Beslenme ve Diyet - Tıbbi Bölümlerimiz - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Beslenme ve Diyet


Sağlıklı beslenme, sağlığın da anahtarıdır. Yetersiz, aşırı veya dengesiz beslenmenin, çeşitli hastalıklar için risk faktörlerinin başında gelmektedir. Sağlıklı beslenmenin yeterli ve dengeli beslenme olduğu, vücudun düzenli ve dengeli çalışması için tüm besin maddelerine ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır.

Beslenme ve Diyet Bölümü; sağlık grubumuzda yenidoğan, adölesan, yetişkin\geriatrik hastalarımıza ve çalışanlarımıza hizmet verilmektedir. Beslenme ve diyet servisi, 1 diyetisyen tarafından yönetilmektedir. Görevli diyetisyen, vizitelere katılmaktadır.


Beslenme Bölümü;
 hastalar için diyetisyenlerimiz ve  doktorlarımız tarafından belirlenen diyetin uygun hazırlanması ve çekici biçimde sunulması, hastane çalışanlarımız ve hasta refakatçilerinin yemek ihtiyacının karşılanmasında yüksek kalitenin sağlanması ile ilgilenmektedir. Beslenme Bölümü; beslenme desteği, konsültasyonu, danışmanlığı ve eğitimi gibi geniş bir yelpazede çalışarak, hastaların günlük 3 öğün yemek ve beslenme ihtiyacını karşılamaktadır. Bu hizmet hastalar ve aileleri, doktorlar, eczacılar, sosyal hizmet görevlileri, hemşirelik personeli ve diğer sağlık personelinin koordinasyonu ile sağlanmaktadır.

Diyet Bölümü; diyetisyenlerimiz tarafından geliştirilen ve hemşirelik, eczane ve beslenme servisimiz tarafından uygulanan kriterlere göre multidisipliner çalışma anlayışı içerisinde beslenme kalitesinin artırılmasına yönelik hastalarımıza ve refakatçilerine sağlıklı beslenme ve diyet uygulamaları eğitiminin verilmesi amacıyla çalışmaktadır.

Şişmanlık ve Kilo Verme

Şişmanlığın çocuklarda görülme sıklığında artış var mıdır?
Son yıllarda şişman çocuk sayısında çok hızlı bir artış, hatta patlama söz konusudur. Bu nedenle, eskiden erişkin yaşlarda görülen "tip 2 şeker hastalığı", artık çocukluk veya ergenlik çağında da görülebilmektedir. Fransa'da son 10 yılda çocuklarda şişmanlık sıklığı 5 kat, ABD'de ise 1976 yılından bu yana 2 kat arttığı gözlenmekte, Türkiye'de de çocukluk çağındaki şişmanlık hızla artmaktadır.

Çocuklarda şişmanlığa neden olan faktörler nelerdir?
Çocuklarda genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörlerdeki değişiklikler de şişmanlığa yol açmaktadır. Hareketsiz bir yaşam biçimi, televizyon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, karbonhidrat ve yağlı gıdaların ağırlık kazandığı fast food beslenmenin artması, şeker, çikolata ve hazır gıda ürünlerinin reklamları, çocuklarda şişmanlığın artmasına neden olmaktadır. Nitekim, günde iki saatten fazla televizyon seyreden çocukların %52'sinde aşırı kilo, %28'inde ise şişmanlık saptanmıştır.

Çocukların kilo almaması için neler yapılmalı?
Bebekleri anne sütüyle beslemeye özen gösterilmelidir. Bebeklik döneminde anne sütüyle beslenen çocuklarda obezite, %15-25 oranında daha az görülmektedir.  

Anne-baba sağlıklı beslenmeyi öğrenmeli ve evde uygulamalıdır. Böylece çocuklar da sağlıklı beslenmeyi öğrenirler. Aile, günlük beslenmede yağ ve karbonhidrat miktarını azaltmalıdır. Aile, çocuğu kısıtlayıcı diyetlere sokmamalıdır. Çocuklara abur cubur yememesi, acıktığı zaman ve yavaş yemesi öğretilmelidir. Çocuğun aileyle birlikte yemek yemesi sağlanmalı, mutlaka kahvaltı önemi aşılanmalıdır. Çocuklara çok su içmesi öğretilmelidir. Çocukların kendi odalarına veya yattıkları odaya televizyon konmamalıdır.
 
Çocuğa ödül olarak şeker, çikolata gibi kalorisi yüksek gıdalar verilmemelidir. Aynı şekilde ceza verilirken de besin alımının kesilmesi veya besinlerin yasaklanması doğru değildir. 

Okullarda çocuklara oyun ve jimnastik alanları sağlanmalıdır. Okul kantinlerinde sağlıklı besinlere yer verilmelidir. Çocuklara bisküvi ve kek yerine meyve yeme alışkanlığı kazandırılmalı, kantinlerde yüksek kalorili ve fast food ürünü gıdalara yer verilmemeli,  gazoz ve kola gibi  içecekler yerine, sadece su veya maden suyu satışı sağlanmalıdır. Öğle yemekleri verilen okullarda, kilo aldırmayan ve sağlıklı yemeklerin çıkması için çaba gösterilmelidir. İngiltere'de ve Singapur'da yapılan okul çalışmaları sayesinde obezite ile mücadelede başarılı sonuçlar elde edilmiştir. 

Çocukluk döneminde kilolu olanların erişkin yaşlarda da kilolu olma riski var mıdır?
3-10 yaş arasında aşırı kilolu olan çocukların %50'sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma riski vardır. Ergenlik çağında aşırı kilolu olanların ise %70-80'inde ileri yaşlarda aşırı kilo gelişmektedir. Bu nedenle çocukluk çağından itibaren fazla kilolarla mücadele etmek gerekmektedir.

Çocuklarda görülen şişmanlık ile erişkinlerde görülen şişmanlık arasında fark var mıdır?
Evet, her iki dönem arasında belirgin farklar vardır. Çocuklar, kilo aldığında yağ hücrelerinin sayısı artarken; erişkinlerde ise yağ hücrelerinin sayısında artma olmaksızın, her bir yağ hücresi büyümektedir.
 
Çocuklarda şişmanlık nasıl tedavi edilir? 
Çocuklardaki şişmanlığın tedavisinde büyüklerde olduğu gibi önce hormonal veya genetik bir bozukluğun olup olmadığı araştırılmalıdır. İnsülin direnci veya tiroit yetmezliği ilk akla gelenlerdir. İnsülin direnci, çocuklarda ileride şeker hastalığı oluşma olasılığının da yüksek olduğunu gösterir. Tiroit hormonları için TSH ve serbest T4 ölçümleri yapılmalıdır.

Tedavide iş, çocuğa ve daha çok anne-babaya düşmektedir. Çocuğun hareketi artırılmalı, yağ ve enerji düzeyi düşük gıdalar yemesi sağlanmalı, yeme alışkanlığı değiştirilmeli ve aile üyeleri de sağlıklı beslenmeyi öğrenmelidir. Bunların dışında çocuğun çok televizyon seyretmesine izin verilmemelidir. 


Şişman çocuklarda günlük kalori alımının %25'inden fazlasının, yemek saatleri dışındaki atıştırmalardan kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu nedenle çocukların atıştırmaları önlenmelidir.

Şişman çocuklarda ergenliğe erken girme, sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu çocuklarda yürümede gecikme, kemik yaşının akranlarına göre ileri olması, vücutta pişikler ve deri iltihaplan sıklıkla görülmektedir. Yağ dokusu artışına bağlı olarak karında çatlaklar oluşabilmektedir. Erkek çocuklarında memelerde aşırı büyüme gözlenmektedir.

 

Çocuklarda şişmanlığı önleyecek diyet ilkeleri nelerdir?
Bebeklerin 1 yaşına dek anne sütüyle beslenmesi, çok önemlidir. Ek besinlere erken başlamak, süte bal koymak, fazla muhallebi yedirmek çocukta kilo artışına neden olur. Hazır bebek mamalarına su konulmalı ve bisküvi eklenmemelidir. Biberon yerine kaşıkla beslenme tercih edilmelidir.

1-6 yaş arasında, ailenin beslenme tarzı kilo alımında çok önemlidir. Ailenin sağlıklı beslenme konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Çocuğa ödül olarak şeker ve çikolata verilmemelidir. Çocuğun mutlaka sabah kahvaltı etmesi, öğün kaçırmaması ve hareketli olması sağlanmalıdır.

6-18 yaş döneminde çocuklar, makarna ve pilav gibi karbonhidratlı gıdaları tercih ederler, sebze yemeklerini pek sevmezler. Bu nedenle aile dengeli bir beslenmede, öğün atlamamakta, sebze ve meyveden zengin bir diyette ısrar etmeli ve hububatlara ağırlık verilmelidir.  Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, beyaz makarna yerine kepekli makarna tüketilmelidir. Çocuğun spor yapmaya teşvik edilmesi, diyet kadar önemlidir. 

Yoğun çalışma gerektiren sınav dönemlerinde öğrencilerdeki kilo alımını önlemek için nasıl beslenmelidir? 
Sınav döneminde ve özellikle üniversiteye hazırlanan öğrencilerde  yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk ve çok fazla stres vardır. Bu nedenle düzenli ve sağlıklı beslenemeyen, abur-cubur tüketen öğrenciler kilo almaktadır. Bu durum, sınav başarısını da düşürmektedir. 

Hafızayı güçlendirmek için Omega-3 alımını artırmak ve bu amaçla da haftada 3 kez balık tüketmek, sebze ve meyveyi artırmak, ceviz, badem veya fındık yemek, kahvaltıda yumurtayı unutmamak yararlı olacaktır. Ayrıca kalsiyum desteği için yağsız süt ve ayran mutlaka içilmelidir.

Sınava hazırlanan öğrencilerde kansızlık, kalsiyum ve magnezyum gibi mineral eksikliği olup olmadığı da araştırılmalıdır. Demir eksikliği olan öğrencilerde isteksizlik, konsantre olamama çok sık görülür. Bu tür eksiklik varsa doktorun önerdiği şekilde ilaç alınması ve besin desteği gerekebilmektedir.

Düzenli kahvaltı etmek de önemlidir. Öğrencilerin çoğu, kahvaltı etmeden okula gitmektedir. Kahvaltı etmek, başarıyı artırmaktadır. Kahve ve çayı fazla içmek veya kola alışkanlığı ise hafızaya zarar vermektedir. Bunun yerine bol su veya taze meyve suyu içilmelidir. Her gün yarım saat yürüyüş yapmak da sınav başarısını artırmaktadır.

 

Depresyon ve Kilo Artışı

Stres veya depresyon kilo yapar mı?

Stres, üzüntü, sıkıntı ve yalnızlık durumunda rahatlamak için aşırı yemek yiyen kişilerde bu durum, aşırı ve kontrolsüz beslenmeye bağlı kilo alımına neden olmaktadır. Bu kişiler, yemek yediklerinde psikolojik olarak rahatlayan kişilerdir ve çoğunlukla çikolata, tatlı, kuruyemiş ve şekerleme tercih etmektedir. Bir süre sonra bu şekilde beslenme, bir bağımlılık haline geldiğinden hızla kilo almaya başlarlar. Özellikle çikolatada bulunan maddeler, beyindeki “mutluluk hormonu” denen serotonini artırdığından, kişilerde rahatlama ve mutluluk gözlenmektedir.




Bu kişilerin stres yönetimini öğrenmeleri, spor yapmaları, dışarı çıkıp yürümeleri, kendilerine zaman ayırmaları ve farklı uğraşılara yönelmeleri, yemek yeme isteğini azaltacaktır. Stresle başa çıkamayanların ayrıca bir psikolog veya psikiyatri uzmanından destek almaları önerilmektedir. Depresyon ve kilo alma, sıklıkla birlikte olan iki durumdur. Depresyon ilaçlarının bazıları kilo alımına da yol açtığı için zayıflamayı zorlaştırmaktadır. İnsana mutluluk veren serotonini artıran gıdalar karbonhidratlar olduğu için depresyondaki kişiler karbonhidratı azaltılmış diyetler yapmamalıdır. Bunun yerine posalı karbonhidratlar, tam tahıllar, kepekli makarna ve hububatlar tercih edilmelidir. Bu kişilerde kandaki şeker düzeyi, insülin ve tiroit hormonları ölçülmeli ve buna uygun tedaviler uygulanmalıdır. Kanda selenyum eksikliği varsa yerine konmalı ve Omega-3 alınmalıdır. Depresyondaki kişiler için egzersiz yararlıdır. Az ama sık yemek yenilmesi ve  ara öğünler eklenmesi çok faydalıdır.

Depresyondaki kişilerin çoğunda hipoglisemi ve tiroit hormon bozukluğu saptanmıştır. Bu nedenle bu kişilerde şeker düşüklüğü olup olmadığı ve tiroit hastalığı araştırılmalıdır.


ghg


Kadınlar belli dönemlerde daha çok kilo alıyorlar değil mi?

Kadınlarda özellikle gebelik, emzirme ve menopoz dönemleri ile doğum kontrol hapı kullanımında kilo alımı sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Doğum sayısı arttıkça alınan kilolarda da artma görülmektedir. Bu dönemlerde sağlıklı beslenme ve diyet ile egzersiz yapılmasında yarar vardır. Kilo alan bir kadının, doğum kontrol ilaçlarını kullanmaması daha doğrudur.

Menopoz döneminde oluşan kilo alımı, “kadınlık hormonu” denilen östrojenin kanda azalmasıyla oluşmaktadır. Azalan östrojen hormonu, çeşitli mekanizmalarla metabolizmayı yavaşlatarak kilo artışına yol açmaktadır. Menopoz tedavisi için ilaç alınsa bile kandaki östrojen hormonu yeterli seviyede olmadığı için menopozdaki kadınlarda kilo vermek zorlaşmaktadır. Bu dönemde diyet, egzersiz ve bazı zayıflama ilaçları faydalı olabilmektedir. Ayrıca, menopoza girildikten sonra mutlaka açlık ve tokluk kan şekeri ile tiroit hormon tetkikleri yaptırılmalıdır.

Çocuklarda Şişmanlık


Şişmanlığın çocuklarda görülme sıklığında artış var mıdır?

Son yıllarda şişman çocuk sayısında çok hızlı bir artış, hatta patlama söz konusudur. Bu nedenle, eskiden erişkin yaşlarda görülen "tip 2 şeker hastalığı", artık çocukluk veya ergenlik çağında da görülebilmektedir. Fransa'da son 10 yılda çocuklarda şişmanlık sıklığı 5 kat, ABD'de ise 1976 yılından bu yana 2 kat arttığı gözlenmekte, Türkiye'de de çocukluk çağındaki şişmanlık hızla artmaktadır.

Çocuklarda şişmanlığa neden olan faktörler nelerdir?
Çocuklarda genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörlerdeki değişiklikler de şişmanlığa yol açmaktadır. Hareketsiz bir yaşam biçimi, televizyon ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, karbonhidrat ve yağlı gıdaların ağırlık kazandığı fast food beslenmenin artması, şeker, çikolata ve hazır gıda ürünlerinin reklamları, çocuklarda şişmanlığın artmasına neden olmaktadır. Nitekim, günde iki saatten fazla televizyon seyreden çocukların %52'sinde aşırı kilo, %28'inde ise şişmanlık saptanmıştır.

Çocukların kilo almaması için neler yapılmalı?
Bebekleri anne sütüyle beslenmeye özen gösterilmelidir. Bebeklik döneminde anne sütüyle beslenen çocuklarda obezite, %15-25 oranında daha az görülmektedir.  

Anne-baba sağlıklı beslenmeyi öğrenmeli ve evde uygulamalıdır, böylece çocuklar da sağlıklı beslenmeyi öğrenirler. Aile, günlük beslenmede yağ ve karbonhidrat miktarını azaltmalıdır. Aile, çocuğu kısıtlayıcı diyetlere sokmamalıdır. Çocuklara abur cubur yememesi, acıktığı zaman ve yavaş yemesi öğretilmelidir.  Çocuğun aileyle birlikte yemek yemesi sağlanmalı, mutlaka kahvaltı önemi aşılanmalıdır. Çocuklara çok su içmesi öğretilmelidir. Çocukların kendi odalarına veya yattıkları odaya televizyon konmamalıdır.
 
Çocuğa ödül olarak şeker, çikolata gibi kalorisi yüksek gıdalar verilmemelidir. Aynı şekilde ceza verilirken de besin alımının kesilmesi veya besinlerin yasaklanması doğru değildir. 

Okullarda çocuklara oyun ve jimnastik alanları sağlanmalıdır. Okul kantinlerinde sağlıklı besinlere yer verilmelidir. Çocuklara bisküvi ve kek yerine meyve yeme alışkanlığı kazandırılmalı, kantinlerde yüksek kalorili ve fast food ürünü gıdalara yer verilmemeli,  gazoz ve kola gibi  içecekler yerine, sadece su veya maden suyu satışı sağlanmalıdır. Öğle yemekleri verilen okullarda, kilo aldırmayan ve sağlıklı yemeklerin çıkması için çaba gösterilmelidir. İngiltere'de ve Singapur'da yapılan okul çalışmaları sayesinde obezite ile mücadelede başarılı sonuçlar elde edilmiştir. 

Çocukluk döneminde kilolu olanların erişkin yaşlarda da kilolu olma riski var mıdır?
3-10 yaş arasında aşırı kilolu olan çocukların %50'sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma riski vardır. Ergenlik çağında aşırı kilolu olanların ise %70-80'inde ileri yaşlarda aşırı kilo gelişmektedir. Bu nedenle çocukluk çağından itibaren fazla kilolarla mücadele etmek gerekmektedir.

Çocuklarda görülen şişmanlık ile erişkinlerde görülen şişmanlık arasında fark var mıdır?
Evet, her iki dönem arasında belirgin farklar vardır. Çocuklar, kilo aldığında yağ hücrelerinin sayısı artarken; erişkinlerde ise yağ hücrelerinin sayısında artma olmaksızın, her bir yağ hücresi büyümektedir.
 
Çocuklarda şişmanlık nasıl tedavi edilir? 
Çocuklardaki şişmanlığın tedavisinde büyüklerde olduğu gibi önce hormonal veya genetik bir bozukluğun olup olmadığı araştırılmalıdır. İnsülin direnci veya tiroit yetmezliği ilk akla gelenlerdir. İnsülin direnci, çocuklarda ileride şeker hastalığı oluşma olasılığının da yüksek olduğunu gösterir. Tiroit hormonları için TSH ve serbest T4 ölçümleri yapılmalıdır.

Tedavide iş, çocuğa ve daha çok anne-babaya düşmektedir. Çocuğun hareketi artırılmalı, yağ ve enerji düzeyi düşük gıdalar yemesi sağlanmalı, yeme alışkanlığı değiştirilmeli ve aile üyeleri de sağlıklı beslenmeyi öğrenmelidir. Bunların dışında çocuğun çok televizyon seyretmesine izin verilmemelidir. 
Şişman çocuklarda günlük kalori alımının %25'inden fazlasının, yemek saatleri dışındaki atıştırmalardan kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu nedenle çocukların atıştırmaları önlenmelidir.

Şişman çocuklarda ergenliğe erken girme, sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu çocuklarda yürümede gecikme, kemik yaşının akranlarına göre ileri olması, vücutta pişikler ve deri iltihaplan sıklıkla görülmektedir. Yağ dokusu artışına bağlı olarak karında çatlaklar oluşabilmektedir. Erkek çocuklarında memelerde aşırı büyüme gözlenemektedir.

Çocuklarda şişmanlığı önleyecek diyet ilkeleri nelerdir?
Bebeklerin 1 yaşına dek anne sütüyle beslenmesi, çok önemlidir. Ek besinlere erken başlamak, süte bal koymak, fazla muhallebi yedirmek çocukta kilo artışına neden olur. Hazır bebek mamalarına su konulmalı ve bisküvi eklenmemelidir. Biberon yerine kaşıkla beslenme tercih edilmelidir.

1-6 yaş arasında, ailenin beslenme tarzı kilo alımında çok önemlidir. Ailenin sağlıklı beslenme konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Çocuğa ödül olarak şeker ve çikolata verilmemelidir. Çocuğun mutlaka sabah kahvaltı etmesi, öğün kaçırmaması ve hareketli olması sağlanmalıdır.

6-18 yaş döneminde çocuklar, makarna ve pilav gibi karbonhidratlı gıdaları tercih ederler, sebze yemeklerini pek sevmezler. Bu nedenle aile dengeli bir beslenmede, öğün atlamamakta, sebze ve meyveden zengin bir diyette ısrar etmeli ve hububatlara ağırlık verilmelidir.  Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, beyaz makarna yerine kepekli makarna tüketilmelidir. Çocuğun spor yapmaya teşvik edilmesi, diyet kadar önemlidir. 

Yoğun çalışma gerektiren sınav dönemlerinde öğrencilerdeki kilo alımını önlemek için nasıl beslenmelidir? 
Sınav döneminde ve özellikle üniversiteye hazırlanan öğrencilerde  yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk ve çok fazla stres vardır. Bu nedenle düzenli ve sağlıklı beslenemeyen, abur-cubur tüketen öğrenciler kilo almaktadır. Bu durum, sınav başarısını da düşürmektedir. 

Hafızayı güçlendirmek için Omega-3 alımını artırmak ve bu amaçla da haftada 3 kez balık tüketmek, sebze ve meyveyi artırmak, ceviz, badem veya fındık yemek, kahvaltıda yumurtayı unutmamak yararlı olacaktır. Ayrıca kalsiyum desteği için yağsız süt ve ayran mutlaka içilmelidir.

Sınava hazırlanan öğrencilerde kansızlık, kalsiyum ve magnezyum gibi mineral eksikliği olup olmadığı da araştırılmalıdır. Demir eksikliği olan öğrencilerde isteksizlik, konsantre olamama çok sık görülür. Bu tür eksiklik varsa doktorun önerdiği şekilde ilaç alınması ve besin desteği gerekebilmektedir.

Düzenli kahvaltı etmek de önemlidir. Öğrencilerin çoğu, kahvaltı etmeden okula gitmektedir. Kahvaltı etmek, başarıyı artırmaktadır. Kahve ve çayı fazla içmek veya kola alışkanlığı ise hafızaya zarar vermektedir. Bunun yerine bol su veya taze meyve suyu içilmelidir. Her gün yarım saat yürüyüş yapmak da sınav başarısını artırmaktadır.