Şişmanlık ve Kilo Verme - Beslenme ve Diyet - Tıbbi Birimlerimiz - Kent Sağlık Grubu | Güvendiğiniz Hastane
Bu içeriği ortalama 4 dakikada okuyabilirsiniz.

Şişmanlık ve Kilo Verme

Şişmanlık Nedir?

Şişmanlık, besinlerle alınan enerji miktarı ile enerji harcanması arasındaki kronik dengesizliğe bağlı olarak beden yağ kütlesinin, yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boya göre ağırlığın arzu edilen düzeyin üzerine çıktığı multi-faktöriyel bir hastalıktır. 

 

Şişmanlığa Neden Olan Etkenler Nelerdir?

Kalıtımsal faktörler, enerji alımı ve harcanmasındaki dengesizlikler, fiziksel aktivite azlığı, hormonal etmenler, psikolojik sorunlar, şişmanlığa yol açan en büyük etkenler olarak sıralanabilir.

 

beslenme ve diyet obezite tedavi kent sağlık grubu 2

 

Şişmanlığın Sebep Olduğu Hastalıklar Nelerdir?
• Şişmanlık ile birlikte kalp hastalıkları,

• Yüksek tansiyon,
• Diyabet (şeker hastalığı),
• Safra kesesi hastalıkları,
• Kemik-eklem rahatsızlıkları,
• Solunum rahatsızlıkları,
• Adet düzensizlikleri,
• Kısırlık gibi hastalıkların oluşum riski de artmaktadır.
 

Şişmanlık Nasıl Teşhis Edilir? 

Şişmanlığın teşhisi için beden kitle indeksi (BKİ) denilen bir formül kullanılmaktadır. Bu kilogram olarak vücut ağırlığının boyun metre cinsinden karesine bölünmesi ile bulunmaktadır. Eğer BKİ, 25 Kg/m2 den az ise sağlıklı, 25-30 arası ise aşırı kilolu, 30’dan fazla ise şişman, 40'dan fazla ise aşırı şişman veya ölümcül şişman olarak tanımlamaktadır. Ayrıca vücut ağırlığının ideal ağırlığa göre % 120 artması şişmanlık tanımında yer almaktadır.

 

Beden Kitle İndeksi Ölçümü Kilo Fazlalığını Değerlendirmede Yeterli Midir?

Beden kitle indeksi ile yapılan sınıflandırma sağlık risklerini belirlemek açısından tamamen yeterli olmayabilir. Çünkü beden kitle indeksi vücut yağ dağılımı hakkında bize çok iyi bilgi vermez. Obeziteye bağlı artan riski belirleyen önemli faktörlerden birisi de yağın vücutta nerede biriktiğidir. Deri altında ve özellikle kalça bölgesinde biriken yağ dokusunun (armut tipi obezite, kadın tipi şişmanlık olarak da adlandırılır) obezite ilişkili diyabet, yüksek tansiyon, lipid bozuklukları vb. hastalıklara neden olma riski düşük olarak kabul edilir. Öte yandan, göbek bölgesinde biriken yağ dokusunun (elma tipi obezite, erkek tipi şişmanlık olarak adlandırılır) obezite ilişkili hastalıklar açısından daha fazla risk oluşturduğu gösterilmiştir. Yağ dağılımının esasen riskli karın bölgesinde olup olmadığını değerlendiren pratik yöntemlerden birisi bel çevresi ölçümüdür. Bel çevresi için değişik kılavuzlar farklı değerler vermişse de her ırkın kendine özgü değerlerinin belirlenip kullanılması daha uygundur. Türk toplumu için erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm üzerindeki bel çevresi ölçümlerinin kardiyovasküler hastalık riskini arttırdığı bildirilmiştir.

 

Hangi Durumlar Şişmanlığa Neden Olur?

Çok sayıda genetik, çevresel, fizyolojik, biyokimyasal, sosyokültürel ve psikolojik faktör birbiri ile ilişkili olarak şişmanlık oluşumuna neden olmaktadır. Bu faktörler içinde aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliği en önemli nedenler olarak kabul edilmektedir. Dünyadaki obezite sıklığındaki artıştan sorumlu tutulan başlıca çevresel faktörler şunlardır:

• Yaşamı kolaylaştıran ve enerji harcamayı engelleyen teknolojik ilerlemeler (motorlu taşıtlar, yürüyen merdiven, asansör, internet ve bilgisayar teknolojisi vb.)

• Beslenmenin bir sanayi haline gelmesi, daha dayanıklı ve daha ucuz ürünler elde etmek için doğal yaşamda yeri olmayan besin katkılarının kullanılmaya başlanması (trans yağlar, nişasta bazlı şekerler gibi)


Hazır Gıda Tüketiminde Artış ve Hızlı Beslenme Tarzı
Tüm dünyada özellikle çocukluk çağı obezitesindeki artışın sadece genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak derecede fazla olması nedeniyle, obezitenin oluşumunda çevresel faktörlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir. Obezitenin gelişmesinde dikkat edilmesi gereken faktörlerden biri de yaşamın ilk yıllarındaki beslenme şeklidir. Yapılan çalışmalarda, obezite görülme sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara göre daha düşük oranlarda olduğu, anne sütü verme süresinin, tamamlayıcı besinlerin türü, miktarı ve başlama zamanlarının obezite oluşumunu etkilediği bildirilmektedir.

 

Kilo Almaktan Nasıl Kaçınabiliriz?

Ne yazık ki günümüz yaşam koşulları bizleri daha az enerji harcama ve daha fazla enerji almaya doğru itmektedir. Üstelik beslenme biçimimizde aşırı kalori almanın dışında da önemli değişiklikler olmaktadır. Hazır beslenme alanında kullanılan katkılar muhtemel daha başka mekanizmalarla da kilo alımını tetiklemektedir. Kilo almaktan korunmak için günlük kalori ihtiyacınız kadar beslenmek ve mutlaka egzersiz yapmak gereklidir. Özellikle hazır gıdalardan ve restoran yemeklerinden uzak durulmalıdır. Haftanın en azından 4-5 günü toplam süre en az 150 dk/hafta olacak şekilde egzersiz yapılmalıdır. Ayrıca yürüme mesafesindeki yerler için taşıt kullanılmaması, otobüsten bir durak önce inilmesi, asansör yerine merdiven kullanılması, arabanın mümkün olduğunca uzak yerlere park edilmesi yararlı olabilir. Egzersiz yapmayı bir yaşam biçimi olarak benimsemek ve sürdürmek önemlidir.

 

Çevresel faktörler ve uyaranların yeme alışkanlıklarına ve davranışına etkisi iyi bilinmektedir. Özellikle görsel uyaranlar bu konuda çok önemlidir. Yeme davranışını tetikleyen her türlü görsel uyaranı ortadan kaldırmak, kilo kontrolünde önem taşır. Alışveriş alışkanlığını değiştirmek de önemlidir. Mesela daha fazla çiğ meyve ve sebze tüketecek biçimde alışveriş yapmak, yoğun kalori içeren gıdaları satın almamak, bu stratejilerin başında gelir. Yine ev ortamında yemek yenilen tabakları küçültmek, yemek yenilen ortamda televizyon bulunmamasını sağlamak gibi bazı küçük değişiklikler de önemli sonuçlara yol açar. Böylece, yemek yemenin, farkında olunmadan yapılan bir eylem gibi algılanması engellenir.