Kulak Burun Boğaz - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Kulak Burun Boğaz

Kent Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz (KBB) Kliniğimizde muayene, tetkik ve hastalıkların tanı ve tedavisi, multidisipliner ekip anlayışı ile endoskopik ve mikroskobik işlemlerle gerçekleştirilmektedir.

KBB Kliniğinde Tedavi Edilen Hastalıklar;
İşitme kayıpları
• Kulak enfeksiyonları
• Denge hastalıkları
• Baş dönmesi
• Kulak çınlaması
• Kronik sinüzit 
• Burun alerjileri
• Koku alma bozuklukları
• Burun kanamaları
• Burun tıkanıklığı ve burnun dış görünümü ile ilgili problemler
• Nazal polipozis gibi burun hastalıkları
• Gözyaşı bezi tıkanıklıkları gibi hastalıklar
• Ses bozuklukları
• Yutma problemleri
• Gastroözefajiyal reflü gibi boğaz hastalıkları
• Baş ve boyun bölgesi selim ve habis tümörleri
• Burun içi eğriliği (deviasyon), bademcik, geniz eti, endoskopik sinüzit ameliyatı gibi standart cerrahiler
• İleri endoskopik ameliyatlar
• Baş ve boyun bölgesi tümörlerinin ameliyatları ve bu ameliyatlarda oluşan kozmetik ve fonksiyonel kayıpların onarımına yönelik ameliyatlar
• Kulak zarı tamiri, işitme kayıpları ve kulak iltihaplarına yönelik ameliyatlar 
• Ses hastalıklarına yönelik cerrahi müdahaleler
• Fonksiyonel ve estetik burun ameliyatları

Uyku Laboratuvarı

İzmir Kent Hastanesi bünyesinde yer alan

Uyku Laboratuvarı

veya Uyku Bozuklukları Kliniğinde son günlerde önemi giderek daha iyi anlaşılan uyku bozuklukları, horlama ve uykuda solunum yolu tıkanması (uyku apnesi) hastalıklarının tanısına yönelik uyku laboratuvarı değerlendirmeleri yapılmaktadır. Bu hastalıkların tıbbi ve cerrahi yöntemlerle (pozitif basınçlı solunum cihazı, burun, yumuşak damak ve dil köküne yönelik ağrısız, ameliyat gerektirmeyen radyo frekans uygulamaları ve ameliyat teknikleri kullanılarak) tedavisi yapılmaktadır.

 

Boğaz Enfeksiyonları

Sık geçirilen boğaz enfeksiyonları, bademcik ve geniz eti dokularında büyümeye yol açabilir. Büyüklüğe bağlı olarak solunum yollarında oluşan tıkanıklık ise, solunumu olumsuz yönde etkiler. Boğaz ağrısı, bademcik iltihapları ve farenjit, en sık rastlanan boğaz enfeksiyonlarıdır.

Boğaz Ağrısı

Boğazda kızarıklıkla görülen bir enfeksiyondur. Soğuk algınlığı ya da gribin bir uzantısı olarak ortaya çıkabileceği gibi kızamık ya da kızamıkçığın bir belirtisi de olabilir. Boğaz ağrısına kulak ağrısı da eşlik edebilir. Yutkunma güçlüğü, iştahsızlık, boğazda kızarıklık, ateşin hafif yükselmesi, bezelerde şişme ve karın ağrısı, sık karşılaşılan belirtilerdir. Hafif boğaz enfeksiyonlarında tedaviye gerek kalmayabilir ama bakteriyel bir enfeksiyon söz konusu ise, antibiyotik tedavi gerekebilir. Bu nedenle özellikle çocuklarda boğaz ağrılarında doktor kontrolü önemlidir.

Bademcik İltihabı

Bademcik iltihabı (tonsilit), bademciklerde enfeksiyon ve aşırı boğaz ağrısı ile yüksek ateş ve bulantı-kusmanın da görülebildiği bir hastalıktır. Çocukta bademcik iltihabı sık sık oluşuyorsa, genel sağlık durumunu etkiliyorsa, gelişim geriliğine ve kilo alamamaya neden oluyorsa bademciklerin alınması önerilebilir.

Farenjit

Farenjit, “farenks” adı verilen boğaz bölgesinin iltihabıdır. Akut farenjit, virüs veya bakteri kaynaklıdır. Şiddetli boğaz ağrısı, boğazda yanma, yutma güçlüğü, yüksek ateş görülür. Tonsillit, iltihaplanmanın bademciklere yoğunlaştığı ve iltihabi bir zarın bademciklerin üzerini kapladığı bir farenjit şeklidir.

Burun Hastalıkları

Sinüzit

Yüz kemikleri içerisinde hava boşluklarına “sinüs” denir. Sinüslerin iltihaplanmasına ise “sinüzit” adı verilir. Sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Soğuk algınlığı veya alerjik bir atak sonucu fazla miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Yüzde dolgunluk hissi, baş ağrısı ve burun akıntısı görülür. Yüzde, alında, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda veya üst dişlerde ağrıya yol açabilir. Enflamasyonun çok olması sonucunda “polip” denilen oluşumlar gelişebilir.

Alerjik Nezle

Alerjiye neden olan maddelerin (alerjen) burun mukozasına temas etmesi sonrasında ortaya çıkan ve akıntı, burun ve gözlerde kaşıntı, hapşırma, boğaz kaşıntısı gibi şikayetlere seyreden rahatsızlığa “alerjik nezle” adı verilmektedir. Nedeni havada bulunan ve solunumla buruna giren parçacıklara karşı gelişen anormal reaksiyondur. Alerjik nezle ile eş anlamlı olarak saman nezlesi, yaz gribi ve alerjik rinit (burun iltihabı) terimleri de kullanılmaktadır.

Burun Kanaması

Burun kanamaları “ön” ve “arka burun kanamaları” olarak iki tipte görülebilir. Ciddi kanamalar, burnun arka tarafında oluşur ve bu tip kanamaların takibi gerekir. Genellikle yüksek tansiyon nedeniyle yaşlılarda görülür.

Burun Kemiği Eğriliği

Burunda önde kıkırdak, arkada kemikten oluşan bir yapı bulunur. İdeal burun kemiği, yüzün tam ortasındadır ve burnun sağ ile sol boşluğu eşit uzaklıkta ve büyüklüktedir. Burun kemiği eğriliği, bu yapısal görünümün bozulmasıyla oluşur.

Doğum esnasında, kalıtsal veya sonradan sağa, sola kaymalar veya kırılma nedeniyle eğrilik oluşabilir. Düzgün görünen bir burunda da iç kısımlarda görünmeyen kemik eğriliği (deviasyon) bulunabilir. Eğrilik, hafif olabileceği gibi bazı hastalarda tıkanıklık oluşturacak derecede belirginleşebilir.

Burun Tıkanıklığı

Burun tıkanıklığı, ağızdan nefes almaya neden olur. Bu durum ise ağız kuruluğu, koku ve tat alma bozukluğu, uyku sorunları nedeniyle günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. İleri seviyedeki burun tıkanıklığı, ağızdan nefes alınması nedeniyle boğaz enfeksiyonlarına, horlamaya, yüksek tansiyona, ses kalitesinde düşüklüğe ve çocuklarda orta kulak sorunlarına yol açabilen bir rahatsızlıktır. Bu nedenle tedavi edilmelidir.

Nazal Polip

Sinüs ve geniz yolundaki mukus zarının iltihaplanması ile oluşur. Polipler, burun deliklerinden, boğaz bölgesine dek uzanabilirler. Bu tip oluşumlar, geniz yolunun tıkanmasına neden olabilir. Nazal polipler, tıbbi tedavi veya cerrahi müdahale ile yok edildikten sonra tekrar büyüyebilir. Takip edilmesi gerekir.


Burun ve Sinüs Tümörleri

Burun ve burun çevresindeki sinüslerde iyi ve kötü huylu tümörler görülebilir. İyi huylu olanlar arasında en sık "papillom" adı verilen tümörlere rastlanır. Papillomlarda bazen kötü huylu tümör dönüşümü görülebilir. Daha nadir görülen iyi huylu tümörler arasında osteomlar, fibromlar, nörinomlar sayılabilir. Gerçek tümör olmamalarına rağmen, içleri sıvı dolu kistler olan mukoseller de tümör benzeri şikayetler yaratırlar. Sinüslerde en sık rastlanan kötü huylu tümör cinsi yassı hücreli kanserdir. Daha nadir olarak adenoid kistik kanser, mukoepidermoid kanser, adenokanser, melanom, lenfoma, osteosarkom ve kondrosarkom görülür.

İşitme Kayıpları ve İşitme Testleri

Konuşma gelişimi için işitmek gerekir. Anne karnında annenin kalp atışlarının duyulmasıyla başlayan işitme süreci, doğa ve yaşamdaki diğer seslerin duyulup, tanınmasıyla sürer ve duyulanların yinelenmesiyle konuşma öğrenilir. Türkiye'de dünyaya gelen her 1000 bebekten 3’ü işitme kayıplı olarak doğmaktadır. Tedbir alınmayan işitme kayıpları, çocukların konuşmalarında gecikmenin yanı sıra sosyal ve duygusal problemlere de yol açabilmektedir.

İşitme kaybı tespit edilmediği takdirde, hafif derecedeki işitme kaybı veya tek bir kulaktaki işitme kaybı bile çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Araştırmalara göre, tek kulağında işitme kaybı olan çocuklar, normal işiten yaşıtlarına göre 10 misli daha fazla akademik başarısızlık göstermektedir. İşitme kaybının erken dönemde tespit edilip, erken girişimle rehabilitasyonu sonucu, çocukların konuşma, lisan ve anlama yetenekleriyle kişisel ve sosyal yeteneklerinin daha iyi geliştiği araştırmalarla belirlenmiştir.

İşitme taramalarında kullanılan “Otoakustik Emisyon ve ABR Testleri" sayesinde ailelerin fark etmekte zorlanabileceği çok hafif, hafif ve orta derecedeki işitme kayıpları tespit edilebilir. Tarama testlerinden geçirilmeyen hafif derecedeki işitme kayıplı çocuklar, konuşma çağına gelip, yaşıtlarının konuşma düzeyine erişemeyince aileler farkına varmaktadır. Bu da çocuğun dil ve konuşma gelişiminde 3-4; hatta bazen 7-8 senelik bir kayıp oluşturabilmektedir.

İşiterek konuşmayı öğrenme açısından ilk 6 ay kritik bir dönemdir. Bebeklerde ilk 3 ay içerisinde işitme kaybının değerlendirilmesi önem taşımaktadır. İlk 6 aylık dönemde işitme kaybının derecesi ne olursa olsun; çocuğun yaşıtlarına yakın konuşabilmesi, tanısının konması, işitme cihazı kullanmaya ve konuşma eğitimine başlaması için gerekli olan değerlendirmeler ve tetkikler yapılmalıdır. Hangi yaş döneminde olursa olsun, işitme testleri ile işitme kaybının olup olmadığı kolaylıkla anlaşılabilmektedir.

İşitme kaybı, kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tip geçici işitme kaybı olan birçok çocukta işitme, ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle düzeltilebilmektedir.

Geçici işitme kaybının aksine bazı çocukların kalıcı işitme kaybı bulunmaktadır. Bu çocukların çoğunluğunda bir miktar kullanılabilir işitme olabilir. Çok azında ise sağırlık söz konusudur. Erken tanı, erken işitme cihazı kullanımı ve özel eğitim programlarına erken başlanması, çocuğun işitmesi sürecinde çok önemlidir.

Kulak Hastalıkları

Kulak Çınlaması (Tinnitus)

Sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır. Duyulan ses aralıklı veya sürekli olabilir; tek kulakta, her iki kulakta veya kafa içinde yaygın duyulabilir. Sesin tonu kalın bir uğultu şeklinde, ya da ince bir çınlama şeklinde olabilir. Herhangi bir tedavi uygulanmadan önce kulak çınlamasının nedenine yönelik incelemelerin bir KBB hastalıkları uzmanı tarafından yapılması ve değerlendirilmesi gerekir.

Orta Kulak İltihabı

Kulak zarı ve kemikçiklerinden oluşan orta kulak bölümünün mikrobik iltihabına verilen isimdir. Bir veya iki kulakta birden olabilir. Hekime muayeneye giden çocuklarda en sık teşhis edilen hastalık, orta kulak iltihabıdır. İlk üç yaşlarına kadar bütün çocukların yaklaşık üçte birinde, orta kulak iltihabı oluşmaktadır. Orta kulak iltihabı, aynı zamanda, çocuklardaki işitme kaybının en sık sebebidir. Çocuklarda sık görülmesine rağmen, yetişkinlerde de görülebilir. Sıklıkla, kış ve ilkbahar başlangıcında görülür. En sık olarak, ağız veya burundan giren, östaki borusu vasıtasıyla orta kulağa ulaşan mikroplar yol açar. Grip, nezle, alerji, sinüzit veya soğuk algınlığı gibi durumlarda östaki borusu da şişer ve tıkanır, böylece orta kulağa hava geçemez ve orta kulak temizlenemez. İltihap sırasında kulak ağrısı, kızarık kulak zarı, zarın arkasında tüy toplanması görülür.

Orta Kulakta Sıvı Birikimi

Orta kulakta sıvı toplanması, genellikle genizden orta kulağa hava taşıyan östaki tüpünün yetersiz çalışmasına ve tedavi edilmemiş orta kulak iltihaplarına bağlıdır. Çocuklarda sıklıkla büyümüş ve iltihaplanan geniz eti ile birlikte görülür. Bazen kulak zarı delinir ve orta kulaktaki iltihap, kulak dışına akar. Fakat çoğunlukla östaki borusu açılamadığı için kulak akıntısı orta kulakta birikir. Buna, "orta kulakta sıvı birikimi" denir ve sıklıkla sürekli bir hâl alır. Ağrılı, ateşli orta kulak iltihabı geçtikten sonra bu sıvı, burada haftalar, aylar hatta yıllar boyu kalabilir. Daha da kötüsü, sıvının varlığı mikropların burada rahatça çoğalmalarına yol açarak, sık orta kulak iltihabına da sebep olabilir. Eğer kulaktaki sıvı birikimi tedaviye rağmen devam ederse doktor, orta kulaktaki sıvıyı uzaklaştırmak için cerrahi tedavi, yani tüp takılmasını önerebilir.


Dış Kulak İltihabı

Kulak kanalının banyo veya suya girme sonrasında nemli kalıp, mikropların üremesi sonucunda ortaya çıkan bir iltihaptır. Genellikle dış kulak egzaması olanlarda, kulağını pamuklu çubuklarla temizlerken zedeleyenlerde, kulak kanalına kimyasal madde girenlerde görülür. Hafif dereceli dış kulak iltihabında antibiyotikli kulak damlaları yeterlidir. Uygun tedavi ile dış kulak iltihabı, genellikle 7-10 günde iyileşmektedir.

Kulak Zarında Delik

Kulak kanalının derininde dış kulak ile orta kulağı ayıran kulak zarı bulunur. Kulak zarı, üzerine ses dalgaları geldiğinde titreşen ince bir yapıdır ve arkasında hava içeren bir boşluk olan orta kulak bulunur. Kulak zarının delinmesi çoğunlukla enfeksiyonlara veya yaralanmalara bağlıdır. İşitme kaybının şiddeti, kulak zarındaki deliğin büyüklüğü ile ilgilidir. Ayrıca deliğin kulak zarındaki yeri de işitme kaybının derecesini etkiler. Kulak zarı onarımındaki başarı, kulak zarındaki deliğin büyüklüğüne ve yerine bağlı olarak değişir.

Kolesteatom

Kulak kanalını ve kulak zarının dış kısmını kaplayan deri tabakasının orta kulakta bulunmasına "kolesteatom" denir. Çoğunlukla kronik orta kulak iltihaplarına bağlı olarak gelişir. Orta kulaktaki kolesteatom kesesi, zamanla genişleyerek çevresindeki kemiklere ve kemiklerin koruduğu yapılara zarar vermeye başlar. Yüz felcine neden olabilen kolesteatomlarda kesenin yüz siniri üzerindeki baskısını kaldırarak, siniri rahatlatmak ve fonksiyonunun zaman içinde düzelmesini beklemek gerekir. Kolesteatomların iç kulağa hasar vermesi halinde kulağa ait denge ve işitme fonksiyonları genellikle düzelmez.

Otoskleroz

Üzengi kemiği çevresinde kireçlenme yapan, sadece kulağa ait bir kemik hastalığıdır. Üzengi kemiğinin serbestçe titreşimini önleyen kireçlenme odağı, sesin iç kulağa iletilmesini engeller. Otoskleroz, genç-orta yaş kadınlarda daha sık görülür. Genetik özelliği olan bir hastalıktır. Otoskleroz, çoğu hastada her iki kulakta da görülür.


Baş Dönmesi (Vertigo)

Dengeyi sağlayan sistemlerin herhangi birinde meydana gelen bir bozukluk sonucunda ortaya çıkabilen anormal bir duyumdur. Baş dönmesi, farklı şekil ve şiddette hissedilebilir. Baş dönmesi ile birlikte bulantı, kusma, halsizlik, göz kararması, deride solukluk, terleme gibi belirtiler ile baş dönmesine neden olan hastalığın etkilediği sisteme göre işitme kaybı, kulak çınlaması, kulakta dolgunluk hissi, çift görme, okuma güçlüğü, baş ağrısı, bilinç bozukluğu, his bozuklukları, kuvvet kaybı gibi şikayetler de görülebilir.

Bademcik ve Geniz Eti Ameliyatları

Bademcik ve geniz eti, dil kökü bademciği ile birlikte boğazdaki doku halkasının parçalarıdır. Bademcikler, boğazın arkasında iki yanda bulunan, vücudun bağışıklık sistemi ile ilgili görevleri olan bezelerdir.

Bademcik ameliyatı için; bademcik iltihabının müzminleşmiş olması, tekrarlayan orta kulak iltihabına ve bronşite sebep olması; alerjik nezle, astım, eklem romatizması, romatizmal kalp hastalıkları, glomerülonefrit (böbrek hastalığı) gibi hastalıkların tekrarlanmasına, alevlenmesine ya da başka hastalıklara dönüşmesine yol açması gerekir. Bunun yanı sıra çok büyümüş olan bademciklerin nefes almada zorluğa sebep olması da ameliyat için yeterlidir, enfeksiyon olması gerekmez.

Geniz eti, doğumdan itibaren hızla büyür. Geniz etinin büyük olması, burundan solunumu engeller, kulak ve sinüslerin boşalımını bozarak işitme kaybı, horlama, ağızdan soluma, gece öksürüğü, burun akıntıları gibi çeşitli sorunlara yol açabilir. Bademcik ve geniz eti büyümesi ve bu bölgede sık sık oluşan enfeksiyonlar, üst solunum yolunu daraltacak boyuta ulaştığı zaman horlama ve “uyku apnesi” denilen uykuda nefessiz kalmaya neden olabilir. İlaç tedavisinin sonuç vermediği durumlarda bademcik ve geniz eti ameliyatı önerilmektedir.


Burun Estetiği

Burun, sağlıklı nefes almanın yanında yüz estetik görünümünün de en çarpıcı noktasıdır. Burun şekil bozuklukları, kişileri solunum sağlığının yanı sıra psikolojik olarak da etkilemektedir. Burada estetik ve fonksiyonun birbirinden ayrılamadığı burun ameliyatları devreye girer. Burun ameliyatlarının amacı, sağlıklı nefes alma ve görünümde düzenlemedir. Burun estetiğinde kişinin yüzüne en uygun burun şeklinin verilmesi amaçlanır. Rinoplasti (burun şekil bozukluğu düzeltme), burun içinde nefes almaya engel oluşturan kemik eğrilikleri (deviasyon) ameliyatı ile birlikte yapılabilirken, burun küçültmek ya da burun büyütmek amacıyla da yapılabilir.


Yutak (Farinks) Hastalıkları

Yutma Güçlüğü (Disfaji)

Yutma güçlüğü (disfaji), genellikle yaşlılarda görülür. Yemekler ve sıvılar, ağızdan alındıktan sonra mideye geçmesi sırasında zorluk yaşanır. Yutma güçlüğü, nadiren tümör veya ilerleyici nörolojik hastalık gibi daha önemli patolojiye işaret edebilir. Kısa bir süre içerisinde yutma güçlüğü kendiliğinden iyileşmezse hekime başvurulmalıdır.

Horlama

Horlama, orta yaş üzerindeki yetişkinlerde sıklıkla görülen bir durumdur. Horlamanın nedeni, solunum sırasında havanın gevşemiş boğaz dokuları arasından geçerken bunları normalden fazla titreştirmesidir. Derin uykuya geçildiğinde ağız boşluğunun tavanındaki yumuşak damak kasları, dil ve boğaz kasları gevşer. Eğer bu dokulardaki gevşeme fazla olursa titreşime geçip horlama yaratabilir, hatta solunum yolunu kapatabilirler. Havanın geçtiği alanlar ne kadar dar ise, hava akımı o kadar güçlü olur. Bu durumda titreşimler ve horlama sesinin şiddeti de artar.

Hava yolunu yumuşak damağın sarkık ve kalın olması, küçük dilin uzaması, büyümüş bademcikler, büyük dil kökü ve geniz eti varlığı daraltabilir. Ayrıca kilo fazlalığı olması boğaz çevresinde biriken yağ dokusu nedeniyle havanın geçtiği alanların daralmasına yol açar. Uykudan önce alkol kullanımı boğaz kaslarının çok fazla gevşemesine neden olarak horlamayı şiddetlendirir. Sinüzit, burun bölmesinde eğiklik gibi burunda havanın geçeceği alanları daraltan sorunlar da horlamanın sık görülen nedenleri arasındadır. Çocuklarda horlama, genellikle büyümüş geniz eti ve bademciklere bağlıdır. Eğer çocukta horlama, uykuda aşırı terleme, huzursuz bir uyku durumu varsa muayene edilmesi gerekir.

Uyku Apnesi

Horlama ile birlikte bazı kişilerde uykuda solunum duraklamaları da (uyku apnesi) görülür. Bu ciddi durum, boğazdaki gevşek dokuların uykuda hava yolunu kapatıp solunuma engel olması sonucunda ortaya çıkar. Apne, horlama ve solunumun 10 saniyeden uzun sürelerde duraklamasıdır. Uyku apnesi olan kişilerde yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, aritmiler, kalp yetmezliği, miyokard enfarktüsü, beyin kanaması, diyabet, obezite, gün içinde uyku hali gibi patolojiler, normal insana göre daha yüksek oranda görülür. Diğer insanlara nazaran bu kişilerin trafik kazası yapma riski, 7 kat daha fazladır. Apne indeksi, 30’un üstünde olanlarda beş yıl içinde ölüm riski, %25’e ulaşır ve ani ölümlere yol açabilir.