Göz Hastalıkları - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Göz Hastalıkları

Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğimizde etina, laser, glokom, kornea, kontakt lens, üvea, oküloplastik, oküler travma dallarında ve katarakt cerrahisi, glokom cerrahisi, keratoplasti, dekolman cerrahisi, laser cerrahisi konularında genel oftalmoloji eğitiminden sonra ileri eğitim görmüş ve konularında uzman göz hekimlerimizce her yaş grubundan hastaya haftanın 6 günü  08:30-18:00 saatleri arasında poliklinik ve acil servise başvuran hastalara icapla konsültasyon hizmeti sunmaktayız.   

Kullanılan Cihazlar

Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği’mizde göz hastalıklarının tanısında ve özel deneyim gerektiren ameliyatların yapılmasında en gelişmiş bilimsel ve teknolojik yöntemler uygulanmakta ve gelişmiş cihazlardan yararlanılmaktadır.

Bu cihazlar:
• Optikal koherens tomografi
• Dial kontrolörlü kompüterize foropter
• Uzaktan kumandalı projeksiyon eşeli
• Otomatik keratorefraktometre
• Kompüterize lensmeter
• Biyomikroskop, nonkontakt kompüterize(air puff) tonometre ve aplanasyon tonometresi
• Retinoskop, oftalmoskop ve muayene merceklerini içeren oftalmik refraksiyon ünitleri

Poliklinik bünyesinde ayrıca teşhis ve tedavi için gerekebilecek ileri tanı cihazları da bulunmaktadır.

İleri Tanı Cihazları

Optikal Koherens Tomografi: Retina tabakasını mikron düzeyinde rezolüsyonla üç boyutlu incelemeye olanak verir. İnvaziv olmayan bu girişimle retina tabakası en ince ayrıntılarına kadar incelenebilmektedir. Bu yöntem ile birçok retina hastalığına tanı konulabilmekte ve hastalık takipleri yapılabilmektedir.

Laser Scanning Oftalmoskop (HRT III - Heidelberg Retinal Tomografi III) Cihazı: Özellikle glokom hastalarında görme sinirinin tomografisi ile erken teşhis ve tedavi takibini sağlayan türünün en modern cihazıdır. Glokom hastalarında görme alanında bozulma oluşmasından 4 yıl kadar önce erken teşhisi sağlayabilmektedir. Ayrıca tedavi altındaki glokom hastalarında verilen ilaçların yeterli olup olmadığının kontrolünde de son derece yardımcıdır. HRT cihazı, ayrıca retinanın ve makulanın değişik hastalıklarında, örneğin santral seröz retinopatide retinadaki ödem gibi bazı değişikliklerin takibinde ve hastalığın teşhisinde de kullanılmaktadır. Türünün en son modeli olan cihaz diğerlerinden ayrıcalıklı olarak kornea endotel hücrelerinin sayı ve şekil olarak incelenmesine de izin vermekte, böylece Fuch’s distrofi veya korneal endotelyal yetmezlik gibi çok özel hastalıkların teşhisinde ve katarakt ameliyatlarından önce ya da keratoplastilerden sonra hastalığın seyri hakkında bilgi edinilmesini sağlamaktadır.

IOL Master Oküler Biyometri Cihazı: Katarakt ameliyatları, artık mutlaka göz içi lensi konularak yapılmaktadır. Aksi taktirde ameliyat sırasında katarakta dönüşmüş gözün kendi merceği alındığından ameliyat sonrasında hasta, 10-12 numaralarda kalın gözlükler kullanmak zorundadır. Göz içine konulacak lensler(mercekler) farklı firmalarca değişik teknik ve materyallerle üretilmektedir. Ayrıca her modelin hastaya göre uygun olanının alınacağı diyoptrileri (numara) bulunmaktadır. Ameliyattan sonra mümkün olduğunca uzak gözlük kullanılmamasını veya düşük numaralı gözlük kullanılmasını sağlamak için her hastaya lens ölçümü yapılmalıdır. Bu ölçümü yapan cihazlar, biyometri cihazlarıdır. Ancak biyometri cihazlarının çalışma sistemleri ve kullandıkları numarayı saptamada bilgisayar programları çok çeşitlidir. Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği’nde standart biyometri cihazı olmasına karşın, lens numarasının saptanmasındaki hata payı çok çok azaltılmış olan bütün dünyada kabul gören en modern cihazlardan İOL Master cihazı da kullanılmaktadır. Bu cihazla hastanın birkaç dakikada, hiçbir zorluk yaşamadan ameliyatta kullanılması gereken lens numarası saptanabilmektedir.

Oküler Biyometri ve A/B Scan Ultrasonografi Cihazı: Göz ultrasonu ile katarakt veya kornea bulanıklığı olan ve göz dibi muayenesi yapılamayan hastalarda göz içindeki sıvıya (vitreus) ait bozukluklar ve retina tabakalarında olabilecek dekolman, göz içi kanaması gibi hastalıklar teşhis edilebilmektedir. Ayrıca göz içi tümörleri, optik sinire ait oluşumlar ve kısmen göz arkasını kaplayan orbita boşluğu ve yağ dokusu patolojileri ultrasonografi ile incelenebilmektedir.

Digital Fundus Floressein ve İndosiyanin Yeşili (ICG) Anjiografi Cihazı ve Görüntüleme Sistemi: Retina ve makula hastalıklarında bu bölgedeki damarlar ve damar fonksiyonları önem taşır. Anjiografi cihazları ile hastanın gözbebeği büyütüldükten sonra koldan verilen ilacın damarlardan geçerken oluşturduğu görüntüler bir digital görüntüleme cihazı ile kaydedilir. Bu görüntüler, Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği’nde bulunan modern cihaz sayesinde anında bilgisayar ortamına aktarılmakta ve hemen basımı yapılarak sonuç verilebilmektedir. Bu sistem, klasik FFA sistemlerindeki fotoğraf baskısı için birkaç gün bekleme gibi sorunları ortadan kaldırmakta ve anında değerlendirme olanağı sağlamaktadır. “Göz Anjiyografisi”, kalp anjiyosu ile karıştırılmamalıdır. Ancak, bu yöntemde sadece damardan bir ilaç verilerek, hastanın oturduğu yerde gözünün fotoğrafları alınmaktadır ve kalp anjiyosundaki zorluklar ya da riskler bulunmamaktadır. Sonuçta elde edilen bilgiler, hastalığın tanısı ve lazer tedavisinin yönlendirilmesi ve sonuçlarının takibinde çok önemlidir. Göz anjiyografisi, diyabetik hastalarda, yaşa bağlı makula hastalığında, santral seröz retinopatide ve retina ile makulayı ilgilendiren diğer değişikliklerin ve hastalıkların görüntülenmesinde kullanılmaktadır.

Neodmiyum YAG Lazer Cihazı: Oftalmolojide kullanılan çok çeşitli lazer sistemlerinden biri olan bu cihaz, katarakt ameliyatlarından sonra 3-5 yıl içinde %50 oranında görülen arka kapsül sertleşmesi ya da “opsifikasyonu” dediğimiz durumda çok basit ve ıstırapsız tedavi olanağı sağlamaktadır. Nd-YAG Lazer ile hasta oturur pozisyonda iken, sertleşen lens arka kapsülü basitçe çizilmekte ve makineden kalktığında yarım saat içinde hasta net görmeye başlamaktadır. Ameliyat olmadığı için de özel bir bakım, yatış veya dikkat edilmesi gereken önemli bir durum oluşmamaktadır. Nd-YAG lazer cihazı, ayrıca bazı glokom hastalarında, yine katarakt ameliyatı sonrası göz bebeği düzenin bozulduğu bazı durumlarda, bazen gelişen yapışıklıkların açılmasında, bazı dikişlerin alınmasında da kullanılmaktadır.

Solid State 532nm Green Arka Segment Lazer Cihazı: Oftalmolojide yoğun olarak kullanılan lazer cihazlarından biridir. Fotokoagülasyon etkisi ile diyabetik retinopatilerde, yaşa bağlı makula hastalıklarında, retina damar tıkanıklıklarında, retina yırtıklarında, bazı glokom hastalıklarında, eğri kirpiklerin çıktığı trikiazis hastalığında kirpikleri yakmak için tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Yine türünün modern cihazlarından birisi olup lazer tedavilerinin güvenli ve başarılı yapılmasını sağlamaktadır.

Prematür Retinopatisi
Göz içindeki damarlar gelişmeden erken doğan çocuklarda retina tabakasında anormal damar oluşumu ve fibrozis gelişimi ile karekterize bir durumdur. Herhangi bir semptomu olmadığından, 32 haftadan önce doğan ve ağırlığı 1500 gr'ın altında olan bebekler bu konuda tecrübeli bir göz hekimi tarafından muayene edilmelidirler. Tedavi kapsamında gözlem, lazer, krioterapi veya ameliyat yapılabilmektedir.

Glokom (Göz Tansiyonu)
Göz tansiyonu olarak bilinen glokom hastalığında, göz içindeki sıvı basıncı artarak görme için gerekli olan göz sinirine zarar vermektedir. Sıklıkla 40 yaşın üstündeki kişilerde ve genellikle her iki gözde görülen glokom, oldukça yaygın bir göz hastalığıdır. Özellikle ileri yaşlarda önemli körlük nedenlerinden birisidir. Glokom bir çok hasta tarafından ancak ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilir. Görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı çok önemlidir.

Glokom, 3 farklı tipte görülür:

Açık Açılı Glokom: Toplumda en sık görülen glokom tipidir. Erken dönemde hiç belirti vermez. Sinsi seyirli olup, yıllar içinde yavaş yavaş ilerler. Hastalık ilerledikçe görme ve görme alanı kayıpları ortaya çıkar, artık bu safhada göz siniri hasarını geri döndürmek, iyileştirmek mümkün değildir.

Kapalı Açılı Glokom:
 Bazı kişilerde göz sıvısını boşaltan kanalların bulunduğu açı bölgesi yapısal olarak dardır. Bazı nedenlerle açı ve kanallar tamamen kapanarak göz tansiyonu aniden çok yükselir. Bu durumda çok şiddetli göz ağrısı hissedilir, bulantı-kusma olabilir. Göz kızarır, görme azalır. Hastalar ışıkların çevresinde haleler, gökkuşağı gibi renkler görürler. "Akut Glokom Krizi" denilen bu durumda acilen göz doktoruna başvurulmalıdır, tedavi geciktirilirse görme kaybedilir.

Konjenital (Doğuştan) Glokom: Doğuştan itibaren vardır. Bebeklerde göz çeperi esnek olduğu için göz içi basıncının artması gözlerde büyümeye neden olur. Bulanıklaşma, ışığa karşı hassasiyet ve sulanma diğer belirtilerdir. Gözlerinde sulanma olan bebeklerde daha çok gözyaşı kanalının tıkanıklığı söz konusu olsa da bu bebeklerin glokom yönünden de incelenmeleri gerekir.

Göz Tembelliği (Amblyopi)
Çocukluğun erken döneminde görülür. Bir göz iyi görürken, diğerinin aynı seviyede görmemesi durumunda az gören göze “amblyopik” denir. Genellikle tek gözde görülür. Erken tanı önemlidir. Bu nedenle ailelerin çocuklarını takip etmeleri ve göz muayenesi ihmal edilmemelidir.

Katarakt
Katarakt, gözdeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesidir. Halk dilinde “perde” veya “aksu” diye de adlandırılır. Katarakt, göz merceğinde oluşan bulanık ya da kesif bölgelerdir. Saydamlığı bozulan lens isli, buzlu veya lekeli cam gibi olur ve görme ile ilgili şikayetler başlar. Cisimler şekilsiz bulanık veya zayıf görülür. Göz yorgunluğu ve baş ağrısı oluşur. Gözdeki bu değişimlerin, kalıcı görüş kaybı riski taşıdığı unutulmamalıdır.

Tıbbi tedavi ilaç, göz damlası, egzersiz ya da gözlükle katarakt yok edilemez. Tedavi, cerrahi yöntemle gözdeki kataraktlı lensin saydam göz içi lensi ile değiştirilmesidir. Görme bozukluğu, kişinin günlük yaşamını aksatacak kadar ileri seviyedeyse, katarakt ameliyatla alınmalıdır. Doğumsal kataraktlarda ise, görmenin engellendiği her durumda vakit kaybetmeden ameliyat yapılmalıdır.

Kırma Kusurları

Gözde kırma kusurları, 3 tipte görülür:

Miyopi: Çeşitli nedenlerle ışınların retinanın önünde odaklanması halidir. Miyopi, gözlerin yakındaki cisimleri net olarak görmesi ama uzaktaki cisimleri net olarak görememesidir. Miyop kişiler, uzağı daha iyi görebilmek için gözlerini kısarlar. Miyopi, genellikle kalıtımsaldır. Gözleri az ışıkta kullanma ya da beslenme yetersizliği de miyopiye yol açabilir. Genellikle 8-12 yaş grubunda başlamakla birlikte 20’li yaşlarda oluşan yetişkin tipi miyopi de vardır.

Hipermetropi: Yakını görememe durumu olarak bilinir. Hipermetrop kişilerde göz küresi, genellikle normalden daha kısadır. Bu nedenle göz merceğinin yakındaki cisimlerden gelen ışınları retina üzerinde odaklaştırması güçleşir. Bunun yanı sıra, korneanın düzlüğü veya göz merceğinin inceliği hipermetropi nedeni olabilir.

Hipermetrop çocuklar, genellikle hem uzağı hem yakını iyi görürler. Çünkü göz merceğinin odaklama yeteneği, gözün kısalığını karşılamaya yetecek kadar kuvvetlidir. Hipermetropi çocuklarda şaşılıkla birlikte görülebilir. Çocuklarda baş ağrıları ve okumaya karşı ilgisizlik gibi görme dışı belirtiler, hipermetropinin işareti olabilir.

Astigmatizma: Genellikle korneanın düzensizliği ya da çarpıklığı nedeniyle oluşur. Normal görme için korneanın düzgün ve her yönde eşit eğimde olması gerekirken, astigmatizmada korneanın eğimi, bir yönde daha fazladır. Kalıtımsaldır ve genellikle hayat boyu değişmeden kalır.
Retinal Yırtık ve Retina Dekolmanı

Gözün içerisinde görmeyi algılayan sinir tabakası olan retina, normalde gözün iç duvarına yapışık vaziyettedir. Gözün arka boşluğunu dolduran, jel kıvamındaki vitreus ise retina tabakası ile zayıf bir yapışıklık gösterir. Yaşlanma veya bir takım hastalıklar neticesinde vitreus içerisinde bozulmalar olur ve retina tabakasından ayrılmaya başlar. Ayrılma esnasında hasta tarafından “ışık çakmaları” algılanabilir. Bu ayrılma esnasında bazen retinada yırtık gelişir. Hasta bu aşamada “kurum yağması”, “göz önünde karaltılar” algılayabilir. Retinadaki bu yırtık yerinden retinanın arkasına geçen sıvı retinayı göz duvarından ayırmaya başlar. Buna “yırtıklı retina dekolmanı” denir. Miyoplar, ailesinde retina dekolman öyküsü olan, katarakt ameliyatı geçiren, öbür gözünde retina dekolmanı olan kişilerde risk daha fazladır. Daha az oranda görülen yırtıksız retina dekolmanında ise, neden göz içinde oluşmuş olan zarların kontrakte olarak retinayı göz içine doğru çekmesi (traksiyonel) veya retina altında sıvı birikmesi (seröz) olabilir.

Retina dekolmanı geliştiğinde görmede kısmi ya da tam kayıp olabilir. Retina dekolmanı gelişmeden önce yırtık ya da retina yırtığa neden olabilecek incelme ve bozulma alanları saptandığında bu bölgenin çevresine lazer veya dondurma (krioterapi) işlemi uygulanır. Burada amaç yırtığın etrafındaki retina tabakasının göz duvarına daha sıkı yapışmasını sağlayarak retina dekolmanı gelişimini önlemektir.

Retina dekolmanı geliştiğinde mümkün olan en kısa süre içerisinde cerrahi tedavi gerekir. Ameliyatın geciktirilmesi, başarı şansını azaltır. Ameliyatta gözün durumuna göre, gözün dış duvarına silikon bantlar yerleştirilmesi, gözün içine gaz enjeksiyonu (pnömatik retinopeksi) veya vitrektomi yöntemleri kullanılabilir. Ameliyat sonrası görmenin düzelmesi uzun vakit alabilir, düzelme tam olmayabilir. Dekolmanın tam düzelmediği hastalarda tekrar operasyon gereksinimi olabilir.

Diabetik Retiopati
Diyabet hastalığına bağlı olarak gelişen “diyabetik retinopati”, 20-65 yaşları arasındaki görme kaybının başlıca nedenidir. Tedavi edilmediği taktirde körlük riski, şeker hastası olmayanlara göre 25 kat daha fazladır. Retina tabakasındaki problemlerin ana nedeni şeker hastalığına bağlı olarak retina damarlarındaki bozulmalardır. Bu bozulmalar neticesinde hastalığın erken evresinde retina tabakasında mikroanevrizmalar (ufak damar baloncukları), kanamalar, ödem (su toplanması), eksuda (damardan sızıntı nedeniyle birikintiler) görülürken daha ileri evrelerde sinir tabakasına oksijen gidememesi (iskemi), göziçinde yeni damarların ve zarların oluşması tablosu ile karşılaşılır. Hastalığın son evresinde bu yeni damarlardan göz içine kanamalar, zarların retina tabakasını göz duvarından ayırması (retina dekolmanı) gibi daha ciddi sonuçlarla körlük gelişir. Bu yüzden bu hastalarda erken teşhis ile uygun takip ve tedavi çok önemlidir. Diyabet hastaları, ilk tanı aldıkları zaman mutlaka bir göz hekimi tarafından muayene edilmeli ve bir yıldan daha uzun ara vermemek kaydıyla doktorunun önerdiği sıklıklarla kontrollerine devam etmelidirler.

Üveit
Gözün damar tabakasında oluşan inflamasyona “üveit” denir. Tedaviden sonra da zaman zaman tekrarlayabilir. Gözün ön bölümünde oluşan “iridosiklit” denilen iltihaplar tedaviye erken ve iyi cevap verir. Gözün arka kısmındaki iltihaplara ise “arka üveit” denir ve ciddi kalıcı görme kayıplarına yol açabilir. Üveit hastalığına yol açan nedenler çoğu vakada tespit edilememektedir. Bazı vakalarda ise beraberinde romatizmal ya da enfeksiyöz bir hastalık bulunabilmektedir. Bu hastalıkların arasında; sifiliz, tüberküloz, bruselloz, herpes, ve AIDS gibi enfeksiyöz hastalıklar, kollajen doku ve otoimmün kaynaklı olarak tanımlanan sistemik hastalıklar (Behçet hastalığı, sarkoidoz, ankilozan spondilit, romatoid artrit vb) eşliğinde de üveit görülebilir. Üveit; gözde kızarıklık, ışığa bakamama, bulanık görme veya görmede azalma, göz çevresinde ağrı, uçuşmalar şeklinde belirti verir. Hastalık merkezi bölgede ise, daha çok görme azalması şeklinde bulgu verir.

Presbiyo (Yaşlı Göz)
Yaşlılığa bağlı olarak kişilerde yakındaki nesneleri görme güçleşebilir. Bu durum, “presbiyopi (yaşlı göz)” olarak adlandırılır. Genellikle okuma gözlükleriyle düzeltilir, bir tedavisi yoktur.

Sarı Nokta Hastalığı
Gözün arkasında bulunan sinir tabakası makula (sarı nokta) merkezi, net bir şekilde görmeyi ve okuma, araç sürme vb. aktivitelerin gerçekleştirilmesini sağlar. Makula yeterli çalışmadığında görme alanının merkezinde bulanık fark edilir. Okuma esnasında sayfada kelimeler flulaşır ve düz çizgiler bozulmuş gibi görülür. Sarı nokta hastalığı (makula dejeneresansı), yaşa bağlı olarak ortaya çıkan ve genellikle 60 yaş üstü grupta sıklıkla karşılaşılan yaygın bir göz hastalığıdır.

Şaşılık
Şaşılık (göz kayması), gözlerin farklı yönlere bakması durumudur. Genellikle çocuklarda görülür, ancak erişkinlerde de gelişebilir. Şaşılıkta yalnızca bir gözde kayma olabilir ya da gözler değişerek bakışlar kayabilir. Gözlerde kayma olduğunda, beyinde iki farklı görüntü algısı oluşacağından, görmede derinlik hissinde ve her iki gözle sağlanan görüşte azalmaya yol açacaktır. Yetişkinlerde ise çift görme şikayeti dikkati çeker.

Özellikle ailesinde şaşılık veya göz tembelliği olan çocuklar ile 4. aydan itibaren gözlerinde kayma fark edilen bebekler için mutlaka uzman bir göz hekimine başvurulması gerekir. Bunun yanı sıra her çocukta 3 yaşından itibaren rutin göz muayeneleri ihmal edilmemelidir.

Göz Kapakları Bozuklukları
Oküloplastik cerrahi; göz kapakları, gözyaşı yolları ve orbita (göz çukuru) hastalıklarıyla ilgilenen tıbbi branştır. Göz kapağı içe dönüklükleri (entropiyum), dışa dönüklükleri (ektropiyum), göz kapağı düşüklükleri (ptozis), kirpiklerin içeri dönmesi, doğuştan ya da sonradan oluşan gözyaşı kanalı tıkanıklıklarının açılması, göz tümörü ameliyatları ve kapak spazmı ile ilgili tanı ve tedavi çalışmalarını kapsamaktadır.

Genellikle kalıtsal faktörlerle birlikte yaşlanma nedeniyle oluşan göz kapağı sarkmalarının düzeltilmesi için yapılan cerrahi girişimler, “blefaroplasti” olarak adlandırılır.

Göz kapağı düşüklüğü (ptozis), üst gözkapağı seviyesinin normalden aşağıda olmasıdır. Göz kapağı düşüklüğü (ptozis); doğumsal, darbe sonrasında, göz ameliyatları sonrasında ya da ilerleyen yaşlarda kas zayıflığı gibi nedenlere bağlı oluşabilir. Doğuştan olanlarda göz kapağını kaldırmak için askı kullanmak gerekir. İleri yaşta oluşan ptoz durumlarında, cerrahi olarak göz kapağını kaldıran kası kısaltmak ve güçlendirmek hedeflenir.

Kirpiklerin içe dönmesi, gözün yüzeysel tabakalarında çizilme, batma, yaşarma, ağrı gibi belirtilere, ileri durumlarda ise korneada yara oluşmasına ve görme kaybına neden olabilir. Bu durumda cerrahi olarak kapak ve kirpikler dışarı çevrilerek düzeltilmelidir.

Yüz felci durumunda ya da “entropiyum” denilen alt göz kapağının dışa dönmesi durumunda göz dış etmenlere açık hale gelir ve öncelikle kuruma, daha sonra da enfeksiyon oluşur. Yaşarma, batma, yanma gibi belirtiler oluşabilir. Cerrahi girişimle tekrar normal kapak pozisyonu sağlanmaktadır.

Göz kapaklarının istemsiz sıkılması (blefarospazm), göz kapaklarını kapatan kasların kişinin iradesi dışında aşırı biçimde kasılması durumudur. Genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar. Tedavi için öncelikle göz kapağına ve çevresine belirli noktalara botoks enjekte edilir ve göz kapağı kaslarının aşırı kasılması önlenir. İlacın etki süresi, genellikle 4-6 aydır. Belirli aralıklarla tedavinin tekrar edilmesi gerekebilir.

Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti)

 

Göz kapağı estetiği; göz kapağına, daha estetik bir görünüm kazandırmak ve/veya daha fonksiyonel çalışmasını sağlamak amacıyla uygulanan elektif bir cerrahidir.

Bu cerrahide göz kapağındaki fazla cildin yanı sıra gerekli olgularda orbita yağ dokusu veya orbikularis kasın bir kısmı çıkarılmaktadır.

Blefaroplasti sıklıkla daha kozmetik bir görünüm kazandırmak amacıyla uygulanmaktadır ve dünyada en çok uygulanan estetik cerrahilerinden biridir.

Blefaroplasti sonrası hastalarda üst görme alanında açılma, kontrast duyarlılıkta artış, görme keskinliğinde artma ve astigmatta da düzelme olabilir.

Başarılı bir blefaroplasti için hastaları ameliyat öncesi iyi muayene edilmesi, beklentilerinin iyi sorgulanması, iyi bir cerrahi teknik kullanılması ve oluşabilecek komplikasyonlar hakkında hastalara bilgi verilmesi önemlidir.

Göz kapağı estetiği daha çok 35 yaş üstü bireyler tarafından yaptırılmaktadır. Çünkü göz kapaklarında yaşlanma belirtileri sıklıkla bu yaşlardan sonra görülmeye başlar. Fakat medikal olarak ihtiyacı olan herkesin her yaşta yaptırması mümkündür. Ameliyat göz kapaklarında devam eden yaşlanmayı durduramaz; fakat 5 -10 sene kadar etkisini sürdürür. Ameliyat sonrası kişideki yorgun yüz ifadesi yerini canlı ve dingin bir görünüme bırakır.

Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti) öncesi nelere dikkat edilmeli? 

Ameliyat sırasında kanama eğilimini arttırma riski nedeniyle aspirin  gibi kan sulandırıcı ilaçların eğer klinik durumu müsaitse işlemden en az 10-15 gün önce kullanımı bırakılmalıdır. Yara iyileşmesini geciktirdiği için sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımına da aynı şekilde 2-3 hafta önce son verilmelidir. Beklenmeyen etkilere yol açabileceği için bitkisel takviye edici ürünler de bu süreçte alınmamalıdır.

 

Göz kapağı estetiği (blefaroplasti ) ameliyatı aşağıdaki aşamalardan oluşur;

 

  • Her iki göz kapağına işaretleme yapıldıktan sonra lokal anestezi uygulanır.
  • Üst göz kapağındaki fazla deri ameliyattan sonra iz bırakmayacak şekilde planlanan yerlerden kesilerek çıkarılır.
  • Kas dokusunda fazlalık veya zayıflık varsa fazla kısmı çıkarılır.
  • Kas ve bağ dokusu altındaki sarkmış yağ yastıkçıklarının fazlası çıkartılır.
  • Bağ dokusu ve kas sağlamlaştırılarak onarılır.
  • İzin tamamı üst göz kapağı katlantısına saklanacak şekilde deri estetik olarak dikilir.
  • Alt göz kapağı derisi iz hiç belli olamayacak şekilde kirpik köklerinin hemen altından kesilerek açılır.
  • Kas dokusunda fazlalık veya zayıflık varsa fazla kısmı çıkarılır.
  • Kas ve bağ dokusu altındaki sarkmış yağ yastıkçıklarının fazlası çıkartılır.
  • Bağ dokusu ve kas sağlamlaştırılarak onarılır.
  • Deri fazlası tespit edilir ve kesilerek çıkarılır.
  • Alt göz kapağı derisi iz bırakmayacak şekilde dikilir

 

 

Ameliyattan sonra sizi ne bekler?
Bu küçük sayılacak bir ameliyat olmasına rağmen göz kapakları çok kolay şişer. Bu yüzden bir hafta kadar sosyal faaliyetlerinizi organize edin. Bu ağrılı bir ameliyat değil. Hastanede yatmanıza gerek yok. Gözleriniz de ameliyattan sonra açık olacak. Sadece göz kapaklarında ince bantlar olacak. Ameliyattan sonra göz kapaklarında iz kalır. Ancak bu iz çok iyi gizlendiği için fark edilmez.
Ameliyat sonrası dönemde oluşabilecek ödem ve kanamayı azaltmak amacıyla ilk 3 gün buz kompresi uygulanması fayda sağlar.

Ameliyat sonrasında göz damlaları ile birlikte antibiyotik, ağrı kesici, ödem azaltıcı gibi ilaçlar doktorunuz tarafından size reçete edilecektir.

Estetik göz kapağı ameliyatı sonrasındaki ilk haftada göz kuruluğuna neden olabilecek kitap okuma, bilgisayar kullanma, televizyon seyretme gibi aktivitelerden kaçınmalısınız. İlk haftanın sonunda normal aktivitelerinizi yapabilecek kadar iyi hissedersiniz ancak ağır egzersiz ve aktivitelerden dört hafta boyunca kaçınmalısınız.

Kesi yerinde sakar oluşumunu en aza indirmek için de direk güneş ışığından korunmalısınız



AMELİYAT ÖZET OLARAK:

Anestezi şekli: Lokal ya da hastanın iğne veya ameliyat korkusu sebebi ile genel anestezi de tercih edilebilir. 

Ameliyat nerede yapılmalı: Steril şartlarda ve bir hastane ameliyathanesinde. 

Ameliyat süresi: üst kapak 1 , alt kapak 1.5 saat 

Hastanede yatış süresi: Aynı gün taburcu olunabilir. 

Ameliyat sonrası ağrı : Bir kaç gün hafif bir sızlama olabilir. Genellikle ağızdan alınan basit ağrı kesiciler yeterli olur. 

Şişme, morarma: 3–7 gün arasında, orta, bazen ileri derecede. 

Pansuman: Dikişler alınana kadar pansuman yapılmıyor. 

Dikişler: 6.veya 7. Gün alınır.

Ne zaman işe dönülebilir: 3–7 gün. 

 



Vitreoretinal Cerrahi

Vitreoretinal cerrahi, gözün arka kısmında bulunan jel kıvamındaki maddenin (vitreus) alınması ve retinadaki problemlere cerrahi olarak müdahale edilmesine olanak sağlayan bir girişimdir. En sık endikasyonları arasında diyabetik retinopati, retina dekolmanı, vitreus kanamaları ve makula deliği sayılabilir.

Lokal ya da genel anestezi altında gerçekleştirilebilen vitreoretinal cerrahi girişimleri, 1.5-2 saat sürmektedir. Dikişli ya da dikişsiz olarak uygulanabilen bu cerrahide göz duvarında açılan yaklaşık 0.5 mm'lik 3 adet kesi yerinden gözün arka tarafına ulaşılmaktadır. Göz içindeki jel (vitreus), dakikada 5.000 adet kesi yapabilen bir probla temizlendikten sonra retinadaki problemin giderilmesine yönelik girişimlerde bulunmaktadır. Cerrahi esnasında gözün içerisine serum, gaz ya da silikon yağı yerleştirilmekte ve bazen ameliyat sonrasında hastaların bir süre belirli bir pozisyonda yatmaları istenebilmektedir. Göz içine gaz yerleştirilen olguların, gaz emilinceye kadar uçak ile seyahat etmeleri sakıncalıdır. Silikon yağı yerleştirilen hastalarda ise, bir müddet sonra silikon yağını çıkarmak gerekmektedir. Bu operasyonun başarı şansını belirleyen en önemli faktör, retinadaki problemin tipi ve ağırlık derecesidir. Görmenin düzelmesi, uzun süre alabilir ya da düzelme tam olmayabilir. Bazı olgularda birden fazla girişim gerekebileceği bilinmelidir.

Deneyimli cerrah ve iyi bir ekipman gerektiren vitreoretinal cerrahi girişimleri, Kent Hastanemizde en ileri teknolojiye sahip cihazların kullanımıyla gerçekleştirilmektedir.

Çocukluk Çağı Göz Hastalıkları

Çocukluk çağı göz hastalıklarının çoğu tedavi edilebilir hastalıklardır. Çocukluk çağında tedavi edilemeyen görme sorunları, gelecekte göz sağlığını bozabildiğinden; çocuk yaşlarda göz şikayetlerine dikkat edilmesi gerekmektedir. Yapılan çalışmalar; görme bozukluklarının, okula başlayacak yirmi çocuktan birini ve okula giden dört çocuktan birini etkilediğini gösteriyor. Bu nedenle önemli sorunların erken tanısı için düzenli göz muayenelerinin yapılması gerekmektedir.

Çocukluk Çağı Kataraktları

Yetişkinlerde katarakt çok sık rastlanan bir problem olmasına karşın yenidoğan ve çocukluk çağında daha nadir ama özel bakım gerektiren bir problemdir. Katarakt, doğal olarak şeffaf olan lensin (merceğin) bulanık ya da buzlu cam haline gelmesidir.

Yenidoğan döneminde görülen tipine “konjenital” veya “doğumsal katarakt” adı verilir. Doğumsal kataraktlar, kalıtsal-ailesel olabilir veya olmayabilir. Bir ya da iki gözü birden tutabilir. Genellikle doğumsal kataraktlarda birlikte gözü ilgilendiren başka hastalıklar da görülebilir. Sistemik metabolik bir hastalıkla beraber görülebilir. Doğumdan sonraki ilk birkaç hafta, sinir sistemi ve görme yolları ile ilgili hızlı gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde göz ve ilgili beyin alanları görme konusunda yeteri kadar uyarı alamazlarsa normal görme fonksiyonu gelişimi olamaz. Daha sonra da bu gelişim sağlanamaz. Bu nedenle belirgin doğumsal kataraktı olan yenidoğanlar ilk 6 hafta içinde ameliyat edilmelidirler. Yenidoğan dönemi katarakt ameliyatı deneyim gerektiren bazı özellikler taşır. Bulanıklık yapan lens alındıktan sonra göz içi merceği yerleştirilebilir veya özel kontakt lenslerle görme sağlanmaya çalışılır. Ameliyat sonrası göz tembelliği (ambliyopi) konusunda ciddi savaş verilmesi gerekecektir.

Gözyaşı Yollarında Tıkanıklık

Gözyaşı sürekli salınmaktadır. Gözü ıslattıktan sonra üst ve alt kapağın iç kısmındaki küçük deliklerden emilir ve ince bir kanalla önce gözyaşı kesesine, oradan da burna akar. Bu nedenle ağlandığında burun da akmaya başlar. Bebeklerde doğum sırasında bu buruna açılan kanalın ağzında normalde olan ama kendiliğinden açılan bir zarın kaybolmaması veya bu kanalın iyi gelişmemesi nedeniyle kanal tıkanıklığı olabilir. Bu durumda bebeklerin o gözde sürekli yaşarma, çapaklanma izlenir. Yaklaşık %6 bebekte görülen bu rahatsızlık %90 oranında tedavisiz ilk 1 yıl içinde iyileşmektedir. Tıkanıklık olan bebeklerde gözyaşı kesesinde biriken gözyaşı içinde mikropların da çok kolay üremesi devamlı sarı-yeşil çapaklanmalar olmasına neden olur.

Tedavide doktorun tarif edeceği şekilde gözyaşı kesesinden buruna doğru günde en az 3 kez masaj yapılması önerilir. Sarı-yeşil iltihaplı çapak olduğu sürece masajla birlikte antibiyotikli damla kullanılmadır. İltihabi çapak geçtiğinde antibiyotiklere ara verilir. Devam eden tıkanıklıklarda tanı ve tedavi amaçlı lavaj denilen gözyaşı kanallarının yıkaması yapılabilir. 1 yaşa kadar açılmayan tıkanıklıklarda, kontrol edilemeyen sürekli çapak varlığında veya şiddetli çevre dokulara da ilerleyen enfeksiyonları durdurmak için “probing“ denilen sondalama işlemi uygulanır. Sondalama, kapak kenarındaki gözyaşı yollarının başladığı ufak deliklerden buruna doğru bir sondanın ilerletilerek kanalın açılmasıdır. Kesi yoktur ve sonrasında ağrı duyulmaz. Ancak işlem bebeğin hareketsiz olmasını gerektirdiğinden maske ile genel anestezi altında yapılması uygun olur. Sondalamanın18 aydan önce yapılması başarı şansını artırmaktadır.

Prematüre Retinopatisi

Prematüre retinopatisi (ROP), düşük doğum ağırlıklı erken doğan bebeklerde görülen bir retina hastalığıdır. ROP normalden 1500 gramdan ağır doğan bebeklerde daha nadirdir. ROP taramasında sınır, 30 hafta altı ve 2000gr altı olarak genel kabul görmektedir. “Retina” dediğimiz gözün içini döşeyen sinir tabakasının damarlarının gelişimi normal zamanında doğan bebeklerde bile tamamlanmamıştır. Erken doğum olduğunda bu damarların gelişimi durur. Damarlar tekrar büyümeye çalıştıklarında, özellikle yüksek konsantrasyonda oksijen verildiğinde anormal yapıda, retinaya zarar veren şekilde gelişirler.

Düzenli olarak retina muayenesi yapılarak, bu şekilde anormal damarlanma varlığının erken saptanmasına ve olanaklı ise de durdurulmasına çalışılır. Muayene damla ile göz bebekleri büyütülerek hastane ortamında yapılır. ROP saptanırsa haftalık aralıklarla takip edilir. Bazen damarlar büyümelerini tamamlarlar ve ROP geriler, bazen de ileri safhaya geçer. Bu geçiş dönemi yakalandığında retinaya lazer uygulamaları ile retinanın harap olmasının önüne geçilmeye ve kötü görmeyle sonuçlanacak hastalık önlenmeye çalışılır.

Çocuklarda Görme Takibi

Çocuklarda görme değerlendirmesi ve takibi hayatın erken yaşlarında tedavi edilebilecek göz hastalıklarının zamanında tanısı için gereklidir. Doğumdan sonra 1-2 ay içinde doğumsal katarakt, gözyaşı yollarında tıkanıklıklar, doğumsal glokom gibi tanılar için ilk muayene yapılmalıdır. 1 yaş dolayında ise bebeğin her iki gözle de takip yeteneği ve kayma olup olmadığına dair bazı ölçümlerin yapılması görme değerlendirmesi açısından önem taşır. 3 yaşına kadar ise, doktorla oyun bazında iletişim kurabildiğinde okuma kartları ve resimler öğretilerek ilk görme ölçümü yapılabilir. Göz tembelliği (ambliyopi) açısından bu muayenenin 3 yaşa kadar tamamlanması arzu edilmektedir. Daha sonra hiçbir sorun saptanmamış çocuklarda bile okula başlarken bu muayene tekrarlanmalıdır. Görme muayenesinde gözlük gerektiren bir bozukluk varsa gözbebeği büyütülüp uyum yeteneği bozularak da ölçüm yapılır.

Gözlük kullanımını gerektiren durumlar nelerdir?

Miyopi

Uzağı görememe durumudur. Tipik olarak 8-10 yaşlarında başlar. Yakın okumada sorun olmadığı için başlangıçta gözlük ihtiyacı az olabilir. Ancak miyopi çocuğun büyümesi ile ilerleyecektir. Miyopinin başlangıç yaşı ve erişeceği derece büyük oranda kalıtsal olarak belirlenmiştir.

Astigmatizma

Kornea ön yüzeyinin düzgün bir kubbe şeklinde olmaması nedeni ile netleşme sorunudur. Silindirik cam özelliğindeki gözlüklerle kolayca düzeltilebilir.

Hipermetropi

Yetişkinlerde hipermetropi, bulanık görme nedeni olsa da çocuklarda bir miktar hipermetropi normal sayılabilir ve eğer hipermetropi çok yüksek derecede değilse çocuk uyum yeteneği ile rahat görebilir. Bu durumda gözlük kullanması gerekmeyebilir. Ancak hipermetropi özellikle içe kayma ve göz tembelliği ile yakından ilişkili olduğundan şaşılık açısından çocuk yakından izlenmelidir. Ayrıca okuma çalışma isteksizliği ile okul çağında problem yaratabilir.

Göz tembelliği (Ambliyopi)

Gözlük kullanımı gerektiren bir başka durumdur. Uygun ve yeterli görsel uyarı alamadığı için göz ve beyin arasındaki görme yollarının tam gelişememesidir. Genellikle bir gözde astigmatizma veya hipermetropi olup bu gözün odaklanamaması, netleşememesi durumunda gelişir. Bazen iki gözde de olabilir. Gözlük camları erken yaşlarda kullandırılarak görme yollarının gelişmesi sağlanmalıdır.

Ambliyopi, çocukluk çağında bir ya da iki gözün görmenin engellenmesi sonucunda ile az görebilir durumda olması demektir. Bu gözler uygun gözlükle bile iyi göremezler. Ancak tedavi ile bu durum düzeltilebilir. Ambliyopide görme uyarıları alamayan göze ait beyindeki görme yollarında gelişme eksikliği vardır. Ambliyopi çocuklarda %2 oranında görülür, çoğunlukla aile öyküsü bulunur.

Göz Tembelliğinin Nedenleri;

Şaşılık: Gözlerde kayma olması, paralel bakılmaması durumunda özellikle kayan göz beyin tarafından baskılanır, yani görmesi kapatılır. Bu gözlerde ambliyopi riski vardır. Bunun tam karşıtı olarak ambliyopik gözde kayma gelişmesi de sıktır.

Anisometropi: İki gözün gözlük numaraları arsında çok fark olasıdır. Bu durumda eğer gözlük kullanılmazsa daha bulanık gören gözün görüntüsü beyinde iyi algılanmaz ve göz tembelliği gelişir.

Görmenin engellenmesi: Görüntünün gözün arkasındaki retina üstüne düşmesini engelleyen herhangi bir neden ambliyopi nedeni olabilir. Doğumsal kataraktlar, kornea opasiteleri, göz kapağı düşüklüğü örnek verilebilir.

Göz tembelliğinin bulguları nelerdir?

Göz kapağı düşüklüğü, kalın bir katarakt veya şaşılık gibi görülebilir bir neden yoksa göz tembelliği dışarıdan anlaşılamaz. Çoğunlukla tek gözde olduğundan küçük çocuk bulanık görme gibi yakınmalarda da bulunmayacaktır. Periyodik görme muayeneleri ambliyopinin erken tanınması için çok gereklidir.

Nasıl tedavi edilir?

Göz tembelliğinin başarılı tedavisi için esas olan erken teşhistir. Şaşılıkla birlikte ise kapama tedavisi, anisometropi varsa hem uygun gözlük hem kapama tedavisi, katarakt veya göz kapağı düşüklüğü durumlarında ameliyatla nedenin ortadan kaldırılması gereklidir.

Kapama Tedavisi: Ambliyopi tedavisinde en iyi sonuca, iyi gören gözün çok iyi kapatılarak diğer gözün çalıştırılması ile ulaşılır. Kapama aradan ışık yada görüntü almayacak şekilde sıkı yapılmalıdır. Kapama süresi muayene eden doktor tarafından belirlenecektir. Kapama tedavisinin çocuklar tarafından reddedilmesi sık görülür. Bu konuda ilk birkaç gün en zor günlerdir. Ebeveynin sürekli ilgilenebileceği birkaç gün ısrarla, çocuk çıkarsa bile tekrar takılarak ve bu konuda patronun ebeveyn olduğu belirtilerek tedavinin sürdürülmesi gereklidir. Son zamanlarda teknik özellikleri geliştirilmiş, özel yapım gözlüklerle de farklı kapama tedavileri uygulanabilmektedir. Kapama tedavisinde periyodik olarak görmeler değerlendirilmeli özelikle kapatılan sağlam gözde bir tembellik gelişimi olup olmadığı izlenmelidir.

Unutmayınız ki;

Göz tembelliği ameliyatla düzelmez!
Tedavi edilmezse göz tembelliği kendiliğinden düzelmez!
Çocuğun ikiz kardeşleri ve diğer kardeşleri de göz muayenesinden geçirilmelidir!

Şaşılıklar


Ezotropya (İçe Kayma)

Esotropya bir göz karşıya bakarken diğerinin buruna doğru baktığı kaymadır.

Doğumsal Ezotropya: Doğumda vardır veya ilk birkaç ay içinde kayma başlayabilir. Başlangıç kaymalar zaman zaman görülebilir. %1-2 oranında rastlanır. Nedeni tam bilinmemekle birlikte beynin iki göz arasındaki hareketleri düzenlemede sorun olduğu düşünülmektedir. Tedavisinde göz kaslarının cerrahisi gereklidir. Doğumsal ezotropyalar, 6-9 ay arasında ameliyat edilmelidir. Kayması olan çocuklar, “binoküler görme” dediğimiz iki gözün beyin tarafından aynı noktayı görmesi ve derinlik hissi, 3 boyutlu görme gibi yetenekleri geliştiremezler. Erken tedavi ile beynin bu fonksiyonlarının gelişmesi sağlanmalıdır.

Akomodatif Ezotropya: Yakın gözlük kullanma gereksinimi ile ortaya çıkan kaymalardır. Hipermetrop çocukların bazılarında bu uyum refleksi sırasında içe kayma ortaya çıkar. Bu tip şaşılık genellikle 1-3 yaşında ortaya çıkabilir. İyi bir muayene ile verilecek gözlük tam zamanlı kullanıldığında genellikle kayma kontrol altına alınır. Eğer gözlüklerle kayma kontrol edilebiliyorsa cerrahi tedavi gerekmez.

Nonakomodatif Ezotropya: Bebeklik dönemi sonrasında ortaya çıkar ve yakın gözlüğü ile düzelmezler. Cerrahi ile düzeltilebilir.

Yalancı Şaşılık (Pseudoezotropya)
Burun kökü basık ve geniş olan çocuklarda buradaki deri kıvrımının göz kapağı ve gözün iç kısmını örtecek şekilde fazlaca katlanması ile kayma olmadığı halde şaşılık varmış gibi görüntü oluşturmasıdır. Özellikle sağa-sola bakarken bu his oluşur. Çocuk büyüyüp yüz kemikleri geliştikçe burun kökü yükselerek deri kıvrımlarını kaldıracak ve görüntü düzelecektir.

Kompleks Şaşılık ve Sendromlar
Yatay, dikey ve torsiyonel hareketleri içeren kompleks şaşılıklar da değişik nedenlerle oluşabilir. Tiroid hastalıkları, beyin tümörleri veya kafa travmaları da şaşılıkla ilgili sendromlara neden olabilir. Duanne Sendromu, doğuştan göz adalelerine gelen sinirlerin çapraz veya yanlış yerleşimleri ile gelişen bir çeşit şaşılık türüdür.

Okuma Zorluğu
Çocukların okuma ve öğrenme güçlüklerine göz hekimi, çocuk hekimi, aile ve öğretmenin işbirliği gereklidir. Okuma zorluğu olan çocuklarda yapılan göz muayenelerine eğer gözlük kullanmayı gerektirecek bir bozukluk, şaşılık, göz hareketlerinde veya akomodasyonda problem yoksa aile başka okuma bozukluğu testlerine yönlendirilmeli veya uyarılmalıdırlar. Özellikle eğitmenlerin ve pediatrik nörologların ilgi alanlarına giren disleksi tipi okuma bozuklukları da bu çocuklarda incelenmelidir.