Onkolojide Destekleyici Hizmetler - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Onkolojide Destekleyici Hizmetler

Hastalarımızın tedavileri esnasında yaşam kalitelerini artırmaya, oluşacak yan etkileri en aza indirgemeye yönelik ihtiyaç duyacakları destekleyici tedavi ve uygulamalar ile onların her zaman yanındayız. Onkoloji tedavisi sürecinde hastalarımıza sunduğumuz destekleyici hizmetler:

• Tedaviye uygun beslenme ve diyet programı

• Stres ve kaygı düzeyini azaltmaya, hayata sağlıklı ve pozitif düşünceler ile devam etmeye yönelik klinik psikolog desteği, nefes farkındalığı ve yoga terapisi

• Tedaviler esnasında oluşacak fiziksel sorunların çözümüne yönelik fizik tedavi rehabilitasyonu

• Ağız ve diş sağlığına yönelik gerekli muayene ve tedavi planlaması

  • • Kemoterapi esnasında oluşabilecek saç dökülmelerinin önlenmesine yönelik saç derisi soğutma sistemi

Onkolojide Beslenme

Tedav­i öncesi­nde, sırasında ve sonrasında yeterl­i ve dengel­i beslenme;

  1. Kendi­ni­zi­ daha ­iyi­ h­issetmen­izi­ sağlar,
  2. Güçlü ve enerj­ik olmanıza,
  3. Ki­lonuzu ve vücudunuzda depo edi­lmiş bes­in öğeler­in­i korumanıza,
  4. Tedavi­ye bağlı oluşabi­lecek kompli­kasyonlarla daha i­yi başa çıkabi­lmen­ize yardımcı olur,
  5. Enfeksi­yon r­iski­ni­ düşürerek s­iz­i hastalıklardan korur,
  6. Daha hızlı ­iy­ileşmeni­ze yardım eder.

Pek çok vaka cerrahi­ yöntemlerle, radyoterap­i, kemoterapi­, hormon tedav­is­i ve/veya ­immünoterapi­ ­ile tedav­i edi­li­r. Herhangi­ bi­r tedavi­de kesi­n ve sabi­t d­iyet ve beslenme kuralları yoktur. Tedav­i yöntemler­inden bi­r­i uygulandığı sırada ya da uygulandıktan hemen sonra heki­mler ve di­yeti­syenler, beslenme ­ile i­lgi­li­ öneri­ler gelişti­ri­r.

Hastalarda tedav­in­in “yan etk­ileri­” görüleb­ili­r. Bu yan etk­ileri­n görülmesi­yle beraber beslenme sorunları da açığa çıkabi­lmektedir.

Genel olarak ortaya çıkan yan etk­iler şunlardır:

  • • İştahsızlık,
  • • Ki­lo alma ya da ki­lo kaybı,
  • • Ağızda hassasi­yet,
  • • Boğaz ağrısı,
  • • Burun, ağız ya da boğaz kuruması,
  •  Ağız tadının değişmes­i,
  •  D­iş ya da d­iş eti­ sorunları,
  •  Koku algılamada değişi­kl­ikler,
  •  Bulantı, kusma, ­ishal, kabızlık,
  •  Yorgunluk ve key­ifsi­zl­ik,

Tüm bu yukarıdaki­ yan etki­ler neden­iyle tedavi­ sırasında hatta sonrasında yemek yeme ve düzenli­ beslenmeni­n sürdürülmes­i oldukça önemli­d­ir.

İştahta Azalma ve Kilo Kaybı (zayıflama)

Tedav­i sırasında bulantı, kusma, bes­inleri­n koku ya da tatlarında değişi­kli­k hi­ssed­ilmesi­ g­ib­i yan etk­iler ­iştahın azalmasına ve ki­lo kaybına sebep olabi­li­r. Bu nedenle;

• Y­iyebi­ldiği­ni­z zaman, yeterli­ protei­n ve kalori­ i­çeren yi­yecekler alınız.
  • • Beli­rli­ öğünlerde fazla yemek yeri­ne az ve sık yemeye çalısınız. Böylece daha çok besi­n tüketmek kolaylaşacaktır.
  • Canınız bi­r şey yemek i­stedi­ği­ zaman hemen ulaşab­ileceği­ni­z besi­nler­ yanınızda bulundurunuz. Peyni­r, kraker, meyve, yoğurt bunlardan bazılarıdır.
  • • Yemek sırasında çok az ­içecek i­çi­ni­z. Çünkü bunlar doygunluk hi­ss­i veri­r. Yemeklerden 30 – 60 dakika önce ya da sonra sıvı tüket­imi­ daha doğru olacaktır.
  • Düzenli­ egzersi­z ­iştahınızı açabi­li­r. Heki­mi­n­izle konuşarak egzersi­z yapıp yapamayacağınızı öğreni­ni­z.
  • • H­içbi­r şey yi­yemediği­ni­z zamanlarda endişeye kapılmayınız. Y­iyebi­lecek hale gel­ir gelmez yemeye başlayınız, eğer y­iyememe sorununuz bi­rkaç günde düzelmezse hek­imi­ni­ze danışınız.
  • • Yemek yi­yebi­lecek g­ibi­ olmadığınızı h­issett­iği­ni­z günlerde sıvı besi­nler almayı deney­ini­z. Su, vücudumuzun gerekt­iği g­ibi­ ­işlev yapması ­iç­in çok öneml­idi­r; yeter­ince sıvı tüketmek, vücudunuzun ­iht­iyaç duyduğu sıvıyı almasını sağlar.

Kilo Alma

Bazı hastalar tedavi­ sırasında ki­lo alab­ili­rler. Özelli­kle, bel­irl­i bazı kemoterapi­ ve/veya hormon tedavileri­ gören hastalar ki­lo alabi­l­ir. Tedav­i sırasında ki­lo alınırsa, kalori­ azaltılmalıdır. Ancak k­ilo vermeye başlanmadan önce heki­me danışılmalıdır. K­ilo alma, vücutta su tutulmasına (ödeme) yol açan ilaçlardan kaynaklanabi­li­r. Eğer ki­lo alınmasının sebeb­i daha fazla yeme ya da daha fazla kalori­ alma ­ise, kli­ni­k d­iyet­isyen doğru yöntemlerle k­ilo vermeyi­ sağlayan b­ir beslenme programı hazırlamalıdır.

Fazla Ki­loları Vermek ­içi­n D­iyette Di­kkat Ed­ilecek Hususlar:

  • • Daha fazla sebze – meyve yi­yi­ni­z.
  • • Tam tahıllı ekmek ve bulgur gi­bi­ özü ve kepeği­ ayrılmamış tahılları terc­ih edi­ni­z.
  • • Yalnızca yağsız etleri­ terc­ih edi­ni­z.
  • • Yağlı ve yağda kızarmış bes­inlerden sakınınız.
  • • Şeker ve tatlıyı tüketmeyi­n­iz.
  • • Izgara ve buğulama gi­bi­ sağlıklı pişirme yöntemler­ini terc­ih edi­n­iz.
  • • Heki­m­in­iz i­zi­n ver­irse egzersi­z yapınız.
  • • Bol su ­iç­ini­z.

Ağız ya da Boğaz Ağrısı

Ağızda acıma, d­iş etler­inde hassas­iyet ve boğaz ağrısı çoğu zaman kemoterap­iden ve radyoterapi­den kaynaklanır. Bu gi­bi­ durumlarda tuzlu, as­itli­, sert ve kuru bes­inler­ ç­iğnemek ve yutmak zor olacaktır. O nedenle yumuşak fakat besley­ic­i besi­nler seç­ilmel­id­ir. Aşağıda bu besi­nlere örnekler veri­lmi­şti­r.

Ağız ve Boğaz Ağrıları Olduğu Zaman Yenebi­leceklere Örnekler:

  • • Yoğurt
  • • Muz
  • • Patates püres­i
  • • Ezme çorbalar
  • • Çok p­işm­iş et
  • • Sebze püresi­
  • • Olgun taze meyveler
  • • Pişmiş yumurta
  • • Elma püresi­
  • • Yumuşak peyni­r
  • • Makarna
  • • Muhallebi­, sütlaç

 

Koku ya da Tat Değişikliği

Tedavi­ sırasında tat ve koku algılama duyusu değişeb­il­ir. Yi­yecekler, özell­ikle et ve yüksek prote­inli d­iğer bes­inler acı ya da metal­ik bi­r tat vermeye başlar. Bu değişikl­ikler­in nedeni­ kemoterapi­ ya da radyasyon tedavi­si­ olabi­leceği­ gi­bi­, hastalığın kend­isi­ de olab­il­ir. Genell­ikle tedavi tamamlandıktan sonra bu değişiklikler normale döner.

Tat ve Koku Değişikliği Sorunları i­le İlgili Öneri­ler

  • Alışverişinizi kendiniz yapınız, gözünüze hoş görünen ve güzel kokan yi­yecekler­ seç­ini­z.
  • Eğer bi­r tür et (dana et­) özell­ikle kötü kokuyorsa, tavuk, balık, kuzu eti­ g­ib­i diğer et türler­in­i ya da yumurtayı deneyi­ni­z.
  • Etleri­ meyve suları ya da hoşunuza g­iden soslara yatırarak lezzet­in­i arttırınız.
  • Fesleğen, b­iber­iye, defne yaprağı vb. g­ibi­ aromalı baharatlar veya otlar kullanınız.
  • Yemekler kötü kokarsa dışarıda pişiriniz. Yemek pişirirken vant­ilatörü açınız. Sıcakken deği­l oda sıcaklığına geldiği zaman yiyiniz.
  • Tat ve kokularını değiştirmek için sizi­ rahatsız etmiyorsa soğan veya sarımsak ekleyiniz.
  • Sabah kalktığınızda 1 bardak oda sıcaklığında suya li­mon damlatarak o suyla ağzınızı çalkalayınız.

 

Bulantı ve Kusma

Kusma bulantı ile birlikte olabilir ve bazı tedavi şekillerine bağlı olarak ortaya çıkar.

Bulantı Olduğunda Yenilebilecekler:

  • • Kızarmış ekmek, kraker, gevrek, simit ve bunlarla beraber peynir
  • • Makarna
  • • Fırında pişmiş ya da haşlanmış derisiz tavuk
  • • Kuru meyveler
  • • Ayran, patates

 

Sakınılması gerekenler:

  • • Yağlı besinler, kızartmalar
  • • Şekerlemeler, tatlılar
  • • Baharatlı ya da sıcak yiyecekler
  • • Ağır kokulu yiyecekler

 

Bulantı probleminiz olduğunda

  • • Az, sık ve yavaş yiyiniz.
  • • Açlık hissederseniz öğün aralarında da yiyiniz.
  • • Sizi cezbeden yiyecekleri yiyiniz.
  • • İçecekleri öğünlerde değil öğün aralarında içiniz.
  • • İçecekleri oda sıcaklığında yavaş yavaş ve yudum yudum içiniz.
  • • Sevdiğiniz yiyecekler bulantı yapıyorsa onları yemeyiniz. Bu sevdiğiniz yiyeceklerden tiksinmenize sebep olabilir.
  • • Yemeklerden hemen sonra 1 saat ya da daha fazla dinleniniz.
  • • Sabah kalktığınızda bulantılar oluyorsa, yataktan çıkmadan önce kraker ya da kızarmış ekmek yiyiniz.
  • • Rahat giysiler giyiniz.

 

Kusma Sorunu Olduğunda Yenebilecek Yiyecekler

  • • Kusma nöbetleri geçmeden bir şey yiyip içmeyiniz.
  • • Kusma tekrar kontrol altına alındıktan sonra az miktarda su ya da et suyu gibi hafif sıvı yiyecek-içecekleri alınız.
  • • Her 10-20 dakikada 1 çorba kaşığı ile başlayınız.
  • • 20-30 dakikada bir 2-3 çorba kaşığına çıkartınız.
  • • Hafif sıvılarla rahatladıktan sonra tamamen sıvı ya da hafif yiyecekler yemeye çalışınız.

 

İshal

Tedavi sırasında, özellikle kemoterapi ve vücudun alt bölgelerin, mide ve bağırsaklara radyoterapi uygulanması sırasında ishal yaygın olarak görülür. Ayrıca enfeksiyonlar, besinlere karşı hassasiyet (ilaçlar nedeniyle ortaya çıkabilir) ve duygusal sorunlar ishale yol açabilir. İshal durumunda Kaybettiğiniz suyu yerine koymak için bol su içiniz. Sık ve az yiyiniz. Ağır öğünler yemeyiniz.

 

İshal Durumunda Yiyecek Seçimi

Uygun olanlar:

  • • Yüksek oranda sodyum ve potasyum içeren besinler; Et suyu, muz, patates, pişmiş havuç
  • • Yoğurt
  • • Pilav, şehriye, makarna, yayla çorbası
  • • Ekmek, kraker
  • • Derisi alınmış tavuk ya da hindi
  • • Az yağlı kuzu eti ya da balık
  • • Akı ve sarısı katılaşıncaya kadar haşlanmış yumurta

 

Sakınılması Gerekenler:

  • • Yağlı besinler, kızartmalar
  • • Çiğ sebze ya da salata
  • • Süt ve yağlı peynirler
  • • Fındık, fıstık, ceviz gibi yağlı tohumlar
  • • Brokoli, kuru baklagiller, mısır, karnabahar, gibi zengin lifli gıdalar
  • • Kayısı, erik, armut gibi lifli meyveler

 

Kabızlık

Tedavi sırasında bazı ilaçlar kabızlığa yol açabilir. Yeterince lif içermeyen ya da yağ oranı yüksek beslenme tarzı da kabızlığa neden olabilir.

Kabızlık Durumunda Yiyecek Seçimi

  • • Her türlü sıvı besini daha çok alınız.
  • • Günde en az 8 bardak su içiniz.
  • • Kuru baklagiller, kepeği ayrılmamış tahılları tüketiniz.
  • • Kayısı ya da kuru erik ya da bunların komposto/hoşaflarını tüketiniz.
  • • Her gün hafif egzersiz yapınız.

 

 

Kemoterapi Uygulaması Sırasında Beslenmeyle İlgili Öneriler

Kemoterapi uygulaması boyunca yeterli ve dengeli beslenme ile kilo kontrolü sağlanarak, kilo kaybına ya da alımına engel olunacaktır. Böylece uygulamanın vücudunuz tarafından daha iyi tolere edilmesi sağlanacaktır. Günlük gereksinimin karşılanması, tedavinin yan etkilerinden daha az etkilenmeyi sağlayarak, immun sisteminin (bağışıklık sisteminin) kuvvetlenmesiyle enfeksiyonlara karşı direnç artacaktır.

Uygulanan tedavi yöntemlerine, aldığınız ilaçlara ve tedavinizin süresine bağlı olarak normal yemek yeme düzeninizde, iştah durumunuzda ve kilonuzda bazı olumsuz değişimlerle karşılaşabilirsiniz. Günlük ihtiyacınız olan yeterli enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve minerallerin sağlanması çok önemlidir. Beslenme ile ilgili sorunlarınızda diyetisyeninize danışabilir, önerilerini alabilirsiniz.

Öğünlerinizi atlamadan düzenli beslenmeye özen gösteriniz. Öğün atlamak iştahsızlığı artırır ve besin alımınızın azalmasına yol açar.

Lütfen kemoterapi tedaviniz sırasında;

  • • Kan portakalı, greyfurt, greyfurt suyu, nar, nar suyu, ısırgan otu, ısırgan otu çayı, içeriğini bilmediğiniz bitki çaylarını tüketmeyiniz.
  • • Sarı kantaron, ginseng, ekinezya, ginko biloba tüketmeyiniz.
  •  Hiçbir besini ‘ilaç dozu’ haline getirip düzenli ve yoğun miktarlarda tüketmeyiniz, “kür” yapmayınız (bitki özü, suyu, yağı, tohumu, ekstresi gibi).
  • • Kemoterapi aldıktan sonra, ilk 3 gün ağızda kolay dağılan ve çok fazla çiğneme gerektirmeyen besinler tüketin (makarna, püre, çorba gibi).
  • • Kemoterapi aldığınız günler lütfen alkol tüketmeyin.
  • • Öğünlerinizde her besin grubundan bir yiyeceği tüketmeye çalışın (Süt ve süt ürünleri, et, yumurta veya kuru baklagil, ekmek veya tahıl ürünleri, sebze, meyve ve sağlıklı yağlar).
  • • Günlük besin tüketiminiz sırasında yeterli protein ve kalori içeren yiyecekler alınız. Böylece vücut dokularının korunmasına ve uygulanan tedaviler nedeniyle zarar görebilecek dokularınızın yenilenmesine yardımcı olacaktır. Kadınların günde 60 – 90 gram (2-3 köfte büyüklüğünde), erkeklerin ise 90-120 gram (3-4 köfte büyüklüğünde) ızgara veya fırında pişmiş et, tavuk veya balıktan birini yemeleri gerekmektedir.
  • • Öğünlerinizi az az sık sık yemeye çalışınız. Böylece daha çok besin almak kolaylaşacaktır (günde 6–8 öğün).
  • • Peynir, kraker, kuruyemişler, leblebi, kuru meyveler, sütlü tatlılar, bisküvi, meyveli yoğurtlar, meyveler gibi besinleri ara öğünlerinizde pratik olarak tüketebileceğinizden dolayı yanınızda taşımaya özen gösteriniz.
  • • Günlük beslenmeniz içerisinde, zaman zaman sevdiğiniz, iştahınızı olumlu yönde etkileyecek ve besin alımınızı artırmada faydası olabilecek farklı beslenme alternatiflerini de kullanabilirsiniz.
  • • Sıvıları yemekten 30–60 dakika önce veya sonra tüketiniz. Yemekle beraber tüketilen sıvı içecekler, iştahsızlığınızı artıracaktır.
  • • Kendinizi iştahlı hissettiğiniz öğünlerde daha çok yiyebilirsiniz.
  • • Eğer kendinizi iyi hissetmezseniz ve yalnızca bir iki çeşit yiyecek yemek isterseniz, diğer yiyeceklere istek duyana kadar bunlardan tüketiniz.
  • • Ek kalori ve protein almak için sıvı besinleri deneyiniz. (Süt, ayran, yoğurt, çorba, enteral besin desteği gibi).
  • • İştahınızın az olduğu ve yemek yiyemediğiniz zamanlarda sıvı fakat enerji ve protein içeriği yüksek besinler almayı deneyiniz. Su, çay, bitki çayları, taze meyve suları, havuç, sebze suları, meyve nektarı, komposto, ayran, meyveli süt veya yoğurt, protein içeriği yüksek çorba vb. gibi, az hacimli ama zenginleştirilmiş sıvı besinleri deneyebilirsiniz.
  • • İştahsızlığınız fazla, günlük besin alımınız çok az ve kilo kaybınız fazla ise doktorunuz ve diyetisyeniniz ile görüşerek, beslenme planınızı oluşturunuz. Eğer gerekli görülürse verilen enteral besin destek solüsyonlarınızı mutlaka tüketiniz.
  • • Düzenli, hafif egzersizler veya 30-40 dakikalık açık havada orta tempoda yürüyüş besin tüketiminizi ve iştahınızı artırmada size yardımcı olacaktır. Doktorunuza danışarak egzersiz yapıp yapamayacağınızı öğreniniz.

 

Radyoterapi Uygulaması Sırasında Beslenmeye İlgili Öneriler

• Radyoterapi sırasında beslenme:

  • • Tedavi alanının büyüklüğüne,
  • • Toplam ve günlük tedavi dozlarına,
  • • Radyoterapinin kaç hafta süreceğine,
  • • Hastanın genel performans durumuna,
  • • Hastanın eşlik eden hastalıklarına (örn: diabet, ülseratif kolit vb.),
  • • Hastaya ait radyasyon duyarlılığına göre farklılıklar gösterir.

• Yapılan klinik çalışmalarda, radyoterapi öncesi vücut ağırlığı ve genel performans durumu iyi olan olguların tedavi uyumunun daha iyi olduğu gösterilmiştir. Günlük ihtiyacınız olan yeterli enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri sağlaması çok önemlidir. Beslenme ile ilgili sorunlarınızda diyetisyeninize danışabilir, önerilerini alabilirsiniz.

 

Baş-boyun Bölgesi, Akciğer ve Yemek Borusu Işınlamalarında

Baş-boyun bölgesinden radyoterapi uygulanan hastalarda ağız içi ve boğazda acıma veya ağrı, tat değişikliği ve yutkunma zorluğu tedavi sırasında gelişebilir. Buna rağmen, tedavi süresince düzenli ve dengeli beslenmeniz sağlığınıza tekrar kavuşabilmeniz açısından önemlidir.

  • • Tedavi sırasında dişler düzenli fırçalanmalı, tuzlu-karbonatlı gargaralarla düzenli ağız bakımı yapılmalı, mukozit gelişirse tedavi edilmeli,
  • • Günde 8-10 bardak su içilmeli.
  • • Sigara ve alkol kullanılmamalı.
  • • Yan etkiler ortaya çıkana kadar normal beslenmeye devam edilmeli ancak mukozayı tahriş edecek asitli ve acı-baharatlı vb. yiyeceklerden uzak durulmalı,
  • • Sulu yumuşak gıdalar (çorba, püre, makarna gibi) tercih edilmeli. Et suyu-tavuk suyu çorbalar ve peynir, süt ürünleri, et, tavuk, balık ve yumurta protein yönünden oldukça zengindir.
  • • Her gün en az bir yumurta tüketilmesi tavsiye edilir. Yumurta saf protein kaynağıdır.
  • • Gıdalar oda sıcaklığında olmalı, çok soğuk veya sıcak tüketilmemeli.
  • • Diyetisyen kontrolünde, haftalık kilo ve vücut-kitle indeksi, vücut yağ, kas ve su oranları takip edilmeli, gereklilikte protein ve kalori desteği amacı ile sıvı veya toz formda bulunan hazır destekler kullanılmalı.
  • • Baş-boyun bölgesinden radyoterapi alacak olgular radyoterapi öncesi mutlaka diş hekimine giderek diş ve diş eti hastalıklarını tedavi ettirmelidir.

 

Alt veya Üst Karın Bölgesi Işınlamalarında

Sindirim sisteminin tamamı veya bir kısmı radyoterapi sahası içinde bulunacağından radyoterapi esnasında sindirimle ilgili yan etkiler gelişmesi muhtemeldir. Oluşacak bu etkilerin çoğunluğu genellikle tedavinin 2-3. haftası civarında başlar ve tedavi bitiminde veya 2-3 hafta sonrasında azalarak sona erer.

Tedaviye bağlı gelişebilecek bulantı, kusma, iştahsızlık ve ishal beslenmeyi de olumsuz etkileyebilir. Tedaviye bağlı bulantı, kusma veya ishal gelişmemesi için veya geliştikten sonra yemek yemekten kaçınmak durumu düzeltmez aksine yan etkilerin daha şiddetli olmasına neden olur.

Bu yan etkileri önlemek için dikkat etmeniz istenen bazı hususlar aşağıda belirtilmektedir.

  • • Radyoterapi seansından önce ve sonraki bir saat içerisinde ana öğününüzü yememeye dikkat ediniz. Ancak tedaviye de aç girmeyiniz. Bu öneriler bulantı ve kusma şikayetini azaltmada size yardımcı olacaktır.
  • • Sık sık küçük öğünler şeklinde yemek yiyin, yemekleri yavaş yiyin ve iyice çiğneyin ve yemekten sonra dinlenin.
  •  Yiyeceklerinizin iyi pişmiş, aromadan fakir (soğan, sarımsak, lahana gibi koku verici besinlerden uzak), oda sıcaklığında ve yumuşak gıdalar olması bulantı ve hazımsızlık şikayetlerinizi azaltacaktır.
  • Tedavi süresince ishal yapıcı özellikte gıdalardan ve ilaçlardan kaçınınız.
  • • Izgara veya haşlama beyaz et, yumurta, beyaz peynir, yoğurt, pilav, patates püresi ve muhallebi gibi sindirim sisteminizi çok zorlamayacak ancak besin değeri yüksek gıdalar tüketiniz.
  • • Aldığınız gıdaların mineral ve vitamin ile desteklenmiş olmasına dikkat edin, sulu gıdaları seçiniz.
  • • İshal olduğunuzda kaybettiğiniz sıvıyı yerine koymak için bol bol sıvı alınız.
  • • Radyoterapi başından itibaren ve özellikle bağırsak hareketlerinizin artmaya başladığı 2-3. haftalarda patates, pirinç lapası gibi nişastadan zengin gıdalar tüketiniz.
  •  İshalle birlikte vücuttan potasyum kaybı da başlar. Bu nedenle muz, patates ve elma gibi potasyumdan zengin gıdalar tüketiniz.
  • • Tedavi seansları öncesinde sarı leblebi, kraker, tost gibi yiyecekler bulantı şikayetinizi azaltabilir.
  • • Çiğ sebze-meyve, baklagiller, kahve ve baharatlı yiyecekler bağırsak gazı ve kramplara neden olabilir, kaçınılmalıdır.
  • • Bol sıvı (su, açık çay, elma suyu vb.) alınız. Hazır meyve suları yerine taze sıkılmış meyve sularını tercih ediniz.

Bunların dışında hafif tempolu açık hava gezileri, kitap okuma, günlük tutma, resim yapma, bulmaca çözme gibi sizi yormadan oyalayacak uğraşlar edininiz. Stresinizi azaltacak ve rahatlamanızı sağlayacak gevşeme ve solunum egzersizleri yapınız.

  • • Tedavi sırasında alkol alımından ve sigara kullanımından kaçınınız.
  • • İdrar kesesi (mesane)’nin tedavi sahasına dahil olduğu durumlarda sık sık idrara çıkma isteği veya idrar yapma sırasında yanma gibi sistit benzeri yakınmalar olabilir. Bu durumda sıvı alımını artırınız ve doktorunuza danışınız. Belirtilen yan etkiler tedavi sırasında ortaya çıkan ve tedavi sonrası azalarak sona eren yan etkilerdir. Bitme zamanı kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle en fazla 3-4 hafta ile sınırlıdır.

 

Onkolojik Cerrahi Sonrası Beslenme Önerileri

Operasyon sonrası beslenme önerileri ameliyatın bölgesine göre değişmektedir. Cerrahi işlem öncesi ve sonrası mutlaka doktorunuza veya diyetisyeninize danışarak size uygun olan beslenme planını uygulayınız.

  • • Sindirim sistemi dışındaki bir operasyonda geçici iştah kaybı ve yiyecek tüketiminde azalma olurken, sindirim sistemi ile ilgili herhangi bir operasyonda iştah kaybı kalıcı olabilir.
  • • Ağız, dil, sinir sistemine yönelik müdahalelerde ise genellikle tat duyusu etkilenir. İlk etki olarak, tat duygusu değişir, çiğneme ve yutma güçlüğü görülür. Bu evrede mutlaka yumuşak ve kolay yutulabilir besinler (çorba, püre, muhallebi, yoğurt gibi) tercih edilmelidir. Aynı zamanda bireyin canının istediği ve cazip gelen besinler tercih edilmelidir.
  • • Operasyon bölgesine bağlı olarak, eğer operasyon sonrası şişlik hissi, gaz çıkarma, mide yanması, bulantı, karında rahatsızlık, geğirme ve gerginlik hissi varsa gaz yapıcı yiyecekler (soğan, lahana, fasulye gibi) tüketilmemelidir. Bireyin şikayetleri geçtiğinde tüketebildiği besinler azar azar ve teker teker olacak şekilde diyetine eklenebilir.
  • • Diyet sindirimi kolay, yumuşak yiyeceklerden oluşmalıdır.
  • • Yemekler aynı saatlerde yenmeli, az miktarlarda sık aralıklarla tüketilmelidir.
  • • Yiyecekler iyi pişirilmelidir ve baharat kullanılmamalıdır.
  •  Özellikle mide ameliyatlarından sonra kişi az miktarlarda ve sık aralıklarla beslenmelidir. Diyetteki basit karbonhidratlar çıkarılıp, yerine kan şekerini hızlı yükseltmeyen kompleks karbonhidratlar (tam tahıl ürünleri, sebze ve kabuklu meyveler gibi) konulmalıdır. Aynı zamanda diyetin protein içeriği yüksek olmalıdır.

 

Onkolojide Psikolojik Destek

Günümüzde gelişen teknoloji, tıbbi tanı ve tedavi tekniklerine rağmen halen kanser ağrı, acı, ölüm ile eş anlamlı olarak tutulmaktadır. Halk arasında ki bu ön yargılı ve gerçekçi olmayan tutum herhangi bir kanser tanısı alan hasta ve hasta yakınını da olumsuz etkileyebilmektedir. Yaygın inanış, kişinin sağlık, hastalık ve yaşama bakış açısı kanser tanısı alan bireyde önemli bir şok etkisi yaratmaktadır. Şok, inkâr, öfke, pazarlık, depresyon, üzüntü, kabullenme ve ümit tanıya ilişkin genel olarak verilen duygusal tepkiler olarak değerlendirilmektedir. Tüm bu duygusal süreçler beraberinde birtakım olumsuz düşünceler de yaratmaktadır. Tanı aşamasında bu kadar yoğun duygu ve düşünce içinde olan hasta aynı zamanda yakınları ve sosyal çevresi içinde bir ilişkiyi sürdürmeye çalışmakta, ayrıca tedavi sürecine ilişkin kaygılı beklenti içinde olmaktadır. Bu yoğun psikolojik durum dikkate alındığında, çoğu zaman hastaya benzer duygusal süreçleri hasta yakını da yaşadığından, aile desteği çoğu zaman yeterli olmamakta ve profesyonel destek gerekmektedir.

Tanı aşaması birçok zaman psikolojik desteğe en çok ihtiyaç duyulan durum olmaktadır. Bazı ön yargılar, psikolog veya psikiyatrist görüşmelerinin önünde ciddi bir engel olmakta ve kişinin yardım arayışına gidebilecek süreci engelleyebilmektedir. Ne yazık ki halen psikolojik destek almak, olumsuz değerlendirme korkusu yaratmaktadır. Ancak, Dünya Sağlık Örgütü sağlık tanımını “fizyolojik, psikolojik, sosyal tam iyilik hali” olarak belirtmekte dolayısıyla psikolojik durum sağlığın ayrılmaz parçalarından birini oluşturmaktadır. Bu açından bakıldığında her hastalığın olduğu gibi kanserin de psikolojik boyutu bulunmakta ve bundan dolayı da psikolojik destek, kanser tanı ve tedavi sürecinin her aşamasında bir ihtiyaç olarak göz önünde bulundurulmalıdır.  

Tanı aşamasında alınacak psikolojik destek, birçok yoğun duygu ve düşünceyi deneyimleyen hastanın gerek kendi kişilik özelliklerinden kaynaklanan nedenlerden gerekse yakınlarında ve çevresinde aldığı geri bildirimlerde, moral, motivasyonun çok önemli olduğu ve “güçlü olması gerektiğine” dair söylem duygularını bastırmasına yol açabilmektedir. Kafasında birçok soru, düşünce ve duygu olan hasta, güçlü olması gerektiğine dayalı inancı, ayrıca etrafındaki insanları üzmemek, kırmamak adına bastırdığı duygular, duygusal yoğunluğu arttırmakta, yalnızlaşma, anlaşılmama, daha çok gerginlik, zaman zaman öfke patlamalarına dönüşebilmektedir. Bu süreçte alınacak profesyonel destek, aile ve yakın çevresinin dışında daha objektif ve profesyonel değerlendirme ve bakış açısı, hastanın tanıya yönelik duygu ve düşüncelerini daha rahat değerlendirebilmesini sağlayacak, ayrıca, tanı sürecinin kabullenilmesi ve tedavi uyumunu artırabilecektir.

Yoğun duygular ve halk arasındaki hastalığa yönelik yaygın ön yargıların da etkisi ile hastalığa yönelik oldukça abartılı düşüncelere sahip olunabilmektedir.  Bu durum tanı sürecine uyumu güçleştirmekte ve zaman zaman kişiler arası ilişkilerde sorunlara yol açabilmektedir. Tanı aşmasındaki psikolojik desteğin en önemli hedeflerinin başında hastanın yaşadığı duyguları sağlıklı bir şekilde ifade edebilmesini sağlamak vardır. Ayrıca tanı sürecinde hastalığına yönelik çoğu zaman olumsuz ve gerçekçi olmayan düşünce biçimini değiştirmek ve daha gerçekçi ve iyimser bir bakış açısı kazandırmak önemli olan bir diğer aşamadır. Bu süreçte olumsuz düşünceleri etki edebilecek, internet üzerinde hastalığa ve tedavi sürecine ilişkin araştırmalar yapmak veya yakın çevreden bilgi almaya çalışmak doğru bir yaklaşım tarzı olmayacaktır.

Tedavi süresince psikolojik desteğin devamı, tedavi içinde gelişebilecek olumsuz düşünce ve duygulara yönelik müdahale edilebilmesi ve tedavi sürecine uyum adına önem taşımaktadır. Tedavi süreci içinde özellikle kemoterapi ve radyoterapinin getireceği olası yan etkilere yönelik kaygı, korku yaşanabilmektedir. Bu aşamada aileye yük olunduğuna, başkasına bağımlı hale geldiğine, fiziksel görünüşün değişeceğine, tedavinin kötüye gittiğine yönelik olumsuz inançlarla mücadele etmek adına bakış açısı ve değerlendirmelerin daha gerçekçi bir şekilde ele alınması, kişinin kaybettiğine inandığı kontrol algısını sağlamaktadır. Aynı zamanda, tedavinin ve hekimin izin verdiği ölçüde günlük rutin ve hobilerin sürdürülmesi, olumlu duyguları güçlendirmektedir.

Tedavi sonrası kontrol aşamalarında, zor bir sürecin geri de bırakılmasının verdiği bir rahatlığın yanı sıra, özellikle kontrol dönemlerinde artabilen hastalığın tekrar etme olasılığına yönelik düşünceler olabilmektedir. Zaman zaman normal kabul edilse de özellikle bu kaygı, kendisi ve sevdiklerine yönelik sağlık endişelerine dönüşmekte ve günlük işlevselliğini kısmen de olsa etkilemekteyse, işlevsiz olan bu düşünce ve davranışların değiştirilmesi yaşam kalitesi açısından önemlidir. Özellikle tedaviden sonra eski günlük yaşantısına dönmeye çalışan kişinin, bu süreçte tanı ve tedavi süreci içinde aldığı aile ve sosyal desteği göremediğine dair inancı, yalnızlık, boşluk hislerine yol açabilir. Bu durumda ailenin desteği, kaliteli vakit geçirmeye çalışılması, kişinin önemsendiğine dair davranışlarda bulunulması, bu duygu ve düşüncelerden uzaklaşmasını sağlayacaktır.

 

Psikolojik destek hastalığın her aşamasında, sağlık açısından hem bir gereklilik hem de bir ihtiyaçtır. Tanı, tedavi sürecine uyum, yaşam kalitesi, tedavi etkililiği, tedavi süresince görülebilecek yan etkilere yönelik duygu ve düşünceler, ayrıca bu etkilerle başa çıkma becerisi, tedavi sonrasındaki nüks kaygısı, tedavi sonrası yaşam biçimi ve duygu, düşünce, davranış düzenlenmesi gibi alanlarda psikolojik destek önemli katkılar sağlamaktadır. Yaşam içinde her türlü olumlu ve olumsuz duruma veya olaya maruz kalabilecek kişi, bu olay ve durumları her zaman kontrol edemese de başına gelebilecek her türlü olay, durum veya hastalık karşısında her zaman kontrol edebileceği bir şey vardır.  O da başına gelenlerle nasıl baş etmeye çalıştığı, yani tutum, düşünce ve davranışlarının ne ve nasıl olduğudur. Kanser tanı ve tedavi süreci, insanın duygusal yaşamında bir kriz olarak değerlendirilebilir. Çince de kriz kelimesi tehlike ve fırsat anlamına gelen iki sözcükten oluşur. Dolayısıyla yaşanan bu kriz beraberinde duygusal gelişme ve olgunlaşma için bir fırsattır. Bu krizden kazanımlarla çıkmak, hem bu süreçte alınacak psikolojik destek, hem de kişisel çaba ve aile desteği ile mümkündür.

 

Kanserin Psikolojik Yönü 
Dünya Sağlık Örgütü sağlığı, yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması değil, fiziksel, sosyal ve psikolojik olarak tam iyilik hali olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla sağlık veya hastalık, halk arasındaki yaygın inanışın aksine sadece bedensel, fiziksel yönü olan bir durum değildir. Bununla birlikte, hastalık durumunda, insanın bedensel, psikolojik ve sosyal olarak değerlendirilmesi, hastalığın tanı ve elbette ki tedavi aşamasında oldukça önem taşımaktadır.

Kanser, 21. yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından biridir. Kanser hastalığı bedensel zorlukların yanı sıra, hastaların sosyal yaşamlarında ve hastaların üzerinde güçlü psikolojik etkileri olabilmekte, hastalığın seyri, tedaviye uyum ve tedaviye yanıtı etkileyebilmektedir.  Hastalığın gerek tanı aşamasında gerekse tedavi sürecinde hastanın benlik saygısında, bedeni ile ilgili algısında, sosyal yaşantısında, yaşam kalitesinde, yaşamının işleyişinde, aile ve çevresiyle ilişkilerinde, kişisel ve sosyal rollerinde değişiklik yaratabilmektedir. Yaşamı tehdit eden bir hastalığa yakalanmış olmak bireylerin uyumunu olumsuz etkileyen bir faktör olarak psikolojik zorlanmaya sebep olabilmektedir. Çünkü günümüzde kanser halen umutsuzluk, dayanılmaz ağrılar, korku ve ölümle eş tutulmaktadır. Bununla birlikte tıbbi tanı ve tedavideki gelişmeler ve hastalığa yönelik bütüncül bakış açısı birçok olumsuzluğun önüne geçebilmektedir. Kanser tedavisinde ekip anlayışı, hastaların her yönü ile değerlendirilmesi ve takibi ile amaçlanan tedaviye uyum ve yanıtını artırmaktır. Bu anlayışla, kanserin psikolojik yönü bu ekibin en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır.

Kanser Hastalarının Yaşayabileceği Psikolojik Etkiler   

“Sizden öncekiler başardıysa, siz de başarabilirsiniz.”

Tanı Aşaması

İlk aşamada kaygı, korku duygularının yaşanması, üzüntünün ve ağlama nöbetlerinin olması, bir dereceye kadar doğal ve son derece insani tepkilerdir. “Benim başıma neden bu geldi”, “Çok üzüldüm, hassastım, ince düşünceliydim hep bundan oldu”, “Cezalandırılıyorum”, bu ve benzeri düşünceler çoğu zaman kişiyi duygusal olarak da olumsuz etkilemekte ve gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Birçok zaman düşünce şeklimiz, algılarımız ve nasıl hissedeceğimizi de etkilemektedir.

Umut Her Şeyin Başıdır

Hastalık tanısını kabul etmek her ne kadar çok zor olsa da, tıpta ve teknolojide ki gelişmeler, daha önceleri imkânsız gibi görünen birçok şeyi çözüme kavuşturmuştur. Dolayısıyla, tedavi öncesinde ve sırasında, gereken her şeyin tedavi ekibi içinde yer alan, gerek hekim gerekse diğer sağlık personeli tarafından yapılacağını bilmek ve tedavinin işe yarayacağına, eski sağlığa kavuşulacağına yönelik “umudu korumak ve kaybetmemek” önemlidir. Çünkü önceden niceleri bunu başardı.

 

Tedavi Aşaması

Tedavi aşamasında dış görünüşe, tedavinin işe yarayıp yaramayacağı veya aileye yük olunacağına yönelik düşünceler olabilir; bu düşüncelerin yarattığı kaygı ve üzüntü, zaman zaman yılgınlık, isteksizlik ve öfke yaşatabilir. Bu süreçte, duygu ve düşünceleri saklamamak, bastırmamak, ayrıca tedaviyi bir süreç olarak görmek ve bu süreç sonunda sağlığa tekrar kavuşulacağına yönelik tutum ve inanç önemlidir. Tedavi boyunca, gündelik hayatı ve hobileri hekimin izin verdiği ölçüde, mümkün olduğu kadar sürdürmeye gayret göstermek, işlevselliği etkilemekte ve tedavi boyunca “bir işe yaramadığına” ve “başkasına yük olacağına” yönelik olumsuz inancı yıkmaya yarayacaktır.

Tedavi Sonrası Süreç

Tedaviden sonraki süreçte, kontrol aşamasında, özellikle kontrol günleri yaklaştıkça, “Hastalığım yeniden tekrarlar mı?”, “Eskisi gibi olabilecek miyim?” gibi düşünceler ve kaygı yaşanabilir. Ayrıca tedaviden sonraki süreçte, tedavi boyunca alınan duygusal ve sosyal desteğin, hayatın normale dönmesi ile beraber artık olmadığına, dolayısıyla yalnızlık, terk edilmişlik gibi bir hislerine yol açabilir.

Birkaç Öneri


Tanı, Tedavi Aşaması ve Tedavi Sonrasında Şunları Dikkate Alın:

  • Asla yalnız değilsiniz! Aileniz, arkadaşlarınız ve tedavi ekibini her zaman yanınızda olduğunu unutmayın.
  • Belirsiz durumlar üzerinden varsayımlarda bulunmayın, ancak aklınıza takılanları hekiminize sormaktan çekinmeyin
  • Size keyif veren, gülümseten şeylerden asla vazgeçmeyin ve onları hep yanınızda bulundurun.
  • Güçlü olmak demek duyguları bastırmak demek değildir. Duygularınızı, düşüncelerinizi, ihtiyaçlarınızı ifade edin.
  • Gerektiğinde psikolojik destek almaktan çekinmeyin. Psikolojik destek çoğu zaman bir ihtiyaçtır.
  • Hastalığa yönelik gerçekçi ve iyimser bir bakış açısı tedaviye uyumunuzu ve tedavi yanıtı olumlu etkileyecektir.
  • Hobilerinizi sürdürmeye ve gündelik hayata mümkün olduğu kadar karışmaya çalışın.
  • Tedavi süresince aklınıza birtakım olumsuz düşünceler gelebilir, bu düşünceleri hekiminiz, psikoloğunuz veya aile bireyleri ile paylaşın. Çoğu zaman ilk aklınıza gelen düşünce gerçeği yansıtmamaktadır.
  • Tedavi sonrasında, tedavi boyunca hissettiğiniz desteği, eskisi gibi olamadığına dair bir algı ve inancınız, buna eşlik eden yalnızlık hissiniz varsa, bunları aileniz ve yakınlarınızla paylaşın, beklediğiniz davranışları kısa ve net ifadelerle belirtin.

 

Kanser Hastası Yakınlarına Öneriler 

Tanı, Tedavi Aşaması ve Tedavi Sonrası Hastanızın ve Sizin Yaşayabilecekleriniz

Kesin tanı koyulduktan sonra hem hastanız hem de sizde duruma yönelik şok, şaşkınlık ardından tedavi sürecine ilişkin kaygı, korku, gerginlik yaşamanız, yaşamda meydana gelen önemli değişimlerde psikolojik yapımızın uyum adına verdiği tepkilerdir. Bu aşamayı, yaşamınızın büyük ve önemli bir dönemi olarak görebilirsiniz. Ancak bu süreçte takınacağınız gerçekçi ve iyimser tutum, moral ve motivasyonunuzu etkileyecektir.

Destek ve Yardım Önemli

Tedavi süresi boyunca hastanız da çökkünlük, umutsuzluk, kaygı ve öfke gibi duygular yaşayabilir ve bunları şiddetli bir şekilde yansıtabilir. Lütfen bu duyguları ve ifadelerini kişisel algılamayın. Fiziksel anlamda desteğe ihtiyacı da olabilecek hastanıza ev içi veya ev dışı alanlarda da destek göstermeniz gerekebilir.

“Unutmayın! Güçlü olmak demek duyguları bastırmak demek değildir. Hastanızın duygularını ifade etmesi konusunda onu destekleyin, gerekirse cesaretlendirin.”

Kanser hastasına duygusal, fiziksel destek ve bakım vermek,  önemli ve bir o kadar da duygusal anlamda yorucu olabilir. Kendinizi tükenmiş hissederseniz, mutlaka psikolojik destek alın.

Tedavi Sonrası Yaşam

Tanı ve Tedavi aşaması bitiminde yoğun bir duygusal destek alan hastanızın tedaviden sonra bu desteğin eskisi gibi olmadığına yönelik bir algısı ve yalnızlık hissi olabilir. Bu konuda size veya etrafındaki diğer insanlara sitem edebilir veya tamamen içe çekilebilir. Bu konuda dikkatli olmanız gerekebilir.

Her Kriz Bir Fırsat Yaratır

Kanser tanısı fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da önemli bir yaşam olayı ve dönemidir. Bir başka deyişle bir krizdir. Her kriz içinde bir fırsat barındırır. Bu süreçte ki duygular ve davranışlarınız, birbirinize olan bağlılığınızı güçlendirecektir. Ayrıca hem hastanız hem de siz tedavi boyunca yaşanan sıkıntı ve acıları bir kazanıma ve deneyimlediklerinizi bir kazanıma dönüştürebilirsiniz.

Psiko- Onkoloji Birimi 

Kent Hastanesi Psiko-Onkoloji Biriminin temel hedefi hastaların tanı, tedavi aşamaları ve tedavi sonrası süreçte yaşayabilecekleri duygusal, davranışsal problemler ile çeşitli stres faktörlerinde hastalara destek olmaktır. Medikal tedavinin yanı sıra psikolojik danışmanlık süreci ile de tedaviye uyumu artırmak ve hastaların psikolojik olarak iyilik hallerine katkıda bulunmak amaçlanmaktadır.


Onkolojide Nefes Farkındalığı ve Yoga Terapisi

Kel­ime anlamı olarak "Bi­rli­k" anlamına gelen yoga, ruh, zi­h­in ve bedeni­ b­irleşti­ren 5000 senel­ik kad­im bi­r bi­lgi si­stem­idi­r. Pranayama (nefes tekn­ikleri­), asana (f­iz­iksel duruşlar) ve medi­tasyondan oluşur. Yoga b­ize sevgi­y­i, yaşam b­ili­nc­ini­ ve günlük akti­v­iteler­im­izde ­iç dünyamızdan dışa doğru bi­r ­iyi­leşmey­i geti­rir.

Asanalar (f­iz­iksel duruşlar): Vücudun ve zi­hn­in rahatlayıp bütünleşt­iği­ sabi­t duruşlardır. Bedenle yaptığımız hareketler kaslarımız, kemi­kler­imi­z, eklem ve tendonlarımız üzer­inde etki­li­ olduğu g­ib­i zi­hi­nsel ve ruhsal açıdan da rahatlamamızı sağlar.

Pranayamalar (nefes tekn­ikler­i): Prana yaşam enerji­si­ demekti­r. Pranayama ­ise bedendek­i yasam enerj­is­ini­ nefesi­ kullanarak yönlendirmekti­r. Nefes çalışmaları, bedeni­ ve z­ihni­ temi­zler, dengeler ve enerj­ini­n bedende toplanmasını sağlar.

Med­itasyon: Z­ihni­ saki­nleşt­irme ve di­nlendi­rme tekni­ği­di­r. Med­itasyonla duyarlılığımız, di­kkat­im­iz ve farkındalığımız artar, ruhumuzla olan bağlantımız güçlen­ir.

Onkolojide Nefes Teknikleri ve Yoga Terapinin Yeri

Kanser tanısı ve sonrasındak­i süreçlerde kaygı düzeyi­ artab­ili­r. Bu nedenle de tedav­i süreci­nde ve sonrasında kaygı düzey­ini­ azaltmaya yönel­ik destek yöntem ve g­irişimler çok önemli­d­ir. Özelli­kle hastalığa sahi­p kişilere sıklıkla “stresten uzak durun” denmekted­ir. Nefes ve medi­tasyon çalışmaları kişinin stres yönet­imi­ yapabi­lmes­ine yardımcı olmaktadır.

Yoganın yasam kali­tesi­ni­ artırdığına ve b­irtakım şikayetler­i azalttığına dai­r çalışmalardan bazıları;

  • • Lenfomalı hastalarla yapılan bi­r çalışmada, yoga terapi­si­ alan hastaların daha çabuk uykuya daldığı, daha uzun süre uyuyabi­ldiği­ ve uyku ­ilaçlarına daha az ­ihti­yaç duyduğu gözlenm­işt­ir. 2013 yılında yayımlanan b­ir başka kl­in­ik çalışmada da benzer şek­ilde yoganın uyku kali­tes­in­i artırdığı göster­ilm­işt­ir.
  • • 2017 yılında yayımlanan bi­r si­stemati­k derlemede; yoganın meme kanserli­ hastalarda depresyon, kaygı bozukluğu ve halsi­zliği­ azaltıp yasam kal­itesi­ni­ artırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • • Bi­r başka çalışmada da 12 aylık yoga programının ardından stres hormonu korti­zol düzeyler­in­in azaldığı, kalp atış sayısının ve kan basıncının bel­irgi­n şek­ilde düştüğü görülmüştür. Yoga ve nefes pratikler­ini­n stres hormonu kort­izolün salınımını düzenleyebi­ld­iği­ göster­ilmektedi­r.
  • • Yoga, meme kanserl­i hastaların hormon tedavi­s­ine bağlı gelişen kas ve eklem ağrılarında azalma sağlanmıştır.
  • • Yoga ve nefes uygulamaları, radyoterapi­ye bağlı hals­izliği­­ azaltmış, hastaların genel sağlık durumunu daha ­iy­i bi­r sev­iyeye geti­rm­işti­r. Yoga yapan ve yapmayan gruplar karşılaştırıldığında, yoga yapanlarda halsi­zl­ik şi­kayet­ % 57 daha az görülmüştür.
  • • Kemoterapi­ alan hasta gruplarında yoga ve nefes prati­kleri ­ yapanların kemoterap­iye bağlı bulantı ve kusma şi­kayetleri­ni­n sıklığı ve şi­ddet­in­in azaldığı bi­ld­iri­lmişt­ir. Yoganın bulantı kesi­ci­ i­laçlarla birlikte tamamlayıcı b­ir yöntem olarak kullanılab­ileceği beli­rti­lm­işt­ir.
  • • Meme kanserli kadınlarda, menopoz benzeri­ şi­kayetlerde azalma sağladığı b­ild­ir­ilm­işt­ir.
  • • Bu olumlu etk­iler kişi­yi­, süreci­ ve yaşam yolunu güçlendi­rmektedi­r.

Bütün bu bi­lg­iler­in ışığında, yoga ve nefes tekn­ikler­ini­n esnekli­k kazandırma gi­bi­ bi­r faydası olması ötesi­nde, hastalıkların tedavi­ sürec­inde, hastaların psi­kososyal ve fi­zi­ksel zorlukları yönetmesi­ne yardımcı olabi­lecek etki­leri­ de olduğunu söyleyebi­li­r­iz.

Bu Süreçte Siz De Bize Katılın

Onkoloj­ik hastalıklarda kullanılan bi­r yoga destek programı olan Nefes Farkındalığı ve Yoga Terapi­ Programı haftada 2 gün yapılmaktadır. Programda, asanaların yan­i fi­zi­ksel duruşların sandalye üzerine uyarlanmış olan formları kullanılmaktadır. Derslerde nefes farkındalıkları ve der­in gevşeme tekn­ikleri­ de yer almaktadır.

Yoga Terapi­ Programı’na hek­im­in­izi­n onayını alarak katılabi­li­rsi­ni­z.

Haftada 2 kez katılabi­leceği­ni­z bu programa gel­irken s­ize tavsi­yem­iz;

  • • Programa gelmeden 2 saat önce yemek yemiş olmak,
  • • Rahat kıyafetler g­iymek,
  • • Şal ya da benzer­ bi­r örtü geti­rmek.

Onkolojide Fizik Tedavi Rehabilitasyonu

Onkoloji Merkezimizde kemoterapi veya radyoterapi alan hastalarımızın tedaviden kaynaklı oluşan ağrı ya da yorgunluk gibi şikayetlerini en aza indirmek için fizik tedavi rehabilitasyon hizmeti verilmektedir. Hastaların fiziksel güçlerini artırmak, fonksiyonel bağımsızlıklarını kazandırmak ve ağrılarını azaltmak amaçlı planlanan tedavi kapsamında fizyoterapi, masaj, kişiye özel egzersizler ve rehabilitasyon programları uygulanmaktadır.

 

  • • Uzun süre yatarak tedavi gören ve bu durumdan kaynaklı kas kaybı görülen,
  • • Cerrahi işlem sonrası hareketlerinde kısıtlılık yaşayanlar,
  • • Baston, yürüteç gibi yardımcılardan destek alan ve denge problemleri olan hastalar fizik tedavi desteği alabilirler.

Onkolojide Ağız ve Diş Sağlığı

Onkolojik tedaviler ağız ve diş sağlığı sorunlarına yol açabilir. Önleyici tedbirler ile ağız ve diş komplikasyon riski azaltılabilir. Bu nedenle tedaviniz başlamadan önce mutlaka bir diş hekimine muayene olmanız önerilmektedir. 

Kemoterapi Sırasında Yutma Güçlüğü ve Ağız İçi Yaralar

Kemoterapi alırken ağız içinde, boğazda, yemek borusunda kuruma, kızarma ve yaralar oluşabilir. Bu durumun hem beslenmenizi engelleyeceğinden hem de mikrop kapmanız için elverişli ortam yaratacağından oluşmasını engellemek için gerekli önlemleri almak gerekir.

Ağız Bakımı İçin Gerekli Önlemler;
• 
Tedaviye başlamadan önce mutlaka diş hekimine muayene olunuz ve sorun varsa gerekli tedavileri yaptırınız.
 Dişlerinizi her yemekten sonra ve yatmadan önce yumuşak naylon kıllı (bebek fırçası) diş fırçası ve çocuk diş macunu ile fırçalayınız. Her fırçalamadan önce fırçanızı sıcak suyla yıkayınız.
• Yemeklerden sonra ve yatmadan önce bir bardak suya bir çay kaşığı karbonat koyarak hazırladığınız suyla ağzınızı bolca çalkalayınız. Bu ağızdaki asidi azaltır, kuruluğu ve yaraları engellemeye yardımcı olur. Alkol ve gliserinli ticari gargaraları kullanmayınız.
• Dudaklarınızı vazelin veya kremle nemli tutarak kuruma ve çatlamaları engelleyiniz.
• Sigara, alkol, çok sıcak, çok soğuk, baharatlı, acı, sert yiyeceklerden kaçınınız.
• Protez kullanıyorsanız ağzınıza iyi uymasına dikkat edin. Her yemekten sonra protezinizi çıkararak ağzınızı çalkalayınız.
• Protezlerinizi geceleri her gün suyunu değiştirdiğiniz ağzı kapalı bir kapta saklayınız.
• Bol sıvı alınız.

Onkolojide Saç Derisi Soğutma Sistemi

Kemoterapi­ tedavisinde oluşabilecek saç dökülmeler­ini azaltmak artık mümkün.


Kemoterapi Tedavisinde Saç Kaybı

Saç kaybı kemoterapide ortaya çıkan en belirgin etkilerden biridir. Kemoterapide kullanılan ilaçlar, kanser hücrelerini­ öldürdüğü gibi­ vücudumuzdaki­ sağlıklı hücreleri­ ve saçları etkileyebilir. Kemoterapi­ tedavisi­, ­ilaçların uygulama süresi­ ve şekline ya da kullanılan tedavi­ protokolüne göre farklı oranlarda saç dökülmelerine yol açabilir.

 

Saç Derisi Soğutma Sistemi Nedir?

Saç derisi soğutma, kemoterapi gören hastaların saç dökülmesini azaltmak ya da önlemek için kullanılan bir yöntemdir. Yapılan araştırmalar ve çalışmalar, bu yöntemin kemoterapi tedavisinde kullanılan bazı ilaçlara karşı etkili olduğunu göstermektedir.

Deri soğutma, derinin ısısını düşürmek için kullanılan bir yöntemdir ve 25 yılı aşkın bir süredir farklı şekillerde kullanılmaktadır. Deri ısısını birkaç derece azaltmak, saç foliküllerine varan kan miktarında bir sınırlama yaratır. Böylelikle kan akışıyla taşınan kemoterapi ilaçlarının etkisinden korunma sağlanmış olur.

Neden Saç Derisi Soğutma Sistemi?

Saç dökülmesi­, kemoterapi­ tedavisi sırasında ortaya çıkan en belirgin etkilerden biridir.

Saç der­isi­­ soğutma, saç kaybının önlenmesi­ ­için reçete ile verilen birçok kemoterapi­ i­lacıyla birlikte geçerli­ bir alternatif sunar. Bu durum, saçta kısmi­ ya da tamamıyla bir koruma ­ile sonuçlanır. Tedavi­ ve bakım sürecinde hastaya pozitif bakış açısı sağlayarak hastanın özgüvenini­ artırır. Saç deri­si­ soğutma sisteminin kemoterapi­ tedavi­si gören hastaların yaşam kalitesi­ üzerinde önemli­ b­ir etki­si vardır.

 

Nasıl uygulama yapılır?

Tedavi öncesinde hastanın saçlı derisi soğutulmaya başlanır ve soğutma işlemi kemoterapi sırasında da devam eder. Saçlı derinin soğutulması nedeniyle bu bölgedeki kılcal damarların kasılmalarına neden olur ve kemoterapi esnasında ilaçların saçlı deriye ulaşımı engellenir.

Böylelikle saç hücrelerinin etkilenme riski en aza indirilmiş olur.

 

Hangi saç derisi soğutma yöntemini kullanmanız gerekir?

Şu an kullanımda olan iki yöntem vardır:

Her iki yöntemde de ilaç aşılama öncesi ve sonrasında giyilen tek bir başlık mevcuttur.

Orijinal yöntem, - 25 °C' de donmuş jelden oluşan buz başlıklarını kullanır. Bunlar dondurucudan çıkarılır ve hastanın başına koyulur. Bu başlıklar kullanım süresince ısınmasın diye belirli aralıklarla değiştirilir.

Paxman saç kaybı önleme sistemi gibi alternatif yöntem, küçük bir dondurma sistemine bağlı olan hafif silikon başlıklardan oluşur. Başlık başa yerleştirilir ve sonra deri ısısını kontrollü oranda azaltır. Başlık tedavi süresince deride sürekli ve kontrollü bir soğutma sağlar ve değiştirilme zorunluluğu da yoktur. Bu yöntemin hastalar tarafından daha rahat ve katlanılabilir olduğu bilinmektedir ve etkin bir teknik olduğu onaylanmıştır.

İşlem Ne Kadar Sürer?

Başlık kemoterapiye başlamadan yaklaşık 30 dakika önce giyilir, uygulanan ilacın türüne bağlı olmakla birlikte ilaçların uygulama süresi boyunca takılmaya devam edilir. Başlığın toplam takılma süresi 2 saatten 5 saate kadar, ortalama 2,5 saat olarak değişmektedir.


Saç Derisi Soğutma Sistemi İşe Yarar Bir Yöntem Midir?

Binlerce hasta başarılı bir şekilde tedavi edilmiştir. Sonucu binlerce faktör etkileyebileceği için deri soğutma sisteminin başarısı tam anlamıyla garanti değildir. Bu faktörler yaş, saç şekli, saçın yapısı, tedavi edilen kanserin türü ve tedavi süresince hastanın saçına nasıl baktığı ile alakalıdır. Paxman saç kaybını önleme sistemini kullanarak yapılan çoğu ilaç uygulaması araştırmaları ve çalışmaları, yapay saça ihtiyaç duymayan hastaların başarı oranının %70 ile %90 arasında olduğunu göstermektedir.

PAXMAN Saç Kaybı Önleme Sistemi

  • Büyük oranda saç kaybı riskini azaltır ve hastanın öz güvenini geliştirir.
  • Saç derisini sürekli kontrollü bir derecede tutar.
  • Yüksek oranda hasta toleransı ve kabulü sunar.
  • Hem tıp çalışanları hem de hastalar tarafından anlaşılması kolay ve uygulaması basittir.
  • Başarı oranları kanıtlanmıştır.


Tedavi Sürecinde Saçınıza İyi Bakmanız Önemlidir.

Kemoterapi saçlarınızı kurutabilir ya da inceltebilir. Bu yüzden ne tür bir tedavi alıyorsanız alın, saçınızı korumaya ve mümkün olduğunca ona iyi bakmaya dikkat edin.

5.5 ph dengeli doğal ürünler ya da bitki/ sebze özlü saç ürünleri kullanın. Saçınıza ısı, basınç uygulamaktan ve stresten kaçının.

Uygulama Nerede Yapılır?

Kent Onkoloji Merkezinde Paxman saç derisi soğutma uygulaması yapılmaktadır. Size danışman veya klinik personeli yardımcı olacaktır.

Tümor Konseyleri

Kent Onkoloji Merkezi Tümör Konseyleri
Kent Onkoloji Merkezimizde her hafta düzenli gerçekleşen Tümör Konseylerinde yeni kanser tanısı almış ya da tedavi planında değişiklik yapılması gereken hastaların
durumları görüşülmektedir. Onkoloji Merkezimizde; Genel Tümör Konseyi’ne ek olarak, organ ve sistemlere özel multidisipliner konseyler yapılmaktadır.

  • •Genel Tümör Konseyi
  • •Meme Tümörlerİ Konseyi
  • •Beyin Tümörlerİ Konseyi

 

Her Tümör Konseyi; medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, ilgili cerrahi branş doktorları (göğüs cerrahisi, genel cerrahi, meme cerrahisi, beyin cerrahisi, ürolog ve jinekolog vb. gibi) nükleer tıp, radyoloji, patoloji, tıbbi genetik alanlarında deneyimi hekimlerimizin katılımıyla gerçekleşir.

 

Tümör Konseyinde, hastanın durumu ve hastalığın evresi göz önüne alınarak, kılavuzlar ve son bilimsel çalışmalar ışığında hastanın tanı ve tedavisi tartışılır, kararlaştırılır.

 

Kimler katılabiliyor?

Konseyler, hem hastane hekimlerimize, hem de onkoloji alanında görüş almak isteyen tüm hekimlerin katılımına açıktır.

Konseylerin hastalar için önemi nedir?

Kent Onkoloji Merkezi’nde yapılan konseylerde alanında uzman birden fazla hekimin görüşünün alınması, ortak bir fikir ile hastaya özel yol haritası oluşturulması hasta açısından avantaj sağlamaktadır. Hastalarımız multidisipliner bir yaklaşımla hazırlanan tedavi planına sahip olmaktadır. Böylece diğer branşlardaki doktorları gezmeden hastalıkları ile ilgili en doğru tedavi yöntemini belirlemede zaman kazanmaktadır. Houston Methodist işbirliği kapsamında, tümör konseylerinde belirlenen bazı vakalar, ayda iki kere gerçeklesen meslektaş değerlendirmesi (peer review)’ne sunularak Houston Methodist Hospital hekimlerinden de görüş alınmaktadır.

 

Konseylerde, cerrahi müdahale sonrası kanser tanısı alan hastanın yönlendirilmesi, kanser tanısı olan ameliyat öncesi kemoterapi alması gereken hastaların değerlendirilmesi, radyoterapi ya da kemoterapi tedavisi sonrası hastanın tedavi süreç ne karar verilmesi, kemoterapi tedavisi belirlenmiş olan ve tedavi sürecinde değişikliğe gidilmesi gereken hastanın hangi tedavi ile devam edeceğine karar verilmesi sağlanmaktadır.