Ortopedi ve Travmatoloji - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Ortopedi ve Travmatoloji

İzmir Kent Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğimizde kas-iskelet sisteminde gelişen hastalıkların tanısı, tedavisi ve rehabilitasyonu, multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra Acil Servisimize getirilen travmalı hastaların kas-iskelet sistemini ilgilendiren bozukluklarının (kırıklar, çıkıklar vb.) tanı ve tedavisi üstlenilmektedir.

 

 

Menisküs

Menisküs Nedir?

Her dizde iç ve dış olmak üzere iki adet menisküs bulunmaktadır. “C” şeklindeki menisküsler uyluk ve kaval kemikleri arasındaki ‘yastık’ görevi yapan yapılardır. Bu yastık yapılar dizde amortisör görevi yaparak yükün daha geniş bir alana dağılmasını ve yürüme esnasında eklem yüzeyindeki kıkırdaklarının yüksek basınçtan korunmasını sağlar.

Menisküs yaralanmalarının nedenleri nelerdir?

Menisküs yırtıkları dizde dönme, aşırı bükme, ani durma gibi hareketler sonucunda görülebilmektedir. Bu yırtıklar travma sonrası, yaşlandıkça bozulma sonucu veya doğuştan olan sorunlar sonucu oluşmaktadır. Her yaş grubunda menisküs yırtığı görülebilmektedir.

Menisküs yırtıklarının belirtileri nelerdir?

  • Diz ağrısı,
  • Diz içerisinden ses gelmesi,
  • Dizde şişlik
  • Dizde kilitlenme ve takılma hissi
  • Dizi tam bükememek
  • Dizde hareket kısıtlığı.
  • Merdiven veya yokuş inip çıkarken dizde ağrı olması

Menisküs yırtığı nasıl teşhis edilir?

Uygun muayene ve MR görüntülemesi sonrasında yırtık tanısı konulmaktadır. Bazı yırtıklar ise dize yapılan artroskopik müdahele esnasında tespit edilebilmektedir.


Menisküs yırtıklarının çeşitleri nelerdir?

Menisküs yırtıklarının eklem yüzüne dik (vertikal), uzunlamasına (longitudinal), enine (radial-transvers) ve eklem yüzüne paralel (horizontal) gibi çeşitleri vardır. Sık görülen bazı yırtık şekillerine ‘kova sapı’ veya ‘papağan gagası’ gibi özel isimler verilmiştir.


Menisküs yırtıklarının tedavisi nasıldır?

Menisküslerin diz içerisindeki önemi anlaşılmadan önce bu yırtıklarının tedavisinde yıllar önce menisküsün tamamının çıkartıldığı total menisektomi ameliyatları yapılmaktaydı. Bu yöntemin uygulandığı hastalarda 10-15 yıl içinde kıkırdak yüzeyde harabiyet geliştiği bilimsel olarak kanıtlandı ve menisküsün dizi koruyucu özelliği anlaşıldı. Günümüzde menisküs yırtıklarının özel dikişlerle dikilmesi veya yırtık parçanın temizlenmesi gibi tedavi seçenekleri mevcuttur.

 

Menisküs yırtıkları kendi kendine iyileşir mi?

Menisküs beslenmesini eklem kapsülü içindeki kan ve sinovyal sıvıdan alır. Menisküs yırtıklarının yerleşim yerine özelliklerine göre 3 bölgeye ayırmak mümkündür; kırmızı, kırmızı-beyaz ve beyaz bölge.

  • Kırmızı bölge: Bu bölgede yaşanan menisküs yırtıklarının büyük bir çoğunluğu ameliyat gerektirmeden kendi kendine iyileşebilmektedir, tamir edilen bu bölge yırtıklarının iyileşme oranı yüksektir.
  • Kırmızı-beyaz bölge: Bu bölgedeki menisküs yırtıklarının iyileşme şansı vardır ancak iyileşmeye yönelik yardımcı tekniklerin kullanılması gerekmektedir.
  • Beyaz bölge:Bu menisküs yırtıkları tamamen damarsız bölgede yaşanan yırtıklardır. Bu nedenle bu bölgedeki yırtıklar genellikle kendi kendine iyileşmezler.


Menisküs yırtıklarında artroskopik (kapalı) ameliyat önerilir mi?

Günümüzde menisküs ameliyatlarında açık cerrahi teknikler yerine artroskopik (kapalı) cerrahi yöntemler kullanılmaktadır. Diz içine özel aletlerin sokulduğu 2 veya 3 adet 1 cm boyutundaki deliklerden menisküs yırtığı tedavisi yapılmaktadır.


Menisküs yırtığı tedavisinde hangi anestezi türü uygulanmaktadır?

Artroskopi ameliyatı genel anestezi altında gerçekleştirilebileceği gibi epidural veya spinal anestezi kullanılarak da yapılabilmektedir.


Menisküs ameliyatı sonrası egzersiz ve fizik tedavi önerilir mi?

Ameliyat sonrası iyileşmeyi tamamlamak için ortopedi cerrahı ve fizyoterapist tarafından önerilen egzersiz programlarının dışına çıkılmamalıdır.


Menisküs yırtığı ne kadar sürede iyileşir?

Artroskopik (kapalı) ameliyattan sonra menisküsün iyileşmesi yırtığın ne kadar şiddetli olduğu da dahil olmak üzere birçok faktöre bağlıdır. Cerrahiden sonra tam iyileşme 4-6 hafta sürebilir. Ancak her insanda farklı sürelerde iyileşeceği de unutulmamalıdır.


Menisküs ameliyatından sonra hastanede ne kadar kalınır?

Artroskopik cerrahinin ardından hasta ameliyat olduğu gün ayağa kaldırılır ve ameliyatın ertesi gün taburcu edilir. Hastanın 1-2 hafta evde dinlenmesi sonrasında diz güçlendirici egzersizlere başlaması gerekir. Eğer ofis ortamında çalışıyorsa 1-2 hafta, ağır işlerde çalışıyorsa 4-6 hafta işten uzak durulması önerilmektedir..


Menisküs yırtığı tekrarlar mı?

Yırtılan ve artroskopik cerrahi ile bir kısmı alınan menisküsün sağlam olan diğer kısmında ikinci bir yırtık yaşanabilir. Dikilerek tedavi edilen menisküsün tekrar yırtılma riski bulunmaktadır.

 

Menisküs yırtığı spora engel midir?

Menisküs yırtığı ameliyatından sonra hastalar spora dönebilir. Tekrar spor aktivitesine başlamak için ortopedi doktorunun yönlendirmeleri önemlidir. Menisküs yırtığının çeşidi, büyüklüğü gibi faktörler hastanın spora dönüş süresini etkilemektedir.


Menisküs yırtığı tedavi edilmezse ne olur?

Menisküs yırtığının tedavi edilmemesi kıkırdakta aşınmaya ve geri dönüşü mümkün olmayan hasarlara yol açabilir. Tedavide geç kalındığında dizde ağrı ve hareket kısıtlığı yaşanabilir ve uzun vadede kalıcı kıkırdak hasarları ile kireçlenme problemleri görülebilmektedir.

Ön çapraz bağ nedir?

 

Ön çapraz bağ, diz ekleminde bulunan ve dizin öne kaymasını engelleyen bir bağdır.

Ortalama 2-4 cm uzunluğunda ve 7-12 mm kalınlığındadır. Bu bağ diz ekleminin içinde, uyluk kemiği ve kaval kemiğini çapraz şekilde birbirine tutundurmaktadır.

 

Ön çapraz bağ neden yırtılır ve kimlerde daha sık görülür?

 

Temas sporları (futbol, basketbol, güreş ve s.) ile uğraşan kişilerde görülme sıklığı yüksektir. Dizde dönme, aniden yavaşlama ve yön değiştirme, dengesiz düşme ve dize doğrudan alınan darbeler sonucu yırtıklar oluşmaktadır. Kadın sporcularda ve profesyonel olmayan sporcularda daha sık görülmektedir.

 

 

Ön çapraz bağ yırtılmasının belirtileri nelerdir?

 

Diz içinden ses gelmesi, dizde şişlik, kilitlenme, hareket kaybı, yürürken rahatsızlık ve hastalar tarafından tarif edilen ‘dizde boşa çıkma’ hissi ön çapraz bağ yırtığını düşündürmektedir.

 

Ön çapraz bağ yırtığı tanısı nasıl konulur?

 

Uygun muayene ve kaliteli MR tetkiki sonrası ön çapraz bağ yırtığı tanısı %95 konulmaktadır. Kesin tanı için artroskopik olarak eklem içinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

 

Tüm ön çapraz bağ yırtıklarının tedavisinde ameliyat gerekli mi?

 

Bazı parsiyel yırtıklarda ( yarım yırtık) ve profesyonel olmayan sporcularda tedavide ameliyatsız izlem önerile bilmektedir. Şikayetleri geçmeyen bu hastalarda nihai  çözüm ameliyattır

 

Ön çapraz bağ yırtığı tedavisi nasıl yapılır?

 

Ön çapraz bağ yırtığının dikilmesi önerilmemektedir. Kişinin  kendi  kas kirişlerinden yeni bağ yapılarak kapalı yöntemle yerleştirilmesi güncel tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Tedavi sonrası ne zaman spora dönüş yapılır?

 

Başarılı cerrahi ve fizyoterapi sonrası  6-8 ci ayda spora dönüş sağlanmaktadır.

 

Ön çapraz bağ yırtığı tedavi edilmezse nelere yol açabilir?

 

Ön çapraz bağ yırtıkları tedavi edilmediği takdirde dizde geri dönüşü mümkün olmayan hasarlara neden olabilir. Menisküs ve eklem kıkırdağının anormal hareketler sonrası zedelenme ihtimali artmakta ve  kireçlenmeye zemin oluşturmaktadır. Ayrıca dizdeki diğer bağlar da zamanla zedelenmektedir.

 

 

Çocuklarda ön çapraz bağ yırtığı tedavisi farklı mı?

 

Temel prensipler aynı olmakla beraber büyüme kıkırdağına zarar vermeyecek teknikler uygulanmaktadır.

Artroskopi

Artroskopi, eklemi ilgilendiren hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılan minimal bir cerrahi yöntemdir.

Artro (eklem) ve skopi (bakmak-incelemek) kelimelerinin birleştirilmesi ile oluşan “artroskopi”, eklemlerin içine “skop” denilen bir mercek sistemi ve ışık kaynağı ile bakılarak, tanı ve tedavi uygulanması işlemidir. Skop’un ucuna kamera takılarak, görüntü bir televizyon ekranına aktarılıp, görüntüler daha büyük ve net olarak görülebilir. Ayrıca kayıt yapılıp, fotoğraf çekilebilir.

Önceleri sadece diz eklemine uygulanan artroskopik girişimler, teknolojik gelişmelerin artmasıyla omuz, ayak bileği, el bileği, dirsek ve kalça eklemine de uygulanmaya başlanmıştır.

Artroskopi kimlere uygulanır?
Artroskopik cerrahi, çok küçük kesilerden yapıldığı için, normal dokulara en az zarar veren yöntemdir. Özel bir yaş grubu ve hasta grubu yoktur. Uygun tanı ve tedavi imkanı olan her hastaya uygulanabilir. Ancak artroskopik tedavilerin bir sınırı vardır. Açık cerrahiye göre birçok üstünlüğü olan artroskopik cerrahi gerektiği zaman yerini açık cerrahiye bırakmalıdır.

Artroskopi nasıl uygulanır?
Artroskopi yapılacak hastaya genel anestezi veya uygun bölgesel anestezi uygulanarak işleme başlanır. İlk olarak kamera sisteminin gireceği skop’un çapı kadar (0,5 cm) ciltte kesi yapılır. Bu delikten kamera içeri yerleştirilerek, eklem steril bir sıvı (serum fizyolojik) ile şişirilir ve eklem görüntülenmeye başlanır. Öncelikle tanısal amaçla eklemin görülebilen tüm noktaları incelenir, ardından tedaviye geçilir. Tedavi için kullanılacak aletler için 2. ve 3. delikler açılarak, bu deliklerden işlem yapılır. Dokulardaki hasarlar incelenir ve gerekli tedavi uygulanır.

Artroskopinin açık cerrahiye göre avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Artroskopi için genellikle 2 veya 3 adet 1 cm’den küçük insizyonlar yeterlidir. Açık cerrahide eklemin rahat görülebilmesi için çok daha büyük kesiler gerekir. Kesi büyüdükçe yara iyileşmesi için gereken süre uzamakta, hastanın fizik tedavi sürecini zorlaştırmakta ve hastanede kalma süresini uzatmaktadır. Ayrıca büyük kesi, iltihap riskini de artırmaktadır.

Artroskopide ekleme mercek sistemi ile bakıldığından görüntü normalin 5-6 kat büyük olarak görünür. Çıplak gözle görülenden daha detaylı ve net bir görüntü daha hassas ve detaylı bir tedaviye olanak sağlar.

Eklemin yıkanmasını gerektiren iltihabi durumlarda açık cerrahide yıkama sınırlı olurken, artroskopi ile çok daha detaylı ve efektif bir yıkama yapmak mümkündür.

Açık cerrahide ameliyat sonrası ağrı kontrolü genellikle problem olmakta ancak artroskopide ameliyat sonrası genellikle rahat geçirilmektedir. Artroskopik girişimler genellikle günübirlik girişimlerdir. Yapılan işleme göre yatış birkaç güne kadar uzayabilir. Açık girişimlerde genellikle yatış süresi daha uzundur.

Artroskopinin dezavantajı, bazı eklemlerin anatomik yapısından dolayı belirli lezyonların tedavisinde yetersiz kalmasıdır. Ayrıca küçük eklem içi kırıklar artroskopik olarak tedavi edilebilirken, daha büyük kırıklarda kırığın tamamına hâkim olabilmek için açık cerrahiye geçmek gerekmektedir.

Artroskopi hangi eklemlere ve hangi hastalıklarda uygulanır?

Diz: Günümüzde en sık artroskopi uygulanan eklem, diz eklemidir. Hemen hemen tüm eklem içi patolojileri artroskopi ile tedavi edilebilir. İç ve dış menüsküs yırtıkları, ön çapraz bağ yaralanmaları, arka çapraz bağ yaralanmaları, eklem kıkırdak problemleri, diz kapağı uyum problemleri, küçük boyutlu eklem içi kırıklar artroskopi ile rahatlıkla tedavi edilebilir.

Omuz: Omuz, ikinci sıklıkta artroskopi uygulanan eklemdir. Açık cerrahi ve artroskopik cerrahi arasında tercih edilme oranı, son yıllarda belirgin şekilde artroskopinin lehine değişmiştir. Daha önce sadece açık olarak yapılan bazı girişimler, artık neredeyse tamamen artroskopik uygulanmaktadır. Rotator manşet yırtıkları, sıkışma sendromu, tekrarlayan çıkıklar, kıkırdak problemleri, donuk omuz ve eklem içi kırıklar, artroskopi ile tedavi edilebilir.

Ayak bileği: Ayak bileği ekleminin anatomik yapısı ve boyutları nedeniyle bazı teknik zorluklara karşın yine de birçok rahatsızlıkta başarıyla uygulanmaktadır. Eklem içi kıkırdak ezilmeleri ve kopmaları, önden ve arkadan sıkışma sendromu, eklem içi kırıkların gözlenmesinde kullanılmaktadır.

El bileği: Eklem içi kırıklar, eklem içi serbest cisim çıkarılması, TFCC (Triangular Fibrocartilaj Complex) olarak adlandırılan el bileğinin iç kısımdaki kıkırdağımsı dokunun yırtıkları ve ağrılı durumları, artroskopik olarak tedavi edilebilmektedir. Eklemin boyutu nedeniyle normalde kullanılan skop ve cihazlardan daha küçük aletlerin kullanılması gerekir.


Kalça: Özellikle son yıllarda kalça eklemi artroskopisi daha sık uygulanmaya başlanmıştır. Kalçanın uyumsuzluk problemi olan FAS (femoroasetabular sıkışma), eklem içi serbest kıkırdak lezyonları, tümöral oluşumlar, labrum (eklem kenarındaki kalın doku) yırtıkları artroskopi yöntemiyle tedavi edilebilen hastalıklardır. Kalça ekleminin özel durumu nedeniyle daha uzun ve güçlü aletlere ihtiyaç vardır, ayrıca eklemi görüntülemek için traksiyon masası gereklidir.


Dirsek: Kıkırdaktan parka ayrılması, serbest cisim çıkarılması, hareketi engelleyen kemik çıkıntıların tıraşlanması, romatizmal hastalıklarda kalınlaşan eklem zarının tedavisi ve eklem içi iyi huylu tümörlerin çıkarılması, artroskopik olarak uygulanabilir.

Günümüzde hastaların hastanede kalma süresini kısaltma ve erken işe dönüş ihtiyacı söz konusudur. Artroskopik tedaviler, bu ihtiyaca en iyi cevap veren yöntem olarak kolaylık sağlamaktadır. Teknolojideki yenilikler, zaman içinde ulaşamadığımız bölgelere de ulaşmamızı sağlayacaktır.

Eklem Protez Cerrahisi

Eklem protez cerrahisi; ileri derecede aşınmış, kireçlenmiş, işlevini yitirmiş, artroz gelişmiş eklemlerin protezlerle değiştirilmesi işlemidir. Genellikle diz, kalça, omuz, ve dirsek eklemlerine uygulanır. Aynı zamanda bölümümüzde daha kompleks ve tecrübe gerektiren revizyon protez cerrahisi de uygulanmaktadır.

Eklem protez cerrahisinde aşınmış her iki eklem yüzeyi, metal ana parçayla kaplanır. Ara parçalar ise diz protezinde polietilenden, kalça protezinde ise polietilen, seramik veya metalden yapılır. Hastalar genellikle ameliyattan 1-2 gün sonra yürütülmeye başlanır. Yürüme esnasında yürüteç, koltuk değneği ya da baston kullanılabilir. Genellikle 5. günde hasta taburcu edilmektedir. Çoğu hastada, eklem çevresindeki kasların zayıflığı ve hareketsizlik nedeni ile dokuların iyileşmesi sırasında geçici ağrılar hissedebilir. Bu ağrılar genellikle 1-2 hafta veya 1 ay içinde sona erer. Egzersiz, iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır.

Yaşlı kişilerde yeniden protez ameliyatı ihtiyacı meydana gelmeyebilir. Genç yaştaki hastalarda ise ilerleyen yıllarda yeni bir eklem protezi gerekebilir.

El ve Parmak Yaralanmaları

Travmatik El Yaralanmaları
El yaralanmaları, genellikle iş kazaları, ev ve trafik kazaları sonrasında oluşmaktadır. Kesici bir alet ile kesi şeklinde, ezilme ve parçalanma veya yanıklar şeklinde yaralanma olabilir. El yaralanmalarında genellikle travma da görülmektedir.

Tendon Yaralanmaları
Parmaklar, “tendon” denilen kas uzantılarının çekme kabiliyetleri ile hareket etmektedir. Bu nedenle tendonlarda oluşan yaralanmalar, kesinin derecesine göre parmaklarda veya el bileğinde hareket kaybına yol açabilir. Elde oluşan tendon yaralanmalarının mutlaka onarılması gerekir. Bu, cerrahi bir müdahaledir. Onarım işlemi sonrası tendon yapısı iyileşinceye dek genellikle atel kullanılır ve fizyoterapi egzersizleri uygulanır.

Sinir Yaralanmaları
El ve parmaklarda hareketinin ve duyu yeteneğinin sağlanması, sinir yapılarının sağlam olmasına bağlıdır. Yaralanmaya bağlı sinir kesileri, hareket veya duyu yeteneğinde kayıplara yol açabilir. Sinir kesilerinin mikrocerrahi olarak onarılması çok önemlidir, onarım sonrası sinirlerin fonksiyonları hemen geri gelmez. Sinir, zamanla yeniden yapılanabilir.

Damar Yaralanmaları
El ve parmaklarda da atardamarlar ve toplardamarlar bulunur. El yaralanması sonrası oluşan atardamar kesilerinin, mikrocerrahi yöntemlerle onarılması gerekir. Onarımı yapılmayan yaralanmalar, doku ölümüne ve uzuv kaybına neden olabilir.

Skolyoz ( Omurga Eğriliği )

Sırt ve bel bölgesini oluşturan omurgalardaki eğriliklere “skolyoz” denir. Sağlıklı bir omurga ön ve arkadan bakıldığında düzdür. Yandan bakıldığında ise, boyun ve bel kısmının çukurluğuna uyumlu olarak eşlik eden hafif bir sırt çıkıntısı mevcuttur. Skolyozda temel olarak ön ve arkadan bakıldığında, omurgada sağa ve/veya sola eğrilikler gözlenir.

Skolyoz, doğumdan sonra erken bebeklikten erişkin yaşa kadar her zaman görülebilmektedir. Eğriliğin görüldüğü yaşa, eğriliğin tipine ve yerleşim yerine göre hastalığın seyri ve tedavi seçenekleri farklılık gösterebilir. Skolyozun tiplerine göre nedenleri araştırıldığında, kalıtsallık, sinir-kas-kemik denge hastalıkları, hormonsal nedenler gibi pek çok faktör karşımıza çıkabilmektedir.

Skolyoz hastalığında ortaya çıkan omurga ve göğüs kafesi şekil bozukluklarının hayati işlevleri en çok etkileme nedeni, eğrilik ilerlediği zaman kalp ve akciğer kapasitesini bozabilmesi ve ciddi sistemik problemlere yol açabilmesidir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi, pek çok hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da önemlidir. Eğriliğin tipi, yerleşimi ve derecesine göre bazı eğrilikler yakın takibe alınıp bir tedavi uygulanmazken, bazılarında egzersiz ve korse seçenekleri yanı sıra ameliyat yöntemleri, tedavi seçenekleri arasında yer alır.

Skolyoz nasıl teşhis edilir?
Skolyoz gelişen hastalarda sırt omurgalarındaki eğriliğin derecesine, seviyesine ve tipine göre omuzlarda, bel girintilerinde ve göğüs kafesinde asimetri ve gövdenin bir yana doğru kayması gözlenebilir. Büyüme çağında skolyoz gözlenen hastalarda, özellikle 11-13 yaşlar arasındaki hızlı büyüme döneminde sırt ve bel bölgesinde eğrilikler hızlı bir artış gösterip belirginleşebilir. İleri yaşlarda ortaya çıkan skolyozda ise, erişkin omurgasındaki yıpranma ve bozulmalara bağlı eğrilikler olup, bel ve sırt ağrıları oluşabilir.

Büyüme döneminde gelişen skolyozda aileler sıklıkla çocuklarının omuzları arasındaki yükseklik farkları, bel girintilerindeki yükseklik farkları ve bazen sırtta tek taraflı ortaya çıkan geniş çıkıntılardan skolyoz hastalığını fark edebilirler. Bunların yanı sıra öne eğilme testi, hastalığın tanısında önemlidir. Bu testte çocuk ayakları birleşik olarak dizlerini kırmadan öne doğru eğilir. Yukarıdan bakıldığı zaman sırtın sol ve sağ yanındaki yükseklikler arasında fark olması, özellikle sırt bölgesi omurgaları içeren skolyoz hastalığının tanısında önemli bir göstergedir. Sırtta eğriliğin tanınmasında ve tiplendirilmesinde, özel çekilen omurga grafileri yanı sıra bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) yöntemlerinden de yararlanılabilir.

Çocukluk çağı skolyoz hastalığı, erken dönemde teşhis edildiği takdirde, ameliyatsız veya ameliyatlı girişimler yardımı ile daha ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçilebilir. Büyümekte olan çocuklarda her yaş için farklı tedavi yöntemleri olmakla beraber hepsinde ortak amaç, öncelikle eğriliğin kabul edilebilir sınırlar içerisinde kalmasını sağlamak ve durdurabilmektir. İleri aşamaya geçen eğriliklerde ise, ameliyat ile eğriliği düzeltebilmek ve bu düzelmeyi korumaktır.

Tedavi Seçenekleri
Skolyoz hastalığının seyri ve özellikleri, oluşma tiplerine göre de farklılık göstermektedir. Doğuştan sırt ve bel omurgalarında oluşma/yapışma bozukluğu görülen “doğumsal skolyoz” tipinde hastalık çoğu kez erken yaşlarda görülür ve hızlı seyredebilir. Bu çocukların iç organlarında da oluşumsal problemler gözlenebilir. Doğumun ilk yıllarında ortaya çıkan diğer bir tür olan “bebeklik skolyozu” tipinde ise, omurgalarda oluşma ve yapışma bozukluğu görülmez ve genellikle hafif olan eğrilikler iyi huylu seyreder ve çoğu kez 1-2 yaş içerisinde kendiliğinden düzelir. “Erken çocukluk çağı skolyozları” ise bebeklik yaşı sonrası ile okul öncesi yaş arasında fark edilir. Eğriliğin derecesine, yerine ve şiddetine göre korse tedavisi uygulanır ya da ameliyat yapılır.

Erken yaşta gelişen, kendiliğinden veya korse yardımı ile düzelmeyen eğrilikler, çoğu kez küçük yaşlarda yapılacak ameliyatlı girişimler ile tedavi edilebilir. Günümüzde büyüyen omurgaya adapte edilen yeni sistemler sayesinde doğumsal ve erken çocukluk skolyozları daha küçük seri ameliyatlar ile omurgaya daha az zarar verilerek tedavi edilebilmektedir.

Çocukluk çağından erişkin olma yaşına dek görülen skolyoz ise hastalığın başka bir tipidir. Çocukluk çağının ikinci hızlı büyüme dönemini de içeren bu yaşlarda aşırı bir artış sonrası fark edilen sırttaki eğrilikler gözlenebilir. Bu dönemde de eğriliğin tedavisiz yakın takibinden korse ve egzersiz tedavisine, bu yöntemlerle ilerlemesi önlenemeyen aşırı eğriliklerde ise sırt ve göğüs kafesinin yanından yapılacak ameliyatlar ile eğriliğin düzeltilerek, eğri bölgenin dondurulmasına kadar farklı tedaviler gerekebilir.

Sonuç olarak, ihmal edildiği zaman hayat kalitesini ve beden görüntüsünü bozabilen bu hastalığın erken tanı ve tedavisi çok önemlidir. Bu nedenle ailelerin, sırtında eğrilik fark ettikleri çocuklarını en kısa sürede bir hekime götürmeleri gerekir. Erken dönemde fark edilen eğrilikler ilerleyip, kalp ve akciğer problemlerine yol açmadan, daha küçük girişimler ile tedavi edilebileceği unutulmamalıdır.

Spor Yaralanmaları

Kent Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’müzde spor kaynaklı kemik, eklem, kas ve yumuşak doku yaralanmalarının tedavisi de yapılmaktadır.
En sık karşılaşılan spor yaralanmaları;
• Omuz çıkıkları
• Omuzda labral ve rotator manşet yırtıkları
• El ve parmak yaralanmaları
• El bileğinde lezyonlar
• Dizde menisküs ve kıkırdak yaralanmaları
• Dizde ön ve arka çapraz bağ yaralanmaları
• Ayak bileği instabilitesi
• Ayak bileğinde kıkırdak lezyonlar
• Kırık ve burkulmalar

Spor sakatlık ve yaralanmalarını minimize etmek için ne yapmalı?
Spora başlamadan önce genel bir sağlık taramasından geçmek, sonrasında ise düzenli sağlık kontrolleri yararlıdır. Spor dalına uygun ekipmanların ve spor ayakkabıları ile giysilerin kullanılması önemlidir. Spor öncesi yeterli ısınma, kas gücü için kuvvetlendirme egzersizleri, yapılan spora uygun beslenme, spor yaralanmalarını azaltacak faktörler olarak değerlendirilmektedir. Spora başlamadan önce mutlaka 15-20 dakika süreyle ısınma ve germe egzersizleri yapılmalıdır. Yapılacak spor dalı ile ilgili bilgi sahibi olunmalı ve ona uygun, giysi, ayakkabı ve malzeme kullanılmalıdır.

Pediatrik Ortopedi

Pediatrik ortopedi, doğumdan itibaren tüm çocukluk dönemini kapsayan ve bu süreçte doğumsal, travmatik, nörolojik veya diğer nedenlerle oluşan ortopedik hastalıkların tanı ve tedavisini üstlenmektedir.