Obezite Cerrahisi - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Obezite Cerrahisi

Kent Hastanesi Obezite Cerrahisi Kliniğimizde diyet veya egzersiz gibi tüm yöntemler yeterli bir süre denenmesine rağmen kilo veremeyen morbid obezite hastalarımıza yönelik olarak etkili ve kalıcı kilo verilmesinin yanı sıra şeker-tansiyon gibi ikincil rahatsızlıkların giderilmesiyle yaşamı uzatmak açısından tercih edilen bariatrik cerrahi yöntemleri uygulanmaktadır. 

Obezite Düzeyi 
Zamanımızın en ciddi ve hayati sağlık problemlerinden olan obezite, tedavi edilmesi gereken metabolik bir sendromdur. Obezite, geleneksel yöntemler ile tedavi edilebilen basit bir fazla kilo sorunu değildir, aksine yüksek sağlık riskleri taşıyan ciddi bir klinik hastalık ve tehlikeli bir sağlık sorunudur. Çünkü, obezite birçok hastalık için de önemli bir risk faktörüdür. Obezite düzeyini tanımlamak için vücut kütle indeksi (VKİ) kullanılmaktadır. 

Örneğin; 1.6 m boyundaki kişi, eğer 65 kg ise VKİ= 65/(1.6X1.6)=25‘tir. VKİ’ye göre obezite sorunu olup olmadığı söylenebilmektedir. 

 

Vücut Kütle İndeksi
Zayıf < 18.5
Normal 18.5 - 25
Kilolu 25 - 30
Obez > 30
1. derece 30 – 35
2. derece 35 – 40
3. derece Morbid > 40


Ameliyat Sonrası Süreç

Obezite cerrahisi girişimlerinin avantajı, laparoskopik olarak yani kapalı ameliyat yöntemiyle yapılabilmesidir. Bu ameliyatlar, milimetrik deliklerden batın içine ulaşılarak yapılmaktadır. Hastalar, aynı gün 4 saat sonra ayağa kalkıp, birkaç gün içinde taburcu olabilir ve işlerine dönebilir.

Tüp mide ve gerekse gastrik-by-pass ameliyatından sonra mutlak surette hastaların özel diyet uygulamaları gerekmektedir. Hatta ameliyat sonrasında özel egzersiz programlarına da devam etmeleri önerilmektedir.

Ameliyat sonrasında ufacık lokmalarla bile ciddi bir doygunluk hissi oluşmaktadır. Dolayısıyla hastaların ameliyat ile yeniden yapılandırılan üst sindirim sistemlerine daha kolay adapte olabilmeleri için uymaları gereken bir diyet söz konusudur.

Cerrahinin başarısı, ameliyat sonrasında tavsiye edilen diyet ve egzersizle ilgili kurallara ne kadar uyulduğuna bağlıdır. Hastalar, ameliyat sonrasında 5 haftalık bir özel diyet ile sıvıdan aşamalı olarak katı gıdalara geçiş yapabilmektedir. Gıda alımı toplamda oldukça azalmakta ve porsiyonlar küçülmektedir. Daha uzun çiğneme önem kazanmaktadır. Burada ameliyatsız yapılan diyetlerden farklı olarak hastanın kalıcı ve etkili kilo vermesinde yardımcı olan esas nokta, iştahta olan azalma ve çabuk doymadır. Bu etki, ilk 6 ayda çok daha fazla görülmektedir. Bazı hastalar daha önce severek tükettikleri gıdaları, tatlıları artık hiç aramayabilmektedir.


Morbid Obezite Hastalarına Öneriler

Obez hastalar, aşırı kilolu olmanın pençesine düşmüş ve aslında bu konuda hiçbir suçları bulunmayan kişilerdir. Öncelikle morbid obezite söz konusu ise, konu hakkında bilgi sahibi olmalılar ve mutlaka tedavi arayışına girmeliler. Öncelikle uygun diyet ve egzersiz programlarını denemeli, ancak başarılı olunmuyorsa ileri tedavi yöntemlerine başvurmalılar ve bu konuda cesaretli davranmalılar. Zira aksi takdirde beklenen yaşam sürelerinin kısalacağından muhakkak haberdar olmalılar. Kendilerine cerrahi tedavi seçeneği sunulduğu anda da karşı karşıya oldukları ekiplerin deneyimini mutlaka sorgulamalılar. Ameliyat masasından tutun da, laparoskopik aletlerin bile “özel” ve obezlere uygun olarak üretildiği günümüzde bu “özel” hastaların en doğal hakkı “özel” ekiplerdir. 

Obezite Tanı Merkezi

Çağımızın hastalığı olan obezitenin tedavi edildiği Kent Sağlık Grubu Obezite Tanı Merkezimize başvuran kişilerde öncelikle, endokrinoloji muayenesi; sonrasında ise sıklıkla eşlik eden tıbbi problemleri ortaya koymak ve tedavi planını oluşturmak adına temel tetkikler olan kan sayımı, açlık kan şekeri, lipid ölçümü, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, idrar mikroskopisi ve tiroid hormon düzeyi taraması yapılmaktadır. Sonuçlara göre gerekliyse ileri tetkikler planlanmakta ve uygun tedavi şekli belirlenmektedir.

Morbid Obezite Nedir ?

Morbid obezite, kişiyi karşı karşıya bıraktığı riskler neticesinde ölümcül problemler doğurabilen ve dolayısı ile yaşam süresini kısaltan düzeydeki obeziteye verilen addır.


Aşırı Şişmanlığın yani Morbid Obezite’nin Zararları

Morbid obezite, hastanın yaşam kalitesini ve ruhsal durumunu ciddi biçimde sıkıntıya sokmanın ötesinde yaşamı bile kısaltabilen bir dizi probleme yol açar. Şişmanlık, belli bir aşamadan sonra şeker hastalığı ve hipertansiyona neden olur. Herkesin bildiği gibi zamanımızdaki birinci ölüm nedeni halen damar sertliğidir. Gerek şeker hastalığı ve gerekse hipertansiyon, damar sertliği açısından en önemli risk faktörleridir. Dolayısıyla morbid obezler, eğer tedavi edilmezlerse, yaşdaşlarına göre çok daha erken zamanda damar sertliği ve buna bağlı oluşabilen enfarktüs ya da inme gibi nedenlerden yaşamlarını yitirebilmektedirler.

Aynı zamanda bu çoğunluğu genç olan hasta topluluğu; çok erken yaşta ciddi diz problemleri, ürolojik problemler, solunum sıkıntıları, uyku apnesi, depresyon, sosyal izolasyon gibi bir dizi başka sorunlarla da karşı karşıya kalmaktadır.

Morbid Obezler Neden Kilo Veremezler ya da Neden Bu Kadar Kilo Alırlar?

Kilo alıyor olmak, bilimsel olarak harcanandan daha fazla kalori almak demektir. Eğer Cushing gibi obezite oluşturan özel bir hormonal rahatsızlığı yoksa ve bir kişi tedrici olarak kilo alıyorsa bunun ön koşulu gereksinimden fazla yemek yenmesidir. Oysa gerek bilimsel verilere ve gerekse normal yaşam pratiğine baktığımızda morbid obezlerde kalıcı kilo kaybı diyetle maalesef mümkün olamamaktadır. En sık rastlanılan durum, arada özel diyet ve ciddi uğraşlar sonucu 10-15 kilo verilmesi ve sonra bu kiloların fazlası ile geri alınmasıdır. Bazı kişilerin neden morbid obez oldukları tam olarak bilinmemekle birlikte aynı aile bireylerinde sıklığının daha fazla olması, genetik bir alt yapının varlığına ve fazla kalorilerin depolanma mekanizmasında bir bozukluğa işaret ediyor olabilir diye düşünülmektedir. Ayrıca henüz morbid obeziteyi başarılı olarak giderebilen mucizevi bir ilaç da bulunmamaktadır.

Diğer tüm yöntemler yeterli bir süre denenmesine rağmen başarılı olunamamışsa, günümüzdeki en etkin kalıcı kilo kaybını sağlayabilen tek yöntem “morbid obezite cerrahisi” yani bariatrik cerrahidir.

Mide Bypass

İlk adımda hacmini küçültmek için mide, yemek borusunun hemen altından iki parçaya bölünür. Üstteki küçük mide odacığına aşağıdan getirilen ince bağırsak bağlanır. “Gastrik Bypass” ile hem kişinin az yemesi hem de yediklerinin emiliminin azalması amaçlanır. ABD’de de en sık uygulanan yöntem olan gastrik bypass, tüp mide ameliyatlarının daha çok tercih edilmesi nedeniyle oransal olarak azalma eğilimindedir. Deneyimler, gastrik bypass sonrası kilo alımı durumunda ikinci bir yönteme geçişin teknik olarak çok zor olmasının, bu yöntemin en büyük dezavantajı olduğunu göstermektedir. Gastrik bypass sonrasında ikinci cerrahiye ihtiyaç, tüp mide yöntemine kıyasla daha az olmasına rağmen, hem diyabet kontrolü hem de etkili ve kalıcı kilo verimi açısından en başarılı yöntem olan Duodenal Switch’e geçiş, tüp mide sonrasında çok daha kolaydır. 

Morbid Obezite Cerrahisi ( Bariartrik Cerrahi )

Zamanımızın en ciddi ve hayati sağlık problemlerinden olan morbid obezite için hem etkili ve kalıcı kilo veriminde başarı, hem de şeker-tansiyon gibi ikincil rahatsızlıkların giderilmesi yoluyla yaşamı uzatmak açısından obezite cerrahisi tercih edilen bir tedavi yönetimidir. Diğer tüm yöntemler yeterli bir süre denenmesine rağmen başarılı olunamamışsa, günümüzdeki en etkin kalıcı kilo kaybını sağlayabilen yöntem, “morbid obezite cerrahisi” yani “bariatrik cerrahi”dir.

Obezite cerrahisi girişimlerinin avantajı, laparoskopik olarak yani kapalı ameliyatla yapılabilmesidir. Bu ameliyatlar, milimetrik deliklerden batın içine ulaşılarak yapılmaktadır. Hastalar, aynı gün 4 saat sonra ayağa kalkıp, birkaç gün içinde taburcu olabilir ve işlerine dönebilir.

Kimler ameliyat olabilir?

Uluslararası kriterlere göre vücut kitle endeksi 40′ın üzerinde olan herkese ve vücut kitle indeksi 35-40 arasında olan ama eşlik eden ciddi bir rahatsızlığı (diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalığı, eklem hastalıkları vb.) kişilere obezite cerrahisi önerilebilir. 1. derece obezitede ise yandaş hastalık varlığında hastanın özel durumuna göre karar verilmesi tavsiye edilmektedir.

Obezite cerrahisi nasıl etkili oluyor?

Temelde bu yöntemler, iki mekanizma üzerinden çalışmaktadır. Bazı ameliyatlar, midenin gıda alabilme kapasitesini kısıtlarken, bazıları ise alınan gıdaların sindirim sistemi içinde emilimini azaltarak etki oluşturmaktadır.

Tüp Mide

Midenin adeta incecik uzun bir tüpe çevrildiği laparoskopik bir girişimdir. Tıpta “Sleeve Gastrektomi” olarak arlandırılır. Yaklaşık 60 dakikada yapabilen bir girişimdir. Midenin çıkış bölümünün korunması ve sindirim sistemindeki devamlılığın aynen sağlanması, ameliyat sonrası bazı istenmeyen yan etkileri azaltmaktadır. Dolayısıyla son 8 yıldır ciddi biçimde gündeme gelmiş olan ve zamanımızda en çok uygulanılan bariatrik bir yöntemdir. Bu yöntem, kilo vermede mide by-pass’ı ya da ona yakın düzeyde etkilidir.  Emilim bozukluğu ise, mide by-pass’ına oranla daha az olduğu için ameliyat sonrası sürekli vitamin ve mineral desteği gerekmeyebilir. Bu yöntemle ilgili bilinmeyen tek konu, çok uzun dönemde  midede tekrar büyüme olup olmayacağıdır. Günümüzde en uzun takip süresi olan hastalar, ancak 8 yıl önce ameliyat olmuş durumdalar, fakat şu ana kadar ciddi bir sorunla karşılaşılmamıştır.