüğümüz kistik yapılar veya iyi huylu yavaş büyüyen özellikle genç yaşlarda ortaya çıkan fibroadenom olarak isimlendirdiğimiz kitle olma olasılığı yüksektir. Unutulmaması gereken biyolojik gerçek insanın hem anneden hem de babadan gen almasıdır. Bu nedenle baba tarafındaki hastalıklar da bizler için önemlidir ve sorgulanmalıdır.

  • 8) Kitle gelişmeden meme kanserinin tespit edilmesi mümkün müdür?

Kitle gelişmeden memede kanser gelişme olasılığını tespit etmemiz mümkündür. İşte bu nedenle tarama modelleri geliştirilmiştir. Mamografide görülebilen ultrasonda tespit edilmeyen gruplaşmış mikokalsifikasyon kümeleri veya distorsiyon olarak ifade edilen düzensiz bölgeler riskli sahalar olarak kabul edilir. Bu bulguların ileri tekniklerle incelenmesi veya sık olarak kontrol edilmesi gerekir. Şunu da unutmamak gerekir ki insan elinin orta büyüklükte bir memede 1 cm’nin altında olan kitleleri hissetmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle belirli aralıklarla meme kontrolünün yapılmasını tavsiye ediyoruz.

  • 9) Risk grupları kimlerdir? Sadece anne, teyze, kız kardeşi mi sorgulanmalı?

Tüm kadınların mamografi yaptırması idealdir. Bizler için hastalık ne kadar küçük yakalanırsa tedavimiz o kadar kolay, kısa ve başarılıdır. Halkımız tarafından yanlış bilinen bir durum hastalığın genetik olarak anne tarafından geldiğidir. Unutulmaması gereken biyolojik gerçek insanın hem anneden hem de babadan gen almasıdır. Bu nedenle baba tarafındaki hastalıklar da bizler için önemlidir ve sorgulanmalıdır. Ailede erkekler de, iki kuşakta meme kanseri olan kadınlar en yüksek risk gurubunu oluşturur. Bunu annesinde meme kanseri olanlar takip eder. Bilinen gerçeği unutmamak gerekir meme kanseri tespit edilenlerde hastalığın sebebinin genetik olanların oranı çalışmalarda yüzde 10 ile 20 arasında değişmektedir. Yani ailede hastalığın olmaması hiçbir zaman garanti değildir. Genetik araştırmayı ailede yukarıda değindiğim durumlar varsa BRCa1 ve 2 genlerinin araştırılması uygun olur.

 

  • - Genetik dışındaki riskler ise doğum yapmamış olmak veya geç doğum (32 yaşından sonra) yapmak,
  • - Az doğum yapmak,
  • - Erken menars (ilk kirlenme), geç menopoz,
  • - Uzun doğurganlık ömrü,
  • - Uzun süre veya yüksek doz östrojen kullanmak,
  • - Obezite, (aşırı şişmanlık),
  • - Sık alkol kullanmak,
  • - Bol kızartma ve aşırı yağlı gıda ile beslenme,
  • - Mamografide mikrokalsifikasyon ve distorsiyon içeren sahaların olması,

- Yapılan tetkiklerde hastada Duktal karsinoma insitu, atipik duktal hiperplazi, ıntra duktal papillom gibi tanı olması şeklinde özetlenebilir.

  • 10) Kimlerde hangi kanser varsa kadın risk grubundadır diyebiliriz?

Meme kanseri geni ile endometrium (rahim) kanseri, over (yumurtalık) kanseri ve kolon (kalın bağırsak) kanseri genleri aynı kromozom üzerinde yerleşir. Bu nedenle bunlar ailede varlığı sorulması gereken hastalıklardır. Bu kanserlerin birinin kişide olması halinde diğerlerinin de araştırılması önemlidir.

  • 11) Türkiye’de gen tetkikleri yapılabiliyor mu? Kimler bu testi yaptırmalı? Bu testi yaptırmanın önemi, yararı nedir?

Son yıllara kadar ülkemizde gen çalışmaları yapılan merkezler yok denecek kadar azdı. Ama bugün aşağı yukarı tüm gelişmiş üniversite hastanelerinde bu tetkikler ve genetik danışmanlık yapılabilmektedir. Ayrıca bazı özel genetik merkezlerinde de başarılı şekilde testler gerçekleştirilmektedir. Bu testler BRCa1 ve 2 testleridir. Eğer BRCa1 ve 2’de gen mutasyonları varsa gerek cerrahi gerekse medikal korunma yöntemleri mevcuttur. Hastayla tartışılarak korunma tedbirleri alınmalıdır. Unutulmaması gereken de halk sağlığının birinci prensibi hastalıklardan toplumları korumaktır.