Tüp Bebek Merkezi (IVF) - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Tüp Bebek Merkezi (IVF)

“Bebek Dostu Hastane” unvanına sahip olan Kent Sağlık Grubu İzmir Tüp Bebek Merkezi'miz (IVF), hastanenin kuruluşu olan 2004 yılından itibaren faaliyet göstermektedir. Kent Tüp Bebek Merkezi'miz, deneyimli ekibi, uygulamadaki yüksek başarı oranıyla yalnız İzmir değil, Türkiye’nin dört bir yanından hastaların tercih ettiği bir merkezdir. 


İlk tüp bebek tedavisinin uygulandığı zamandan bu yana 40 yıldan fazla süre geçti. Yıllar içinde tüp bebek uygulama yöntemleri ve kullanılan teknoloji de giderek ilerledi ve başarı oranları artmaya devam ediyor. Başarılı tüp bebek tedavisinin sırrı kişiye özel tedavi programları uygulamaktan geçiyor.      

Fiziksel, duygusal ve tıbbi desteğin önemini bilerek her çifte özel bir program belirlenmesi, güvenlik ve mahremiyet gibi önemli unsurların tedavi sürecinde çoklu-disipliner yaklaşımla bir arada uygulanması, tedavi döneminde stres ve kaygıyı azaltarak çiftin uyumunu ve nihai olarak başarıyı arttırmaktadır.   

Kent Hastanesi Tüp Bebek Merkezimizde kişiselleştirilmiş tedavi yöntemleriyle başarı şansını arttırmayı hedefliyoruz. Bebek isteği ile başvuran çiftin yaşı, yumurtalık kapasitesi, sperm analizi, hormon dengesizlikleri, daha önceki tedavileri veya genetik durumu gibi önemli bilgiler ışığında hangi teknik ve tedavilerin uygulanması gerektiğini belirliyoruz.

Günümüzde en büyük sorunlardan biri olan açıklanamayan veya tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarından kaçınmak için gerekli basamak yaklaşımlarını benimsiyoruz.  

Tüp bebek tedavisi sırasında ve sonrasında iletişim, bilgilendirme ve sorun önleyici ve giderici yaklaşımlar tedavi başarısını arttırmaktadır. Tedavi ekibinin bir parçası olarak kabul edilen hastamız ile tedavi yöntemlerini, embriyo transfer zamanından kullanılacak protokole kadar birlikte değerlendirerek kararlaştırıyoruz. 

Merkezimizde kanıta dayalı, uluslararası kılavuzlara uygun ve holistik tıp yöntemlerini de kombine ederek gebelik oranlarını arttırmayı, zor vakaların bile başarıyla gebeliğe ulaşabildiği yöntemleri ‘hasta dostu tedavi’ yaklaşımıyla ve ‘iyi klinik uygulama’ ilkeleriyle harmanlıyoruz.             

Doğal yollardan bebek sahibi olamayan çiftlerde uygulanan tüp bebek tedavisinde erkek ve kadına ait olan üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında özel koşullarda döllenmesi ve anne rahminde bebeğin tutunması amaçlanmaktadır. Tüp bebek yöntemiyle doğan bebekler, normal doğal yöntemlerle dünyaya gelmiş olan bebeklerden farklı değildir.  

Kent Sağlık Grubu Tüp Bebek Merkezi'mize bebek sahibi olma arzusu ile başvuran çiftlerde tanı  sonrası  öncelikle neden çocuk sahibi olamadıklarının nedenleri; genel  sağlık  testleri, hormon  analizi (bazal hormon profili), semen  analizi (spermiogram), gerekirse immunolojik  testler, rahim  filmi (HSG) ve rahim  incelemesi  (gerekirse) yapılarak saptanmaktadır. Sonrasında da uygulanabilecek tedavi seçenekleri belirlenmektedir.

Tüp Bebek İçin Altın Kurallar

Modern bir yöntem olan tüp bebek tedavisi, günümüzde çok daha büyük başarı ile geçmişe oranla daha pratik ve daha az masraflı bir şekilde yapılıyor. Teknik gelişmeler, tüp bebek başarısını çok iyi noktalara taşıyor. Doktorun deneyimi ve hassasiyeti elbette çok önemlidir, ancak çiftlerin de tedavi ekibinin bir parçası olarak yüksek enerji ve motivasyonla başlaması yararlıdır. Bu nedenle çiftler başaracaklarına inanmalıdır. Olumlu konsantrasyon ve inanmak, başarının ilk adımlarıdır.

Tüp bebek yönteminde başarı için çiftlere de görev düşer. Yaş değiştirilemez. Ancak, tüp bebek sadece sperm ve yumurtanın birleştirilerek embriyonun anne rahmine yerleştirilmesinden ibaret değildir. Üreme hücrelerinin sayısını ve kalitesini arttırabilecek ön tedaviler olduğunu biliyor muydunuz? Tedaviden 1-2 ay önce hazırlıklara başlamak başarıya katkı sağlayacaktır. Ayrıca; sağlıklı yaşam kuralları bu süreçte de önem taşıyor. Sigara içiliyorsa bırakılmalıdır. Sigara, hem yumurta hem de sperm kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Tüp bebek tedavisine başlarken, çiftlerin doktor ve yakınlarıyla endişelerini paylaşması, onlar için rahatlatıcı olacaktır. Bunun için net sorular sorulabilir ve cevaplar, küçük bir not defterine not edilebilir.

Çiftler, ilaç tedavilerini doğru uygulamalıdır. Beslenme, doğal besinlerle olmalıdır. Düzenli beslenilmeli, sebze ve meyve tüketimine dikkat edilmelidir. Bol su içilmeli; tuz ve diğer katkı maddeleri tüketilmemeli, kafeinli, asitli içeceklerden kaçınılmalıdır. Günde 8 saat uyumalı, geç yatılmamalı ve sabah erken kalkılmalıdır. Yorgunluk ve aşırı egzersiz, tedaviyi olumsuz etkileyebilir. Zaman zaman küçük molalar verilerek, bedeni ve ruhu dinlendirmeye gayret edilmelidir.

Tedavi süresince stresten kaçınılmalıdır. Stresle baş etmek için gevşeme teknikleri kullanılabilir. Derin nefesler almak, olumlu düşünmek (mutlu düşünce kavramı), doğa yürüyüşleri ve hobilerle uğraşmak, işe yarayabilir. Kadın ve erkek doğurganlığını etkileyen stresin tüp bebek yöntemini de etkilediğini unutmayınız.

Özetle söylemek gerekirse; tüp bebek tedavisinde altın kurallar vardır ve her çiftin tedavisi değişkendir. Tedavinin uygulama şekli, yumurta toplama ve embriyo transfer zamanı, çiftlere özgüdür. Bu nedenle tüp bebek tedavisi kişisel olmalıdır.

Tüp Bebek Nedir ?

Doğal yollardan bebek sahibi olamayan çiftlerde uygulanan tüp bebek (IVF); erkek ve kadın üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında özel koşullarda döllenmesi ve oluşan embriyoların kadının rahmine yerleştirilmesi yoluyla gebelik elde edilmesinin amaçlandığı modern bir tedavi yöntemidir.



Tüp bebek tedavi yöntemi, birçok çifte gebeliğe ulaşma şansı sunmaktadır. Mikroenjeksiyon yöntemi ile sperm sorunu olan birçok erkek, artık bebek sahibi olabilmektedir. Tüp bebek tedavisinde başarı oranlarının giderek artması, son derece sevindiricidir. Titiz çalışma, etik tutum, doğru zamanlama ve güler yüzlü bir tedavi süreci, başarıyı önemli oranda etkilemektedir. Önceki yıllarda bebek sahibi olmayı hayal bile edemeyen çiftler, kendi mucizelerini gerçekleştirme şansı bulabilmektedir.

İşte bu şans için tüp bebek tedavisinde atılacak 3 adım, çok önemlidir.
Bu 3 adım;
1. adım iyi bir hazırlık ve destek dönemidir.
2. adım uzman, tecrübeli bir ekip ve ileri teknolojik donanıma sahip merkez seçimidir.
3. adım kişiselleştirilmiş güncel tedavi planı ile bebek sahibi olmak isteyen çifte en uygun tedavinin belirlenmesidir.

Tüp bebek tedavisi hangi durumlarda düşünülmelidir ?

• Kadının tüplerinde tıkanıklık varsa,
• Kadında endometriozis (çikolata kisti hastalığı) bulunuyorsa,
• Erkekte sperm sayısı az veya sperm hareketliliği sorunları yaşanıyorsa,
• Polikistik Over Sendromu’nda diğer tedaviler başarılı olamamışsa,
• Hormonal yetersizlik gibi yumurtlama sorunları varsa,
• İleri yaş ve zayıf yumurtlama durumunda,
• Nedeni anlaşılamayan infertilitede,
• Diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamadıysa,

Tüp bebek tedavisine başlanılması düşünülmelidir.

5. Gün Blaskoist Transferi

Doğal yollardan bebek sahibi olamayan çiftlerde uygulanan tüp bebek (IVF); erkek ve kadın üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında özel koşullarda döllenmesi ve oluşan embriyoların kadının rahmine yerleştirilmesi yoluyla gebelik elde edilmesinin amaçlandığı modern bir tedavi yöntemidir. Günümüzde uygulanmakta olan ileri tüp bebek tekniklerinden biri olan 5. Gün Blastokist Transferi, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere çok daha yüksek oranlarda gebelik şansı sunmaktadır.

Laboratuar ortamında 5 gün boyunca takip edilip geliştirilen embriyolara blastokist adı verilir. 5. günde yapılan embriyo transferine de “blastokist transferi” denir.



1978 yılında ilk başarılı tüp bebek gebeliği de blastokist transferi ile elde edilmiştir. Embriyo, gelişim sürecinin 5-6. günlerinde blastokist evresine ulaşmaktadır. Bir blastokist, yaklaşık olarak 100-120 hücre içermektedir. Bu dönemden sonra embriyoların laboratuvar ortamında bekletilmesi mümkün değildir. Anne rahmine transfer edilmesi gerekmektedir. Embriyo transfer sonrasında 6-7. günlerde koruyucu tabakası olan zona pellüsidadan kurtulur ve rahim dokusuna tutunmaya başlar.

Blastokist transferi ile implantasyon (tutunma) şansı daha yüksektir. Çünkü iyi embriyoların seçimi söz konusudur, yani ancak iyi olan embriyolar laboratuvarda gelişimlerine devam etmekte ve 5. güne ulaşabilmektedir.

Tüm ülkelerde çoğul gebeliğin yarattığı risklerden korunabilmek için transfer edilen embriyo sayısına yasal sınırlamalar getirilmiştir. Ülkemizde bu sınır, en fazla 2 embriyodur. 5. gün embriyo transferinde 1 veya 2 blastokist verilerek, hem çoğul gebelik riski azaltılmış hem de gebelik şansı yükseltilmiş olur. Tüp bebek tedavisinde amaç, eve tek sağlıklı bebek götürmektir. Bu amacı başarmak için daha kaliteli ancak daha az sayıda embriyo transferi tüm seçkin kliniklerin ortak stratejisidir.

5. Güne Hazır Olmak
Tüp Bebek laboratuvarlarında kullanılan embriyoların içerisinde takip edildiği ardışık kültür mediumlarında hastaların yüzde 60-70’inde blastokist evresine ulaşılabilmektedir.

Kromozomsal anormallik taşıyan embriyoların blastokist dönemine ulaşabilme ihtimali, normal olan embriyolara oranla çok daha düşüktür. Böylece, 5. günde kromozomsal olarak daha sağlıklı embriyoların seçilebilme ihtimali yüksektir. Bu nedenle blastokist dönemi kaliteli embriyoların transferi ile çok daha yüksek gebelik oranları elde etmek mümkündür.

Blastokist dönemine ulaşmış embriyolar, ultra hızlı dondurma yöntemi olan vitrifikasyon ile başarılı şekilde dondurulabilmekte ve ihtiyaç duyulduğunda başarıyla çözülebilmektedir.

Ancak 5. gün blastokist transferi yapabilmek ve başarılı sonuçlar elde edebilmek için sadece sizin embriyolarınızın belirli şartlara uyması yeterli olmaz.

Tüp bebek ünitesinin de yüksek niteliklere ve standartlara sahip olmasını gerekir:
• Laboratuvar koşulları üst düzeyde olmalı. Dizaynı, havalandırması, temizliği ve bunların periyodik kontrolleri titizlikle yapılmalı.
• Yeterli ve kaliteli donanımlara sahip olmalı, kontrol ve kalibrasyonları düzenli yapılmalı.
• Alanlarında uzman tecrübeli bir ekibe sahip olunmalı.
• Blastokist transferi gibi titiz takip gerektiren tekniklerde tecrübeli embriyologlar yeterli sayıda olmalı.

Blastokist transferi kimlere uygulanır?

Alınan ve döllenen yumurta sayısının çok olduğu (genelde 8 ve üzeri) ve 3. gün embriyo kalitesinin iyi olduğu tüm çiftlerde uygulanabilir.

Blastokistlerin neden yaklaşık yüzde 50’si tutunamamaktadır?

Muhtemelen kromozomsal anomalili bir embriyo söz konusudur ya da endometriumun embriyoyu tutma kapasitesinde sorun vardır.

Blastokist Transferi Kimlere Önerilir?

• Daha önce tekrar eden denemelerde iyi kalitede 3. gün embriyoların verilmesine rağmen gebeliğin oluşmadığı çiftlere,
• Çoğul gebelik istemeyen çiftlere,
• Kalan embriyolarının dondurulmasını istemeyen çiftlere önerilir.

Blastokist transferinin dezavantajları nelerdir?

• Hastaların yaklaşık yüzde 40’ında transfer edilecek blastokist gelişmeyebilir.
• Bazı olgularda beşinci günde embriyoların dondurulması, 3. gün dondurulması kadar iyi sonuçlar vermeyebilir.
• Bazı araştırmalara göre laboratuvar ortamında blastokist evresine gelemeyen embriyoların yüzde 10’u 2. ya da 3. günde rahime verilmiş olsa idi gelişimlerine devam edebilirlerdi.

Hepimiz bir zamanlar ‘’blastokist’’ idik. Blastokist transferine gidilmesinin amacı, daha kaliteli embriyoları seçerek, gebelik şansını arttırırken çoğul gebelik riskini azaltabilmektir.

Unutmayınız ki; her durumda blastokist transferi uygun olmayabilir. Transfer için blastokist aşamasına kadar bekleme kararını verirken; embriyoların kalitesi, sayısı ve niçin tüp bebek yapıldığına dair bu kararı embriyoloğunuz, doktorunuz ve siz birlikte değerlendirirsiniz.

Aşılama yöntemi nedir?

Aşılama yöntemi, bir yıl boyunca düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması durumunda uygulanan bir yardımcı üreme yöntemidir. Basit ve hızlı bir yöntem olan aşılamanın uygulanabilmesi için erkekte sperm, kadında yumurta üretiminin olması gerekmektedir.

Aşılama (IUI): Erkekten spermler alınır, yıkama ve diğer hazırlık aşamalarından sonra en hareketli olanlar konsantre edilerek özel bir kateter aracılığıyla kadın rahmine yerleştirilir. Aşılamada laboratuvar ortamında dölleme işlemi yapılmaz. Tüp bebekten temel farkı sadece spermlerin rahimin içine enjekte edilmesi olan aşılama yöntemi ile gebelik şansı %10-25 arasında değişmektedir.


Aşılama İşlemi Nasıl Uygulanır?

Aşılama tedavisinin uygulanabilmesi için öncelikle çiftin üreme probleminin tespit edilmesi gerekmektedir. Anne adayı jinekoloji uzmanı, baba adayı üroloji uzmanı tarafından muayene edilir. Aşılama tedavisinin uygun görülmesi durumunda, anne adayı adetinin 3. gününde doktoruna muayene olur. Bu muayenede yumurtalıkların durumu kontrol edilir ve gerekli görülmesi halinde hormon ilaçları ile yumurtalıkların büyütülmesi işlemine geçilir. Doktor tarafından verilen hormon hapları veya iğneleri 5 ila 7 gün süresince kullanılır. Bu sürenin ardından bir kez daha vajinal muayene ile yumurtaların sayısı ve boyutları kontrol edilir. Eğer döllenme için uygun aşamadaysalar cilt altından uygulanan çatlatma iğnesi yapılır ve aşılama işlemine geçilir. Baba adayından alınan spermler laboratuvar ortamında incelenir. En kaliteli ve gebelik elde etme olasılığı en yüksek olan spermler seçilerek bir katater yardımıyla rahim içerisine transfer edilir.

 

Aşılama Kimlere Uygulanabilir?

Aşılama işleminin uygulanabilmesi için baba adayında işlenebilecek özellikte sperm olması ve anne adayının yumurta gelişiminde sorun olmaması gerekmektedir. Eğer kadında, polikistik over hastalığı gibi yumurtlama fonksiyon bozukluğuna bağlı sorunlar ya da erkekte sperm hareket ve sayısında hafif düşüklük saptandıysa aşılama tedavisine başvurulabilir. Bununla birlikte, açıklanamayan infertilite olguları veya vajinismus gibi nedenlerden dolayı hekime başvuran hastaların tedavisinde de aşılama işleminden yararlanılmaktadır.

Aşılama İşlemi Öncesi Nelere Dikkat Edilmelidir?

Aşılama işlemi öncesi hem kadının hem de erkeğin mutlaka uyması gereken bazı noktalar bulunmaktadır.

Erkeğin Dikkat Etmesi Gerekenler:

Spermin verimli olması için son 48 saat içerisinde sigara, alkol, uyuşturucu veya ilaç alınmamalıdır. Bu tarz maddelerin spermin yapısını ve hareketliliğini olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir.

Kadının Dikkat Etmesi Gerekenler:

Aşılama uygulanacak kadının tedavi sırasında vajinal bir enfeksiyon geçirmiyor olması, herhangi bir vajinal ilaç, krem veya losyon kullanmaması gerekmektedir.

Mikroenjeksiyon(ICSI) nedir?

Mikroenjeksiyon, daha ziyade erkekten kaynaklanan infertilite probleminin tedavisinde kullanılan bir dölleme yöntemidir. 

Sperm sayısı az, sperm hareketliliği düşük ya da sperm yapısal bozukluğu olan hastalar mikroenjeksiyon yöntemiyle başarılı olabilmektedir.

Tüp bebek tedavilerinde laboratuvarda dölleme aşamasında iki farklı yöntem kullanılır. Bunlar, klasik tüp bebek yöntemi (IVF) ve mikroenjeksiyon yöntemidir. Her iki uygulamada da ilk tedavi aşamaları aynı iken aralarındaki tek fark, dölleme aşamasıdır. Klasik tüp bebek yönteminde, yumurta ve sperm hücreleri aynı ortama bırakılır ve sperm hücresinin yumurtayı kendi kendine döllemesi beklenir. Mikroenjeksiyon yönteminde ise en iyi olan sperm hücresi IMSI veya Mikroçip ile seçilir ve yumurtanın içerisine enjekte edilir, böylelikle döllenme şansı artırılmış olur.

Mikroenjeksiyon Kimlere Uygulanır?

  • Sperm sayısının çok az olduğu durumlarda ya da azospermi hastalarında
  • Sperm şeklinde (morfolojisinde) bozukluk olması halinde
  • Daha önce klasik tüp bebek yöntemi (IVF) uygulanmış ancak başarı elde edilememiş çiftlerde
  • Preimplantasyon genetik tanı (PGD) uygulanacak hastalarda
  • Sebebi bilinemeyen infertilite problemi yaşayan çiftlerde

 

 

Mikroenjeksiyon Tekniğinin Avantajları Nelerdir?

Klasik tüp bebek yöntemiyle karşılaştırıldığında, mikroenjeksiyon tekniğinde döllenmenin gerçekleşme olasılığı çok daha yüksektir. Sperm sayısı ve kalitesi düşük olan hastalarda IVF yerine kullanılan mikroenjeksiyon sağlıklı gebelik imkanı sunmaktadır.

IMSI Nedir?

IMSI (Intracytoplasmic Morphologically Selected Sperm Injection) tüp bebek tedavilerinde, spermin büyütülerek detaylı bir şekilde incelenmesini sağlayan, başarı oranlarını arttıran bir tekniktir. Bir merkezde IMSI tekniğinin uygulanabilmesi için gerekli teknolojik donanım olması gerekmektedir. Dünyada ve ülkemizde pek çok vakada klasik mikroenjeksiyon yerine IMSI uygulanmaktadır. Merkezimizde IMSI tekniği, rutin olarak kullanılmaktadır.

Rutin bir mikroenjeksiyon uygulamasında sperm mikroskop altında 200 kat büyütülürken IMSI yöntemi ile 8.000 kata kadar büyütülebilmektedir. Böylece spermin taşıdığı pek çok yapısal problem tespit edilebilmekte ve seçilen en sağlıklı sperm ile sağlıklı embriyo oluşma oranı artmaktadır.

IMSI Yönteminin Avantajları Nelerdir?

IMSI tekniği sayesinde daha iyi embriyo gelişimi, daha yüksek gebelik oranları tespit edilmiştir. Özellikle,*Sperme bağlı bir problem tespit edildiğinde, *Kaliteli yumurta olmasına karşın gebeliğin oluşmadığı durumlarda, *Tekrarlayan düşüklerin yaşandığı durumlarda, *Sebebi bilinmeyen infertilite vakalarında, *Başarısız tüp bebek denemelerinin yaşandığı hastalarda, *Yumurta sayısının az olduğu hastalarda, IMSI tekniği başarıyı artırmak için kullanılabilecek önemli bir yardımcı araç olarak karşımıza çıkıyor.

Mikroçip Nedir?

Mikroçip teknolojisi, günümüzde tüp bebek tedavilerinde kabul görmüş sperm seçim yöntemlerinden bir tanesidir. Diğer sperm seçim yöntemleri ile kıyaslandığında normal fizyolojiyi taklit etmesi nedeniyle daha doğal bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Popüler adıyla ‘Çip Bebek’, aşılama veya tüp bebek yönteminde sperm ayıklanması için kullanılabilen bir tekniktir.

Mikroçip ile Sperm Seçilmesi Nasıl Yapılır?

Mikroçipli tüp bebek tedavisinde, klasik tüp bebek tedavisiyle benzer süreçler izlenir. Tedavinin farklılaştığı nokta, laboratuvar ortamında spermlerin seçildiği aşamadır. Klasik bir tüp bebek tedavisinde işlem günü alınan sperm örneği, dakikada 1.500-2.000 devir yapan santrifüj denen özel bir cihaza konarak yıkama ve çöktürme işlemi yapılır. Ancak gerçekleştirilen bazı çalışmalarda, yüksek devirli döndürme işleminin sperm hücrelerinin taşıdıkları genetik yapıda (DNA) kırılmalar ve hasarlar oluşabildiğini göstermiştir. Mikroçip, tüm bu yıkama, döndürme ve çöktürme aşamalarının büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı ve en sağlıklı sperm hücrelerinin doğal sürece çok yakın bir yaklaşım ile elde edilebildiği bir yöntemdir.

Mikroçip teknolojisiyle sperm hücreleri özel olarak tasarlanmış bir solüsyon içerisinde mikro- kanalcıklardan geçerek sanki doğal ortamda tüplere ve oradan da yumurta hücresine ulaşmaya çalışıyor gibi yarışır. Yarışı önde bitiren spermler, yumurtayı en yüksek dölleme şansı olan spermlerdir. Bu şekilde sperm seçimi doğala en yakın şekilde yapılmış olur. Mikroçip teknolojisi, özellikle düşük kalitede sperm üretimi görülen, erkeğe bağlı kısırlık tedavisinde kullanılabilen bir yöntemdir. Yöntem en sağlıklı sperm seçimi ilkesine dayandığı için, tedavi süresince ihtiyaç duyulduğunda pek çok ek yöntem ve test ile birlikte de uygulanabilir.

 

 

 

Dondurun ki şansınız olsun

Üremenin yani doğurganlığın korunması, üreme tıbbının günümüzde en önemli konularından biridir. Özellikle önemli bir ameliyat veya bir hastalık tedavisi nedeni ile o an için anne veya baba olamayacak kişiler üreme hücrelerini saklayarak geleceğe daha güvenle bakabilmektedir. Bu amaçla yumurta ve sperm hücreleri dondurulabilmektedir. Bu sayede kişiler üreme şanslarını daha uzun süre muhafaza edebilmektedirler. Günümüz dünyasında kanser artık tedavi edilebilir hastalıklar sınıfında yer almaktadır. Bu önemli sağlık sorununun birçok türünde modern teşhis ve tedavi yaklaşımları ile kişinin hastalıksız olarak yaşamına devam etmesi sağlanabilmektedir.

Her yıl binlerce üreme çağındaki genç kansere yakalanmaktadır.

Kanser tedavileri, ergenlik ve doğurganlık çağındaki kişilerde, üreme hücrelerinin yok olmasına ve sperm ve yumurta üretilmesinin durmasına neden olabilmektedir. Kanser hastalıklarının tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları ve radyasyon (ışın) tedavisi kadınlarda yumurtalık dokusunda tahribat yaparak erken menopoza ve erkeklerde de sperm üretiminde azalmaya sebep olabilmektedir.

Günümüzde Birçok Kanser Tedavi Edilebilmektedir

Son yıllarda tanı ve tedavi metotlarının gelişmesi ile birlikte kanser vakaları daha erken evrelerde tanınır ve tedaviye başlanır hale gelmiştir. Tüm bu gelişmelerin neticesinde 5 yıllık yaşam oranları tüm kanser türleri ve tüm yaş grupları göz önüne alındığında belirgin artış göstermiş ve hayatta kalan hastalarda üreme yeteneğinin korunmasının gerekliliği gündeme gelmiştir.

 

“Sağlıklarına kavuşan ve kanseri yenen bireyler, bebek sahibi olmak istediklerinde üreme yeteneğini kaybetme sorunuyla karşılaşabilmektedirler.”

 

Uzun yıllardır kanser ve bağışıklık sistemi hastalıkları tedavisi öncesi sperm ve yumurta dondurulması yöntemleri başarı ile uygulanmaktadır. Ancak bu konuda farkındalığın hala eksik olduğuna dair birçok araştırma bulunmaktadır.

 

‘’Ciddi bir sağlık tehdidi ile karşı karşıya kalan ergenlik ve doğurganlık dönemindeki bireyler ve aileleri, o an için sağlıklarına kavuşmak dışında bir kaygı hissetmemektedir. Oysa kemoterapi, radyoterapi veya ciddi bir ameliyat nedeniyle gelişebilecek kısırlığın önüne geçmede kullanılan "sperm dondurma ve yumurta dondurma yöntemi", tedaviler bitip sağlıklarına kavuştuğunda kişilere biyolojik üreme yeteneklerini devam ettirme şansı sunmaktadır.’’

 

Kanser tedavisinden sonra sağlıklı üreme hücresi elde etmek oldukça zordur. Önemli olan tedavilere başlamadan üreme hücrelerinin zarar görmeden saklanmasıdır. Kanser tedavileri kalıcı olarak kısırlığa neden olsa bile dondurma yöntemi ile hastalar ileride anne baba olma şansını yitirmemiş olacaklardır.

 

Sperm Dondurma İşlemi Hangi Durumlarda Uygulanır?

  • Kanser tedavisi, kemoterapi veya radyoterapi gibi testis dokusuna zarar verebilecek tedaviler nedeniyle testislerini veya sperm üretimini kaybedebilecek hastalara
  • Testislerin hasar görme olasılığı olan bir ameliyat yapılacaksa
  • Azoospermi hastalarında
  • TESE uygulanan azoospermi hastalarında spermlerin saklanması için
  • Sperm örneğinde çok düşük sayıda sperm verebilen hastalar Tüp bebek tedavilerinde sperm dondurma 30 yılı aşkın süredir başarıyla uygulanmaktadır.

 

Üreme Hücrelerinin Dondurulması Gebelik Şansını Azaltır mı?

Toplumdaki yaygın inanışın aksine araştırmalar, dondurulmuş sperm-yumurta ve embriyolardan elde edilen gebeliklerin başarı oranlarının yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Günümüzde kullanılan modern tüp bebek yöntemleri ile dondurulan embriyoların yüzde 95’i sağlıklı olarak çözülebilmedir. Bu embriyolarda gebelik şansı yüzde 40- 50‘lere kadar ulaşabilmektedir.

 

“Günümüzde kanser tedavisi görecek hastalar bu tedaviler öncesi yumurta ve sperm hücrelerini dondurma yöntemi ile saklatabilir.”

 

Dondurulmuş hücrelerle elde edilen gebelik şansı, taze kullanılan hücrelerle elde edilen tüp bebek başarısıyla aynı oranlardadır. Önceki yıllarda hasta tamamen kanserden kurtulsa dahi anne baba olma şansını yitirebilmekte idi. Sağlık bakanlığının da onayı ile günümüzde kanser tedavisi görecek kişiler, bu tedaviler öncesi, yumurta ve sperm hücrelerini dondurma yöntemi ile saklatabilir. Bu sayede tekrar sağlıklarına kavuştukları zaman saklanan kendi hücreleri kullanılarak tekrar anne baba olabilirler.

 

Dondurma İşlemi Kanser Tedavisini Olumsuz Etkiler mi?

En çok merak edilen hususlardan birisi de yumurta ve sperm hücresinin toplama sürecinin kanser hastalığının tedavisinde gecikmeye yol açıp açmadığıdır. Kanser hastalığının teşhisi, ameliyatı ile kanser tedavilerinin başlaması arasında yaklaşık 2 ile 4 hafta zaman dilimi var ise, bu süre gerekli üreme hücrelerinin toplanması ve saklanması için yeterli bir zamandır. Onkoloji ekibiniz, bu 2 haftalık erteleme için zamanınızın olup olmadığını, tedaviye ivedilikle başlanması gereken bir durum olup olmadığını değerlendirecek ve tüp bebek ekibi ile durumu konsülte edecektir.

 

 İyileşme sonrası Üreme Hücreleri Nasıl ve Ne zaman Kullanılmalıdır?

Kanser tedavisi bittikten ve iyileştikten sonra istendiğinde bu spermler ve yumurtalar, tüp bebek yöntemleri kullanılarak sağlıklı çocuk sahibi olma şansı sunulabilmektedir.

 

‘’Uzmanlar, yaşam beklentisi yüksek kanserli hastalara çocuk sahibi olma umudunu veren bu yöntemin, önemli bir moral destek de oluşturacağı görüşündeler.’’

 

Özellikle lösemi, hodgkin, non-hodgkin lenfoma ve testis tümörleri genç yaşlarda ve ergenlik döneminde görüldüğü ve kanser tedavisi ile kanserden tamamen kurtulma şansı yüksek olduğu için bu hastalar için üreme hücrelerinin saklanması büyük bir önem taşımaktadır. Bu kişilerin gelecek doğurganlıklarını korunmak için kanser tedavisine başlamadan üreme hücrelerini dondurmaları gerekmektedir. Tedavinin olumsuz etkileyeceği immünosüpresif ilaçların kullanıldığı kanser dışı hastalığı (Behçet, Lupus ya da glomerülonefrit) olan kişilerin de üreme hücreleri dondurularak saklanabilmektedir. Eğer kanser hastalığının tipine göre testisin ya da yumurtalığın alınması gerekiyorsa alınan dokular da dondurarak saklanabilmektedir.

Diğer yandan kanser tedavisi görecek hasta evli ise eşinden alınan hücre ile kendi hücreleri laboratuvar koşullarında birleştirilerek oluşan embriyolar da saklanabilir. İlerleyen yıllarda hazır embriyolar çözülerek anne rahmine yerleştirilebilir.

Kanser tedavileri nedeniyle erken menopoz durumu gerçekleşse dahi önceden saklanan hücrelerin kullanılması ile gebelik şansı devam etmektedir. Vitrifikasyon tekniği ile yumurta hücreleri başarı ile dondurulabilmekte ve gelecekte kullanmak üzere uzun yıllar saklanabilmektedir.

 

Sperm Nasıl Donduruluyor?

Sperm dondurulması sırasında sperm kalitesinin korunmasına özen gösterilmektedir. Standart sperm analizlerinin ardından, elde edilen örnekler özel bir koruyucu serum ile karıştırılıyor ve –196 derecede donduruluyor. Dondurma işlemi küçük kanüller veya ampuller içinde yapılarak bu örnekler sıvı nitrojen içinde saklanıyor.

Türkiye’de yasalar dondurulmuş spermin ancak veren kişi için kullanılmasına izin vermektedir. Dondurulan üreme hücreleri uzun yıllarca, tüm güvenlik tedbirleri alınarak ve yasalara uygun şekilde, titizlikle korunmaktadır. Dondurulmuş spermler, yardımcı üreme teknikleri olan suni döllenme ya da tüp bebek uygulaması için kullanılabilmektedir. Hastaların bu konuda bilinçlendirilmesi ve tedavi öncesi aydınlatılmasında tüm tıbbi birimlere büyük görev düşmektedir.

 

Dondurma İşlemi Nasıl Yapılır? Ne Kadar Saklanabilir?

Kanser tedavisi öncesi başvuran hastaların medeni durumuna göre hangi yöntemin seçileceğine karar verilebilir. Eğer hasta evli ise normal bir tüp bebek süreci izleyerek embriyo dondurma, eğer bekâr ve genç yaşta bir hasta ise yumurta ya da spermleri dondurma işlemleri ile hücreler saklanabilir. Yasal olarak tıbbi zorunluluk halinde kişinin üreme hücrelerini saklama hakkı vardır. Dondurma yönteminde -196 derecede embriyo, sperm ve yumurtalar 5 yıl boyunca saklanabilir, sonrasında ise bu süre Sağlık Bakanlığı izni ile uzatılabilmektedir.

Günümüzde dondurma işleminde ‘’Vitrifikasyon Tekniği’’ kullanılmaktadır. Teknik olarak sperm dondurulması yumurta dondurulmasına göre daha kolaydır çünkü yumurta hücresi çok daha büyük bir hücredir. Yumurta hücreleri, ‘Vitrifikasyon’ yöntemi sayesinde günümüzde başarıyla dondurulmakta ve çözme sonrası geri-dönüş, döllenme, embriyo oluşturma potansiyelleri ile yüz güldürücü oranlarda gebelik şansı sunmaktadır. Unutulmamalıdır ki, ülkemizde üreme hücrelerinin ve embriyoların kullanılması için resmi evlilik şartı aranmaktadır. Embriyo transferi her iki eşin rızasında tabi olduğundan embriyoların kullanılması boşanma ve eşlerden birinin vefatı durumunda mümkün olmamaktadır.

Erken Menopoz Riskinde de Yumurta Dondurma Yöntemi Türkiye’de önceki yıllarda sadece kanser gibi zorunluluk hallerinde Sağlık Bakanlığı’nın izin verdiği “sperm ve yumurta dondurma” işlemi, 2014’te çıkan yasa gereği erken menopoz riski olan henüz ailesini tamamlayamamış bireyler için de umut kaynağı haline gelmiştir. Böylelikle herhangi bir nedenle henüz bebek planlamayan kadınlar, ilgili koşullar oluşmuş ise kanser hastalığı olmasa dahi yumurta hücrelerini dondurarak saklayabilmektedirler.



Mini Tüp Bebek Yöntemi

Mini tüp bebek; yumurta rezervinin çok düşük olan durumlarda gebelik ihtimalini artırdığı için uygulanan ve başarılı sonuçlar alınabilen bir yöntemdir.

Mini tüp bebek yöntemi, Japonya’da geliştirilmiş ve yaygın olarak uygulanan bir tüp bebek tedavi şeklidir. Düzenli adet görebilen her hastada uygulanabildiği gibi, yumurtalık rezervi azalmış, tüp bebek denemeleri başarısız olmuş çiftlere de bebek sahibi olmalarında yeni bir umut sağlar.

Bu yöntem, tüm düzenli adet görüp, “FSH hormonu yüksek” diye tüp bebek deneme şansı bulamayan ya da defalarca denemelerine rağmen embriyo elde edilemeyen olgularda belirgin olarak daha iyi kalitede embriyolar elde edilebilmektedir. Bu da umudu çok düşük hastalar için gebelik şansı yaratmaktadır.

Bu tip vakalarda bir diğer yaklaşım ise arka arkaya yapılan mini tüp bebek denemeleri ile elde edilen embriyoları dondurup, biriktirmektir. Bu, zamana karşı yarışan çok düşük rezervli hastaların zaman kaybını önlemektir. Bu tedavinin efektif şekilde uygulanabilmesi için laboratuvar koşullarının ve embriyo programının çok iyi olması gerekir.

Mini tüp bebek yönteminin bir diğer avantajı ise, uygulama maliyetlerinin belirgin olarak daha düşük olmasıdır.

Tedavi Yöntemleri

Kent Sağlık Grubu Tüp Bebek Merkezi'miz, dört tedavi yöntemi üzerinden çiftlerin bebek sahibi olmasını sağlamaya çalışmaktadır.

• Yumurtalama tedavisi (Ovulasyon İndüksiyon)
• Aşılama (Intra Uterrin İnseminasyon)
• Klasik tüp bebek (IVF-ET)
• Mikroenjeksiyon (ICSI-ET – Mini tüp bebek)

Erkek hastalarda mutlaka muayene ve semen analizi yapılmakta, gerekirse hormon profili değerlendirip, ileri sperm fonksiyon testleri yapılmaktadır. Ayrıca intrauterin inseminasyon ve mikromanüplasyon için spermler hazırlık işlemlerine tabi tutulmaktadır. Kadın hastaların ise muayene ve ultrasonografisi yapılmakta ve mutlaka hormon profili istenmektedir.

Aşılama (artifisiyel inseminasyon), inseminasyon odasında; mikroenjeksiyon(ICSIET) ve klasik tüp bebek (IVF-ET) gibi üremeye yardımcı tedavi yöntemleri embriyoloji laboratuvarında; diagnostik (teşhis amaçlı) ve terapötik (tedavi amaçlı) endoskopik cerrahi prosedürler genel anestezi altında veya mikrocerrahi ile sperm elde etme işlemlerinin tümü (TESE,TESA, MESA, TEFNA vs) lokal veya genel anestezi altında ameliyathanede uygulanmaktadır. 

Oosit toplama işlemi (OPU), ameliyathanede genel anestezi altında yapılmakta ve embriyoloji laboratuvarında oositler değerlendirilmektedir. Embriyo kültürleri ve takibi uygun inkübatörlerde yapılmaktadır. Gerektiğinde embrio zarına lazerle assisted hatcing (yardımla yuvalanma) işlemi uygulanabilir. Embriyo transferi, hastanın durumuna ve embriyo kalitesine göre 2., 3., 5. veya 6. gün uygulanmaktadır. Ameliyat odasında diagnostik ve terapötik endoskopi operasyonları (laparoskopi ve histeroskopi), vajinal yolla kist aspirasyonu, çoğul gebeliklerde fetal redüksiyon işlemi, amniosentez, cerrahi veya mikrocerrahi ile sperm elde etme operasyonları gerçekleştirilmektedir. Freezing (dondurulma) odasında ise, embriyo ve testis dokusu, over dokusu dondurma işlemleri uygulanmaktadır. Uygulamalar sonrasında hastalar, gözlem odasında takipte tutulmakta, 2-3 saatlik takipten sonra durumu stabil olanlar, evlerine gidebilmektedir.

Gebelik gerçekleşen hastaların rutin takipleri, antenatal ve perinatal genetik (amniosentez, koryon villus örneklemesi, kordosentez gibi) testleri ve doğum da yine yine aynı merkezde yapılmaktadır.


Tüp Bebek Merkezi (IVF)
☎ 0
534 598 41 47