Karaciğer Nakli Merkezi - Kent Sağlık Grubu | 0 850 222 53 68
Yükleniyor..

Kent Sağlık Grubu
Karaciğer Nakli Merkezi

Kent Hastanesi,
En fazla karaciğer nakli gerçekleştiren özel hastaneler arasında yer alarak, uluslararası standartlarda yüksek hizmet kalitesi ve hasta memnuniyetini ile Türkiye'nin en deneyimli karaciğer nakli ekiplerinden birini bünyesinde bulundurmaktadır.

GENEL BİLGİ EKİBİMİZ MERAK ETTİKLERİNİZ HASTALARIMIZ
Genel Bilgiler

Dünyada ilk kez Thomas Starzl tarafından 1963 yılında A.B.D.’nin Denver kentinde gerçekleştirilen karaciğer transplantasyonu 1980' li yıllarda büyük bir gelişme göstererek bugün karaciğer yetmezliğinin tek tedavi seçeneği haline gelmiştir.
1990' lı yıllarda değişik ülkelerde pek çok yeni karaciğer nakli merkezi açılmış ve gerçekleştirilen ameliyat sayısında hızlı bir artış olmuştur.
 
1963 ten beri yapılan çalışmaların sonunda karaciğer nakli ameliyat teknikleri açısından üstün bir düzeye ulaşmıştır. 1980 öncesinde karaciğer nakli sonrasında 1 yıllık sağkalım % 50’nin altında iken bugün bu oran % 80-90’lara ulaşmıştır. Geçmişte karaciğer nakli hastanın hayatını kurtarmak amacıyla son çare olarak başvurulacak bir manevra olarak görülmekteyken, günümüzde karaciğer yetmezliğinin daha erken devresinde hayat kalitesini artımak amacıyla uygulanması gereken radikal bir tedavi yöntemi olarak görülmektedir.
 
Son dönem karaciğer yetmezliği gelişen hastaların ortalama 1 yıllık yaşam şansları % 50 düzeyindedir ve gelişen komplikasyonlar ile bu oran daha da aşağıya inebilir. Hastalara ne kadar kötü durumda transplantasyon yapılırsa yaşam sürelerinin o kadar kısaldığı ve maliyetlerin o kadar arttığı gösterilmiştir. Bu nedenle uygun zamanlama ve uygun hasta seçimi daha fazla önem kazanmaktadır.
 
Transplantasyon ameliyatlarının sayısı giderek artarken, karaciğer vericilerinin sayısı göreceli olarak sabit kalmıştır. Organ açığını gidermek amacı ile uygulanan yöntemlerden birisi kadavra karaciğerlerin ikiye bölünerek (split karaciğer) iki ayrı alıcıya takılmasıdır. Diğer bir yöntem de canlı vericilerden karaciğerin bir parçasını çıkararak hasta olan alıcıya nakil edilmesidir. Ülkemizde özellikle son yıllarda canlı vericilerden yapılan karaciğer nakilleri öne çıkmaktadır.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Karaciğer Nakli ( Transplantasyonu )

Size veya çocuğunuza doktorlar tarafından karaciğer nakli gerektiği söylendikten sonra önünüzde iki yol vardır :
 
1-) Kadavradan Karaciğer Nakli
2-) Canlı Akraba Vericili Karaciğer Nakli

 
1-) Kadavradan Karaciğer Nakli: Trafik kazası, beyin kanaması, beyin tümörü veya kalp krizi sonrası beyin ölümü gelişen kişilerin ailelerinin organlarını bağışlaması sonrası gerçekleşebilir. Yapılan incelemeler organ veren hastanın herhangi bir bulaşıcı hastalık, kanser veya karaciğer hastalığına sahip olmadığını göstermelidir. Uygun şartlarda alınan ve özel koruma sıvılarında korunan karaciğerin kadavradan alındıktan sonra en geç 24 saat içinde nakledilmesi gerekmektedir. Maalesef ülkemizde kadavradan organ bağışı son derece az olduğu için uzun bekleme listeleri vardır.
 
Kadavra organ bekleme listesinde iseniz size 24 saat ulaşılabilecek telefonunuzu (tercihen cep telefonu) yanınızdan ayırmamalısınız. Ayrıca ameliyat için gerekli kan vereceklerin listesi de sürekli yanınızda olmalıdır.
 
2-) Canlı Akraba Vericili Karaciğer Nakli: Karaciğer hastalığı olan ve organ nakli ihtiyacı bulunan kişilerin akrabalarından alınan parça karaciğer ile gerçekleşen ameliyat biçimidir. Anne, baba, kardeş, eş veya diğer yakın ve akrabaların gönüllü olması gerekir. Bu gönüllü kişide yapılan tüm testlerin kişinin karaciğerinin parçasını vermesinde bir sakınca olmadığını göstermesi gerekir.
 
Bu testler iki yöndedir :
 
Birincisi; Organ bağışlayan kişinin herhangi bir zarar görmemesi için tüm sistemlere yapılan incelemeler. Kalp, akciğer, sindirim sistemi gibi tüm organlar ve ruhsal durum.
 
İkincisi; Karaciğere yönelik incelemeler. Bu incelemeler içinde karaciğerin haritası diyebileceğimiz tüm yapısal özelliklerine, atardamar, toplardamar ve safra yollarına bakılır.
 
Eğer tüm incelemeler uygunsa gönüllü kişinin organ bağışlamasında bir sakınca olmadığına karar verilir. Küçük çocuk hastalar için genellikle vericinin karaciğerinin sol yan kısmını, erişkin ya da büyük hastalar için vericinin karaciğerinin sağ yarısını almak gerekir.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Karaciğer Vericileri İçin Gerekli Bilgiler
Sevdiğiniz birine iyilik yapabilmek, ona hastalığından kurtulma şansı vermek, onu hayata döndürmek çok güzel bir duygudur. Üstelik bunu kendi organınızın bir parçasını vererek sağlamanın mutluluğu hiçbir şey ile kıyaslanamaz.
 
Bu güzel duyguya rağmen karaciğerinizin bir parçasını vermek düşüncesi sizi ilk anda tedirgin edebilir. İlerdeki yaşamınızda kendi sağlığınızı nasıl etkileyebileceğine dair endişelere kapılabilirsiniz.
 
Unutmayınız ki karaciğeri veren kişinin karaciğeri ameliyattan hemen sonra hızla büyümeye başlar ve yaklaşık 3 ay sonra ameliyattan önceki eski büyüklüğüne ulaşır. Aynı şekilde karaciğer alanın aldığı parçada büyüyerek 3 ay içinde hastanın normal karaciğer boyutlarına ulaşır.
 
Karaciğerinizin bir parçasını bağışlamaya karar verdiğinizde öncelikle sizin sağlığınızın zarar görmemesi için çok ayrıntılı incelemeler yapılacaktır. Bu incelemeler sırasında size zarar verebilecek en ufak bir şüphe duyulursa organ bağışınız kabul edilmeyecek, durum size ve yakınınıza bildirilecektir. Bundan sonra yapılması gereken yeni bir gönüllü donör (verici) bulunması olacaktır.
 
Karaciğer vericisine yapılan tetkikler :
    Tüm kan ve idrar testleri
    Tümör markerleri (belirleyicileri)
    Karaciğer testleri
    Viral hepatit testleri
    Bulaşıcı hastalık (AIDS vb...gibi) testleri
    Akciğer grafisi
    Kalp grafisi gerekirse ekokardiografi
    Karın ultrasonu
    Karaciğer damarları için doppler ultrason
    Karaciğer hacmi için bilgisayarlı tomografi
    Karaciğer damarları için anjiografi (gerekirse)
    Safra yolları için magnetik rezonans kolanjiografi(gerekirse)
    Karaciğer biyopsisi (gerekirse)

Karaciğer bağışlamanız için alt sınır 18, üst sınır 60 yaştır. Bu konuda bir kesinlik olmamakla beraber 60 yaş üzerinde görülen problemler bu ameliyata engel teşkil edebilir. Karaciğer nakli yapılabilmesi için gerekli ilk şart kan grubu uyumudur. Aşağıdaki tablo durumu özetlemektedir :
Hastaneye Gitmeye Hazırlanmak

Evde önceden hazırlanmış günlük ihtiyaçlarınızı gidermek üzere hazırlanmış bir bavul bulundurmanız iyi bir fikirdir; böylece hastaneye gitmeden önce hiç zaman kaybetmemiş olursunuz. Donör organı beklerken bir dişçiye gidip dişlerinizi göstermenizde de fayda vardır; böylece hastalıklı dişleriniz tedavi edilebilir. Bu, ameliyat sonrası olası enfeksiyon kaynaklarını azaltmaya yardım eder. Eğer akrabanızdan karaciğer parçası alıyorsanız hem alıcı hem de verici birkaç gün önce hastaneye yatacaktır. İki kişi içinde yukarıda yazılı malzemeler ayrı ayrı gerekir.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Ameliyata Hazırlanmak

Hastaneye geldiğinizde size bazı testler yapılacaktır. Bunlar ameliyata hazırlanmanın alışılagelmiş kısmıdır ve o anda belirgin olmayan enfeksiyonları keşfetmeye yöneliktir. Genel bir fiziksel muayeneden geçecek ve idrar ve kan örnekleri vermeniz istenecektir. Bir göğüs filmi ve kalbinizin elektrokardiyogramı çekilecektir. Son olarak bütün vücudunuzu antiseptik sabunla yıkamanız istenecek ve hemşire ameliyat bölgesini tıraş edecektir.

Transplantasyon cerrahı ve anestezist ameliyat sürecini ve karşılaşabileceğiniz riskleri anlatmak üzere sizinle görüşecektir. Ameliyata onay verdiğinize ilişkin bir form imzalamanız istenecektir. Hastaneye geldiğinizde bir dizi testten geçeceksiniz.

Organ nakli ekibi sizi çağırdıktan sonra, o andan itibaren:

Hiçbir şey yiyip içmeyin
Akrabalarınıza haber verin
Sigara içmeyin
Derhal hastaneye gidin
Sakin olun !

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Ameliyat Süreci

Kadavradan karaciğer nakli cerrahi tekniğinin esasları 25-30 yıl önceye dayanır. Cerrahi teknik geçen yıllar içinde iyice geliştirilmiş ve başarı oranları artmış, komplikasyonlar azalmıştır. Yine de oldukça zor bir ameliyat olup ortalama 6-12 saat arası sürer. Hasta karaciğer tamamı ile çıkarılıp yerine sağlam karaciğer konulur. Basit gibi görünse de çok kanamalı geçebilen bu ameliyat için genellikle 1 veya 2 cerrah, 3 cerrahi asistanı, 3 hemşire ve 2 anestezi uzmanı ile asistan, hemşire ve teknisyenler gerekir. Hasta karaciğer dört ana kan damarından kesilmeli; karaciğerden bağırsaklara safra taşıyan ve safra kanalı olarak bilinen tüp bağırsaklardan ayrılmalıdır. Yeni karaciğer daha sonra yerine yerleştirilir ve ameliyatın tamamlanması için ana kan damarlarıyla safra kanalı yeniden bağlanır.

Canlı karaciğer nakli ise son yıllarda uygulanmaya başlamış ve son 10 yılda hızla yaygınlaşmıştır. Bu ameliyatta karaciğeri alan ve karaciğeri nakleden iki ekip genellikle beraber ve aynı anda çalışır. Akrabadan alınan karaciğer parçası alıcının karın ana toplar damarı (vena cava) korunarak çıkartılan hasta karaciğerinin yerine yerleştirilir. Cerrahi teknik olarak kadavra ameliyatlarından çok daha zor bir tekniktir. Daha büyük ekip gerektirir. En az 2 cerrah, 6 cerrahi asistanı, 6 hemşire, 2 anestezi uzmanı, 4 anestezi asistanı, 4 anestezi hemşiresi ve teknisyeni ameliyat süresince çalışır. Ayrıca çok küçük olan atardamarın dikilmesi için mikrocerrahlar ve ameliyat boyunca yapılan ultrason incelemeleri için uzman radyologlar da gereklidir. Canlı karaciğer ameliyatı 8-18 saat arası sürer. Verici ameliyatı süresi ise 4 -6 saattir.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

T-Tübün Yerleştirilmesi ve Safra Boşaltımı

Cerrahınız, safra kanalına T-tübü adı verilen küçük bir tüp bağlamayı gerekli görebilir. T-tübü safranın vücudunuzdan dışarıya safra torbası adı verilen küçük bir torbaya boşalmasını sağlar. Böylece, rengi koyu altından koyu yeşile değişen renklerde olan safranın miktarı ölçülebilir. Bir T-tübü takıldıktan sonra bir hafta-on gün, belki de daha uzun bir süre safra torbasına bağlı kalabilir. Genellikle onuncu gün çekilen T-tübü filminde (T-kolanjiografi) darlık veya safra kaçağı yoksa T-tübü bağlanır veya kapatılır. Yaranın iyileşmesi ve özel testlerin yapılabilmesi için haftalarca genellikle 3-6 ay, bazen de daha uzun bir süre yerinde kalabilir. T-tübü deriye bir dikiş ile bağlanır ve tüp etrafındaki tampon kirlenir veya ıslanırsa değiştirilmesi gerekir. Size hastaneden çıkmadan T-tübünün etrafındaki tamponu nasıl değiştirebileceğiniz gösterilecektir veya hastane ziyaretlerinizde bu işlem yapılacaktır.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Ameliyattan Sonra

Ameliyattan sonra yoğun bakım ünitesine alınacaksınız ve akciğerlerinizin durumuna göre respiratöre (solunum makinesi) bağlanmış olabilirsiniz. Eğer herşey iyi giderse, solunum makinesi yavaş yavaş devreden çıkarılabilir. T-tübünün yanısıra, ameliyat sonrası dönemde karnınızda başka boşaltım tüpleri de olabilir. Bu tüpler karaciğerinizin etrafındaki sıvıları boşaltmakta kullanılır ve genellikle evinize gitmeden önce çıkarılır. Hastalar sıklıkla 1-2 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra servise alınırlar ve burada da ortalama 7-10 gün kaldıktan sonra taburcu olabilirler. Bu süre boyunca, yüksek ateş, ağrılar, sarılık, sıvı birikimi, ilaç yan etkileri ve azalan karaciğer fonksiyonları gibi vücudun organı reddettiğine dair işaretler açısından izleneceksiniz. Bu ameliyat sonrası iyileşme dönemi, yoğun fiziksel ve zihinsel rehabilitasyonu kapsar ve bu dönemde göstereceğiniz çaba en kısa zamanda tekrar ayağa kalkmanızda etkili olacaktır.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Hastane Sonrası Poliklinik Kontrolleri

Hastaneden çıkmanızdan sonraki ilk aylarda poliklinik izlemleri için haftada bir ya da iki kez transplantasyon ünitesine gelmeniz gereklidir. Bu poliklinik kontrollerinin amacı iyileşmenizi izlemek ve herhangi bir olası komplikasyonu teşhis etmektir. Her ziyaretinizde karaciğer fonksiyonunuz dikkatle değerlendirilecek ve muayeneden geçeceksiniz; böylelikle, herhangi bir enfeksiyon varsa belirlenebilecektir. Bir kan örneği vermeniz istenecektir; böylece kanınızda dolaşan takrolimus (Prograf) ya da siklosporin (Sandimmun - Neoral) düzeyleri ölçülebilecek ve buna göre ilaçlarınız belirlenecektir. Aşırı dozda ilaç alımı yüksek düzeyde bağışıklık baskılanmasına ve daha yüksek enfeksiyon riskine yol açabilir; düşük dozda alınması halinde ise nakledilen karaciğerinizin reddine neden olabilir. Enfeksiyon ve organ reddi riski azaldıkça, poliklinik kontrollerinizin sıklığı da düşecektir.

Kan testinin hemen öncesinde, Prograf ve Sandimmun (Neoral) ilaçlarınızı almayınız, çünkü bunlar sonuçlarınızı etkileyecektir.
Her check-up ziyaretinize yanınızda ilaç listeniz ve bu kitapçığı getiriniz; böylece herhangi bir önemli bilgiyi not alabilirsiniz.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Transplantasyon Sonrası Yaşam

Organ nakilli hastalar kendilerini yeniden doğmuş olarak nitelendirirler ve yepyeni bir hayata başladıklarını düşünürler. Bir çoğu ameliyat gününü ‘Transplant Doğum Günü’ olarak kutlarlar. Transplantınızın başarısı ile birlikte sizi eskisinden çok daha iyi bir hayat beklemektedir.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Eve Gidiş

Transplantasyon sonrasında eve gidiş genellikle mutlu ve duygusal bir olaydır, ancak ilk haftalarda bu mutluluk hissine endişe ve hatta hafif bir depresyon eşlik edebilir. İyileşmenin haftalar süren bir süreç olduğunu anlamak büyük önem taşır. Hem siz, hem de aileniz için, yeni yaşam biçimine alışmak biraz zaman alır; bir organ nakli ile yaşamak zaman gerektiren bir öğrenme sürecidir. Çoğu insan, aktif olduğu takdirde, özellikle de uzun rehabilitasyon sürecini atlatmak için kararlı çaba gösterdiğinde bu durumun üstesinden daha iyi gelmektedir. Yaklaşık üç ay süren ilk hassas devrenin son bulmasıyla neredeyse bütün karaciğer transplantasyonlu hastalar eski ve hastalık öncesi yaşamlarına geri dönerler. Nakledilmiş bir organla yaşayanları etkileyecek olası sorunlara rağmen, transplantasyon geçiren hastaların çoğu normal bir yaşam tarzına yeniden kavuşurlar. Çalışırlar, bir aileye sahip olurlar, çocuk yetiştirirler ve toplumda yararlı bir rol oynarlar. İyileşme dönemi haftalarca sürebilir. Bunu kısaltmak sizin elinizdedir.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Perhiz ve Beslenme

Transplantasyon öncesinde uzun bir zaman hasta kaldınız ve muhtemelen çok kilo kaybettiniz. Bu yüzden, düzenli olarak yemek yemek, iyileşme döneminizin önemli bir kısmını oluşturur. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme tekrar ayağa kalkmanıza yardım edecektir. Ne yazık ki, kortizon kullananların neredeyse hepsinde yaşanan etkilerden biri iştahta belirgin bir artıştır. Böylelikle, kilo alma, birçok transplantasyon hastası için ciddi bir uzun dönem sorunudur ve kilonuz ile kan şekerinizi kontrol altında tutmak için az yağlı ve az şekerli bir perhize ihtiyaç duyabilirsiniz. İhtiyaçlarınızı karşılamaya yönelik dengeli bir perhiz sağlayacak bir yeme-içme planı oluşturmanıza yardım etmesi için bir beslenme uzmanına danışınız.

Perhiziniz aşağıdakileri içermelidir :

Meyveler
Sebzeler
Taneli tahıllar ve ekmekler
Az yağlı süt ve süt ürünleri ya da diğer kalsiyum kaynakları
Yağsız etler, balık, kümes hayvanları ya da diğer protein kaynakları

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Beslenmenizde Dikkat Edeceğiniz Noktalar

Her gün tartılın
Öğün aralarında kek ve bisküvi gibi şekerli abur cuburlardan kaçının
Acıktığınızı hissettiğinizde biraz meyve ya da sebze (düşük kalorili) yiyin
Her gün yaklaşık iki litre sıvı almaya çalışın. Bu, böbrekleriniz için yararlıdır ve vücudunuzdan atıkları atmaya yardım eder.
(Şişe suyu, bitki çayları, az yağlı pastörize süt ve meyve suları uygun seçeneklerdir.)
Her zaman taze meyveleri yıkayın ve soyun
Patates gibi toprakta büyüyen sebzeler her zaman soyulmalı ve kaynayan suda kaynatılmalıdır
Sebzeleri düdüklü tencerede pişirmek, bunların içerdiği vitaminleri koruyacaktır ayrıca zaman ve elektrik tasarrufunun da iyi bir yoludur
Marul gibi çiğ sebzeleri yemeyin
Pastörize olmayan sütten yapılmış peynir yemeyin küflü peynirlerden kaçının
Süt,peynir,yağ ve yoğurt gibi ürünleri her seferde az miktarda satın alın; böylece onları taze olduklarında yiyebilirsiniz
Kilonuz ile kan şekerinizi kontrol altında tutmak için az yağlı ve az şekerli bir perhize ihtiyaç duyabilirsiniz.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Tuz (Sodyum)

Kortizonların diğer bir yan etkisi de vücudunuzun tuz depolamasına neden olmasıdır. Bu, vücudun su tutmasına ve yüksek kan basıncına sebep olabilir. Tuz alımını kısıtlamalısınız.

Bunun için ;

Yemek pişirirken az tuz kullanın
Pişmiş yemeğe tuz eklememeye çalışın
Patates cipsi gibi tuzlu gıdalardan sakının
Konserve gıdalardan kaçının (bunlar genelde çok tuz içerirler)
Kortikosteroidler vücudunuzun tuz depolamasına neden olur.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Egzersiz
Fiziksel faaliyetler, vücudu olduğu kadar ruhu da canlandırır. Düzenli egzersizlere katılan hastalar bunun genel iyi olma duygusunu pekiştirdiğini ve çalışmak, eğlenmek ve kişisel ilişkiler için daha fazla enerjiye sahip olduklarını söylerler. Egzersiz aldığınız kiloları yakar, böylece kilonuzu kontrol altında tutmanıza yardım eder. Uzun bir hastalık dönemiyle güçsüzleşen kaslarınızı güçlendirmek için günlük egzersiz yapmak önemlidir. Egzersiz programınız kademeli olarak gelişmelidir ve egzersiz düzeyinizi yavaş yavaş artıran bir program olmalıdır. Bu yolla, vücudunuzda incinme ya da ciddi sakatlığa yol açmaksızın egzersizin bütün yararlarını elde edeceksiniz. En iyi egzersiz yürümedir. Özellikle güzel ve temiz havalarda yapılan yürüyüşler sizin daha iyi uyumanızı barsaklarınızın daha iyi çalışmasını sağlar. Merdiven çıkmak da egzersize başlamak için iyi bir yoldur; fakat aşırıya kaçmamaya özen gösterin ve yorulur yorulmaz dinlenin. Kısa zamanda gücünüze tekrar kavuştuğunuzu fark edecek ve diğer egzersiz biçimlerini deneyebileceksiniz. Bisiklete binme, yüzme ve yürüme, genel kas gücünüzü artırmak için çok yararlıdır ve her şey yolunda giderse ameliyattan sonra üç ay gibi kısa bir zamanda tenis ve jogging gibi diğer hobilere yönelebilirsiniz. Ayrıca egzersiz yaparak ilaç yan etkilerinden olan kemik erimesi ilede başa çıkabilirsiniz. Herhangi bir egzersiz programına başlamadan doktorunuz ya da transplantasyon ekibinize danışmayı unutmayın. Sizin için en iyi egzersiz programını önerebileceklerdir. Yürüyüş en iyi egzersizdir.

UYARI !

Aşağıdaki semptomların herhangi birini görürseniz, doktorunuzun tavsiyesine kadar egzersizlerinizi durdurun ya da erteleyin:

Göğsünüzde, boynunuzda ya da çenenizde ağrı ya da basınç
Uykusuzlukla bağlantılı olmayan aşırı yorgunluk
Alışılmadık nefes darlığı
Egzersiz sırasında veya sonrasında baş dönmesi, sersemlik
Transplantasyon sonrası ortaya çıkan, egzersiz sırasında veya sonrasında sürekli hızlı veya düzensiz nabız

Araba Kullanma: Transplantasyonu izleyen ilk dört hafta içinde araba kullanmanız yasaktır.

Alkol: Alkol karaciğer tarafından parçalanıp karaciğer hasarlarına sebep olabileceği için her türlü alkollü içecekten uzak durmalısınız. Transplant edilen karaciğer alkolün etkilerine normal organa göre çok daha hassas olduğundan çok küçük miktarda alınan alkol bile ciddi hasar yaratabilir.

Sigara Kullanımı: Sigarayı kesinlikle bırakın! Sigara yalnız sizin için değil herkes için zararlıdır. Yardıma gereksinim duyuyorsanız, doktorunuza başvurunuz o size gereken yardımı verecek ekiple tanıştıracaktır. Sigara yeni takılan organın damarlarının tıkanmasına da zemin hazırladığından organın kaybına yol açabilir.

Cinsel Faaliyet: Başarılı transplantasyonlardan genellikle birkaç ay sonra kendinizi yeteri kadar iyi hissettiğinizde cinsel faaliyetlerinize tekrar başlayabilirsiniz. Erkeklerin çoğu cinsel güçlerini tekrar kazanırlar ve kadınların çoğu ameliyattan birkaç ay sonra menstruasyon döngülerinin normale döndüğünü görürler. Bununla birlikte, bazı ilaçlar, cinsel fonksiyonu azaltabilir. Bir sorunla karşılaşırsanız, doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizden yardım isteyebilirsiniz. Soğuk algınlığı veya herpes gibi bir enfeksiyona sahip olmadığı sürece birini öpmek sorun yaratmaz. Her iki tarafın da cinsel birleşmeden önce ve sonra kendilerini su ve sabunla iyice yıkamaları önerilir. Bağışıklığı baskılayıcı ilaçların bazıları doğum kontrol haplarının etkinliğini azaltması sebebiyle bu hapları kullanmanız tavsiye edilmez. Spiral gibi rahim içi araçlar da artan enfeksiyon riski yüzünden pek tavsiye edilmez. Prezervatifler hem enfeksiyonu hem de istenmeyen gebelikleri önlemenin en iyi yoludur. Diyaframlar da bir diğer seçenektir. Bazı kadınlar bu seçim hakkında jinekologlarına danışabilirler. Kendinizi yeteri kadar iyi hissettiğinizde cinsel faaliyetlere yeniden başlayabilirsiniz.

Üreme: Birçok erkek, karaciğer nakli sonrası çocuk sahibi olmuş ve çok sayıda kadın da sağlıklı çocuklar doğurabilmişlerdir. Kadınlar, aile sahibi olmaya yönelik isteklerini doktorları ya da transplantasyon ekibinin bir üyesiyle tartışmalıdır. Normalde hamile kalmadan önce en az bir ya da iki yıl beklemelisiniz. Dahası, iyi bir karaciğer fonksiyonuna sahip olmanız, sizin ya da bebeğinizin sağlığını tehdit edebilecek herhangi bir hastalığa sahip olmamanız ve düşük dozda bağışıklığı baskılayıcı bir tedavi görüyor olmanız gerekmektedir.

Tatil: Ülkenin yada dünyanın farklı yerlerine seyahat etmenizi engelleyecek hiçbir sebep yoktur; fakat sağduyunuzu kullanın ve pis gıda ya da suların bulanabileceği ve yetersiz sağlık koşullarının olabileceği yerlerden kaçının. Herhangi bir tatile çıkmadan önce seyahat planlarınızı doktorunuzla tartışın. Bütün gezi boyunca yeterli olacak kadar ilaç almayı unutmayın ve size ulaşılabilecek bir adres bırakın. Seyahat boyunca yanınıza yeterli miktarda ilaç alınız.

Aşılar: Hiçbir canlı yada atenue (zayıflatılmış) aşı olmamalısınız (Ağızdan çocuk felci, kızamık gibi). Tetanoz gibi ölü ya da inaktif virüs aşılarını olabilirsiniz fakat herhangi bir aşı olmadan mutlaka doktor ya da transplantasyon ekibinizi bundan haberdar etmelisiniz.

Ev Hayvanları ve Bitkileri : Artan enfeksiyon riski yüzünden ev hayvanları normalde önerilmemektedir. Ancak birçok insan için bir ev hayvanını okşayabilmek ve ona bakabilmek iyileşme sürecini hızlandıran önemli bir faktördür. Balıklar, sürüngenler ve küçük kemirgenler en düşük enfeksiyon riskine sahiptirler. Köpekler de diğer bir seçenektir ve kısa tüylü bir cinsi temiz tutmak daha kolaydır. Toksoplazmosis enfeksiyonu yüzünden kedilerden sakınılmalıdır ve kuşlar da, Stafilokok bakterisi taşıdıkları için önerilmezler. Eğer bir evcil hayvanınız varsa, onun dışkısı ile temas etmekten kaçınmalı ve kafesleri temizlerken lastik eldiven giymelisiniz. En iyisi, bu işi yapmasını başkasından istemektir. Hayvanınızın elinizi ya da yüzünüzü yalamasına izin vermeyiniz; fakat bu kazayla olursa bu bölgeyi hemen su ve sabunla yıkamalısınız. Hayvanınızın yapay kemik, oyuncak, yemek tası gibi gereçlerini temiz ve sizin eşyalarınızdan uzakta tutunuz.

Saksılı ev bitkileri toprak mikroplarından kaynaklanan enfeksiyon tehlikesi nedeniyle önerilmez. Yüksek enfeksiyon riski sebebiyle, transplantasyonun ilk yılı içinde bahçe, tarla ve toprak işleriyle uğraşmamalısınız. Daha sonra bahçeyle az az uğraşabilirsiniz; fakat bitki dikimi ya da yaprak toplamak gibi işlerden sakınınız ve her zaman eldiven giyiniz.

Ev Temizliği: Banyo ve mutfağı özellikle de buzdolabını düzenli olarak temizlemelisiniz. Özel dezenfektanlar gerekmez. Normal ev deterjanları ve sıvı ovma sabunları yeterlidir. Diğer odalarda alışılageldiği gibi temizlenmeli ve yatak takımları haftada bir değiştirilmelidir. Ev hayvanları beslemeyi önermiyoruz. Saksılı ev bitkilerinden kaçınınız.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...
Bağışıklığı Baskılayıcı İlaçlar
Vücudunuz karaciğer dokusunun yabancı olduğunu fark eder ve bağışıklık sisteminiz bu ‘işgalciye’ karşı saldırıya geçer. Bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar bağışıklık sisteminizin yanıtını zayıflatarak nakledilen karaciğerin reddine engel olur. Bununla birlikte, aynı zamanda, bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar sizi enfeksiyonlara karşı daha eğilimli kılarlar. Bu yüzden reddi engellemek ve enfeksiyona karşı yeterli savunmayı sürdürebilmek için çelişen gereksinimler arasında bir dengeye ihtiyaç duyulur. Neyse ki, nakledilmiş bir organı korumak için gereken bağışıklığı baskılayıcı ilaç miktarı ameliyat sonrasındaki ilk aylardan sonra düşer. Yine de bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar, transplantasyondan sonraki birçok yıl boyunca gereklidir ve hiçbir zaman, doktorunuzun izni olmadan, dozları atlamamalı ve ilaç miktarını düşürmemelisiniz. Tüm bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar bazı yan etkilere neden olabilmektedir. Doktorlar, bağışıklığı baskılayıcıları içeren bir kombinasyonun her bir ilacın yan etkilerini indirgerken, aynı zamanda ideale yakın bir bağışıklığı baskılama düzeyinin korunabildiğini saptadılar. Sonuç olarak, tedaviniz muhtemelen birkaç bağışıklığı baskılayıcı ilacın bir karışımını içerecektir. Vücudunuz karaciğer dokusunun yabancı olduğunu fark eder.

Bağışıklığı baskılayıcı (immunsupresif) ilaçlar transplantasyon ameliyatından sonra ömür boyu kullanılacaktır. Hastaların bu ilaçlara karşı değişik reaksiyonlar vermeleri yüzünden, her bir bağışıklığı baskılayıcı rejim hastanın kişisel ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Eğer diğer hastalar sizden farklı ya da daha çok veya daha az ilaç alıyorlarsa endişelenmeyin. Aşağıda en yaygın bağışıklığı baskılayıcı ilaçların genel bir özetini bulacaksınız. Bu bilgi her ilacın tüm yönlerini kapsamaz ve daha başka sorularınız varsa doktorunuza ya da transplantasyon ekibinize danışmalısınız. Çoğu insanın verilen tüm yan etkileri yaşamadıklarını ve zamanla dozunuzun azaltılarak daha az yan etki yaşayacağınızı unutmayınız.

Bazı bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar yaşam boyu kullanılırken bazıları sadece red dönemlerini tedavi etmek amacıyla kullanılırlar.

Uzun Süreli Kullanılanlar :

Azatioprine (Imuran)
Mycophenolate Mophetil (Cellcept)
Prednisolone (Codelton)
Tacrolimus (Prograf)
Siklosporin (Sandimmun, Neoral)
Sirolimus (Rapamune)
Mycophenolic acid (Myfortic)
Kortikosteroidler (prednisolone ve metilprednisolone)

Kortikosteroidler (kortizon) organ reddini önlemek için ömür boyu kullanılabildiği gibi uygun hastalarda sorun olmadığında ameliyatan sonraki 6 ay içinde kesilebilirler. Kısa süreli ve yüksek dozlarda ise rejeksiyon tedavisinde kullanılırlar. Kortikosteroidler böbrek üstü bezlerinden doğal yollarla üretilir ve çoğu dokunun normal fonksiyonu için gereklidir. Vücut 24 saatlik bir ritim içinde kortikosteroid üretir; sabahın erken saatlerindeki en yüksek konsantrasyonu gün boyunca bir düşüş izler. İşte bu nedenle, sabahları ilk olarak kortikosteroid ilaçlarınızı almanız gerekir; böylece vücudunuzun doğal ritmini yakalayabilirsiniz. Bazı hastalar kortizonu sabahları tek doz bazıları da sabah-akşam olmak üzere iki kere alabilirler. Kortikosteroidler genellikle siklosporin veya takrolimus ile kullanılırlar.

Kortikosteroidleri kullanma: Kortikosteroid dozunuz kilonuza, tıbbi durumunuza ve transplantasyondan beri geçen zamana göre hesaplanacaktır. Tabletleri öğünlerle birlikte alınız. Tabletleri, eğer günde bir kez alıyorsanız, sabahları kahvaltıda alınız.

Yan Etkileri: Kortikosteroidlerin kısa süreli yan etkileri aşağıdakileri içermektedir.

Enfeksiyona karşı artan yatkınlık, yara iyileşmesinde bozulmalar
Ateş ve enfeksiyonun diğer belirtilerini baskılama
Kan şekerinin artması
Mutluluk halinden ajitasyon ve konfüzyona kadar değişen ruh hali değişiklikleri
Bazı hallerde depresyon

Uzun dönemde kortikosteroidlerin yan etkileri, ihtiyaç duyulan toplam tedavi dozu ile ilişkili olma eğilimi gösterir. Dozaja bağlı olarak kortikosteroidler, aşağıdakilere sebep olabilir:

Vücut yağı dağılımında bir kayma (Ensede yağlanma – şişkin yanaklar, kamburlaşmış sırt)
Kemik incelmesi ve zayıflaması, kas güçsüzlüğü
Yüksek kan basıncına artan eğilim
Deri kalınlığında azalma ve kolay berelenmeye yatkınlık Diyabet
Gözde katarakt
Aknede ya da yüz tüylerinin büyümesinde bir miktar artış
İştah artışı ve sonucunda kilo alımı
Gastrointestinal yan etkiler, ülser veya göğüs yanması

Bu yan etkiler listesi oldukça korkutucu gözükse de, bugünlerde organ reddini engellemek için kullanılan düşük dozdaki kortikosteroidlerle bu kötü yan etkilerin geçmişe göre çok daha az görüldüğünü vurgulamak gerekir. Diğer bağışıklığı baskılayıcı ilaçlarla kıyaslandığında kortikosteroidler bazı avantajlara sahiptir: kemik iliğini baskılamazlar, diğer ilaçlarla kombinasyon içinde kullanılabilirler ve nakledilen organ üzerine doğrudan toksik etkileri yoktur.

Önlemler: Eğer gebelik ya da emzirme dönemindeyseniz bu ilacı almanın yararları, size, fetüsünüze ve bebeğinize vereceği potansiyel zararlarla karşılaştırılmalıdır. Gebe olduğunuzu düşünüyorsanız doktorunuz veya transplantasyon ekibinize hemen danışın. Kortikosteroidler diğer ilaçlarla kombinasyon içinde kullanılabilirler.

Imuran (Azatioprin): Azatioprin, hücrelerin bölünme yeteneğini engelleyerek etki gösterir. Her zaman diğer immunosupresiflerle, mesela siklosporin veya takrolimus ile birlikte verilir; böylece diğer ilaçlardan az dozlarda kullanılabilir. Azatioprinler diğer bir ilacın yan etkilerinedeni ile immunsupresiv ilaçları içeren yeni bir kombinasyonu gerektirdiğinde de yararlı alternatiflerdir. Tüm transplantasyon hastaları azatioprin almaz; bu yüzden eğer bağışıklığı baskılayıcı ilaçlarınız arasında yer almıyorsa korkmayın.

Azatioprin (Imuran) kullanımı: Dozunuz, kilonuza, tıbbi durumunuza ve transplantasyondan beri geçen zamana göre hesaplanacaktır. Tabletlerinizi günün herhangi bir vaktinde alabilirsiniz; fakat ilaçlarınızı her gün aynı zamanda alarak kendinize bir rutin oluşturmaya çalışın.

Yan Etkileri: Kemik iliği hücreleri azatioprine karşı çok duyarlıdırlar. Azatioprin alan hastalarda kansızlık (anemi), trombosit sayılarında düşme ve kanama bozuklukları, en sıkta beyaz küre (lökosit) sayılarında düşme ve enfeksiyonlara eğilim görülür. Bu yüzden kararlı bir azatioprin dozuna ulaşılana kadar doktorun sık sık kan hücrelerini sayması gereklidir. Eğer kan hücre sayımı düşükse, bir süre için bu ilacı almayı kesmek ve kemik iliğine toparlanması için zaman vermek zorunda kalabilirsiniz.

Bunlara ek olarak azatioprin aşağıdakilere sebep olabilir:
Saç dökülmesi
Karın ağrısı
Kusma
İshal
Mide bulantısı gibi sindirim sistemi sorunları
Ateş
Eklem ağrıları
Karaciğer fonksiyonlarında bozulma
Artan tümör riskleri (lenfoma)

Bu liste kaygılandırıcı görünse de, bu yan etkilerin sıklığının düşük olduğunu kaydetmek önemlidir. Eğer ilaç kesilirse azatioprinin kemik iliğindeki etkileri geri dönüşümlüdür. Azatioprin organ reddini engellemek için 35 yıldan fazla süredir kullanılmaktadır ve organ reddini engellemek için gereken düşük dozlar insanların çoğu için güvenlidir. Bütün transplantasyon hastaları azatioprin kullanmaz. Bugün azatiopirin yerine sıklıkla mycophenolate mophetil (Cellcept) kullanılmaktadır.

Eğer gebelik ya da emzirme dönemindeyseniz bu ilacı almanın yararları, size, fetüsünüze ve bebeğinize vereceği potansiyel zararlarla karşılaştırılmalıdır. Gebe olduğunuzu düşünüyorsanız doktorunuz veya transplantasyon ekibinize hemen danışın.

Prograf (Takrolimus): Siklosprin gibi takrolimus da T-hücrelerinin işlevini bloke eder ve bunların karaciğerinize saldırarak zarar vermesini engeller. Takrolimus, genellikle kortikosteroidler ve bazen de azatioprinle veya cellcept ile kombinasyon halinde oral olarak alınır; vücudunuzda dolaşan takrolimus konsantrasyonu bir kan testi ile ölçülür ve sonuçlara göre dozu ayarlanır. İlacınızın dozu giderek azalacaktır.

Takrolimus aldığınız ilk birkaç ay boyunca sık sık kan testi olacaksınız; böylece ilacın etkisi kadar yan etkileri de izlenebilecektir.

Prograf (Takrolimus) Kullanımı (1 ve 5 mg’lık kapsüller): Dozunuz kilonuza, kan düzeyinize, tıbbi durumunuza, laboratuar test sonuçları ve herhangi bir yan etkinin varlığına göre hesaplanacaktır. Günlük toplam miktar bölünmeli ve 12 saatlik aralarla iki doz halinde alınmalıdır. Kapsülü paketinden çıkarıp bol su ile hemen yutunuz. Kapsüller, öğünlerden bir saat önce veya iki-üç saat sonra alınmalıdır. Check-up yapılacak ziyaret gününüzde kan örneğinizi verene kadar takrolimus almayınız. Yanınızda ilacınızı getirmeyi unutmayınız ki, kan testini yaptırır yaptırmaz içebilirsiniz.

Yan Etkileri:Takrolimusun yan etkileri aşağıda listelenmiştir.

Böbrek fonksiyonlarında bozukluk
Yüksek tansiyon
Uyku düzensizliği
Bir miktar yükselmiş kan şekeri düzeyleri
Ellerde ve ayaklarda uyuşukluk ve karıncalanma
El titremesi (tremor)
Baş ağrıları

Transplant ekibiniz ilacınızı siklosporin-den takrolimusa veya takrolimustan-siklosporine değiştirebilir. Bu devam eden doku reddini engellemek veya yan etkileri ortadan kaldırmak amacı ile yapılır. Takrolimus ve siklosporini aynı anda asla almayınız.

Bu yan etkilerin çoğu takrolimusun dozu düşürülerek ortadan kaldırılabilir ya da azaltılabilir. Muhtemelen bu yan etkilerin hepsini birden ya da en azından çoğunu yaşamayacağınızı ve zamanla aldığınız doz düştükçe daha azının ortaya çıkacağını unutmayın. Takrolimus sık kullanılan birçok ilaçla etkileşim gösterir. Herhangi bir yeni ilacı almadan önce her zaman doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizin onayınızı alınız. Bunlara eczanelerden reçetesiz olarak alabileceğiniz ilaçlar da dahildir. Eğer gebelik ya da emzirme dönemindeyseniz bu ilacı almanın yararları, size, fetüsünüze ve bebeğinize vereceği potansiyel zararlarla karşılaştırılmalıdır. Gebe olduğunuzu düşünüyorsanız doktorunuz veya transplantasyon ekibinize hemen danışın.

Siklosporin (Sandimmune/Neoral): Siklosporin T-hücrelerinin (bir akyuvar türü) etkinliğini engelleyerek etki gösterirler; Siklosporin genelde kortikosteroidler ve/veya azatioprin ile kombinasyon içinde oral olarak verilir. Vücudunuzda dolaşan siklosporinin konsantrasyonu bir kan testi ile ölçülür ve dozu ayarlanır. Siklosporin ve takrolimus immun sisteminizi baskılayan esas ilaçlardır.

Siklosporin (Sandimmun/Neoral) kullanımı: Dozunuz kilonuza, kan düzeylerinize, tıbbi durumunuza, laboratuar test sonuçlarına ve herhangi bir yan etkinin varlığına göre hesaplanacaktır. Eğer siklosporini günde iki kez alıyorsanız, dozlarınız 12 saatte bir olmalıdır. Check-up yapılacak ziyaret gününüzde kan örneğinizi verene kadar siklosporin almayınız. Yanınızda ilacınızı getirmeyi unutmayınız; böylece kan testini yaptırır yaptırmaz ilacınızı alabilirsiniz. Siklosporinin iki formülasyonu vardır: sıvı ve kapsül. Ayrıca siklosporinin sandimmune dışında yeni bir formülü vardır, Neoral, emiliminde safraya bağımlılığı eski formülü olan sandimmune göre daha azdır. Ayrıca daha az değişken kan düzeyleri sağlar.

Sıvı Form: Siklosporinin oral sıvı formu dikkatli bir hazırlık gerektirir çünkü uzun sürelerde güneş ışığında tutulduğunda kimyasal olarak dayanıksızdır. Siklosporin yağlı bir sıvı olduğu için suda iyi çözünmez ve bu ilacı kullanan hastalar aşağıdaki talimatları izlemek zorundadırlar :

Verilen pipetle reçetede yazılan siklosporin miktarını dikkatlice karıştırınız ve sıvıyı bir bardak, seramik ya da kupa içerisine koyun.
Plastik ya da polistiren bardak kullanmayın.
Bir metal kaşık kullanarak siklosporini süt, kakaolu süt veya elma suyu ile iyice karıştırın. Karıştırılan içecek oda sıcaklığında olmalıdır.
Greyfurt suyu kullanmayın.
Karışımı hemen için ve tüm dozu aldığınızdan emin olmak için bardağı daha fazla süt veya meyve suyu ile çalkalayın.
Pipetin dışını tek kullanımlık yumuşak bir kağıtla kurulayın ve koruyucu kılıfına geri koyun. Pipeti hiçbir zaman su ya da diğer temizleme ürünleri ile temizlemeyiniz.
Siklosporin ilacınızı her gün aynı zamanda alın.
Siklosporini buzdolabında saklamayın. İlacınızı ışık görmeyen serin ve kuru bir yerde saklayın.

Siklosporin aldığınız ilk birkaç ay boyunca sık sık kan testi olacaksınız; böylece ilacın etkisi kadar yan etkileri de izlenebilecektir.

Kapsüller: Bazı hastalar kapsül kullanmayı sıvı forma kıyasla daha kolay bulurlar. Hastalar kapsülleri biraz süt, kakaolu süt veya meyve suyuyla almalıdırlar. Greyfurt suyu ile asla almayınız. Kapsülleri her gün aynı saatte almalısınız. Kapsülleri kabından çıkarır çıkarmaz yutun.

Yan Etkileri: Siklosporinin bazı yan etkileri aşağıda listelenmiştir.

Böbrek fonksiyonlarında bozukluk
Yüksek tansiyon
Dişeti kalınlaşması
Kan yağlarında artış
Kıllanmada artış
El titremesi (Tremor)
Diyare, kusma ve bulantı gibi gastroentestinal sorunlar
Karaciğer fonksiyon bozuklukları
Baş ağrıları

Bu yan etkilerin çoğu siklosporin dozu düşürülünce azalacak ya da yok olacaktır. Muhtemelen bu yan etkilerin hepsini birden ya da en azından çoğunu yaşamayacağınızı ve zamanla aldığınız doz düştükçe daha azının ortaya çıkacağını unutmayın.

Siklosporin sık kullanılan birçok ilaçla etkileşim gösterir. Herhangi bir yeni ilacı almadan önce her zaman doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizin onayınızı alınız. Bunlara eczanelerden reçetesiz olarak alabileceğiniz ilaçlar da dahildir. Eğer gebelik ya da emzirme dönemindeyseniz bu ilacı almanın yararları, size,fetüsünüze ve bebeğinize vereceği potansiyel zararlarla karşılaştırılmalıdır. Gebe olduğunuzu düşünüyorsanız doktorunuz veya transplantasyon ekibinize hemen danışın.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...
İlaç Kontrol Listesi
Aşağıdaki kurallar bütün ilaçlara uygulanır :

İlaçlarınızı her gün aynı zamanda alınız
Daha iyi hissetseniz bile dozu hiçbir zaman kendi başınıza değiştirmeyin ya da kesmeyin
Eğer kazayla önerilenden fazla bir doz alırsanız, doktorunuza hemen bildiriniz
İlacınızın sadece sizin için olduğunu unutmayınız
Etikette belirtilen son kullanma tarihinden sonra hiçbir ilacı kullanmayınız
Kullanılmayan ilaçları transplant servisine geri götürünüz
İlacınızı alırken ortaya çıkan yeni ya da alışılmadık herhangi bir yan etkiden doktorunuzu ya da transplantasyon ekibini haberdar ediniz
Doktorunuzun izni olmadan reçetesiz satılan ilaçlardan almayınız
İlaçlarınızı serin, kuru, ışık almayan ve çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayınız
Doktorunuz ya da eczacınız aksini söylemediği takdirde ilaçlarınızı buzdolabında saklamayınız
Hafta sonları veya uzun tatillere girmeden önce veya uzun seyahatlere giderken yanınızda yeteri kadar ilaç olduğundan emin olunuz.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...
Ameliyat Sonrası Komplikasyonlar
Önemli bir ameliyat geçiren tüm hastalar ameliyat sonrası komplikasyonları yaşayabilirler. Transplantasyon hastalarının çoğunluğu ameliyattan sonraki ilk birkaç hafta içinde bazı komplikasyonlar yaşayabilirler, bu nedenle siz de birtakım problemlerle karşılaşırsanız endişelenmemelisiniz. Transplantasyon ekibiniz komplikasyonları azaltmak için ellerinden geleni yapacaklar ve ortaya çıkanları da hızla tedavi edeceklerdir.;

Red (Rejeksiyon): Transplantasyon ameliyatı sonrası ilk haftalar içinde birçok hasta en az bir bazen de birkaç kez red atağı geçirirler. İlk başta hiçbir fiziksel red bulgusu olmayabilir; fakat, açıklanamayan hafif bir ateş ya da genel bir halsizlik gibi genel iyi olma hissinizde küçük bir değişiklik fark edebilirsiniz. Sıklıkla karaciğer fonksiyon testlerindeki bozukluklar ile anlaşılır.

Rejeksiyon Tedavisi: Redden şüphelenildiğinde, bu, genellikle bir karaciğer biyopsisiyle doğrulanır. Orta ya da ağır bir reddiniz varsa üç ardışık gün boyunca yüksek doz kortizon tedavisi başlanır( pulse steroid). Bir hafta sonra tedavinin etkili olup olmadığını görmek için bir biyopsi yapılabilir. Eğer steroid tedavisinden sonra red hâlâ mevcutsa, ya da kötüleşiyorsa, veya kısa bir zaman sonra red tekrar ortaya çıkarsa, daha güçlü bir bağışıklığı baskılayıcı tedavi uygulanır. Tedaviden bir hafta sonra, reddin kontrol altına alınıp alınmadığını anlamak için bir biopsi daha yapılabilir. Neyse ki, artık yeni ve güçlü immunsupresif (Bağışıklığı baskılayıcı) ilaçlarla artık önlenemeyen red olayları pek yaşanmamaktadır.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...
Enfeksiyon
Organ reddini engellemek için bağışıklık sisteminizi baskılamak gereklidir. Fakat bu aynı zamanda vücudunuzun enfeksiyonla savaşma gücünü de zayıflatır. Ameliyat sonrası ilk dönemde soğuk algınlığı ve gribe daha yatkın olduğunuzu fark edeceksiniz.

Enfeksiyonu Önleme : Bizi çevreleyen dünya mikroplarla doludur ve potansiyel olarak enfeksiyöz organizmalarla olan temasınızı kısıtlamak önemli olsa da bir ‘baloncuk’ içinde yaşamanız gerekmez. Yaşam tarzınızı aşırı derecede kısıtlamadan sizin ve ailenizin enfeksiyon riskini düşürmek için alabileceği basit önlemler vardır. Bunlar aşağıdakileri içerir :

Yeterince dinlenmek
Sağlıklı ve dengeli beslenmek
Düzenli olarak egzersiz yapmak ve kilonuzu kabul edilebilir sınırlarda tutmak
Grip döneminde kalabalık alışveriş merkezlerinden, tiyatrolardan sinemalardan kaçınmak
Soğuk algınlığı ve nezle gibi etkin enfeksiyonları taşıyan kişilerle yakın teması azaltmak
Tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerinizi iyice yıkamak
Küçük kesik ve sıyrıkları hemen temizlemek ve bir yara bandıyla örtmek
Bahçeyle çiçeklerle, ya da diğer kirli işlerle uğraşırken eldiven giymek
Sigara içmemek!

Enfeksiyon Belirtileri : Bazen bir enfeksiyon engellenemez. Aşağıdakileri yaşıyorsanız hemen doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizle bağlantıya geçiniz :

Bir günden uzun süren 38ºC'nin üstündeki tüm ateşler (özellikle buna üşüme eşlik ediyorsa)
Diyare, bulantı, kusma ya da açıklanamayan baş ağrısı
Yorgunluk, iştahsızlık
Nefes darlığı, idrarda yanma, abdominal ağrı
Deri veya göz renginizde değişiklik, deride döküntü, yutkunurken ağrı ve zorluk
Anormal Böbrek Fonksiyonları

Bazı hastalarda siklosporin (Sandimmun) ve takrolimus (Prograf) tedavileri anormal böbrek fonksiyonlarına sebep olabilir. Böbrek fonksiyonlarında bir kötüleşme üre ve kreatinin düzeyleri ile kolayca ölçülebilir. Bu iki atık ürün, siklosporin veya takrolimus toksisitesi yüzünden böbrek yetersiz çalıştığında , anormal düzeylere yükselir. Bu yan etkiler çoğu zaman dozla ilişkilidir ve genellikle doz azaltıldığında kontrol altına alınır. Anormal böbrek fonksiyonlarının anlaşılması zor olabilir, fakat geceleri idrara aşırı düzeyde çıktığınızı ya da sürekli yorgun hissettiğinizi fark ettiğinizde veya yeterli sıvı almanıza rağmen idrar miktarınızda belirgin azalma oluyorsa doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizle bağlantıya geçiniz.

** Bu yan etkiler çoğu zaman dozla ilişkilidir.
Diyabet
Diyabet, kanınızdaki şeker oranında artıştır. Uzun vadede diyabet, böbrek yetersizliği, körlük, dolaşım bozuklukları ve kol ve bacaklarda duyu kaybına yol açabilir. Aldığınız bazı bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar diyabete sebep olabilir. Aşağıdakilerin herhangi birini fark ederseniz doktorunuz ya da transplantasyon ekibinizi haberdar ediniz :

Artan susuzluk
İdrara çıkma sıklığında artış
Bulanık görüş
Bilinç bulanıklığı

Kilo vererek, dikkatli bir perhizi sürdürerek ve düzenli egzersiz yaparak kan şekeri düzeyinizi düşürebilirsiniz. Oral bir anti-diyabetik ilaç veya insülin enjeksiyonu gerekli olabilir. Eğer sizde diyabet ortaya çıkarsa, bu sorunla başa çıkmanıza yardım etmek için özel bir tedavi göreceksiniz.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...
Yüksek Kan Basıncı (Hipertansiyon)
Yüksek kan basıncı ve kalp hastalıkları insanlar yaşlandıkça daha sık görülen yaygın rahatsızlıklardır. Kan basıncınız almak zorunda olduğunuz bazı ilaçların bir yan etkisi olarak yükselebilir. Eğer yüksek kan basıncı tedavi edilmeden bırakılırsa kalbi zayıflatabilir ve kan damarlarının yaşlanmasına sebep olabilir. Bu yüzden kan basıncınızı kontrol etmek için ilave ilaçlar almak zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca, idrar çıkışınızı artırmak ve vücudunuzdan istenmeyen fazla sıvıları atmak için bir diüretik (su hapı) alabilirsiniz.

Kan basıncınızı kontrol etmek için ilave ilaçlar almak zorunda kalabilirsiniz. Yaşam tarzınızı düzenlemek de kan basıncınızı düşürmeye yardım edebilir. Stresten kaçınmayı deneyin, az tuzlu bir perhiz izleyin, sigarayı bırakın ve düzenli olarak egzersiz yapın.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...
Kanser

Tüm bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar, kanser oluşma riskini hafifçe arttırabilirler, özellikle B-hücre (bir tür beyaz küre) lenfoması. Bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanan herkes için kanser ortaya çıkma olasılığı mevcuttur ama bu risk küçüktür (% 3’ ten küçük). Transplantasyon hastalarında deri kanserinin ortaya çıkma olasılığı daha fazladır. Bu yüzden kendinizi güneşten koruyacak önlemler almalısınız.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Nörolojik Komplikasyonlar

Siklosporin ve takrolimus uykusuzluk, kabus ya da karışık rüyalar gibi uyku bozukluklarına sebep olabilir. Kendinizi sinirli hissedebilir ve ani ruh hali değişiklikleri yaşayabilirsiniz. Bazı hastalar konsantre olma ve hatırlama güçlüğü çeker. Ellerinizin titrediğini ya da ellerinizde ve ayaklarınızda bir karıncalanma hissi olduğunu fark edebilirsiniz. Bu yan etkiler genellikle ameliyattan kısa bir süre sonra ortaya çıkar ve ilaç dozu düştükçe azalır. Kendinizi sinirli hissedebilir ve ani ruh hali değişiklikleri yaşayabilirsiniz.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Psikiyatrik Sorunlar

Transplantasyon hastalarının ilk heyecanının bitmesiyle endişelenmesi ve depresif olması alışılmadık bir şey değildir. Görünüşteki değişiklikler bazı hastaları, özellikle kadın ve çocukları rahatsız edebilir. Transplantasyon ameliyatından sonra hayatınızın eskisi gibi olmayacağından ve özürlü ya da şekli değişmiş olmaktan korkabilirsiniz. Bu, aile içinde sorunlara ya da gerilime neden olabilir. Eşiniz ya da aileniz için özel ihtiyaçlarınızı anlamak zor olabilir. Evdeki hayatınızı ayarlamakta size ve ailenize yardımcı olmak ve sonunda sizi, işe veya okula dönmeye hazırlamak için danışmanlık hizmetleri bulunmaktadır. Bu tür hizmetler hakkında doktorunuza ya da transplantasyon ekibinizle bağlantıya geçmelisiniz; böylece, bu tip problemler engellenebilir ya da çözülebilir.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Yaşam Kalitesi

Başka bir karaciğeri birine nakletmek arabanın motorunu değiştirmeye benzemez. Hayatınızda bazı değişiklikler yapmak zorundasınız, her gün ilaçlarınızı almak ve hastaneye olağan poliklinik ziyaretleri için gitmek gibi. Yine de, transplantasyon hastalarının çoğunluğunun, yaşam kaliteleri transplantasyon öncesi durumlarına kıyasla çok daha iyidir. Birçok insan için, nakledilmiş bir organ onlara ikinci ve değerli bir yaşam imkanı vermiş ve yeni bir başlangıcı simgelemiştir. Transplantasyon hastalarının çoğunluğu, yaşam kalitelerinin çok iyi olduğuna inanırlar.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Transplantasyon Ekibinizle İletişim

Bu sizin ana sorumluluğunuzdur. Siz ve karaciğer dokunuz birbirine uyduğu anda tıbbi bakımın amacı herhangi bir diğer sağlıklı insanınkiyle aynı olur; hastalıkları engelleme ve ortaya çıkan sorunları başarıyla tedavi etme. Siz ve transplantasyon ekibiniz ile diğer doktorlar arasındaki iletişim daima iyi olmanız için zorunludur. Bütün size bakan doktorların transplantasyonunuzun, aldığınız ilaçların ve sağlıklı kalmak için almak zorunda olduğunuz önlemlerin bilincinde olduğundan emin olun. Tıbbi ayrıntılarınızın yanlışsız ve güncel kaydını tutun: kan basıncı, nabız, ilaçlarda veya dozajda değişiklik, küçük enfeksiyonlar ve tedavileri, her tür yeni belirti ya da yan etki mutlaka kaydedilmelidir. Vücudunuzu iyi tanıyın ve değişiklikleri doktorunuza söyleyiniz Tıbbi ayrıntılarınızın yanlışsız ve güncel kaydını tutun.

Kent Hastanesi Organ Nakli'ni desteklemektedir...

Operatör Doktor
Hüseyin Cahit YILMAZ
Hizmet Verdiği Merkezler
Doçent Doktor
Murat KILIÇ
Hizmet Verdiği Merkezler
Operatör Doktor
Rasim FARAJOV
Hizmet Verdiği Merkezler
Profesör Doktor
Sema AYDOĞDU
Hizmet Verdiği Merkezler
Operatör Doktor
Zaza IAKOBADZE
Hizmet Verdiği Merkezler
MELD skoru hesaplama

MELD skoruna göre 14 ve üzerinde olan hastalara Karaciğer Transplantasyonu hazırlığı yapılmalıdır.

http://www.mayoclinic.org/medical-professionals/model-end-stage-liver-disease/meld-model-unos-modification

Herkesin organı herkese takılabilir mi?
Hayır ! Organ naklinde doku ve organların uyumu esastır. Nasıl herkesin kanı herkese verilemiyor ve bir takım kan gruplarına dikkat ediliyorsa, aynı şey organ naklinde de söz konusudur. Nakledilecek organa göre uyum kriterleri değişebildiğinden, bu esaslara dikkat edilmezse, organ nakledilen kişi yani "alıcı" nın vücudu organı yabancı bir madde olarak algılayacak ve reddedecektir.

Özellikle 1960'lardan sonra bağışıklık önleyici ilaçların (immunsuppresive) tıpta kullanılmaya başlamasıyla, günümüzde transplantasyon uygulamaları büyük bir hız kazanmıştır. Çünkü saptanabilen bütün dokuların uyumuna rağmen bugün bilemediğimiz pek çok faktör nedeniyle vücut yabancı organı tanıyıp reddetme eğilimindedir. Bu ilaçlar sayesinde bağışıklık sistemi bir nevi kandırılarak organın yaşatılması hedeflenir. Yine de bu ilaçlar doku uyumu gereksinimini tamamen ortadan kaldıramazlar. Bu nedenle başarılı bir transplantasyon için hem uyumlu organ hem de bilinçli bir immunsuppresive tedavi esastır.
Takılacak Organlar Kimlerden Temin Edilir?
Bugün dünyada iki tip transplantasyon biçimi uygulanmaktadır.

Canlı vericili transplantasyonlar

Kadavra vericili transplantasyonlar

Birinci şekilde nakledilecek organ yaşamakta olan bir başka insandan alınır. Böbrek gibi çift organların biri , tek organların da bir parçası diğer bir kişiye nakledilmek üzere alınır. Tabiatıyla kalbin canlıdan nakli söz konusu olamaz.

İkinci şekilde ise organları alınan kişi tıbben ölmüştür. Nakil için uygun olan tüm organları alınarak, ihtiyacı olan ve doku uyumu bulunan hastalara nakledilir. Transplantasyonda ilk uygulanan ve asıl uygun olan yöntem budur. Böylelikle sağlıklı diğer bir kişinin de hayatı riske edilmemiş olacaktır. Ancak organ bekleme listelerinin giderek kabarması ve ihtiyacı karşılayacak kadar organ bulunamaması birinci yöntemin, yani canlıdan nakillerin de tıp dünyasına girmesine neden olmuştur.

İşte bu nedenle kadavradan organ bağışlarının yaygınlaşması büyük önem taşımaktadır. Böylelikle organlar birkaç ayda toprak olup gideceklerine hem bir insanı yaşatacaklar hem de başka bir insanın hayatını riske atılmaktan kurtarmış olacaklardır.
Organ Bağışının Manası ve Önemi
Organ bağışından ne kastediyoruz ? Organ bağışı, yaşarken yaptığımız bir bağış ama ölümümüzden sonraki bir uygulamayı yansıtıyor. Canlı vericilerden yapılan nakillerde organlarından birini ya da bir parçasını bağışlamak organ bağışı kapsamında mıdır ? Organ bağışının ailemizi ilgilendiren yönleri nelerdir ? Organ bağışı dediğimizde her şeyden önce ikinci tip organ nakillerini kastettiğimizi vurgulamamız gerek. Yani kadavradan ya da tıbben ölmüş kimselerden olan nakiller için ortaya atılmış bir kavramdır organ bağışı.

Canlıdan nakillerin genellikle akrabalar arasında olması münasebetiyle tam bir bağış sayılmaması doğaldır. Akraba olmayan bağışlarda da özellikle dünyada uygulandığı şekliyle yakınlığın yanında diğer menfaatlerin de bulunabileceği göz ardı edilemez. Zaten canlıdan nakiller tıp etiği yönüyle de sağlıklı bir insanın hayatının riske edilmesi açısından bazı soru işaretleri taşımaktadırlar. Yine de bulunan organların yetmediği bu koşullarda insanları kurtarmanın yegane yolu olmaları münasebetiyle kaçınılmaz olarak uygulanmaktadırlar.

Asıl organ bağışı kavramı ise kadavra nakilleri için kullanılmaktadır. Yaşam boyu kullandığımız bizi yaşatan organlarımızın, öldüğümüzde bambaşka hem de tanımadığımız insanları yaşatmak amacıyla kullanılması ve bu organlardan, bağışlayanların herhangi bir menfaatinin olmaması, kavram olarak gerçek bir bağış olduğu gibi aynı zamanda büyük bir insanlık örneğidir de.

Bu aynı zamanda insanın yaşama duyduğu saygının da bir ifadesidir. Dünyanın malının dünyada kalacağı bilinciyle, sadece insana has olan ardında bir şeyler bırakabilme, insanlık adına da bir şeyler yapabilme duygusunun da doruk noktasıdır. Belki o anda organları bağışlanan kişi bunun bilincinde olamamaktadır ama zaten tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu bağış daha ziyade yaşayanları ilgilendiren bir olgudur. Ölen kişinin bağış kartı olsa da olmasa da bağışı yapacak olanlar ölenin yakınlarıdır. Yakınlarının istememe halinde kişinin kendi organ bağışı hiçbir şey ifade etmez.

O nedenle organ bağışı denildiğinde kendimize sormamız gereken asıl soru; kendi organlarımızı bağışladığımız kadar en sevdiklerimizin organlarını bağışlayıp bağışlayamayacağımız olmalıdır ? Görüldüğü gibi bu çok zor bir sorudur. Ama bir gün organ bekleyen bir yakınımızın olabileceği gibi organını bağışlamak veya bağışlamamak durumunda kalacağımız bir yakınımız da olabilir.
Ölümden Ne Kadar Sonra Organlar Alınabilir ?
Her ölümden sonra organların kullanılması ne yazık ki mümkün olamamaktadır. Hangi şekillerde ölüm vuku bulduğunda organların kullanılabileceği büyük önem taşır. Böylelikle kamu oyunda sıkça konuşulduğu gibi deprem gibi felaketler sonrasında cesetlerin organlarının alınmasının mümkün olmadığı da anlaşılmış olur. Kadavradan organ nakli dediğimiz zaman, kalbi durmuş bir insandan söz etmiyoruz. Yani evinde ya da kaza mahallinde veya deprem veya afet bölgelerinde kalbi durmuş ve döndürülememiş bir insanın organları organ naklinde kullanılamaz.

Sadece ve sadece beyin ölümü gelişmiş yani tıbben ölmüş ama organları zarar görmemiş insanların organları diğerlerine nakledilebilir. Bunun içinde kalbin hala çalışıyor olması gereklidir.

Bunu duyar duymaz içimizde hemen bir kuşku doğuyor; Yoksa insanların organları ölmeden mi alınıyor ??

Asla !
Tıp bugün gelmiş olduğu düzeyde pek çok noktada kesin verilere ulaşmış olamasa da artık bir şeyin ayrımını kesin ve tartışmasız olarak yapabiliyor. O da "ölüm ve yaşam". Neyin ölüm neyin de yaşam olduğuna dair artık en ufak bir kuşkumuz yok. Eğer tıbbın böyle bir kuşkusu olsa idi organ naklini de zaten aklımıza getiremezdik. Çünkü tıpta en temel ilke her bireyin kendi yaşam hakkı olduğu ve trilyonda bir yaşama dönüş şansı bile olsa bu şansın sonuna kadar kullanılması gerektiğidir. Hiç kimse için nasıl olsa ölecek tabiri kullanılamaz. Onu sadece Tanrı bilir. Dolayısıyla ölüm anına karar vermek de biz doktorların değil, Tanrı'nın bileceği bir iştir. Beyin ölümünün tam ve kesin olarak ölüm demek olduğunu bildiğimiz ve bundan her şeyden çok emin olduğumuz için organ naklini söz konusu edebiliyoruz.
Beyin Ölümü Nedir ?
Beyin ölümü kesin olarak tam bir ölümü ifade eder. Bunun şüpheye mahal bırakmadan anlaşılması herkes için büyük önem taşır. Bir yakınımızı kaybettiğimizde, bazen toprağa verdikten sonra bile öldüğüne inanamıyoruz. Dolayısıyla böyle bir kavramla karşılaştığımızda aklımızda soru işaretlerinin kalmamış olması gerekiyor. Ölümün ruhsal anlamda tanımını yapmak biz hekimlere düşmez. Bu son derece derin ve felsefi bir konudur. Biz ancak ölümün biyolojik yönü üzerinde konuşabiliriz. Bunu yapabildiğimiz içindir ki, bedenleri öldükten sonra toprağa gömebiliyoruz. Eğer bu biyolojik sonlanmayı bilemeseydik ve tanımlayamasaydık hiç kimseyi gömmememiz gerekirdi.  Kesin tanımını kazanmadan önce ölümün tanımı, tarih içinde bazı değişiklikler geçirmiş ve uzun yıllar boyu kalbin durması şeklinde tanımlanmıştı. Ama kalp durmasının artık ölüme delalet etmediğini sadece doktorlar değil pek çok insan bugün biliyor. Belli bir zaman içinde müdahale edildiğinde kalbin durduktan sonra tekrar çalıştırılması ve yaşama geri dönüş artık filmlerde ve romanlarda bile pek çok olaya konu oluyor ?  İnsanın ölümü tamamıyla beyinde vuku bulan bir olaydır. İnsanı tanımlayan ve insan yapan her şey; aklı, zekası, duyguları, kişiliği hepsi beyninde saklıdır ve diğer tüm organlar bir bütün halinde onu var etmek için çalışırlar. Beyin de bir ana kontrol merkezi gibi tüm bu organların birbiriyle uyum içinde çalışmasını sağlar. Bu ana kontrol ortadan kalktığında, her organın kendi otonom bir ömrü vardır. Koordinasyon ortadan kalktığından ortaklık bozulur ve hepsi belli bir süre içinde biyolojik canlılığını yitirir. Bu süre maksimum 72 saattir. Bu nedenle bugün artık kesin olarak biliyoruz ki beyin ölümü tam anlamıyla ölümü ifade eder. Bu 72 saatlik süre içinde organların canlılığını koruyabilmesi için çok yoğun bir tıbbi bakımın yanında bedenin solunum cihazına da bağlı olması gerekir. Bu bakım süreci hastayı yaşatmaya yönelik değildir. Hasta kaybedilmiştir. Bu bakımdan amaçlanan organ bağışında bulunulursa organların bir süre daha yaşatılmasıdır. ( 72 saat ). Organ bağışında bulunulmadığında beden solunum cihazından ayrılır. Dünyanın her yerindeki hukuki uygulama da bu şekildedir. Ülkemizde de bu süre içinde organ bağışı olmadığında bile vakanın yakınları isterlerse cenazelerini alabilirler.
İbrahim Ayhan Sürücü

İzmir’de Kent Hastanesi’nde üç ay 10 günlük bebekken yattığı ameliyat masasından Türkiye’de “karaciğer nakli yapılan ilk en küçük bebek” ünvanıyla kalkan Şanlıurfalı minik İbrahim Ayhan Sürücü, büyüdü, yürüdü, 2. yaşını doldurdu. Her an kaybetme korkusu yaşadıkları minik oğullarının peşinden koşmaya başlayan anne Aysel, baba Nusret Sürücü, “Bugünler bizim için hayaldi, inanamıyoruz” dedi.
Asım Gündüz İbrahim Gönültaş

Sağlıklarına karaciğer nakliyle kavuşmaları mümkün olan iki hastaya evlatlarından “hayat hediyesi” geldi. 20 yaşındaki Merve  babası Asım Gündüz’e (51), 22 yaşındaki Ahmet de babası İbrahim Gönültaş’a (46)  bir an bile tereddüt etmeden donör oldu.
Doğukan Birinci

8 yaşındaki Doğukan karaciğer kanserinden babasından nakledilen karaciğer sayesinde kurtuldu.
Halil Karaboğa

Halil Bey, hastanemizde kızı Vildan'dan yapılan karaciğer nakli sayesinde yeni bir yaşama merhaba dedi.
Nisa Nur

İzmir’de, 6 aylık oluncaya kadar sürekli karnının şişmesi nedeniyle götürüldüğü hastanelerden
Ahmet Delikkaya

Ahmet Bey, 2014 yılında siroz tanısıyla nakil için hastanemizi tercih edenlerden. Kızından gerçekleştirilen nakille hayata döndü.
Bere Hayat Sınmaz

Annesinin bir kez daha hayat verdiği minik Berre şimdi annesi babası ve tüm sevdikleriyle sağlıklı bir hayat yaşıyor.
Fatma Karaman

Siroz tanısı konulan Fatma Hanım, nakil kararının ardından hastanemize başvurdu ve oğlunun bağışı ile hayata tutundu.
Fikriye Cambaz

Fikriye Hanım, karaciğerindeki tümör nedeniyle kadavradan yapılan nakil sayesinde 2013 yılında sağlığına kavuştu.
Hatice Sarıbey

Siroz hastası Hatice Hanım, karaciğer nakli amacıyla hastanemize başvurdu. Yeni bir hayata kavuştu.
Huriye Bora

Huriye Hanım, karaciğer yetmezliği tanısı sonrasında Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ekibine ulaşıp, sağlığına kavuştu.
İsmail Keskin

Hepatite bağlı siroz tanısı ile hastanemize başvuran İsmail Bey’e kız kardeşinden alınan karaciğer parçası 2015 yılında nakledildi.
Kerim Çetinavcı

Kerim Bey, uzun süre gördüğü ilaç tedavisinin ardından hastanemiz ve donör yengesi sayesinde sağlıklı.
Mehmet Yavan

Mehmet Bey, donör kızı ve hastanemizdeki karaciğer nakli sayesinde sevdiklerine yeniden kavuştu.
Muhammet Ali Tezgel

3 aylıkken doğuştan karaciğer sirozu teşhisi konulan minik Muhammet’e 2 yaşında karaciğer nakli sağlandı.
Muharrem Altuğ

23 yaşında karaciğer yetmezliği ile tanışan Muharrem, başarılı karaciğer nakliyle hayata kaldığı yerden devam ediyor. 
Murat Oğuz

Değerli bir organ bağışıyla yeniden hayata dönen Doktor Murat Bey, organ bağışının önemini yeniden vurguladı.
Nizam Öztürk

Nizam Bey’e 18 Eylül 2015’de uygun karaciğer bulundu ve değerli öğretmenimiz sağlığına kavuştu.
Osman Küçükbağrıaçık

Osman Bey, uygun kadavranın bulunmasıyla, sadece 2 ay içinde organ nakli olarak hayata yeniden “Merhaba” dedi.
Şafak Ağustoslu

Hastanemize nakil için başvuransiroz hastası Şafak Bey’in hayatı, 2012 yılında bir bağışçı tarafından kurtarıldı.
Safiye Çetindaş

Hepatite bağlı siroz hastası olan Safiye Hanım’a gelini umut oldu, başarılı bir operasyonla mutlu yuvalarına geri döndüler.
Şükriye Çatal

Siroz tanısıyla yaşayan Şükriye Hanım’a 2015 yılında nakil olması kararı alındıktan sonra kızı donör oldu. 
Taha Yalım

Wilson sirozu genç hastamız, şimdi sağlıklı. Ona sağlıklı ve uzun bir ömür diliyoruz.
Taner Yaparoğlu

Uzun süre sirozla mücadele eden Taner Bey, 2015 yılında hastanemizde gerçekleşen organ nakliyle yeniden hayat buldu.
Ünsal Uçar

Karaciğerindeki kitle nedeniyle organ nakli olan Ünsal Bey, 2010 yılında geçirdiği ameliyattan bu yana oldukça sağlıklı.
Varol İleri

Siroz hastalığı tanısı konulan Varol Bey,2014 yılında oğlunun bağışı sayesinde sevdikleriyle birlikte hayatın keyfini çıkarıyor.
Yaşar Ulu

2008 yılında hastanemize başvurarak ismini kadavra listesine yazdıran Yaşar Bey 2015’te uygulanan nakil ile hayata döndü.